• BIST 1.331
  • Altın 461,236
  • Dolar 7,8023
  • Euro 9,4809
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C
  • Konya 4 °C
  • İzmir 16 °C

"İBDA-C Eylemler için kolları sıvamış durumda"

"İBDA-C Eylemler için kolları sıvamış durumda"
Ne biliyorsun Ekrem, Fetullah mı söyledi? Yoksa "yasadışı dinleme" faaliyetlerine mi başladınız yine? Hem Türkiye`den sana ne, sizin "güneyde sevdiğiniz ülke" dururken, burayı dert etmeniz biraz tuhaf kaçmaz mı?

"Fırıldak-Zübük Ekrem"in yeni kehânetleri

Yalan söyleme?

İftira atma?

Aptala yatma?

Pislik yapma konularında uzman, ajan yapılanmanın ?ağlak? kalemi Ekrem Dumanlı yine aynı sinsi ve sümsük üslûpla, bu defa da ?İBDA?ya dil uzattı? Bu aşağılık insan(!) tipi Amerikan uşaklığı ve İsrail köpekliği yapma konusunda o kadar eğitimli ki, bir de ?İBDA?ya karşı ?vatanı sahiplenme?(!) gayretine girişmiş?

Okuduğunuzda moraliniz iyi ise güldürecek?

Moraliniz biraz bozuksa kusturacak kadar iğrenç bir yazı örneği görmek isterseniz, buyurun okuyun!.

Okurken benim ağzım bozuluyor.

Daha yazının birinci paragrafında uydurduğu yalana inanacak olursanız,

?Çocuklarımla memleket meselesi konuşmak  istediğimde  telefonlarımızı oturma odasına bırakıp bodruma iniyoruz. Orada bile fısıltıyla konuşuyoruz.?

Türkiye?de durum vaziyet aynen böyleymiş?

Bir baskı, bir baskı varmış ki sormayın gitsin? O kadar yani, adamlar inip bodrumda konuşuyorlarmış? Yoksa, bunlar ?memleket meselesi konuştukları? zaman, evlerini basıp zindanlara dolduruyorlarmış..

Ulan yavşak, madem vaziyet bu kadar ağır, sen bu kadar ?suç ortaklığına? rağmen, yasadışı Fetullah Terör Örgütü propagandası yapmana rağmen, nasıl böyle ?yardırabiliyorsun?? demezler mi adama?..

Neyse Ekrem?in bu yazısını bir ara fırsat bulursak değerlendirelim?

Bir de bütün ?radikal dinci örgütleri? kendince ?suçladıktan?(!) sonra;

?İBDA-C de eylem için kolları sıvadı?

Demiş?

Ne biliyorsun Ekrem?..

Fetullah mı söyledi, yoksa ?yasadışı dinleme faaliyetleri?ne mi başladınız yine?.

 

İşte Ekrem Dumanlı?nın o yazısı:

 

BÖYLE GİTMEZ!

Türkiye?nin en seçkin işadamlarından birine rastladım geçenlerde. Kalabalıkça bir mekânda. Görmezden gelseydi kırılmazdım. Devlet zırhına bürünmüş zulmün uyardığı korkuya hamlederdim. Öyle yapmadı o. Gelip boynuma sarıldı, sonra asla unutmayacağım şu cümleleri sarf etti: ?Sizlere yapılanları kesinlikle tasvip etmiyorum; ancak bilmenizi isterim ki baskı herkese karşı. Evimizin içinde bile korkuyoruz. Çocuklarımla memleket meselesi konuşmak  istediğimde  telefonlarımızı oturma odasına bırakıp bodruma iniyoruz. Orada bile fısıltıyla konuşuyoruz.?

 

Hayretle baktım yüzüne. Vaktiyle AK Parti?ye büyük destek vermiş güzide bir iş adamının endişesi yürek burkacak bir fotoğrafı yansıtıyor ve maalesef Türkiye?nin geldiği yeni durumunu rapor ediyordu. Bir dönem ekonomik ve demokratik reformlar yaptığı için AK Parti?ye destek verenler, en küçük bir itirazın maliye teftişleriyle, polis baskınlarıyla, istihbarat fişlemeleriyle nasıl bastırıldığını biliyor. Bu korkunç baskı sonsuza kadar sürdürülebilir mi?

 

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile bazı iş adamlarının bir araya geldiğini öğrenince aklıma yukarıda naklettiğim hadise geldi. Basına yansıdığına göre iş adamlarının hemen hepsi AK Partili imiş. Zamanında destek verdiklerini ama şimdi AK Parti?den derin bir kaygı duyduklarını söylemişler Kılıçdaroğlu?na. Ve toplantının gizli kalmasını istirham etmişler. Öyle de olmuş. Tâ ki medyaya sızana kadar. Hadise duyulunca CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, toplantının gizli kalması teklifinin iş adamlarından geldiğini, kendilerinin de bu talebe saygı duyduğunu ifade etmiş. Ne anlama geliyor bu gizlilik talebi? Cümle âlem biliyor ki İktidar, kendisi gibi düşünmeyenleri  (devlet imkânını hoyratça kullanarak) canından bezdiriyor. Peki nereye kadar?

 

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bir patladı, pir patladı. Anayasa?da yer almadığı halde Cumhurbaşkanı Erdoğan?ın kullandığı yetkilere itiraz etti. Haklıydı. Başbakan sıfatı taşıyan Davutoğlu?nun söylemesi gereken sözleri Arınç saydırdı tek tek. Polemik olsun diye yapmadı sanırım; çünkü Erdoğan?ın olmayan yetki ile giriştiği her iş hükümeti nefes alamaz hale getiriyordu. Son çıkışları ise  ?çözüm süreci? gibi hassas bir konuyu içinden çıkılamaz bir noktaya taşımıştı ve mesele toplumsal çatırtılara doğru kayıyordu? Arınç?a cevap Saray?dan beklenirken Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek?ten geldi. Tweet atarken istiğrak nöbetleri yaşayan (!) Başkan, Arınç?ın ailesini de hedefe koyup o malum suçlamayı (paralel) gündeme getirdi. Malum; paralel denince birilerinin sigortaları atıyor, akıl, fikir, izan gibi melekelerin şalteri indirilmiş oluyor. Tam bir komedi...

 

Bülent Bey, haysiyetsiz diye açtı bayramlık ağzını; kucağa oturmakla Ankara?yı parsel parsel satmakla devam etti. Dahası 8 Haziran günü (seçimden bir gün sonra) yüz dosya ile konuşacağını söyledi. Durum vahim! Demek ki Ankara?da feci yolsuzluklar var, bunu Arınç, 2009 ve 2014 mahallî seçimlerinde biliyor ve Gökçek?in adaylığına karşı çıkıyor. Bülent Bey biliyor da başkaları bilmiyor mu ne fırıldaklar döndüğünü? Niçin sustular, susuyorlar? Üstelik bu tutum Ankara ile sınırlı da değil. Meclis?teki yolsuzluk oylamasında AK Parti?den 50 oy fire verdi. Gizli oylamadaki bu tutum yolsuzluk konusundaki rahatsızlığı belli bir oranda yansıtıyordu. 17 Aralık dosyası alelacele kapatılmaya çalışılsa bile insanlar gerçekleri bilmiyor mu? Meseleler bu kadar tavazzuh etmişken gerçekler ne kadar gizlenebilir?

 

Hangi konuya el atsanız aynı manzara ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Tel tel dökülüyor Türkiye. 5 yıl önce yapılan KPSS sınavındaki hırsızlık iddiaları iktidarın müdafaa barajıyla kapatılmış, hukuki süreç tüketilmişti. Bu arada sınav iptal edildiği için haksız menfaat ihtimali de ortadan kalkmıştı. Şimdi sırf ?cemaat?i suçlamak için KPSS üzerinde senaryo yazılıyor. Vaktiyle TRT ekranlarına çıkıp kopya çekmediğini, alın teriyle bu puanı aldığını söyleyen Baki S. isimli şahıs itirafçı yapılıyor ve iftira etmesi için baskıya maruz bırakılıyor. Üstelik iki hafta önce hakim değiştiriliyor ve yeni gelen hakim basıyor tutuklama kararlarını. Son aylardaki hakim ve savcı değişikliklerine bir bakın Allah aşkına! Proje mahkemeler, sipariş davalar, görevlendirildiğine dair derin kuşku uyandıran savcılar, hakimler? KPSS dosyasında bile Fethullah Gülen?i 1 No?lu sanık ilan edenlerin hukuk diplomasını nereden aldığını merak ediyorum doğrusu. Bu vahim gidişat kıyamete kadar sürebilir mi? Asla!

 

Dış politikada durum farklı mı? Daha düne kadar ?komşularla sıfır sorun? prensibine dayalı bir politika inşa ediliyordu; şimdi durum ?komşuların tamamıyla problemli Türkiye? noktasına geldi dayandı. Suriye bataklığa dönüştü, Mısır?la bağlar kesildi... Yemen?deki kargaşa hafta içinde su yüzüne çıkınca Suudi Arabistan?ın yanında yerini almaya gayret eden Erdoğan, İran?ı yerden yere vurdu. İran?dan beklenen cevap gecikmedi; üstelik çok sert bir şekilde. İran?ı bu kadar cesur kılan ve adeta Türkiye?yi tehdit etmeye iten sebep nedir, kim(ler)in açıklarıdır?

 

Türkiye, her alanda (ekonomide, siyasette, dış politikada, sosyal hayatta) yanlış bir yola girdi. Ne acıdır ki o hatalardan ders çıkaracağına yanlışta ısrar ediyor. Bu temerrüt sadece inatçı politikacılara değil; Türkiye?ye de zarar verecek?

 

Fırıldak işler, kirli planlar

Kirli ilişkilerin en ağır faturası şudur: Suç işleyenler, kendi cürümlerini örtbas edebilmek için kaotik hadiselerin yaşanmasını ister; hatta bazen bu amaç doğrultusunda planlama yapar. İç güvenlik yasası, kaos beklentisi ile ilgili kuşkuları artırıyor. Polise verilen aşırı yetkiler, mahkeme kararı beklemeksizin yapabileceği icraatlar, sadece büyük bir endişeye sebebiyet vermiyor; aynı zamanda ?Bir fırıldak mı çevriliyor?? korkusuna neden oluyor. Binlerce faili meçhul cinayetin hâlâ aydınlatılamadığı Türkiye'de derin kuşkuların oluşmaması mümkün değil. Bu ülke son birkaç yılda radikal örgütlerin merkezi haline geldi. El Kaide cirit atıyor, IŞİD alenen adam devşiriyor sokaklarda, Hizbullah yeninden harekete geçti, İBDA-C eylemler için kolları sıvamış durumda, PKK'daki hareketlilik Genelkurmay Başkanlığı'nı endişeye sevk ediyor, DHKP-C yeni isimlerle yeni eylemler yapmaya başladı.

 

Bütün bu feci hadiseler yaşanırken bir de insafını kaybetmiş, vicdanını satmış, kalemini kiraya vermiş birileri bu menfur örgütlerle ?cemaat? arasında ilişki kurmak için bin dereden su getiriyor. Kimse de çıkıp şöyle demiyor: ?Bre vicdansız! Bre utanmaz!  Bu cemaat denilen sosyal gerçeklik, terörün her türlüsüne lanet okumuş, silahlı mücadeleye daima karşı çıkmış, radikal gruplara her daim kapatılmaz bir mesafe koymuştur. Nasıl Allah'tan korkmaz insanlarsınız ki bu örgütlerle camiayı ilişkilendirme cüretinde bulunuyorsunuz! Yuh size, yazık size!?

 

Türkiye?yi maceradan maceraya sürükleyenler, kendi ikballeri için ülkeyi yangın yerine çevirmeye karar vermiş olabilir; ancak boşuna çırpınıyorlar ne işler çevirdiklerini bilmesi gerekenler biliyor. Terör örgütleriyle hemhal olup bunu istihbaratçılık sananlar ve akıl almaz oyunlarla masum insanlara iftira etmek isteyenler, maksatlarına ulaşamayacak, tarihin huzurunda kirli işlerinin,  akçeli satışlarının hesabını verecek.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İstanbul Sözleşmesine Hayır!06 Mayıs 2020 Çarşamba 23:39
  • Yeni bir sistem ve "yenilmişlerin" düzeni...04 Mayıs 2020 Pazartesi 23:49
  • "Kavram; Bir olmak, biz olmak..."04 Mayıs 2020 Pazartesi 03:16
  • Türkiye'de son durum...10 Nisan 2020 Cuma 00:21
  • İçişleri Bakanı Soylu: 22 bin operasyon gerçekleştirdik!10 Nisan 2020 Cuma 00:14
  • Kadın Kartlık Modelleri ve Fiyatları Windmill'de!08 Nisan 2020 Çarşamba 03:56
  • 80 ve 89 yaşlarındaki çift koronayı yendi...07 Nisan 2020 Salı 02:44
  • Korona salgınında İsrail ne durumda?07 Nisan 2020 Salı 01:24
  • Virüs gibi yalan yayanlara Soylu cevab!06 Nisan 2020 Pazartesi 23:51
  • 2 milyon 300 bin haneye yardım06 Nisan 2020 Pazartesi 20:22
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.