• BIST 96.886
  • Altın 238,692
  • Dolar 5,8039
  • Euro 6,5177
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 4 °C
  • Konya 4 °C
  • İzmir 12 °C

Hakan Ertürk yazdı; Vahşi manipülatör Soner, "Doğruları" piç eder!

Hakan Ertürk yazdı; Vahşi manipülatör Soner, "Doğruları" piç eder!
Gerçi zamanın “anlı şanlı” paşaları bile dakikasında diz çökmüş, binlerce yıllık Türk ordusunu iki tane tüysüz FETÖcüye teslim etmişken Soner’den böylesine sahici bir tavır beklemek yanlış olur.

 

 

 

Vahşi Manipülatör Soner/ “Doğru”ları Piç Eder

 

Hakan Ertürk

 

 

Abdülhakîm Arvasî Hz.’leri…

Nakşî silsilesinin “Son İrşâd Kutbu”…

Büyük âlim, zahid, mücahid…

Şu ân Bağlum’da medfun…

Şahsında tecelli eden “hâl”i fikirleştirip cemiyet meydanına indiren de Necip Fazıl

Necip Fazıl; hayatının büyük bir kısmı cezaevinde geçen, toplamda yüzlerce yıla tekâbül eden cezalarla yargılanan büyük aksiyon adamı, mütefekkir yetiştiren mütefekkir…

Salih Mirzabeyoğlu…

Abdülhakîm Arvasî Hz.’nin “hâl”inde tecelli eden, Necip Fazıl tarafından da cemiyet meydanında kavgası verilen “fikir”i sistem ve devlet çapında ifâde edip, bunun destansı mücadelesini veren büyük sanat, fikir ve aksiyon adamı…

  •  

H. Hilmi Işık…

Kendini Abdülhakîm Arvasî Hz.’lerinin varisi ilân etti...

Etrafına  topladığı saf masum Anadolu insanlarını bu yalana inandırdı.

Bu insanları bir paket hâlinde NATO yetiştirmesi ve damadı olan E. Ören’e teslim etti.

E. Ören de NATO tedrisatından geçen biri olarak, kitleleri usta bir şekilde manipüle etti, sisteme eklemledi ve bu tersine tekâmül Amerikan devşirmesi “yavru" M. Ören'de kemâle erdi.

  •  

28 Aralık 1998’de yapılan bir operasyonla Salih Mirzabeyoğlu’nu gözaltına alan polisler ilk olarak kime haber verdi?

E. Ören’e…

Sebep?

E. Ören’e ve onun şahsında Batı’ya karşı en şiddetli, en sistemli, devlet-sistem çapında bir teklifin sahibi olduğu için en etkili mukabeleyi Salih Mirzabeyoğlu verdi de ondan…

Bu saldırıdan 7 yıl önce, 1991’de Amerika ve hempaları I. Irak Saldırısı’nı yapıp, milyonlarca Müslümanı katlederken, Türkiye’de de kime saldırı düzenlendi?

Salih Mirzabeyoğlu’na…

Sebep?

Amerika ve Amerika’nın şahsında bütün emperyalist oyuncu ve figüranlarına en sert tepkiyi İBDA Mimarı, teklif ettiği Yeni Dünya Düzeni’yle verdi de ondan.

Peki 1 Şubat 1991’de Salih Mirzabeyoğlu’nu gözaltına alıp haftalarca işkence eden polisler, “… niye sevmiyorsun” diyerek kime bağlılık gösterisi yapıyordu?

Fetullah Gülen’e…

Sebep?

Uşak olan FETÖ, efendisi olan Amerika’nın gözüne girip sadakatini ispat etmek isteyecekti de ondan.

  •  

Her türden emperyalizme karşı mücadelenin remz şahsiyeti olduğu için kırılması gereken bir “SAĞLAM İRADE” olan Salih Mirzabeyoğlu, 25 Aralık 1999’da da imha edilmek istenir…

Ama başarılamaz…

25 Ocak 2000’de daha büyük bir operasyonla imha edilmek istenir…

Başarı yine gelmez…

Bir üst aşamaya geçilir; “F Tipi Cezaevi” uygulaması ilk olarak, Türkiye’nin en köklü fikir ve siyaset hareketi olan Büyük Doğu- İBDA’ya uygulanır, Salih Mirzabeyoğlu ve arkadaşları Kartal F Tipi Cezaevi’ne konulur…

Bundan da netice alamayacaklarını bilen Batıcılar (=Kemalistler, FETÖcüler, Örenciler) el birliği hâlinde Salih Mirzabeyoğlu’na en adi bir işkence yöntemi olan Telegram’ı uygular...

Telegram’a ve Telegram işkencesinin şahsında bütün kapitalist ve emperyalist sisteme karşı mücadele veren Salih Mirzabeyoğlu, verdiği mücadeleyi şahadetle taçlandırır…

  •  

Emperyalizm, dönem dönem, türlü türlü kılıklarda çeşitli figüranlar öne sürer…

Bu figüranlar;

Kimi dönem; FETÖ’dür,

Kimi dönem; Ören'dir,

Kimi dönem başarılı darbeler gerçekleştiren Amerika'nın “our boys"u olan, kimi dönem de Balyoz, Ayışığı gibi darbe plânları yapan ama konjonktürü okuyamadığı için bu plânları Amerikalı abilerine kabul ettiremeyip geçici olarak tasfiye edilen Kemalist'lerdir,

Kimi dönem de; yola Kadirî şeyhi olarak çıkıp ehl-i sünnet düşmanlığında “kemâl"ini bulan güya Avrasyacı sapık bir “Baş”tır.

Ve hepsinin ortak hedefi; onca iğdiş etme çabalarına rağmen her türden emperyalizme ve kapitalizme kafa tutan Müslüman Anadolu halkının SAĞLAM İRADEsini temsil eden Büyük Doğu- İBDA’dır.

  •  

Soner Yalçın…

Gazeteci…

Birçok telif eser sahibi…

Oda TV davasından 22 ay kadar tutuklu kaldı…

Tutuklu kaldığı zaman zarfında “Açılım Süreci”nin rüzgarına kapıldı, cezaevinden çıkış yolu olarak Apo’yu görüp, ona serenat bile yaptı.

Tahliyeden sonra kendi ifâdesiyle; “unuttuklarını hatırladı”.

Müslüman Anadolu halkının derin feraset ve şecaatiyle püskürttüğü 15 Temmuz işgal teşebbüsünün ardından evvelâ FETÖ düşmanlığı üzerinden müştereklik tesis etmeye kalktı…

Daha sonra da bu “müşterek zemin” üzerinden kendinde bir faiklik vehmederek “geçmişte FETÖ ile büyük mücadele veren adam” havalarında “anti-emperyalizmle mücadele dersleri” vermeye ve İslâmî terminolojiyi kendine âlet eden FETÖ’nün yaptığını yapıp o terminoloji üzerinden İslâm’ı şeytanlaştırmaya, alnı secdeye varan herkesi FETÖ ile eşitlemeye kalktı.

Hiç kimse de kalkıp; “yavrum madem o kadar biliyordunuz, madem FETÖ ile o kadar mücadele ettiniz… o zaman polis kılığına girmiş, bıyığı yeni çıkan üç-beş FETÖcüye niçin iki tokat atamadınız?” demedi.

Gerçi zamanın “anlı şanlı” paşaları bile dakikasında diz çökmüş, binlerce yıllık Türk ordusunu iki tane tüysüz FETÖcüye teslim etmişken Soner’den böylesine sahici bir tavır beklemek yanlış olur.

Hukukta usul, esastan tabi ki önce gelir.

Ve usulî hatalar tabi ki kabul edilemez.

Ama usul hataları taallûk etmez.

Bu topraklarda NATO paşası olmak başlı başına ve zâtıyla zaten bir suçken, o paşanın cep telefonuna bir şeyler yüklemek suretiyle delil oluşturmak ahmaklıktır.

FETÖcüler de bu ahmaklığı yaptı ve konjonktür icabı içeriye alınanlar yine konjonktür icabı dışarıya bırakıldı.

Neticede dağ fare doğurdu, “Ergenekon örgütü yoktur” mütalâasıyla fare keyfiyetli adamlar “büyük mücadele adamı” olarak âdeta totem mesabesine erdi.

  •  

Bir konjonktürün basit bir figüranı ve manipülatörü olan işbu Soner,

Şimdi “Vekâlet savaşları”ndan bahsediyor, (“Vekalet Savaşı”, Sözcü/ 25 Ocak 2019)

Herkesin bildiği harcıâlem malûmatları “top secret” bilgiler gibi sunuyor,

Her cümleye Amerikan devşirmesi yavru “Ören”in ismiyle başlıyor,

Sahte dengeler üzerinde mücadele verme kolaycılığına kaçan her ahmak Kemalist gibi tam da kendine yakışan iğrenç bir taşra kurnazlılığıyla “Cemaat”, “Mücahit”… kelimelerini şeytanlaştırıp Amerika ile eşitliyor,

Bütün bunları yaparken de kendini neredeyse “Anti-emperyalist çizgide yayın yapan” CNNTÜRK’te, “anti-emperyalist mücadeleye büyük katkılar sunan programları yapan” biri gibi konumlandırıyor...

Bütün bu durum karşısında da bize şunları sormak kalıyor:

NATO’nun tedrisatından geçerek İslâm kisvesine bürünüp İslâm düşmanlığı yapan FETÖ ve/ya Ören grubuyla CNN’in tedrisatından geçerek “-anti emperyalist” kisvesine bürünüp İslâm düşmanlığı yapan Soner arasında ne fark var?

Taa 1990’lı yıllarda “Fetullah Hocaefendi'yi niçin sevmiyorsun” diyerek İbdacılara işkence eden FETÖcülerle ve/ya Telegram işkencesinde aktif rol alan Ören’lerle Amerika'nın Irak ve Afganistan işgaline destek çıkarak Amerika’ya erketelik yapan Y. Özdil ve/ya Soner arasında ne fark var?

Siyonist delegasyon üyesi olup Tekin Alp müstear ismini kullanan, Kemalistler’in bir dönem el kitabı olan “Türk Ruhu"nu yazan Moiz Kohen ve onu takip eden Soner ile Amerikan senatörleri tarafından korunup-kollanan, “Ruhumuzun Heykelini Dikerken"i yazan Fetullah Gülen ve onu takip eden Ekrem Dumanlı arasında ne fark var?

Kripto faaliyet içinde olan Sebatayist Prof. Kapani ile başka türden kripto faaliyetler içinde olan Karay Prof. Küçük ve/ya daha farklı kripto faaliyetler içinde olan Batıcı F. Gülen arasında ne fark var?

Bir kadın memesine vatan satarım” diyen Amerikancı Taraf’ın kalemşörü A. Altan ile örtülü işgalin üssü olan Amerikancı CNNTÜRK'te yıllarca program yapımcılığı görevini yürüten Soner arasında ne fark var?

Amerika’nın pragmatik ihtiyaçları çerçevesinde İslâm'ı dizayn etmeye kalkan G. Fuller ve onun takipçisi Ekrem Dumanlı ile Rusya'nın pragmatik ihtiyaçları çerçevesinde İslâm’ı dizayn etmeye kalkan A. Dugin ve onun takipçisi Soner arasında ne fark var?

Küresel bir proje olan “seküler müslümanlık”ı zerketmek adına çekilen ve (haşa) Efendimiz (A.S)’ı kamyonete bindiren STV'nin zevzek senaristi ile küresel bir proje olan “seküler vatanseverlik”i zerkeden ve bu çerçevede İslâm’ı ritüellerden ibaret bir din derekesine indirmeye kalkan Kurtlar Vadisi'nin senaryo/ konsept danışmanlığını yapan Soner arasında ne fark var?

Batıcılık adı altında Türk’ü ruh kökünden koparma projesi olan Harf Devrimi'nin mimarlarından A. Dilaçar ve onu takip eden Yasemin Çongar ile ancak İslâm’a nispetle ifâde ve idrâk edildiği vakit hakikatini bulması mümkün olan Avrasyacılık adı altında bütün bir Türkistan’ı aklen, fikren, ruhen Ruslaştırmak isteyen A. Dugin ve onu takip eden Soner arasında ne fark var ?

FETÖ’nün bir dönem sözcülüğünü yaparken rüzgâr tersine dönünce anında karşı tarafa geçen Rasim Ozan Kütahyalı ile Amerika'nın yayın organı olan CNNTÜRK'ten Avrasyacılık'a geçen Soner arasında ne fark var?

İslâm’ın ana kurtuluş yolu olan ehl-i sünnete düşmanlık eden, binlerce yıllık bu sağlam geleneği hedef alan ve iptidaî/ selefî mantığın günümüzdeki temsilcisi konumunda olan IŞİD ile tıpkı 28 Şubat döneminde olduğu gibi müslümanlara ne kadar ve nasıl Müslüman olunacağını öğretmeye kalkan, bunu da aynı iptidaî/ selefî mantıkla yapan Soner arasında ne fark?

  •  

Rahat ol Soner!..

Seni kendimize çok mesele ediyor değiliz.

Zira sen en nihayetinde meselelere son derece sathî yaklaşan,

Günü kurtarma ve haber atlatma sığlığıyla gazetecilik yapan,

Sahici bir fikre nispetle yapılmadığı için dedikodudan öte bir keyfiyet belirtmeyen işlere imza atan,

Bu güdük seviyeden dolayı esasında bu kadar lâfı dahi hak etmeyen,

Çapına bakmaksızın sinsi sinsi İslâm düşmanlığı yapan,

Geçmişini görmezden gelerek “Amerika ile mücadele dersi” vermeye kalkan bir zavallısın.

Bizim nefretimizi asıl celbeden ve bu kerihliklerin asıl müsebbibi olan;

Yüzlerce yıllık bir aşk, şevk, heyecan, fikir, sanat, aksiyon, bedel, kan, gözyaşı ve çileyi bünyesinde barındıran destansı mücadele tarihimizde virgüllük bile bir yer tutmamasına rağmen tarihî potansiyele çöreklenen,

O potansiyeli kelimenin tam anlamıyla heba eden,

Emek vermediği için emek sahiplerini tek kalemde harcama küstâhlığını gösterebilen,

Devlet- fikir münasebetini ve bu münasebetin hayatî önemi haiz gerekliliğini idrâk edemeyen,

Bu idrâksizlikten dolayı medyayı, keyfiyet olarak hiçbir değer belirtmeyip fikirde, sanatta, aksiyonda yok hükmünde olan ve mekânda bir “yok” olarak yer tutup “var” olan menfaatperest eyyamcı ahlâksızlarla doldurup, meydanı sizin gibilere bırakan hükûmettir.

Soner bir düşünsene;

Her meseleyi ranta tahvil eden bu yazmasa da olur yazar güruhu o kadar “yok” ki, o yoklukta senin gibi  cüce keyfiyetli biri bile kendine bir hayat alanı açıp oradan ders verme, gazeteci-yazar Şükrü Sak’ın veciz ifâdesiyle; “kayıt dışı bir siyasî faaliyet” hâlinde iktidara ortak olma, iktidardan daha fazla pay almaya çabalama gibi küstahlıklar gösterebiliyor.

  •  

İknâ bir şiddet eylemidir” diyen Batılı, manipülasyonu “vahşet” olarak tavsif ederek esasında kendi sistemlerini ve bu sistemin aslî aktörlerini tarif eder.

Doğruları yanlışa âlet ederek hakikati bayıltıp ırza geçen vahşi Soner'in şahsında bütün emperyalistlerin ve bütün İslâm düşmanlarının bütün ruhunu, bütün iki yüzlülüğünü, her türden değeri değersizleştiren bütün değersizliğini seyretmek ve bunları fâş etmek, anti-emperyal mücadelenin vecibelerinden biridir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.