• BIST 1.112
  • Altın 475,921
  • Dolar 7,5493
  • Euro 8,9508
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 30 °C
  • Konya 29 °C
  • İzmir 30 °C

Fatih Tuğra Doruk yazdı; "“Kul mûtû bi gayzikum...”

Fatih Tuğra Doruk yazdı; "“Kul mûtû bi gayzikum...”
"De ki; Geberin kininizle"

“Kul mûtû bi gayzikum...”

 

Fatih Tuğra Doruk

 

Hayır! Biz ne yaparsak yapalım, merkezlerine aldıkları ve düşman olarak belledikleri, dahi yanlış bile olsa sahici görüp saldırdıklarına, aslında farklı bir kulvarı temsil ettikleri için vuruyorlar diye düşünüyorum. Tek dertleri ‘İslam!’ Çünkü onlara göre ‘İslam’a dahil olan herkes cahil, yobaz...’

 

Hâlbuki bunun İslam’la bir alakası yok. Onlar kibirlerinde öyle boğulmuş kimseler ki, akıllarını put edinmişler... Fikir diye sunduklarını dinleyince ‘Ahlakınız nedir?’ sorusuna cevap verememenin oluş manasını bile idrak edemeyecek kadar akıl iğdişi insanlar...

 

Adım anılınca orada olamam!

 

‘Hayat Güzeldir’ filminden aklıma kazınan güzel bir bilmece bu!

 

Cevap: Sessizlik...

 

Bazı şeyler vardır ki hayatta, söylediğinde ona karşı aidiyetini kaybedebilir insanoğlu... Ya da inkâr ettiğinde kaybetmiş olmaz...

 

Düşünüyorum da, İman da böyle bir şey olsa gerek.

 

Düşünüyorum! Öyleyse varım!

Varlığım, düşüncemle sabittir. Neyleyeyim ki düşünmekten ırak olup da; var olduğunu iddia edip ‘Yok’ kavramına akıl erdiremeyen faniyi... Mesele, ulaşmak da değil aslında. Tamamen kavramak... Sadece ulaşma ideali için çırpınmak lazım. Ulaşamayacağını bilse de insan.

 

Hamd olsun o zaman... Biz, bizden öncekileri çürüterek, yükseldiğini iddia eden fikir soytarıları, akıl ukalalarından beri olarak; inşâ ede ede gelen bir tefekkür medeniyetinin göğe erişemese de uzanmak için devamlı büyüyen dallarıyız! Bu dallar olmaya mecburuz ki, varamayacağını bildiğimiz bu noktaya yaklaşalım. Evren genişliyor, kıyamette daralacak. Ve işte o ulaşılamaz noktaya en yakın noktada bulunacak olanlar, kazananlardan olacak. Matematikçiler daha iyi anlar aslında bunu. Süreklilik ve Limit...

 

Aramakla bulunmaz! Bulanlar arayanlardır...

 

Şimdi meselenin özüne doğru giderken, kümelenmiş özler bütünlüğüne şahit oluyoruz.

 

“İman” etmek... “Bilemez ki insan!” diyor, akıl ile doğru olarak kabul edilmesi en mümkün zıtlığa ulaşan adam. Bilemese de, mutlak bilgiye nispetle bilme uğrunda sarsılmaz bir temele sahip olabilmeli inancından uzak düşüncesiyle söylemese, belki kurtarabilir kendisini...

İman etmedim!” diyerekten, kendine iman ettiğini keşke kavrayabilseydi...

İşte o zaman, çözülecekti tüm bilmeceler...

“Adı anılınca orada olamayan sessizliğe karşı; ‘iman etmedim’ diyerek de ‘imanı yok’ sayamamanın denkliğini idrak meselesi bu aslında...

 

Sadece biraz emek ve anlamak için öğrenmeye yönelmek... Bilmek için bilmek kadar boş bir şey yok çünkü. Bildiğini, kendi iç prensipleriyle harmanlayıp bir şeyleri geliştirebiliyorsa eğer; bildiğinin bir değeri vardır insanın. “Kendimi geliştiriyorum, düşüncelerim şekilleniyor...” diyor, ne dediğini bilmeden hem de. Bir şeyin şekillenmesi için, başta bir şeyin olması lazım... Bir kabul noktası... Adamın tek kabulü, aklıyla reddetmesi... Yani aklı... Yani, dini kaldırıyor ama, yeni bir din kuruyor! Kendi dini... Aklının dini...

 

Aklı ile reddettiği ‘Tanrı’ kavramını yıkmıştı ama, aslında kendi aklını tanrılaştırdığının farkına varamadan kaybetmişti; kazandığını sandığı savaşı, daha başlayamadan...

 

Akılla öğrenilebilecek olanın sınırına varmadan akıldan vazgeçmek...

 

Hulasa, en harika metodu Tasavvuftan buluyoruz:

 

“Bu iş; ne akılla olur ne akılsız...”

 

Şimdi ben söyledim ama ne söylersem eksik kalıyor aslında; İBDA Mimarının Başyücelik Devletinde söylediği paragrafı okuduktan sonra:

 

“Herkes kendi zaviyesinden ayrı ayrı görüyor ki, biz bu işin ne fikir ve ne de fiil olarak şakasında değiliz… “Boşgörü”yü “hoşgörü” adı altında pazarlayan mamacı tipi değiliz… “Cek” ve “cak” gibi nisbet ekleriyle İslâm davasının “fikir” ve “aksiyon” cephesini daima uzak istikbâle ısmarlayan ve daima “çile” ve “risk”ten kaçan “teyze adam” tipinin tersine, idealizmin ne demek olduğunu kaskatı bir vakıa hâlinde meydan yerine dikeniz… Gözümüz büyük İslâm inkılâbında”

(Salih Mirzabeyoğlu, Başyücelik Devleti, 7,8)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.