• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

Felâketin daha büyüğüne davetiye çıkarmak!

Şükrü  Sak

 

Birileri bizimle dalga geçiyor…

Bu kesin!

Darbe ile mücadele ederken, daha büyük bir “darbe” yemiş tek devlet biziz dünyada!

Henüz bir Allah’ın kulu da çıkıp;

-“Yahu hani biz 17 Aralık darbesinden bu yana, yaklaşık üç yıldır bu hain darbecilerle mücadele(!) ediyorduk, n’oldu da, ruhumuz bile duymadan –“istihbaratımız” desek de olur- daha büyük bir darbe yedik?

Bu nasıl oluyor da oluyor?

Bu işte bir “yanlışlık”, bir eksiklik, bir hata, bir kusur, bir cinayet, bir “örtbas”, bir sorumsuzluk, bir ilgisizlik, bir duyarsızlık yok mu?”

Diye sormuyor!..

Kim bu işin sorumlusu demiyor…

Neyse, buraya hiç girmeyelim…

Şimdi de aynı şeyler yaşanmaya başladı…

Ekranlar, Fetullahçı itirafçıların;

 “Zaman gazetesi okuyorduk, STV izliyorduk” tarzı “şok”(!) itiraflarından geçilmiyor.

Yaşanan korkunç saldırının bu şekilde magazinleştirilmesi, darbeye kanıyla ve canıyla direnenlerin midesini bulandırıyor!

“Lânet olsun sizin itiraflarınıza da, (reyting) hırsınıza da!” deyip geçiyorsunuz.

Böylesine korkunç bir saldırının, bu kadar kısa bir zamanda, üstelik “OHAL” şartlarında bu kadar “sulandırılması”, her şey bir yana, hayatları pahasına darbecilere direnen şehidlere ve gazilere saygısızlık!

Millete saygısızlık…

Bu bayağılığın faturası, hem bunu yapanların, hem bu pisliklere mikrofon tutanların, hem de buna müsamaha gösterenlerin önüne bir şekilde gelecek! Bundan hiç şüpheniz olmasın!

Sonda söyleyeceğimizi de en başta söyleyelim;

Eğer;

15 Temmuz’a nasıl geldik?

Sorusu adam gibi sorulup, adam gibi cevaplanmazsa, bu aymazlık, bu umursamazlık, bu kararsızlık ve 17 Aralık’tan sonra yapılan yanlışlar tekrarlarınsa, felâketin daha büyüğüne davetiye çıkarılmış olacaktır!

Çünkü daha şimdiden benzer yanlışlar yapılmaya başlandı bile…

Bunlardan bir tanesi de; Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Muzaffer Şakar’ın 11 Ağustosta Diyarbakır Adliyesi’ndeki odasında gözaltına alınması…

Muzaffer Şakar, Fetullahçıların kaya gibi “iktidarda” olduğu dönemde bile, “yargıdaki cemaat işgali”ne dikkat çeken ve bunlarla mücadele eden bir isim…

Tamam, dünya görüşü farklı olabilir…

Sizinle aynı düşünmeyebilir…

Farklı bir inanca, ayrı bir kültüre sahip olabilir…

Ama “dürüstlüğün”, gerçek anlamda dürüstlüğün, her şeyden mücerret olarak bir kıymeti var! Bir haysiyeti var, düşmanda bile saygı uyandıran bir hakikati var…

Nasıl olur da, adına “cemaat” dediğiniz Fetullahçı ajan yapılanma ile, en güçlü olduğu dönemde bile yiğitçe mücadele vermiş, her türlü riski göze alarak mücadele etmiş bir hakimi, FETÖ operasyonunda göz altına alabilirsiniz?..

Bu işler bu kadar “ciddiyetsiz” mi yürütülüyor…

Bu kadar “bilgisiz” mi operasyon yapılıyor…

Ciddiyetsizlik ve bilgisizlik? Ürkütücü bir durum…

Daha doğrusu, bu operasyonlar hangi “istihbaratla”, kimin inisiyatifiyle bu kadar “sulandırılıyor?..

Nitekim, Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Orhan Gazi Ertekin, bunun;

2.  Ahmet Şık-Nedim Şener vakası” olduğunu söyledi.

Neydi “Ahmet Şık-Nedim Şener vakası”;

Ahmet Şık-Nedim Şener’in gözaltına alınması vakası bilindiği üzere Ergenekon davasının kırılma noktasıydı ve o davadaki sayısız hukuk ihlallerinin bütün kamuoyu nezdinde ifşa olmasını tetikledi. Dahası, her iki gazeteci de gerçek bir “derin devlet” soruşturmasının izlerini sürerek ciddi araştırmalar yapıyor, doğru ve bütünlüklü soruşturma yapmanın yollarını gösteriyorlardı. Başka deyişle bir derin devlet soruşturmasının en gerçek takipçileriydiler. Buna karşılık, Ergenekon davası sahipleri, büyük bir akıl tutulması ile Şık ve Şener’i de davanın failleri arasına yerleştirmek gibi bir yolu tercih ettiler ve kamuoyunun derin bir şüpheyle sorgulaması karşısındaki tepe taklak çöküşleri de böylece başladı. Şimdi çok benzer bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz.”

Böyle diyor Orhan Gazi Ertekin

Adına “cemaat” dedikleri ajan yapılanmanın en güçlü olduğu dönemde cemaate karşı mücadele veren…

Bunların yargıyı nasıl işgal ettiklerine dair kamuoyunu bilgilendiren…

Yazdığı makale ve kitaplarla “cemaat işgalinin” vahametini ortaya koyan…

Ve; “son altı yılını böyle bir mücadele içinde geçirmiş birinin” FETÖ soruşturmasına dahil edilmesi? “2. Ahmet Şık-Nedim Şener vakası” olmanın da ötesinde, çok daha derin şüpheler uyandırıyor…

“N’oluyor?..”

Dedirtiyor insana…

Düşünün ki; Darbenin planlandığı Akıncılar üssünde yakalanan ve “1 numara”lı hain olduğu söylenen Adil Öksüz’ü “21 dakikada” serbest bırakan hakimler hakkında ancak 1 ay sonra inceleme başlatılmış?.. Müfettişler rapor hazırlayacaklarmış da, ona göre o hakimler hakkında soruşturma yapılacakmış…

Mış mış da mış mış…

Bu nedir? Birileri “milletle” dalga geçer gibi, insanların aklıyla alay eder gibi?..

Bu nasıl bir siyasî iradedir, bu nasıl “OHAL”dir, bu nasıl “darbecilerle” mücadeledir, bu nasıl bir “ağırdan alma”dır, bu nasıl garabettir?..

Bunların bir açıklaması ve izahı var mı?..

Ben şahsen bulamıyorum;

Siz 1 numaralı haini serbest bırakan hakimler hakkında, ancak bir ay sonra inceleme başlatırken, yargıdaki “cemaat işgalini” deşifre eden, onlarla mücadele eden bir Cumhuriyet savcısını, Muzaffer Şakar’ı “FETÖ soruşturmasına” dahil edeceksiniz?...

Darbecilerin cezalandırılması konusundaki “kaypaklık” hakkındaki düşüncelerimizi daha önce ifade etmiştik…

Devletin silahlarıyla devlete ve millete saldıran…

Devleti ve milleti yok etmeyi amaçlayan…

Binlerce insanımızı yaralayan, 250 insanımızı şehid eden bu katil sürüsüne;

Bunlara düşman demeyelim, kin ve öfkeyle yaklaşmayalım, demokrasi ve hukuk kuralları içinde, üç dosya orda, beş dosya burada…

Gibi, ihaneti “mevzuat hazretleri içinde boğma”ya, yani hainleri cesaretlendirmeye ve yeni bir saldırıya davetiye çıkarmaya benzer tuhaflıklar, tehlikenin büyüklüğü karşısında devlet ciddiyetiyle bağdaşıyor mu sizce?..

(17 Aralık darbe girişimini gerçekleştiren ihanet şebekesinin en tepesindeki isimlerin ellerini kollarını sallaya sallaya nasıl kaçıp gittiklerini gördünüz…)

Not:

Bu değerlendirme kaleme alındıktan sonra; Demokratik Yargı Eşbaşkanı ve Cumhuriyet savcısı Muzaffer Şakar’ın serbest bırakıldığını öğrendim. Demokrat Yargı Eşbaşkanı Orhan Gazi Ertekin tarafından yapılan açıklamada;

Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Şakar özgür! "... haksızlıkları sorgulama sorumluluğunu üstlenmek ve hakikat arayışında hukuk ve yargıya ortak olmak iddiası kutlu bir iddiadır ve bize gerçek adaleti getirecek olan da budur..” deniliyor ve; Muzaffer Şakar’ın, kendisine husumeti olan bir alçak tarafından ispiyonlandığı, Şakar’ın gözaltına alınmasının nedeninin de bu olduğu açıklanıyor… Bunu da müsbet bir gelişme olarak not edelim. Bu durum bizim yukarıda yaptığımız değerlendirmeye halel getirmiyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.