• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

İhanetin kısa tarihi; 1989; Hem Gülen-Hem Güldüren...

Şükrü  Sak
Düşünün bu “İslamî camiâ”nın arsız, yüzsüz ve pişkinlerini;Adamlar hiçbir kavgaya girmemişler…Hiçbir kavgada yara almamışlar, hiçbir tehlike ve riske girmemişler ama her birinden inanılmaz “ganimetlerle” çıkmışlar…

 

 

 

 

Yıl; 1989; Hem Gülen, Hem Güldüren... İhanetin Kısa Tarihi

Şükrü Sak

Aslında bu konuya hiç girmeyecektim…

Fakat yaşanan rezaletleri görünce, zaruret oldu.

Buna ilave olarak;

Birkaç gün önce bir gazeteci arkadaşla konuşurken;

-“Bu konuyu ilk defa Nurettin Veren gündeme getirmişti, ama biz o Aydınlıkçı olduğu için itibar etmedik…”

Deyince, aslında “biliniyor” sandığımız bu meselenin hiç bilinmediğini fark ettik…

Tabii olarak bir zaman hesaplaması ile de bu anlaşılabilir…

Yani 90’lı yıllarda yaşı, 18-25 olanlar bunu biliyorlardır…

Düşününce sonraki kuşakların bunu bilmiyor olmasını tabii kabul ettim bende…

Özellikle kırk yaş altı kuşağın bunları bilmiyor olması normal kabul edilebilir…

Mevzu; 17/25 Aralık darbe girişimi ile başlayan, 15 Temmuz darbe girişimi ile devam eden; FETÖ meselesi

(Malûm, bu “FETÖ”, 17 Aralık’tan sonra bu ismi aldı… Daha önce, “cemaat”ti, “hizmet”ti, “eğitim”di, “Müslüman”(!)dı, “Nurcu”lardı, abilerdi, ablalardı vesair… Ama illa ki FETÖ değildi, hain değildi, terörist değildi…)

Evet,  FETÖ bugünün meselesi değil…

Özellikle 17 Aralık’tan sonra, hemen hemen toplumun bütün kesimleri bu ihanet şebekesinin geçmişi hakkında bilgi sahibi oldular…

Bilinmeyen…

Veya bildirilmeyen…

Veya bil-di-ri-le-me-yen ise, bu hain ajan yapılanmaya karşı:

İlk karşı duran…

İlk kavgayı veren…

Bu mikrop yuvasını ilk teşhis eden…

Bu ihanet şebekesini, Müslüman Türk milletine karşı girişilen “örtülü işgal”i sürdürmek için ABD ve İsrail tarafından projelendirilmiş bir “ajan yapılanma” olduğunu ilk tesbit ve teşhis eden ve böylece de adlandıran…

Ve bunlara karşı ilk mücadeleyi başlatanların ve o günden bugüne bu mücadeleyi sürdürenlerin kim olduğu?..

Peki, söyleyin bakalım, “kim bunlar?”…

Aslında;

Bunların kim olduğunu”, bugün İslamî camiada bilmeyen de yok!

Biz bu “ajan yapılanmanın” gerçek yüzünü ortaya koymaya çalıştıkça, onların “Fetullah Hocefendi” diye bahsettikleri bu haine;

“Sarıklı sapık…

Amerikan ajanı…

Sümüklü vaiz…

Fettoş…

İslâmı tahrif etmekle görevlendirilmiş bir Yahudi-Siyonist uşağı”

Dedikçe…

Dediklerimizi her türlü delillendirip ispatladıkça…

Onlar:

Bizim “Müslümanlığımızdan şüphe”(!) ederek;

Ya muhterem hocafendiye böyle söylenir mi, cemaat, hizmet, eğitim, öğrenci, laiklik, hoşgörü, diyalog, uzlaşma” vesaire diyorlardı… İstisnasız hemen hemen hepsi…

(Malûm İslâmî gazeteler, cemaatler, dergiler, vakıflar, dernekler, hacılar, hocalar… Bunlar şimdi mangalda kül bırakmıyorlar. Ama yine dürüst değiller, işin içinde yine “mama” var, işin içinde yine “köfte” iştahı var…)

ic-1-gulen-ve-gulduren.jpg

"Telif hakkı İbda'nındır, İbda Mimarı'nındır!"

Laf dolandırmadan söyleyelim;

Bu konuda “telif hakkı” İbda’nındır, İbda Mimarı’nındır…

Bu gerçeğin bilinmesi gerek…

Şimdi ortalıkta, parsa kaygısıyla, “FETÖ düşmanlığı”(!) yapanlardan bir kısmının –özellikle yaşı müsait olanlar için diyorum- bu “gerçeği” bilmelerine rağmen örtbas etmeye çalıştıklarını görmesem yine bu topa girmezdim…

Ama bu karaktersizlerde hiç utanma filân yok!..

feto-3.jpg

*

Şimdi, yaş vesaire sebeblerle bu meseleyi bilmeyenler hariç, bildiği hâlde bu hakikati örten şerefsizlere sırayla hatırlatalım:

Bir: FETÖ’nün, ajan bir yapılanma olduğunu ilk tesbit eden ve bunu bu şekilde adlandıran İbda’dır… Bu konuda “telif hakkı” İbda’nındır, İbda Mimarı’nındır!

İki: Bu ajan yapılanmaya karşı, 1989’dan beri tavizsiz bir mücadele yürüten siyasi çizgi İbda çizgisidir!

Üç: Bu ajan yapılanmanın en doğrudan hedefi olan ve bedel ödeyen İbda’dır. Bu yüzden yüzlerce İbda’cılar –ben de dahil- Fetullahçı ajan yapılanmaya mensup polisler tarafından işkence görmüş, zindanlara atılmışlardır…

Dört: Bu ajan yapılanmaya karşı, eldeki her türlü imkânla deşifre faaliyeti yürütür ve bu hainlerin yüzündeki maskeyi düşürürken, bize:

“Ya Hocefendiye niye öyle diyorsunuz, bir Müslüman bunu söyler mi?”

Diyen adilerden bir kısmı, şimdi parsa derdiyle “en keskin FETÖ düşmanı” rolündeler!

Bunun “görülmediğini” düşünmesinler…

ic-resim-uc-002.jpg

Beş: Samimi olarak bu “ajan yapılanmanın” gerçek yüzünü görüp, ona göre tavır alan ve “hakkı teslim edenlere” bir sözümüz olamaz!

Altı: Biz bu ihanet şebekesi ile mücadele ederken, arkamızda ne devlet vardı, ne iktidar sahipleri. Tam tersi, devlet de onlardaydı, iktidarda! Her şeyden öne bu “asil tavır”ın hakkı teslim edilmeli! Eğer bu konuda biraz dürüst ve ilkeli iseniz tabii!

Yedi: Vatana ve millete kasteden bu ajan yapılanmanın son darbe girişimi karşısında, hadiseyi “haberleştiren” İslâmi medyanın, yine aynı bayağılıkla, olayı “tıklanma oranı ve reklam gelirine” ayarlı olarak haberleştirmesi de tiksindirici boyutlardadır ve bu onların hâlâ “mama” derdinde olduklarınıgösteren en somut örnektir!.

Sekiz: Bu darbeye karşı Müslüman Türk milletinin gösterdiği direniş ve zafer bu “mamacı medya”ya mal edilemez!

Şu noktayı çok kesin çizgilerle ayırmamız gerek:

Müslüman Türk halkı, ne kadar kahraman, fedakâr, idealist, vatan ve millet aşkıyla dolu ve kendi değerlerine sahip çıkıyorsa, adına “İslamî” denilen camia da, o kadar riyakâr, sünepe, paracı, mamacı ve parsacı olduğunu, 15 Temmuz saldırısı karşısında sergiledikleri “ahlâksız” tavırla bir kere daha göstermiş oldular… Yazıklar olsun size!.. (Bu büyük direnişi ve zaferi paraya tahvil etmeye çalışanları kastediyorum!)

Düşünün ki; bütün vatanı ve Müslümanların değerlerini hedef almış, Cumhuriyet tarihinden bu yana ikinci büyük saldırıya maruz kalmışız, 250 şehid, 2 bine yakın yaralı var. Bu “İslamî”(!) yayın organlarının tek derdi, “reklam ve tık sayısını” artırmak… Konu ile ilgili “haberleri” nasıl verdiklerini görüyorsunuz, görüyoruz! Allah sizin belanızı versin şerefsiz adamlar! Biraz ilkeli olun, “para-tık-reklâm geliri” dışında aklınıza hiç mi bir şey gelmiyor?.. İnsanların ne kahramanlıklar sergilediklerini, ne büyük acılar yaşadıklarını, ne büyük tehlikelere göğüs gerdiklerini görmüyorsunuz tabii!

fettosun-sapikliklari-yeni.jpg

*

Şöyle bir itiraz gelebilir;

Bir zamanlar Fettoş’a “güzellemeler” düzenlerin, şimdi bu hain yapının ihanetini görerek ona düşman olmasından tabii ne olabilir?..”

Doğrudur, bunda bir gariplik elbette yok!

Gariplik şurada;

Dün bu hain yapıya “güzelleme” düzenlerin, bugün bu ihanet karşısında, samimi bir muhasebe yaptıklarını:

Neden bu ihaneti görmedik, nerede yanlış yaptık, gözümüzün önünde büyüyen bu habis uru nasıl oldu da fark etmedik, biz bu kadar aptal mıyız, nerde hata yaptık?..

 “İbda’cılar söylemişti, niye inanmadık?”…

Dediklerini, gören, bilen, duyan var mı?

Yok!

Dün bu hain yapıya güzelleme düzenlerin, bugün ideolojik ve siyasî bir şuurla “düşman” olduklarına dair bir iz, işaret, bir emâre gören var mı?..

Sakın bu tavır ve tutum da, tamamen “konjonktürel” olmasın?..

*

Bu durumu, bu mâlum kesimin yüzsüzlüğünü ve arsızlığını ortaya koyan çok trajikomik manzaralar da ortaya çıktı bu süreçte… Bu “hoşluğa” bir cümle ile temas eden Ali Eyvaz’ın değerlendirmesi de bizim meramımıza gayet uygun. Şöyle diyor Eyvaz, bu konu ile alâkalı:

O değil de şimdi İslami camia içinde geçmişte hariçten Fetullah güzellemesi yapmış yazarcıkların o utanç yazılarını yayınlıyorlar ya onları okumak pek hoş oluyor. Bunların ortak savunması şu: Biz böyle olduklarını bilmiyorduk. Peki bilenler nereden biliyordu? Onlara vahiy mi geliyordu? Aha böyle dansöz eder felek adamı. Hayır sen siyasetçi değilsin, tüccar değilsin, esnaf değilsin; ne umdun da sırnaştın. Hele bir de radikal mavralar atıp sonra yarı gizli Pensilvanya'lara gitmeler, el etek öpmeler, köşe yazılarından selam çakmalar... Şimdi de en hızlı fetullah avcısı (ganimet avcısı) gözüküyorlar. Kaç yeri ve kaç devri birden idare ediyor bu herifler. Yani "Biz demiştik ulan" deme zevkini dahi hak edene bırakmayıp onu bile kendileri yaşayanlar var.

Böyle diyor Ayvaz…

Aslında bu “zevki” ben de yaşamak isterdim, hak ettiğimi, fazlasıyla hak ettiğimi düşünüyorum doğal olarak!

Ama bu arsız ve yüzsüz mamacılar onu dahi bize bırakmadılar!

*

Düşünün bu “İslamî camiâ”nın arsız, yüzsüz ve pişkinlerini;

Adamlar hiçbir kavgaya girmemişler…

Hiçbir kavgada yara almamışlar, hiçbir tehlike ve riske girmemişler ama her birinden inanılmaz “ganimetlerle” çıkmışlar… İşte nâçizâne ben bu durumun izâhını bir türlü bulamıyorum!.. Nasıl oluyor da oluyor?..

*

İşin özeti:

1989’dan bugüne, en son 15 Temmuz’da, gazi Muhammed Emin Tekin gibilerle, FETÖ ile İBDA arasındaki hesaplaşmayı şehadetle taçlandıran Halil Kantarcı gibi şehidlere gelinceye kadar, kavgayı,mücadeleyi kesintisiz sürdüren yiğitlere, İbda erlerine, daha nice adını bildiğimiz, bilmediğimiz kahramanlara rağmen, bu “parsacı-mamacı” tiplerin bu hakikati örtmesine, gizlemesine müsaade etmeyeceğiz!

*

Diğer bir husus;

Benzer bir durumun şimdi de aynen devam ediyor olması…

Yeni “Fetullah taslaklarının”, benzer yöntemlerle Müslüman Türk halkının inancını, değerlerini, samimiyetini, asaletini sömürerek, istismar ederek dünyalık yükünü tutma, mevki makam kapma telâşında olduklarını görüyoruz…

Unutmayın, bir 30 yılınız daha yok!

Şimdi, "bildiği hâlde" bu gerçeği örtmek isteyen, tehlike geçince parsa derdiyle öne fırlayan, malûm camiânın arsız, yüzsüz ve pişkinleri için, tekrar hatırlayalım ve hatırlatalım:

ic-iki-taraf.jpg

"Lafta müslüman pratikte hain Fettoş..."

seytanin-girmedigi-kilik-yok.jpgiskence-kitabi-yapilmis.jpg

fetullah-toktamis-1.jpg

ihbarci-fettos-yapilmis.jpg

fetullah-ibdacilar-beni-oldurecek.jpg

fettosa-ithaf-olunur-yapilmis.jpg

dilipak-ve-toktamis.jpg

Bu da "bonus" olsun! Zihniyet aynı, kafa aynı!

Bu haber toplam 3037 defa okunmuştur
 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.