• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Durum gerçekten vahim!

Faruk   Selim
Beni asıl endişelendiren “donunu indirip” sokağa fırlayan üç beş ibne değil, medyanın bu hali?.. Nitekim uzmanlara göre, bunların derdi önüne yatacak birini bulduklarında biter, fakat bu medyanın hâli n´olcak? Asıl sorun bu!

DURUM GERÇEKTEN VAHİM!

Faruk Selim

 /resimler/2015-7/16/1112458504366.jpg

 

Beni asıl endişelendiren “donunu indirip” sokağa fırlayan üç beş ibne değil, medyanın bu hali?.. Nitekim uzmanlara göre, bunların derdi önüne yatacak birini bulduklarında biter, fakat bu medyanın hâli n´olcak? Asıl sorun bu!

Önceden:

Küfür kabul edilirdi…

Hakaret sayılırdı…

Aşağılama amacıyla kullanılırdı…

Birinin böyle olduğu anlaşıldığında o ibne, kaçacak delik arar da bulamazdı. Bulsalar çıkığı deliğe sokarlardı…

Yüzüne tükürülürdü…

Toplum içine kabul edilmez, iğrenç mahlûklar nasıl bir muamele görüyorsa aynısını görürlerdi…

Bu lânetli fiili işleyenler toplumdan tabii olarak dışlanırdı…

Ama görüldüğü kadarıyla ve ellerinde pankartlarla “Velev ki ibneyiz..” diye sokaklara çıktıklarına göre, bayağı bir “mesafe katetmişler” veya amaç başka?..

 

/resimler/2015-7/16/1109042093782.jpg

 

 

Burada asıl dikkat çeken şey, “ibne birey”(!)lerin kendi “g.sel sorunlarını” niçin “toplumsal bir meseleymiş” gibi uluorta ortalığa dökmeleri?..

Sokağa çıkmaları…

“G.t davası” çalmaları…

İbneliği alenileştirme” çabaları?..

Daha doğrudan bir ifade ile, donunu sıyırıp, arkalarını topluma dönmelerinden amaç nedir?..

Diyeceksiniz ki, “N´olacak, ibnelik!

Tabii bunun tek açıklaması bu…

Peki bu “ibneliği”:

Alenileştirme…

Sahiplenme…

Savunma?.. Yollu yayınlar, reklâmlar, propagandalar?..

Bunlar neyin nesi?..

Donunu sıyıranın sokağa fırlamasından “nasıl bir özgürlük”(!) talebi doğmaktadır?.

Bu melâneti “savunanlara”…

Alenileştirenlere

Bu melâneti, “toplumsal bir meseleymiş” gibi ortalık yerde savunanlara…

Mesela, Sırrı Süreyya Önder?..

Mesela, Cumhuriyet?..

Meselâ Diken denilen fanatik “Erdoğan düşmanı”, laik, liberal, demokrat siteye?.. Bunların içinde “dinci demokrat” yazarlar da var; Levent Gültekin filân…

Mesela Zaman gazetesi ve Fetullah´a, STV´ye?..

Bunlara ne demeli?..

“Neşriyat yoluyla ibneliği savunmak ve propgandasını yapmak?..” Bu da en az “o fiil” kadar iğrenç ve lânetli bir “eylem ve söylem” değil mi?..

Özellikle Cumhuriyet´in –ki Zaman´ı da aynı kategoride görebiliriz- meseleyi manşete çeken ve “çoğalmaktan” sevincini belli eden manşeti, akıllara bir çok soruyu da beraberinde getiriyor:

Aynı duyarlılığı Kemalizm konusunda da göstermenizin” özel bir sebebi var mı acaba? Diye sormadan edemiyor insan?..

Ne demek; “Bir avuçlardı, onbinler oldular” diye sevinmek?..

Siz olsanız şüphelenmez misiniz bu durumdan?.. Üstelik bu konuda bir çok “şaibe” de mevcutken?..

Neticede dava “g.sel bir dava”…

Bunu bu kadar abartacak…

Manşete çekecek…

Yetmezmiş gibi manşetten “sevincini belli edecek” ne var?..

Bu kurumsal olarak sizi de “zor duruma” düşürmez mi Can Dündar?.. “Cumhuriyet?..”

Hani birileri çıkıp; “Yahu siz kurumsal olarak laik, Kemalist ve Fetullahçı bir şeysiniz, ilkesel, etiksel şeyleriniz bakımından, hepinizin “öyle” anlaşılmasından “kaygıya” kapılmıyor musunuz?..” diye sorsa ne cevab vereceksiniz?..

Ekrem Dumanlı bundan tabii olarak rahatsız olmaz; onun Fetullah öğretisine dayanan “hoşgörüsü” daha ziyade bu tür “g.t davası” güdenlere olduğu için orda bir çelişki yok!

Zaten benzer bir “duyarlılıkla” HDP´yi ve onun “eşcinsel-ibne” adayları için fedâkarâne oy toplayan “ablalar” sonunda bunların “gerisine takılıp, ellerinde ibneliğin bayrağı ile poz” bile verdiler!.. Biz otuz yıldır “Fetullahçılığın nasıl bir sapkınlık olduğunu” anlatamazken, onlar bir kare poz ile meseleyi bütün çıplaklığı ile gözümüze sokuverdiler!

Bütün bunlar içinde beni en çok üzen, Sırrı Süreyya Önder´i, bunlara “önderlik” ederken görmek oldu?.. Onun bu taraklarda bezi olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi; ben onu şu “Kürt sorunsalını” çözmek için canla başla çalışıyor ve bu “toplumsal barışa” katkı sunacak sanıyordum?.. Sırrı´yı orda görünce birden aklıma geldi:

Acaba Kürt sorununu da bu şekilde çözebilir miyiz?..” Hani, onlar da “soyunsalar” filân, işte ne bileyim ben?..

Veya burada da “toplumsal bir mesaj mı?” verilmek istendi, de biz anlayamadık?..

Bu olayın en ilginç yönlerinden bir tanesi de şu…

Bu melânete, ısrarla ve inatla ve benimseyerek ve reklâm ederek; “Onur yürüyüşü” diyen,böyle haber yapan, böyle reklam eden, bu şekilde servis eden -özellikle “diken.com.tr”,Cumhuriyet, Zaman- medya odaklarına birisi dese ki:

Birilerinin g.tünü s.ktrimek istemesinin neresinde ne türlü bir onur görüyorsunuz?..

"Onur yürüyüşü"(!)ymüş...

“Onurunuzu”(!) ne zaman ibnelerin apış arasına sıkıştırdınız?

Yani kendini düzdürmek için sokağa fırlıyorsun, sonra da buna “onur yürüyüşü”(!) adını verip, bu şekilde “haberleştirip” servis ediyorsun?. Peki senin derdin ne dese?.. Burada bunlardaki “dert müşterekliği”(!) de alenileşmiş olur tabii olarak…

Bu meseleyi, konusunda gerçekten uzman olan bir psikolog arkadaşıma sordum;

“Vahim bir durum; Bu “sapmayı” savunan, sahiplenen ve bunu “özgürlük” olarak servis eden medya da, bilinçaltının dışavurumu olarak “ibneleşmeyi meşrulaştırma” çabası, “ibneleşmenin” sandığımızdan daha farklı boyutlarda olduğunu göstermektedir..” diyor..

Ben hadiseyi biraz da “bilimsel yönden” anlamak için, “İbneliğin psiklojisi nedir, sorunsalı” filân diye soracak oldum;

“Yanlış düşünüyorsunuz, yok öyle bir şey!” dedi; “İbnenin derdi, önüne yatacak birini bulduğunda biter, asıl sorun bunu bu şekilde savunan, sahiplenen, reklâm eden, “toplumsal bir mesele haline getirmeye çalışan” medyadır!. Bu “zihniyet ibneleşmesidir!” Bunun “sosyolojik ve psiklojik analizinin” yapılması gerekir!” diye kestirip attı.

Aslında mesele burada kapanıyordu…

Fakat Nabız Haber´de gördüğüm, “İbneleri savundular” haberini okurken, “Kimmiş lan bunlar?” diye bakınca, kendilerine “Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi” adını veren bir grup olduğunu görünce bir kere daha şok oldum ve meseleyi de bu şekilde en azından kendi kafamda çözmüş oldum:

Bunlar, “kafası”yla değil, “g.tleriyle düşünüyorlar” işte bütün mesele bu! “İbnelik” dediğimiz şeyde bu zaten!

Böylece "ibneliği savunan, meşrulaştıran, alenîleştiren" bu "sapmayı" özgürlük sorunsalı olarak takdim eden, siyasetçilerin ve "medyanın hali" de izaha kavuşmuş oldu:

Normal “insan”ın düşünce organı “kafa” iken, bunlarınki “oraları…

*

Batı´nın ve Batı medyasının “bu konulardaki” duyarlılığı(!) yeni bir şey değil; Sinema, edebiyat, tiyatro vesair sanatsal araçlarla “ibneliğin” reklâm, tanıtım ve pazarlamasında ve yaygınlaştırılmasında gayet sistematik, planlı, programlı ve bilinçli bir yol izliyorlar! Bunun da, “Bütün dinleri yer yüzünden kaldıracağız” diyen “Küresel Kraliyetçiler”le doğrudan bir “irtibatı” var, fakat bu uzun bir mesele. Kısa tarafı sadece şu ki; Bu ibneliğe, “onur yürüyüşü”(!) adını vermeleri, üzerinde çok çalışılmış bir “reklam kampanyası”nın sonucu ve maksadı belli!.

Dünyanın en alçak, en iğrenç, en rezil, en onursuz fiiline bu “ismi vermek” tabii ki bilinçli bir "tercih"...

(29.6.2015)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.