• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

"Dünyanın en şerefsiz adamlarından birisi..."

Şükrü  Sak

Eren Erdem'i nasıl bilirsiniz?..

Haber-Makale: Şükrü Sak

 

10273-001.jpg

"Ben Peygamberim" dedi, 5 kişiyi dolandırdı...

Ben şeyhim dedi, üç kişiyi çarptı...

Ben mehdiyim dedi, arsa kapattı...

Ben hacıyım dedi, parayı kaptı...

Ben hocayım dedi vurgun yaptı..."

Bu ve benzeri haberleri çok sık okumaya başladık, farkındaysanız...

"Din" temelli bir sahtekârlık, dolandırıcılık, vurgunculuk meslek haline geldi nerdeyse...

Bir de bu "dincilerin" kendi içlerinde ayrı bir "dolandırıcılıkyöntemleri var, onlar pek "ayyuka" çıkmaz...

Gazeteci Emre Erciş, "Eren Erdem Vakası" üzerinden bu "sahtekârlıkların", nerden başlayıp, nereye kıvrıldığını anlatıyor...

Bizim de bu "protip" üzerinden bir kaç değerlendirmemiz olacak...

"Eren Erdem'i biliyor muydunuz?"...

Az çok biliyordunuz tabii ki...

Biz de öyle...

"Türkiye ile İran savaşsa, İran saflarında Türkiye'ye karşı savaşırım" diyen biri olarak...

"Karşı" gazetesinde Fetullahçı ajan yapılanmanın "operasyon" çocuğu olarak, şantaj kasetleri, gizli çekimleri yayınlarken...

İhsan Eliaçık'ın yanında, "din dolandırıcılığı" konularında staj yaparken...

Rus uçağı düşürüldüğünde, Rusya'nın saflarında...

Eline tutuşturulmuş sahte belgelerle;

"Türkiye, Ak Parti IŞİD'e yardım ediyor" diye Türkiye'yi bir yerlere jurnallemeye çalışırken...

Normal bir insanın "midesinin kaldırmayacağı" bu kadar pisliği yapan bir adamın, "bir daha asla toplum içine çıkamaz" diye düşünürken, bir bakıyorsunuz ki, bu defa da CHP'den milletevili olarak karşınıza çıkıyor...

En son havaalanında bindiği uçaktan savcının talimatıyla indirildikten sonra, Bakan'ın devreye girmesiyle"uçmasına" müsaade edilmişti hani, Nabız'da haberi var..

Bu kadar pisliğin dışında daha ne olabilir ki diye düşünüyorsunuz değil mi?...

Valla ben de öyle düşünüyordum...

Yani bir adamın bu kadar "sabıkası" var, daha ne olabilir ki?..

Emre Erciş'in yazdığına göre, bizim bildiklerimiz "devede kulak" misaliymiş...

Dolandırıcılık...

Sahtekârlık...

"Sahte dincilik"...

Yalancılık...

Şerefsizlik....

Biraz sonra aşağıda okuyacaksınız...

Adamın "girip çıkmadığı delik" kalmamış...

Ben şahsen Emre Erciş'i tanımıyorum...  Bununla epey bir zamandır arkadaşlarmış... Yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, "aile dostları"ymış...

Emre Erciş yalan söyleyecek değil...

Kendi yazdığına göre, "şahsî bir meselesi" de yok!..

"Oportünizm" bataklığında parlayan bu kişinin, "geçmişini" ve çevirdiği dolapları gözler önüne seriyor;

Dürüstlük ve gazetecilik adına....

Emre Erciş'i bu açıdan kutlamak gerek, ki "doğru" adına yapılan her çıkış, bu anlamda değerlidir!

Emre Erciş'in yazdıklarını okuyunca, benim aklıma ister istemez "bizim mahalle"deki şerefsizlikler geldi...

Demek ki bu işlerde de kalıp hiç değişmiyor;

Yani, adam "bizim mahallede" olsa bayağı bir hüsn-ü kabul görürdü demek ki...

Kaldı ki, Eren Erdem, "mahalledekilerin" çoğunun eline su bile dökemez bu konularda...

Daha dün medyada patlayan;

"Beni peygamber gönderdi dedi, 5 kişiyi dolandırdı" haberini okuyunca bunlar aklıma geldi...

Süper bir memleket burası valla...

Adam gidiyor, kapıyı çalıyor, "Beni peygamber gönderdi" deyip, altın, bilezik ne varsa artık toplayıp gidiyor...

Tabii ki bu "adlî" bir vakıa... Fazla da tehlikeli değil...

Aslı tehlike bu işi "profesyonel" ve "kurumsal" hâle getirip yapanlarda; yani bildiğiniz "sosyolojinin kuralları" içinde, "racona" uygun davranarak yapanlarda...

Onların "sahtekârlığı" ve "din dolandırıcılığı" çok uç örnekler yaşandığı zaman ortaya çıkıyor...

Eğer "çok uç bir örnek" ortaya çıkmazsa, zaten bildiğiniz gibi, adam "dünyalık yükünü" tutuyor...

Yöntemin "çapsız" olmasının hiç önemi yok;

"Benim imanım guvvatlı, bre zındıklar, bre kâfirler, bre mürtedler... Benim kalbim pıt pıt ediyor... La siz de ne samimiyet ne ihlas var, biraz para verin, sözümü dinleyin... Beni peygamber gönderdi... Değilse, dolaylı yoldan Allah gönderdi. Sizi ancak ben kurtarabilirim... Paraları bana getirin..."

PATÖ (Para Toplama Örgütü") gibi çalışıyor adamlar...

Bu kadar bir "sermaye-çap"la bile dolandırmadık vatandaş bırakmıyorlar....

İnanılmaz bir hacı-hoca enflasyonu...

İnanılmaz bir "efendi, bey" bolluğu...

Anlayacağınız bu "mahalle" daha çamur...

Gerçekleri ve temizlerini tenzih ederiz, ama onların en az on katı fazlası "sahte-dolandırıcı" var piyasada... Ve bunlar çok "net açıklar" vermedikleri sürece, gariban vatandaşlarımız tarafından farkedilmiyorlar;

Pıtrak gibi de çoğalıyor...

Bunların tek "geçim kaynağı; din.."

Çok abartmış olur muyuz bilmiyorum; bunların yine "en masumu" da(!) televizyon ekranlarında "din alıp, din satanlar"...

Bir de "şöhreti" buralara kadar ulaşmamış, "undergroaund" dinciler var. Onlar, kendi "dar çevrelerinde" bu işin ticaretini yapıyorlar!

"Din sömürüsü"nün detaylı bir haritası ortaya çıkarılacak olsa, "mahallenin" durumunun ne kadar "rezil" olduğu da ortaya çıkar inanıyorum ki...

Geçen gün de bir "Amatör mehdi" çıkmıştı hani; 

"Menger Kaymakamlığına dilekçe ile başvurarak, Muhtarlığın Ali'den alınıp Veli'ye, Kooperatif başkanlığının da Hasan'dan alınıp Hüseyin'e verilmesini" isteyen...

Bunlar "amatör..."

Bunlardan Müslümanlara bir zarar geleceğini sanmıyorum...

Ama bu işi "profesyönel" yapanlar?..

Beyler, kardeşler, arkadaşlar, sevgili okuycular;

"Hacınızı, hocanızı, beyinizi, efendinizi, abinizi" -her ne ise artık- seçerken lütfen biraz itinâlı davranın... Bakın bir "Hocfendi" Türkiye'nin başına ne belalar açtı, tüm devlet, tüm kurumlarıyla iki senedir uğraşıyor, hala temizleyemedi... Bu gidişle biraz da zor temizlenir... Adam kendisi "Pensilvanya"da olmasına rağmen, "afyonun" tesiri tâ buradan hissediliyor...

İşte bu "Eren Erdem vakası" böyle bir prototip ortaya çıkardı...

Bu mahalledekilerin de "dolandırıcılık yöntemleri" bire bir örtüşüyor...

Mesela; 

Emre Erciş diyor ki bu "prototip" için;

"İnsanlara, zenginliği şirk diye anlattı, kendisi en konformist hayatı yaşadı...

O'nun dili Allah der, kalbi şeytanla iş tutar...

Kendisi bugünlere din satarak geldi..."

"Din satarak..."

İşte meselenin anahtarı bu...

Bu ve benzeri "yöntem benzerlikleri..."

Bu "mahalledekilerin" de durumu aynı;

"Samimiyet" derken samiyetsiz...

"Dürüstlükten" bahsederken, yalancı, dolandırıcı...

"Ahlâk" derken, en çirkininden ahlâksız...

Başkasını eleştirirken hayvanca...

Kıvırırken "dansöz" gibi...

"Konuştuğu zaman yalan" konuşan...

"Din-İslâm ve Müslümanlar" üzerinden para kazanmaya(!) çalışan...

Başkalarının sırtından başkalarının "emeğini ve ekmeğini" çalan... Vesair, vesair...

Gerçek hacılara, hocalara, şeyhler, müridlere, abilere, efendilere saygımız sonsuz, amu bu "çirkefi" de temizlemek, ayıklamak durumundayız!

Bu anlamda bizim "mahalle" temizlenecek gibi görünmüyor!

Şimdi bu çerçevede Eren Erdem'in nasıl bir şerefsiz olduğunu Emre Erciş'in kaleminden okuyalım:

İşte Emre Erciş'in kaleminden Eren Erdem:

ilk-5.jpgiki.jpg

uc-001.jpg

4-005.jpg

5-003.jpgarti-bir.jpgarti-iki.jpgkendisi-bu-gunlere-din-satarak-geldi.jpg

 
Bu haber toplam 6853 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.