• BIST 94.082
  • Altın 189,916
  • Dolar 4,7932
  • Euro 5,6125
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 26 °C
  • Konya 26 °C
  • İzmir 32 °C

E peki elin gâvuruyla bu 'mübareklerin' ne alâkası var?

Şükrü  Sak

Madem alâkası yok, niye eylem ve söylem birliği içindeler? On bilinmeyenli bir denklem gibi...

 

16145-001.jpg

E peki elin gâvuruyla bu 'mübareklerin'(!) ne alâkası var?

 

Şükrü Sak

-I-

Türkiye zorlu bir sürece daha giriyor…

Bu zorluğun asıl sebebi, 15 Temmuz’u yapan darbeci-işgalci hainlerin, hak ettikleri gibi “adil” bir şekilde yargılanıp idam edilmemiş olmalarıdır…

Hatta, 15 Temmuz’dan sonra da açıkça dillendirilen; İkinci, üçüncü dalga darbe girişimlerinin ciddi ciddi tartışılmasına rağmen, işler “olması gerektiği” gibi gitmedi…

FETÖ hainleri, “idam edilmeyeceklerini” anladılar…

Yargılamalar “Brezilya dizisi” gibi uzadıkça uzadı, uzadıkça şova dönüştü…

Hatta, hainlerden “mağdur”, mazlumlardan “suçlular” üretilmeye bile başlandı…

Tehlike yeniden “uç” gösterdi…

15 Temmuz darbe ve işgal girişimine gizli veya açık destek veren, medya, sivil oluşumlar, iş adamları, bürokratlar, parti, dernek, vakıf, gazeteci, milletvekili, siyasetçi gibi unsurların üzerine de “gerektiği” gibi gidilemedi…

Darbeye destek olmak da darbe girişimi gibi suçtur!” yaklaşımıyla, bu sivil unsurların üzerine gidilemedi…

E tabii bunların üzerine gerektiği gibi gidilmeyince ne oldu?

Ne olduğunu gördünüz;

Darbeye destek olanlar”değil, “darbeye direnenler” suçlanmaya başlandı…

Kim tarafından?

Bunların kim olduğunu biliyorsunuz…

Başta CHP, sol medya, PKK medyası ve FETÖ yancıları…

Bunların hepsinde; “darbe olsun da kim yaparsa yapsın, yeter ki Erdoğan’dan kurtulalım” tavrı artık normal “ahlâki”(!) ve “ilkeli”(!) bir tavır olarak görülüyor…

-II-

'İslâmcı kılığında' Michael Rubin'le eylem ve söylem birliği yapan düşükler

15 Temmuz darbe ve işgal girişimine karşı direnen Müslüman Türk halkını korumayı hedefleyen/ceza muafiyeti getiren son KHK, Ak Parti içinde ve dışında, “pusuya yatmış” bekleyen “Gül”lerin de maskesini düşürdü!

Sadece bunların değil, “İslâmcı kılığındaki” müptezellerin de…

Benim dikkatimi çeken şey bunların “KHK’ya itirazları”nın, Michael Rubin’in söylemleriyle örtüşmesiydi

Şimdi siz diyeceksiniz ki;

-Bunlarla bunların ne alâkası var?

Nasıl olabilir böyle bir şey?..

Haklısınız, ilk önce bende de jeton düşmedi… Ben o sırada, “İngiliz İslâmcılığı” denen iğrençliği tarif etmeye çalışıyordum.

Şöyle olmuş;

Bu Michael Rubin denilen Pentagon görevlisi, bundan altı ay önce, hazırladığı raporda, darbeye direnenlerin, “Erdoğan’ın özel ordusu” olduğunu iddia etmiş… “Rapor”da, darbeye direnenler, “silahlı terörist, militan grup” gibi kelimelerle anlatılıyor...   FETÖ ise badem bıyıklı kanarya sevenler derneği kıvamında, pir ü pak bir topluluk olarak piarlanmış…

15 Temmuz darebesine direnenler için; "para militer güçler" diyor, "militan gruplar" diyor, "askere karşı durdular" diyor, onlara "saldırdılar" diyor... (Mişel Rubin) bu, der mi der!..

Bana bu (Mişel)in ince işçilik eseri raporunu hatırlatan şey, bir karış sakalıyla, tarhana küreği gibi ellerini gözümüze soka soka konuşan bir “mübareğin”(!) sözleri oldu…

(Hadi sizin hatırınız için mübarek demeyelim, ‘hocfendi’ olsun. -“Hocaefendi” değil-, özellikle “hocfendi”… Sakın ola ki bunu bir tashih hatası olarak görmeyesiniz…)

İşte bu ‘hocfendi’, içine (Mişel Rubin) kaçmış gibi, tarhana küreği büyüklüğündeki ellerini savura savura –nerdeyse gözümüze sokacak-konuşuyor:

“-Bazılarının kafasını kesmiş cani, bazılarını İstanbul Köprüsünden aşağı atmış, cani. Sen ne biliyorsun bu askerin darbe için oraya geldiğini?.. Bilmeden, araştırmadan, hem hakim hem cellat rolüne soyunmuş, özel görevlendirildiği besbelli, nerden buldun sen o silahları hemen geldin askerleri öldürdün!  Kimden talimât aldın hemen çıktın sokağa? Sen nereye bağlısın, nasıl bir örgütsünüz siz? Nerden talimât aldınız da hemen çıktınız! Bunların hesabı sorulmayacak mı?

15 Temmuz’la ilgili olsun isterse. 15 Temmuz’da masum askerleri öldürenler hesap vermeyecek mi! Askeri neden soyuyorsun, askerleri soydular, çırılçıplak. Bu yakışır mı! (…) Bizim kendi insanımız kendi askerimizi çırıl çıplak soydu herkesin önünde, ağzını burnunu kırdılar, herkesin gözü önünde, sen ne biliyorsun bu askerin darbeci olduğunu.

"Sen ne biliyorsun bu askerin darbeci olduğunu?"

Tabii nerden bileceksin?.. Adamlar belki tanklarla toplarla pikniğe gidiyordur, hiç mi vicdanınız sızlamadı sizin?

Bunları, kürek gibi ellerini savura savura konuşan 'hocfendi'den dinleyince;

Birden, (Mişel)in altı ay önce yazdıkları geldi aklıma; “İBDA-C MAG’ın silahlı militanları 15 Temmuz 2016’da yaşanan olaylar esnasında görevli olarak sokaklardaydı”)

Diyordu (Mişel)

Ula n’oluyoruz dedim kendi kendime…

(Mişel Rubin) reankarne olmuş Alpaslan Kuytul kılığında yeniden mi bedenlenmiş acaba?

Bu elin gâvuru ile –Salih abi pardon- bu bizim “isâmcıların” eylem ve söylemleri niye birbiriyle bire bir örtüşüyor?

-III-

"Bilmeden ve araştırmadan darbelere karşı çıkmayın, önce İl Halk kütüphanelerine gidin"

On bilinmeyenli denklem gibi, uğraş uğraş, çıkamadım işin içinden…

Yine de ‘tedbiri’ elden bırakmadım, belki bu hain darbecilere karşı bir “haksızlık-adaletsizlik” olur düşüncesiyle, -Hem Alpaslan hocfendinin de hatırı kalmasın- öyle bilmeden araştırmadan darbecilere karşı gelinmez diyerek 15 Temmuz gecesi doğru İl Halk Kütüphanesine koştum, “bilmek ve araştırmak” için;

“Acaba bu adamlar darbe mi yapıyorlar, yoksa pikniğe mi gidiyorlar?”

Tabii, araştırmadan bilmeden olmaz!

Baktım “köse sapık” da orda; “Alpaslan hocfendinin görüşlerine katılmayabilirsiniz ama, onun haksızlığa ve adaletsizliğe uğramasına karşıyım!” diye mesaj yazıyor… (Eğer silmediyse bakarsınız, onu da ben araştıracak değilim ya! 15 Temmuz’dan önce de FETÖ’ye yaranma mesajları atıyor, sonra silip, kaldığı yerden “hak ve adalet” heykelini koluna takmış alemlere akıyor…)

-IV-

'Soylu' tavır karşısında, bacak düşkünlüğü gösteren 'başı külahlı' yazarımız...

Geçtiğimiz hafta, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan gerçek anlamda 'soylu' bir çıkış oldu;

Soylu:

"Kimse bizim geleceğimizi zehirleyemez. Uyuşturucu satıcısını gören güvenlik görevlisi ne yaparsa yapsın kırın bacaklarını, sorumluluk bana ait..."

Dedi...

Demokrasi'nin; "Bırakın uyuştucu tacirleri okul önlerinde çocuklarınızı zehirleyip öldürsün!" yaklaşımına karşı çok insanı, İslâmî ve vicdani bu soylu tavır önünde biz saygıyla düğmelerimizi ilikleriz!

Bu tavır karşısında "iki farklı" tepkiyi de ayrıca İslâmi ve sosyolojik açıdan incelemek üzere buraya not edelim;

Hıncal Uluç’un, Süleyman Soylu’nun ‘soylu’ tavrı karşısında; “Kırın bacaklarını o alçakların, yaşatmayın!” tavrı ile Elif Çakır’ın; “Zehir tüccarlarını acıyacak değiliz ama, hiç olmazsa bacaklarına sahip çıkalım, koruyalım” hassasiyetini görünce, dedim kabalık bende! Bu iki ‘tip’ üzerinden bir de “insanlık ve vicdan” sorgulaması yapıp, kimin ne yana düştüğüne de ayrıca dikkat çekmek lâzım!

Hıncal Uluç kiiiim, başındaki külâhla utanmadan, “uyuşturucu satıcılarının bacaklarına sahip çıkalım” diyen Elif Çakır kiiiiim?

Ve dahi bunların “İngiliz İslâmcılğı” ile ne alâkası var?

-V-

Son moda vaiz çağı!

(Patrik Heyn) bu tâbiri, "hazır paket program" olarak üretilen "son moda vaizler" için kullanıyor... (Dini kapitalist mantık içinde bir 'arz talep' ilişkisi olarak gören ve kapitalizm için "araçsallaştıran"lar için...)

Mesela şu durum, size de tuhaf gelmiyor mu?

Bu tip "proje" hacı hocalar, başlangıçta, işe, "Hadis dersleri, tefsir dersleri" vererek başlıyorlar. Bu şekilde arz-ı endâm ediyorlar... Kendilerine göre ders veriyorlar... 'Cemaat' oluşturuyorlar....

Bunda bir sorun yok...

Fakat bir süre sonra, bilinen anlamda, "Hacı, hoca, vaiz" olmaktan çıkıp, adetâ bir "siyasî parti sözcüsü" gibi konuşmaya başlıyorlar...

Belli konularda "algı üretmeye", siyasi konularda "yönlendirme" yapmaya başlıyorlar...

Niçin?..

Bunda hiç bir tuhaflık yok mu?

Siz en iyisi; şu "İngiliz İslâmcılığı"nı bir kere daha okuyan bakalım, bunlarla bir ilgisi olabilir mi?

Ha unutuyordum; sırtını 'bu tarafa' dayamış 'mübereklerin' vaziyeti ile bunları bir karşılaştırın!

16090.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.