• BIST 2.443,77
  • Altın 975.604
  • Dolar 16.7259
  • Euro 17.4609
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 22 °C
  • Konya 23 °C
  • İzmir 31 °C

“Dost Tarikatı” Davasında İkinci Duruşma

“Dost Tarikatı” Davasında İkinci Duruşma
Kamuoyunda “Dost Tarikatı Davası” yahut “Telegram Davası” olarak bilinen 5 sanıklı davanın ikinci duruşması 7 Ocak’ta İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeki 14. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görüldü.

“Dost Tarikatı” Davasında İkinci Duruşma

Kamuoyunda “Dost Tarikatı Davası” yahut “Telegram Davası” olarak bilinen 5 sanıklı davanın ikinci duruşması 7 Ocak’ta İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeki 14. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görüldü. 

“FETULLAH HOCA İLE NE ALIP VEREMEDİĞİNİZ VAR?”

Diğer dört sanığın katılamadığı duruşmada mahkeme heyeti iki saat boyunca Gazeteci-Yazar Burak Çileli’yi soru yağmuruna tuttu. Çileli savunmasında, çoğu birbirini tanımayan 5 kişinin, dönemin Emniyet’indeki Fetullahçı yapılanmanın yazdığı senaryo çerçevesinde bir araya getirilerek cinayetle alâkalı gösterildiğini, Fetullahçıların 1989 senesinde İBDA Fikriyatı çizgisinde yayın yapan KARAR Dergisi’ndeki “Gülen ve Güldüren Adam” başlıklı yazıdan itibaren İBDA bağlılarına sinsi hasımlık beslediklerini, gazetecilik hayatı boyunca gözaltına alındığı her seferinde sözkonusu polislerin “Fetullah Hoca ile ne alıp veremediğiniz var” diyerek ayrıca hışmına maruz kaldığını söyledi. Hakimin, “Peki bunu 12 sene boyunca yaptığın savunmalarda niçin söylemedin?” sorusuna şöyle cevap verdi:

“Biz bu yapılanmanın iç yüzünü 25 senedir anlatmaya çalışıyorduk ama o zamanlar Fetullah Gülen, “güzel hizmetleri olan muhterem Hocaefendi” zannediliyordu. Hükümet yetkilileri “biz onları her yere kendi ellerimizle yerleştirdik” diyerek itiraf ettiler zaten. Adı sonradan FETÖ oldu. Siz de biliyorsunuz ki sizden önceki heyet, yargıdaki paralelci operasyonu kapsamında başka yerlere atandı ve Şanlıurfa’ya sürülen heyet başkanı Rüstem Eryılmaz, soruşturma neticesinde daha sonra açığa alındı. Bunları o eski konjonktürde söylemiş olsaydım hiçbir anlam ifade etmeyeceği için faydası da olmayacaktı.”

Burak Çileli devamla, FETÖ’nün yalnız İBDA bağlılarına değil kendilerini eleştiren diğer bütün İslâmî cemaatlere karşı düşmanlık ettiğini anlatırken, Cübbeli Ahmet Hocaya, sırf vaazlarında Gülen’in itikadi sapkınlıklarını söyledi diye kaset komplosu kurulduğunu misâl verdi.

“NİÇİN KUMANDAN DİYORSUNUZ?”

Burak Çileli, Hâkimin İBDA bağlılarının Salih Mirzabeyoğlu’ndan niçin “Kumandan” diye bahsettiklerini sorması üzerineyse şunları söyledi:

“Mirzabeyoğlu’nun eserlerinde böyle bir lâkap yoktur. Ben İBDA fikriyatı ile yeni tanıştığımda herkesin ondan Kumandan diye bahsettiğini duyuyordum. Bir gün bir arkadaşa ondan niçin böyle bahsedildiğini sorduğumda, Mirzabeyoğlu’nun babasının havacı astsubay olduğunu, Üstad Necip Fazıl’ın ziyaretine babasıyla birlikte gittiklerinde, Necip Fazıl’ın onun babasına “Kumandan” diye hitap ettiğini, zamanla Mirzabeyoğlu’na da bundan dolayı Kumandan denilmeye başlandığını söylemişti. Ama bana sorarsanız, “Kumandan” lâkabının tasavvufî bir arkaplanı olduğunu düşünüyorum: Şöyle ki; Büyük Doğu-İBDA fikir sistemi, kökeni Seyyid Abdülhakîm Arvasî Hazretlerine dayanan tasavvuf meşreb bir ekoldür. Arvasî Hazretleri’nin lakâbı “li külli emr’in-fehim”dir. Küllî anlayışın, küllî emrin temsilcisi gibi mânâlara gelir. Tasavvufta “Küllî Ruh-Küllî Emir” diye bir kavram vardır; buna göre velîler, Küllî Ruhun-Küllî Emr’in, içinde yaşadıkları zaman dilimindeki temsilcisidirler. “Kumandan” kelimesi İngilizce “Commander” kelimesinden dilimize geçmedir ve Arapçası “Emîr”dir. Küllî Emir-Küllî Ruh ile ilgisi anlaşılıyor. Yani “Altun Silsile” bir bakıma devam ediyor.”

Davanın Avukatı Güven Yılmaz’a görüşü sorulduğunda, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karardan da anlaşıldığı üzere, sanıkların Emniyet’teki gözaltı safhasında avukat bulundurma mecburiyetine rağmen hak ihlaline maruz kalmasından dolayı zora dayalı ifadelerin geçerliliğinin olmadığını, sanıkların mahkeme huzurunda verdikleri ifadelerinde suçlamaları reddettiklerini ve ortada suçlamaya mevzu hiçbir delil bulunmadığından sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğini beyan etti.

Mahkeme, Savcı’nın esas hakkındaki mütalaa hazırlaması için süre vererek duruşmayı 17 Şubat 2016 tarihine erteledi.

burak-a.jpg

Burak Çileli mahkemede savunma yaparken

 

burak-aa.jpgtelegram.jpg             

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.