• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Hoca yanlış yaptı!

Şükrü  Sak
Başkanlık sisteminin en temel niteliği;“İç siyaseti” dizayn etmeye çalışan Batı ve Amerika’nın “alanını daraltan”, sınırlayan, Türkiye’de istedikleri gibi at oynatmalarını engelleyecek bir “model” olmasıydı!

 

 

 

Buraya kadar!

Şükrü Sak

 

Dün yapılan görüşmeden “beklenmeyen” bir sonuç çıktı!

Daha doğrusu “kimileri” için beklenmeyen

Reis ve Hoca arasındaki “gerginlik” bilinmeyen bir şey değildi!

Bundan iki hafta önce, arkadaşlarla gündemi değerlendirirken;

Bu meselenin “patlayacağını” ama zamanını kestirmediğimizi konuşmuştuk…

Bunun gitmeyeceği belliydi;

Alttan alta sürmekte olan “çatışmanın” su yüzün vurmaya başlaması, “kopma”nın da yakın olduğunun ilk işaretiydi.

Kısaca;

Hoca yanlış yaptı;

Güçlü bir Türkiye’de, güçlü bir Başkan’ın “yardımcısı” olmak varken, sonradan görmelere mahsus bir sinsilikle; “Başbakanlığa” heveslendi.

Normal şartlarda belki de bunların hiçbirisi söz konusu olmayabilirdi; ama Türkiye “normal şartlarda” değil artık! Bunu anlaması gerekirdi!

Etrafı ateş çemberiyle sarılmış, iç ve dış tehditlerle “diz çöktürülmeye” çalışılan bir Türkiye var! Her tarafından dökülen bu sistemle, bırakın yürümeyi “adım atmak” bile imkânsızlaşmıştı!

Erdoğan gözünü karartıp çok büyük bir işe girişti;

17 Aralık’tan sonra, çok esaslı bir “millileşme” hamlesi başlattı…

Bu hamlenin merkezinde “Başkanlık sistemi” meselesi var!

Başkanlık sistemi; “Millileşme ve bağımsızlaşma” yönünde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş büyük bir adımdı! İlk defa Türkiye'de "modeli" dışarıdakiler değil, içerdeki yerli ve milli dinamikler belirleyecekti!

Başkanlık sisteminin en temel niteliği;

“İç siyaseti” dizayn etmeye çalışan Batı ve Amerika’nın “alanını daraltan”, sınırlayan, Türkiye’de istedikleri gibi at oynatmalarını engelleyecek bir “model” olmasıydı!

Dolayısıyla;

Çatışma ve gerginliğin temelinde, “Başkanlık” sistemi meselesi vardı!

 

Peki Hoca ne yaptı?..

Ağırdan aldı, uzattı, sündürdükçe sündürdü…

“Gönülsüz” davranıyordu…

Açıktan;

Yok ben Başkanlık sistemini istemiyorum” diyemiyor, kapalı kapılar ardında ona buna söz veriyor;

“Başkanlık sistemini savunmam, kendi konumumu inkâr etmek olur” diye fısıldıyordu…

Ve en önemlisi; Türkiye dışındaki “güç odaklarıyla” –Erdoğan’a rağmen- gizli görüşmeler yaptı!

 

Pelikan Bildirisinde yazılanların hepsi doğruydu…

Hoca yanlış yaptı;

Kerameti kendinden zannetti…

Bunun böyle olmadığını, sanıyorum, Hoca hariç herkes biliyordu!

Ak Parti’nin doğal lideri Erdoğan’dı!

Gereksiz bir “okumuş kibri”ne kapıldı, Erdoğan’ı “Kasımpaşalı” görmeye başladı! Bu da Erdoğan ve Davutoğlu ilişkisindeki “psikolojik” boyuttu ve bu husus da “Pelikan bildirisi”nde belirtilmişti!

Sonuç;

Hoca; Türkiye’ye 6 ay kaybettirdi, hem de çok önemli bir 6 ay!

Yüzde 50 ile gelmiş bir iktidarın seçimlerden sonra ilk yapacağı iş, Anayasa değişikliği ve Başkanlık sistemi konusunda gerekli adımları atmaktı, atmadı! Şu an, “6 aydır ne yaptınız?” diye sorulsa verebileceği tek cevap yok!

Türkiye'nin zaman kaybına tahammülü yok!

Ya "Başkanlık" sistemi ile yürümeye devam edecek, iç ve dış tehditleri bertaraf edecek, ya da bir anda komşuları gibi yangın yerine dönecek!

 

Görüşme nasıl geçti?..

Doğruya en yakın iddia şu; “Cumhurbaşkanı Erdoğan kafasında bu işi bitirmişti!”

Bu yüzden de Davutoğlu’na, doğrudan:

“Kongreyi toplayın ve bu işi devredin!” dediği söyleniyor…

Bundan iki üç hafta önce Nasuhi Göngör’ün televizyon ekranlarından söylediği;

Bu iş Hocayla yürümez!” gerçeğiydi…

Ve yürümüyordu da zaten!

Hoca’nın “kibri” ve “kubuzluğu” bu zor şartlarda Türkiye’ye 6 ay kaybettirdi!

 

Buradan Fetullahçılara “ekmek” çıkar mı?

Çıkmaz!

Ellerini boşuna oğuşturuyorlar…

Aptallara mahsus bir sevinç içinde göbek atıyorlar!

Daha öncede bu tür “gerginliklerde” hevesleri kursaklarında kaldı!

O yüzden Fetullahçı Ajan yapılanmanın buradan kendilerine “ekmek” çıkarmaya çalışması, muhtemelen salakça bir heves olarak kalacak!

Yok eğer, Hoca;

Ak Parti”nin “tuzlukları” olmaya hevesli; Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Abdullah Gül gibi “zübük siyasetine” tenezzül ederse, durumun kendisi açısından daha da kötü olacağını söylemeye bile gerek yok!

(Güncelleme:

Bu yazı dün yazıldı! Bugün Hoca'nın gerçekten de "asil" bir tavır sergilediğine şahit olduk! Doğruya doğru! Vatan ve millet düşmanı, FETÖ, PKK gibi pusuda yatan çakalların hevesini kursağında bırakan ve Cumhurbaşkanı ile aralarındaki hukuka riayet edeceğini çok net bir şekilde vurgulayan Davutoğlu'nun bu tavrını da "hakikati teslim etmek" ölçüsü gereğince, fitneye meydan vermeyen "asil bir tavır!" olduğunu belirtmek boynumuzun borcudur!")

 
Bu haber toplam 7043 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.