• BIST 1.331
  • Altın 461,382
  • Dolar 7,8023
  • Euro 9,4809
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C
  • Konya 5 °C
  • İzmir 18 °C

Gülşah Taşkent yazdı; "Truva bir hayaldi, Çanakkale ise gerçek!"

Gülşah Taşkent yazdı; "Truva bir hayaldi, Çanakkale ise gerçek!"
İlk atışı Agememnon zırhlısına yaptıran İngilizler, Homeros’un İlyada’sında anlattığı Truva’yı hile ile alan Yunan kralı Agememnon’a da gönderme yapmış oluyorlardı

nabiz-haber-ozel-yeni-111.png

Tarihçi-yazar Gülşah Taşkent'in 18 Mart Çanakkale Destanı ile ilgili hazırladığı bu özel dosya, Çanakkale'de yazılan destanı bütün yönleriyle anlatıyor...

"Truva bir hayaldi, Çanakkale ise gerçek!"

Gülşah Taşkent

20.yy.lın başında dünya hızla büyük bir savaşa doğru sürükleniyordu.

Avrupa yaşadığı değişim sonucu adeta kabuk değiştirmiş ve kendi sınırlarını aşan bir rekabetin içine girmişti. Coğrafi keşifler, Rönesans, Reform hareketlerine ekonomik rekabet ve sömürgeciliğin de eklenmesiyle oluşan ülkeler arası bloklaşma, adım adım bir dünya savaşının kapısını aralıyordu.

Savaş öncesi Avrupa’sı birbirinden çok farklı yaşayan insanların dünyasıydı. Büyük şehirlerin ışıltılı dünyasında yaşayan zenginlere karşı kenar mahallelerde yaşayanlar için ayakkabı bile lüks sayılıyordu. Savaşın getirdiği ekonomik masrafların altın rezervleri karşılığında basılan paralarla ödenmesi mümkün olmadığından ortaya çıkan enflasyon savaş sonrası da devam etmiştir. Buna mukabil 1914 yılının yaz aylarında Avrupa barut fıçısına dönmüştü.

"Noelde eve zaferle döneceğiz..."

 Saraybosna’da bir gezi sonrasında eşiyle birlikte suikasta kurban giden Franz Ferdinand’ın ölümü, devletler arası gerilimin oluşturduğu bir kıvılcımla beklenen yangının çıkmasına sebep olmuş ve dünyanın o güne kadar gördüğü en kanlı savaş olan namı diğer Birinci Dünya Savaşı, ardından yüzbinlerce ölü bırakmak ve dört yıl sürmek üzere başlamıştı. Ağustos ayında Sırbistan’a savaş ilan eden Avusturya’nın arkasından Rusya da Sırp kardeşlerini korumak maksadıyla Avusturya’ya savaş ilan etti. Rus genelkurmayında atılan “Noelde eve zaferle döneceğiz” çığlıkları, evdeki hesabın çarşıya uymadığını ileride göstermiş olacaktı ama bunun anlaşılması için henüz erkendi.

Almanya ve Fransa’nın ardından İngiltere de savaşa girerek seriyi tamamlamış oluyorlardı. Esasında bir Avrupa savaşı olarak da tanımlayabileceğimiz bu savaş, Almanya’nın İngiltere’ye atıfta bulunmak için ifade ettiği gibi “Güneşin altındaki yerini almak isteyen bir ülkenin haklı saldırısı” görünümündeydi.

Taraflar; İttifak devletleri ve İttifak devletleri...

28 Temmuz 1914’de Avusturya/Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesinin fitilini ateşlediği savaş, Almanya , Avusturya /Macaristan ve Osmanlı Devleti’nden oluşan “İttifak Devletleri” ve İngiltere, Rusya, ve Fransa’dan oluşan “İtilaf Devletleri” arasında gerçekleşmiştir. Daha sonra ise ABD, İtalya, Japonya ve Balkan ülkelerinin de katılımıyla tüm Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar uzanan cepheler açılmıştır.

atese-hazirlanan-top.jpg

Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesi...

20.yy’lın ilk yılları Osmanlı Devleti, Trablusgarp ve Balkan savaşları dolayısıyla büyük toprak kayıplarına uğramış ve sarsılmıştı. Trablusgarp ile Kuzey Afrika’daki son toprağımıza da veda etmiş; Balkan savaşları ile de Doğu Trakya dışındaki Avrupa’daki bütün varlığımızı ve Ege adalarını kaybetmiştik. Son beş yıl içinde Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmiş; Yunanistan, Selanik, Girit, Ege Adaları nı ; İtalya, Trablusgarp ve On İki Ada’yı işgal etmiş, İngiltere ise Kıbrıs’ı ilhak etmişti. Osmanlı Devleti kaynak arayışında olan sömürgeci devletlerin bir numaralı hedefi haline gelmişti. Avrupa’daki kutuplaşmalar hem iktisadi hem de siyasi çıkarlara dayanıyordu. Rusya, Fransa ve İngiltere’nin oluşturduğu ittifakın gündeminde Reval görüşmesinde tartıştıkları üzere Osmanlının paylaşılması vardı.

1908-1919 yılları arasında iktidarda bulunan ittihat ve Terakki Cemiyeti, İkinci Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle yönetimi tamamen ele almış ve ülkenin savaşa girmesine de sebep olmuşlardı.

Rusya’nın bir günde İstanbul’a gireceği korkusunu taşıyan ittihatçılar kendilerini bir an evvel savaşa girme zorunluluğu içinde hissediyorlardı.  Var olan durum gereği güçlü bir devletin yanında yer alma politikası güden Osmanlı yönetiminin ittifak yapmak istediği öncelikli ülke İngiltere’ydi. Ancak İngiltere’nin politikası Rusya’nın desteğini almak olduğundan Osmanlının ittifak taleplerini reddetmişti. Planları arasında zaten Osmanlı Devleti’ni parçalamak, Anadolu ve dolayısıyla Orta Doğu’nun zenginliklerine ulaşmak olan İngiltere savaşı uzatmadan Fransa ve Rusya’nın da yardımıyla sonuca varmak emelindeydi.

Askeri ve ekonomik yönden zayıflamış bir devlet olarak gördükleri Osmanlı Devleti’nin diğer bir ittifak teklifi de 1914 yazında Kırım’a gelen Rus Çarı tarafından reddedilmişti. Balkan savaşlarında yaşamış olduğumuz başarısızlık yüzünden “bu ordudan ve bu devletten artık hayır gelmez” düşüncesi sebebiyle her türlü ortaklık girişimlerimiz böylece sonuçsuz kalmış oluyordu.

Bu durumda, ordu ıslah çalışmaları için ülkede bulunan Almanlar ile bir yakınlık kurulması kaçınılmaz olmuştu. Türk ordusunun modernizasyonu için bir süredir Osmanlı topraklarında bulunan Almanlar ise diğer müttefik ülkeleriyle aynı fikirde değillerdi. Türkleri Rusya’ya karşı kazanmanın planlarını yapıyorlardı. İngiltere’ye sipariş verdiğimiz ve parasını ödediğimiz halde teslim edilmeyen gemilerimiz ve Reval Konferansı gibi gelişmeler Osmanlıyı hızla Almanya’ya doğru yönlendiriyordu. Diplomatik yalnızlıktan kurtulmak için Almanya ile birlikte hareket etmek isteyenlerin en başında eğitimini bu ülkede yapmış olan Enver Paşa geliyordu. 2 Ağustos 1914’de yapılan gizli bir anlaşma ile Türk –Alman ittifakı kesinleşmişti. Burada bir parantez açarak Almanya’nın Osmanlı Devleti’nden beklentilerine bakmamız gerekirse şunları söyleyebiliriz:

1) Osmanlının insan gücü ve var olan hammadde kaynaklarından istifade etmek.

2) Kafkas cephesine çekeceği Rus kuvvetlerine karşı hem kendisinin hem de Avusturya’nın doğu cephesindeki yükünü azaltmak.

3) Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nı elinde tutmak.

4) İngiltere ‘nin  Süveyş Kanalı ve dolayısıyla sömürgeleri ile olan bağlantısını kesmek

5) Osmanlı hilafetinin manevi gücünden yararlanarak İngiltere ve Fransa’nın sömürgelerindeki ve Rusya’daki Müslümanları ayaklandırmak.

Koca devleti tek başına savaşa sokma becerisi gösteren Enver Paşa , 10 Ağustos 1914’de Said Halim Paşa’nın yalısında toplanan bakanlar kuruluna “Bir oğlumuz oldu” diyerek müjdeyi veriyordu. Peki neydi paşanın bahsettiği bu müjde…  Osmanlı Devleti’nin seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan ettiği 1914 yılının ağustos ayında Kuzey Afrika’daki İngiliz üslerini bombardımana tutarak ve peşine de İngiliz filosunu takarak Osmanlıya sığınan iki Alman gemisi ki –çoğumuz adlarını biliriz- Goeben ve Breslau’nun Enver Paşa’nın izniyle Çanakkale Boğazı’ndan geçişine izin verilmesiydi. Bu duruma tepki göstermekte gecikmeyen itilaf devletleri gemilerin derhal Almanya’ya iade edilmesini aksi takdirde bunun savaş sebebi sayılacağını buyurdular. Buna mukabil İttihat ve Terakki hükümeti gemileri iade etmediği gibi satın aldığını ilan ederek onlara Yavuz ve Midilli isimlerini vererek Karadeniz’de Ruslara ait limanları bombalattı. Bu davranışa paralel olarak da İngiltere Osmanlıya savaş kararı aldı. Rusya Kafkasya’da harekete geçti.  14 Kasım 1914’de Osmanlı Devleti’nin bu devletlere savaş ilan etmesiyle birlikte Padişah 5. Mehmed Reşad da “cihad-ı ekber” ilan etti.    

buve-zirhlisini-batiran-top-ve-erati.jpg

Çanakkale cephesi

Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın yanında savaşa girmesiyle “Boğazlar sorunu” da ortaya çıkmış oldu. Çanakkale ve İstanbul Boğazları savaşın seyrini değiştirecek kadar jeopolitik öneme sahiplerdi. Karadeniz ve Ege’nin bağlantısını sağlamakla birlikte esasen büyük devletler  arasındaki siyasi , askeri ve ekonomik dengeleri de birbirine bağlıyorlardı. Günümüzde boğazların petrol ve gaz sevkiyatındaki konumunu düşünürsek uluslar arası ilişkiler açısından değeri bir kez daha öne çıkmaktadır.  Her bir devletin kendine göre bir strateji belirlediği bu cephe Ruslar için müttefikleriyle bağlantı kurabilmesi ve sıcak denizlere inmesine vesile olması açısından önemliydi. Boğazların alınarak Osmanlının etkisiz hale getirilmesiyle Kafkas cephesi de kapanacak ve Ruslar Avrupa cephesinde Almanlara karşı çok daha rahat savaşabileceklerdi. Ruslar, ekonomik gelecekleri için boğazlara hakim olmayı şart sayıyorlardı. Bu sebeple daha 1911’de Osmanlıya nota veren Rusya’yı İngiltere ve Fransa engellemişti.

obus-bataryasi.jpg

İstanbul'u alma hayalleri

Çanakkale cephesinin İngiltere tarafından ısrarla açılmak istenmesinin ardında yatan gizli sebep ise Boğazlara Ruslardan önce hakim olma isteği idi. İngiltere, Osmanlının boğazlar alındığı takdirde biteceğini hesap ediyor ve İngiliz deniz bakanı Churchill  “Sıkacaksın boğazını” diyordu. O dönem İngiltere politikası “Denizlere egemen olan, dünyaya da egemen olur” görüşünden oluşuyordu. Sahip oldukları büyük donanmaya o kadar güveniyorlardı ki çok kısa bir sürede en temizinden İstanbul’u alma hayalleri kuruyorlardı.

Müttefik Orduları Başkomutanı General Jean HamiltonÇağımızın ekonomik zaferinin şartı İstanbul’u Türklerden almaktır. Her ne pahasına olursa olsun alacağız” diyerek beyanatlar veriyordu. Çanakkale cephesinin açılmasını en çok savunan Churchill’di. İngiltere’nin İstanbul’u bu kadar istemesinin diğer bir sebebine bakacak olursak halifeliği görürüz.  “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” namıyla arzıendam eden İngiltere özellikle Hindistan’daki Müslüman nüfustan çekiniyordu. Savaş sonrası da Türkiye Cumhuriyeti’ne hilafeti kaldırması için baskı yapmasının sebeplerinden biri de buydu. İlan edilen cihadın etkisini azaltmak, Müslümanların birleşmesini önlemek, İslam dünyasını kontrol altına almak istiyordu. Baskıcı sömürge yönetimleri altında olan Müslümanları sindirmek ve emperyalist amaçlarını devam ettirmek de hedefleri arasındaydı.

İşte bu sebeplerle ve kendilerine olan sonsuz güvenleriyle geldikleri Çanakkale cephesi başta İngiltere için hezimet olmuş ve” Yenilmez  Armada” adını verdikleri donanmalarıyla tarihlerinin en ağır yenilgilerinden birini yaşamışlardır. Ege’nin serin sularında hayalleriyle birlikte boğulmuşlardır.

mehmetcik-siperlerde-001.jpg

Mehmetçi siperde!

18 Mart 1915

Sahip oldukları üstün teknolojik donanımlı gemileriyle Çanakkale önlerine gelen İngiliz donanması Amiral  Carden komutasında boğazı zorlanmadan geçeceklerini düşünüyorlardı. Churchill ‘e göre İngiliz donanmasını boğazda görünce Türkler topları bırakıp kaçacaklardı. Amiral Carden ise hazırladığı plan gereği bir ay içinde İstanbul’a ulaşacaklarını müjdeliyordu. Buna dayanarak bir İngiliz şirketi İstanbul turu bile organize etmişti.

Boğazda ilk taarruzlar kasım ayı içinde başladı. Şöyle ki ilk atışı Agememnon zırhlısına yaptıran İngilizler, Homeros’un İlyada’sında anlattığı Truva’yı hile ile alan Yunan kralı Agememnon’a da gönderme yapmış oluyorlardı. Buna karşılık “Yeni Mecmua” adlı dergi ise o tarihlerde “Truva bir hayaldi, Çanakkale ise gerçek” başlığı ile İngilizlere karşılık veriyordu. Mart ayına kadar aralıklarla devam eden bombardıman sonuç vermeyince Carden rahatsızlığını bahane ederek istifa etti ve yerine amiral De Robeck atandı.  Yeni amiral  18 Mart günü donanmasıyla boğaza saldıracağını ve yakın zamanda İstanbul’da olacağı bilgisini Londra’ya bildirmekten de geri kalmadı.

Abdülhamid'in cevabı!

Bu tarihe kadar büyük bir iman ve cesaretle savunma yapan Türk tarafı da her türlü ihtimale karşı önlemler almış, ola ki Boğazın geçilmesi durumunda İstanbul’da bir takım hazırlıklar yapmıştı. Padişah ve ailesini Konya’ya, hükümetin de Bursa veya Eskişehir’e nakli planlanmıştı. Bunun için Haydarpaşa’da iki vagon dahi hazırlandı. Beylerbeyi Sarayı’nda esir tutulan 2. Abdülhamid,  Bursa’ya nakli için Padişah 5. Mehmet Reşad’ın iradını getiren Talat Paşa’ya red cevabı vermiş, “Ecdadımız F. Sultan Mehmet Han İstanbul’u alırken  Bizans imparatoru surlarda savaşarak canını verdi. Ben ondan daha az haysiyetli değilim. Hiçbir yere gitmem. Ecdadımızın şerefi için rica ederim biraderim de bir yere gitmesin” yüceliğini göstermiştir.

18 Mart sabahı aralarında Queen Elizabeth gibi bir teknoloji harikasının da olduğu muharebe gemileriyle saldırıya başlayan müttefik donanması ve Türk tarafı arasında tarihin en şiddetli top savaşlarından biri yaşandı. Ölüm kusan müttefik donanması Türk bataryalarını susturmak için var güçleriyle saldırıyor lakin muvaffak olamıyordu.

hamidiye-mecidiye-aziziye-tabyalari.jpg

Hamidiye, Mecidiye, Azizye Tabyaları

Savaşın seyrini değiştirecek bir gelişme...

Sabahtan beri süren bombardımanda saat 14 sularında savaşın seyrini değiştirecek bir gelişme yaşandı. Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Paşa’nın emriyle Binbaşı Nazmi Bey tarafından Nusret Mayın Gemisi’yle Karanlık Koy ’a döşenen 26 mayından birine çarpan Bouvet adlı Fransız gemisi birkaç dakika içinde sulara gömülerek gözden kayboldu.  W.Churchill  savaştan yıllar sonra 1930’da “ Revue de Paris“ dergisine verdiği röportajda  “Birinci dünya harbinde bu kadar insanın ölmesine harbin ağır masraflara mal olmasına, denizlerde beş bini aşkın ticaret ve savaş gemisinin batmasına başlıca neden Türkler tarafından bir gece önce atılan ve incecik bir çelik halat ucunda sallanan 26 adet mayındır”  diyecekti.

top-ve-topcular-a.jpg

Top ve topçular

O gün müttefik donanması üç zırhlı gemisinin batması üçünün de ağır hasar görmesiyle birlikte kuvvetlerinin üçte birini kaybederek perişan vaziyette geri çekildi. Nusret’in döktüğü mayınları farketmeyerek  temiz raporu veren yüzbaşı Guepnet 18 Mart bozgunundan sorumlu tutularak askeri mahkemenin kararı gereği kurşuna dizildi.

Seyyid Onbaşı

Tabyalarda görevli askerlerimiz yaklaşık 7 saat süren deniz savaşında kahramanca çarpışarak Çanakkale’nin geçilmesine fırsat vermediler ve İstanbul’un anahtarını düşmana teslim etmediler. Müttefik donanmasından yağan amansız ateşin altında cesaret ve fedakarlıkla savaşan Türk topçusunun sarsılmaz imanını ve nasıl motive olduğuna Seyit Onbaşı en güzel örnektir. Mayın hattından kurtulup boğazın iki yakasındaki tabyalara ölüm yağdırarak ilerleyen Ocean Zırhlısı attığı 495 kiloluk top mermisiyle Mecidiye Tabyası’nı darmadağın etmişti. Kalan tek topun da vinci kırılmış olduğundan mermiler namluya sürülemiyordu. Arkadaşlarının gözünün önünde şehit edilmesine şahit olan Seyit Ali o gün 276 kiloluk top mermisini kucaklayarak topun namlusuna sürmüş ve yaptığı atışla Ocean zırhlısını vurmayı başarmıştı. İngiliz gemisi sulara gömülürken tekbir ve dua sesleri de semaya yükseliyordu.

siper.jpg

Her toplum tarih yapmakla birlikte bazılarının yaptığı tarihler dünyanın gidişini değiştirir. Çanakkale Deniz Muharebeleri ve ardından yapılan kara savaşları dünya tarihinin değişmesine sebep olmuştur.

Çanakkale savaşı İngiltere’nin birinci dünya savaşını bir an önce bitirmek konusunda giriştiği bir harekattı. Lakin başarılı olamadılar. Britanya kamuoyu bu yenilgi karşısında büyük bir hayal kırıklığına uğradı. İngiltere savaşın uzamasına sebep olarak gördükleri Çanakkale yüzünden Osmanlıya büyük bir kin duymuşlardır. Rusya beklediği yardımı alamamış, Romanovlar monarşisi sona ermiş, çarlık rejimi yıkılmış, Bolşevik ihtilali ile uzun bir iç savaşa sürüklenmiştir.

canakkale-kolordu-komutani-halil-pasa-ve-karagahi.jpg

Çanakkale Kolordu Komutanı Halil Paşa ve Karargâhı

18 mart 1915’de yaşananlar Çanakkale’nin geçilmez olduğunu ispat etmiş, deniz yoluyla başarı gösteremeyen müttefik ordularını da kara savaşlarına yönlendirmiştir. Elde edilen bu zafer ordumuz ve milletimiz için büyük bir moral kaynağı olmuş ve güven tazelemiştir.

Türk ulusal kimliği ve vatan duygusunun belleklere kazındığı ve sonraki muharebeler için de itici bir güç olmuştur.

Her millete nasip olmayan bu zafer Türk milletinin en zor şartlar altında dahi organize olduğunu, direnebildiği ve tahammül sınırlarının ne kadar yüksek olduğunu gösterir…

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • İstanbul Sözleşmesine Hayır!06 Mayıs 2020 Çarşamba 23:39
  • Yeni bir sistem ve "yenilmişlerin" düzeni...04 Mayıs 2020 Pazartesi 23:49
  • "Kavram; Bir olmak, biz olmak..."04 Mayıs 2020 Pazartesi 03:16
  • Türkiye'de son durum...10 Nisan 2020 Cuma 00:21
  • İçişleri Bakanı Soylu: 22 bin operasyon gerçekleştirdik!10 Nisan 2020 Cuma 00:14
  • Kadın Kartlık Modelleri ve Fiyatları Windmill'de!08 Nisan 2020 Çarşamba 03:56
  • 80 ve 89 yaşlarındaki çift koronayı yendi...07 Nisan 2020 Salı 02:44
  • Korona salgınında İsrail ne durumda?07 Nisan 2020 Salı 01:24
  • Virüs gibi yalan yayanlara Soylu cevab!06 Nisan 2020 Pazartesi 23:51
  • 2 milyon 300 bin haneye yardım06 Nisan 2020 Pazartesi 20:22
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.