• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • Konya 18 °C
  • İzmir 20 °C

"Ey Kürt Kardeşim!

"Ey Kürt Kardeşim!
(Bu bir "hamâset" değildir, bu günübirlik, aslı ve hakikati olmayan politik ve siyasî bir söylem değildir! Bu kuru bir "kardeşlik" edebiyatı değildir! Bu "biz"e unutturulan gerçek birlik ve kardeşliğimizi hatırlatma çabası, aslımızı, ortak tarihimizi, ort

 

 

Ey Kürt Kardeşim!

 Enes Duymaz

Ne oldu bize? Sana ne oldu? Bu gidişin nereye? Bu ülkede Müslümanlar oğluna kız mı vermedi, kızını oğluna mı almadı?

Sen hor görüldün de diğer Müslümanlar baş tâcı edilip saraylarda mı yaşatıldı? Sana da bana da reva görülenler aynı gönül çeşmesinden su içmemiz değil miydi?

Ben İmam-ı Gazali'nin önünde diz çöküp tedrisatından geçerken dizlerime değen dizler senin değil miydi?

Sen Selahaddin olup safi bir imanla Kudüs'e sefer eylerken arkandan dalga dalga gelen ben değil miydim?

Ben Yavuz Selim olup Çaldıran ufkunda Şia fitnesinin üzerine yürürken sen İdris-i Bitlisi olup sağ yanımda değil miydin?

Sina Çölü'nü geçtiysek birlikte geçip, vurulup düştüysek birlikte vurulup düşmedik mi?

Bağdat?ı her alışımız, Tebriz'e her girişimiz birlikte değil miydi?

Ben Kanunî olup Mohaç ufkunda yıldırımlaştığımda alnı yıldızlı, köpüren atlarda bir dağ heybetiyle yanımda yoldaş olan sen değil miydin?

Bir İman kardeşliğinin nişanesi olarak Mohaç Meydanı'nda kanlarımız birbirine karışmadı mı?

Benim heybemdeki ekmekten sen yiyip senin kırbandaki sudan ben içmedim mi?

Ben Urfa'da, Diyarbekir'de Karakeçili?yken sen olmadım mı? Sen Konya'da, Haymana'da Çorum'un ve Yozgat'ın steplerinde ben olmadın mı?

Bingazi'de çölü, Çanakkkale'de deniz melteminin nemlendirdiği yamaçları kanlarımızla birlikte sulamadık mı?

Medine-i Münevvere'de Halid Paşa'yla mübarek topraklara kanımız birlikte akmadı mı?

Çöllerin sıcağında birlikte kavrulup, Lehistan'ın, Balkanların keskin ayazını, Allahüekber Dağlarının dondurucu soğuğunu birlikte yemedik mi?

   

Ey Sevgili Kürt Kardeşim!

 

Mevlana Halid-i Bağdadi(K.S.)'nin ufuklar boyunca ruhları dirilten nefesiyle birlikte serinlemedik mi?

O nur çeşmesinin diriltici nefesini; Seyyid Taha Hakkari(K.S.), Taha Hariri(K.S.), Sıbgatullah Arvasi(k.S.), Şah Ahmed Haznevi (K.S.), Davud-u Tagi(K.S.), Seyyid Fehim Arvasi(K.S.) ile bana taşıyan sen değil miydin?

Sen Said-i Kürdi'den Bediuzzaman'a dönüştüğünde ben binlerle zindan zindan arkandan gelmedim mi?

Sen Abdülhakim Arvasi(K.S.) olup güneş gibi parladığında ben Necip Fazıl olup ateşinde pişmedim mi?

Sen Bitlis'ten,Mutki'den, Ağrı'dan, Diyarbekir'den sürgün sürgün Anadolu bozkırına gönderildiğinde ben Konya'da Hacıveyiszâde olup jandarma dipçiğine rağmen sana çorbalar kaynatmadım mı?

 

Ey Kürt, Ey Sevgili Kardeşim!

 

Seni Ağrı, Mutki, Bitlis, Bingöl ve Diyarbekir'de darağacında şehit eden zalimler, beni de Maraş,Yozgat,Konya, Menemen, Erzurum ve Rize'de otuz üçer otuz üçer darağacında şehit etmediler mi?

Seyyid Ali'yi darağacında şehadete gönderen katil Kılıç Ali çetesi, Atıf Hoca'ya da şehadet şerbetini içirmedi mi?

Bu zulümleri sen Kürt olduğun için gördüysen ben neden gördüm? Bu zulümlerin bize reva görülmesi Allah ve Resulü (S.A.V.)'ne bağlılığımız  değil miydi?

 

Ey Sevgili Kardeşim, Ey Kürt!

  

Şimdi ne oldu sana, ne oldu bize?

Seni cami yakanların, Kur'an Kursu kundaklayanların, Bediuzzaman Külliyesi'ni yakanların peşine düşüren ne?

Bunların bir zamanlar seni ve beni imha etmeye çalışan, camileri yıkan ya da depoya, ahıra çevirenlerden ne farkı var?

 

Ey Sevgili Kürt Kardeşim!

Ben bu cami yıkan, sana ve bana zulmeden zihniyetten kurtulmak, kardeşlik hukukunu ufuklar boyunca yeşertmek gayesiyle kutlu bir yolculuğa çıkmanın derdindeyim.

Bosna'dan Çin Seddi'ne, Bakü'den Yemen'e, Cebel-i Tarık'tan Basra'ya, Karadeniz'den Afrika'nın en ucuna kadar sımsıcak bir kardeşlik iklimi yeşertmek, sancak sancak özgür, aynı ideal ve bayrağa perçinli bir kutlu ülke, bir kutlu topluluk düşlüyorum.

Sen ne düşünüyorsun?

Gel seninle eğri oturup doğru konuşalım?

Senin çocuklarının benim çocuklarımı, benim çocuklarımın senin çocuklarını öldürmesi kime ne sağlıyor?

Senin ve benim çocuklarımız Tendürek'te, Süphan'da, Beytüşşebap'ta, Lice'de ve daha bilmem nerelerde birbirlerinin körpecik canlarına kıyarken:

İstanbul İşgal edildiğinde işgal subaylarıyla dans etme yarışına giren, yıllarca ülkenin iliğini sömüren sosyetik kozmopolitlerinin benden görünen çocuklarıyla senin davanı güttüğünü söyleyenlerin çocukları aynı mekanlarda tepinmiyorlar mı?

Sen 10-12 nüfusla küçük bir evde yaşamaya çalışırken?

Senin güdücülerinin her bir çocuğu Ankara'nın, İstanbul'un en lüks semtlerinde ayrı bir evde oturup özel okullarda, özel üniversitelerde okumuyorlar mı?

Sen ve ben ?ayrı? olmaya devam edip ?biz? olamazsak bunlar bu hayatlarına devam etmezler mi?

Öyleyse on yıldır seni kardeş olarak gören, seni dinlemeye ve anlamaya çalışan, seni doksanlı yılların kan revan karanlığından kurtarmaya uğraşan, sana ilk defa sımsıcak bir kardeşlik eli uzatan yöneticilere cevabın, cami yıkanlarla bir olmak mı?

Bu sıcak ve kardeşâne yaklaşıma, senin huzursuzluğunu kendi refahı ve huzuru yapanların peşine takılarak mı karşılık vereceksin?

Yoksa bir kutlu rüyayı, bir kutlu gelecek düşünü birlikte mi göreceğiz?

Seni  kardeşlik duygularıyla selamlıyorum.

Allah(CC)'ın selamı üzerine olsun!

Enes Duymaz

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.