• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C
  • Konya 17 °C
  • İzmir 21 °C

Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı İsmail Cengiz Nabız Haber`e konuştu...

Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı İsmail Cengiz Nabız Haber`e konuştu...
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı İsmail Cengiz Nabız Haber`e konuştu

Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı İsmail Cengiz:

?DOĞÜ TÜRKİSTAN? MESELESİ

KÜRESEL İNSANİ BİR SORUNDUR

 

Nabız Haber: -Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti Başbakanı olarak, Doğu Türkistan?daki son durum nasıldır, anlatabilir misiniz?

 İsmail Cengiz: -Çin Halk Cumhuriyeti egemenliği altındaki Sincang adı verilen Doğu Türkistan bölgesinde maalesef huzur ve istikrardan söz etmek mümkün değil. Özellikle 2009 yılında yaşanan ve yüzlerce masum insanın ölümü, binlercesinin de yaralanmasıyla sonuçlanan 5 Temmuz Urumçi hadisesinden sonra, bölgede şiddet olaylarının artarak devam ettiği görülmektedir. Olayların devam etmesi, bölgede ciddi sıkıntıların var olduğuna işaret etmektedir. 2009?da olayların çıkmasına neden olan sorunlara çözüm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Özellikle Sincang Uygur Özerk Bölgesi yönetiminde var olduğu iddia edilen keyfi ve baskıcı yönetimin dini ve milli değerlere yönelik keyfi ve ayrımcı kararları sonucu bölgede Müslüman halkın yönetime karşı tepkilerinin yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Bu arada bölgedeki isitkrarsız ortamdan faydalanmak isteyen Çin karşıtı küresel güçlerin devreye girdiğini, bölgedeki Müslüman Türk halkını yönetime karşı sürekli kışkırtarak isyana teşvik ettiğini belirtmekte fayda var. Velhasıl-ı kelam. bölgede terör var, kargaşa var, karışıklık var, şiddet var, baskı var, yasaklar var, yargısız infazlar var, idamlar var, hoşnutsuzluk var?

Nabız Haber: -Peki bu hoşnutsuzluğun, istikrarsızlığın temelinde yatan sorunlar nelerdir İsmail Bey?

İsmail Cengiz: -Hoşnutsuzluğun temelinde şüphesiz kültür uyuşmazlığı var. Ancak bölgedeki en temel sorunun, Çin?in iç kesimlerinden bu bölgeye gönderilen planlı Çinli göçmen akımı olduğunu söyleyebilirim.  Doğum kısıtlaması, mecburi kürtaj, seyahat ve pasaport kısıtlaması, eşitsizlik ve adaletsizlik, yargısız infazlar, dini inançlara getirilen kısıtlamalar gibi diğer sorunlara baktığımızda, bunların bir çoğunun başka ülkelerde de var olan küresel sorunlar olduğu görülmektedir. Çinli göçmen sevkiyatının durdurulması, bölgenin zengin kaynaklarından yerli halkın eşit ve adil şekilde yararlanmalarının sağlanması, özerklik yasalarında var olan hakların bögenin asıl sahibi olan Uygurlar, Kazaklar için öncelikle uygulanması durumunda hoşnutsuzlukların azalacağını düşünüyoruz.

Yani daha hassas, daha duyarlı, milli ve dini değerlere önem veren, incitmeyen, daha insani, daha hoşgörülü ve daha demokratik bir siyasetin uygulanması durumunda, bölgedeki tüm sorunların kendiliğinden çözülmeye başlandığı görülecektir. Ayrıca bölgedeki halkımızın talep ve isteklerinin de ?çözülebilir insani ihtiyaçlar? olduğu görülmektedir.

Nabız Haber: -Doğu Türkistan?daki zulümden kaçarak Türkiye, Tayland ve Pakistan gibi kimisi İslam ülkesi olmak üzere bir çok ülkeye sığınan Müslüman Uygur Türklerinin durumları ne hâldedir?

İsmail Cengiz: -İnsanın doğup büyüdüğü, suyunu içtiği, tozunu yuttuğu ana-baba mekanından uzak, gurbet ellerde durumlarının iyi olduğunu söylemek elbette mümkün değil; hasret var, hüzün var, çile var, yalnızlık var?. Ama en önemlisi sığındıkları Türk Cumhuriyetleri?nde yaşadıkları düş kırıklığı var? Sığındıkları İslam Ülkelerinde karşılaştıkları hayal kırıklığı var?

Düşünebiliyor musunuz, Pakistan gibi İslam ülkesi, Müslüman?dan yana tavır almayabiliyor? Herhangi bir Uygur?u sorgusuz-sualsiz Çin?e iade edebiliyor? Mesela Özbekistan gibi bir Türk ülkesi Kanada kimliği taşıyan bir Uygur?u hiç bir sebep olmaksızın Çin?e iadesini sağlayabiliyor? Kamboçya, Tayland, Vietnam gibi ülkeler ise ticari kredi karşılığı Pekin yönetiminin isteklerine boyun eğebiliyorlar? Hatta Mesut Yılmaz?ın Başbakan olduğu bir dönemde (1997) Türkiye?de dahi Çin karşıtı gösterilere  ve ?Doğu Türkistan? konulu Gökbayraklı toplantılara yasaklar getirilmiş, devlet ve hükümet mensuplarının düzenlenecek Doğu Türkistan konulu demokratik toplantılara katılmaları men edilmiş, hatta çiçek, telgraf göndermeleri bile yasaklanmıştı.

Genel olarak baktığımızda diasporadaki Doğu Türkistan kökenli Uygurların, Kazakların, Kırgızların çok da mutlu bir hayat sürdüklerini söylemek zor. Sadece Türkiye?de kendilerini daha fazla ifade edebildiklerini, daha çok rahat ettiklerini söyleyebiliriz.

Tayland?da, Kamboçya?da, Vietnam?da yaşananlarla mukayese ettiğimizde Türkiye?nin her bakımdan Doğu Türkistanlılar için ?ikinci vatan? olarak görüldüğünü belirtebiliriz. Türkiye?den sonra Uygurların Suudi Arabistan?da çok özgür şekilde hayatlarını idame ettirdiklerini vurgulayabiliriz.

Nabız Haber: -ABD?nin İnsan hakları meselesini, bir sömürgeleştirme ve baskı aracı olarak kullandığı malum. Öte yandan da aşikâr bir Çin zulmü var.  Doğu Türkistan meselesi ele alınırken bir yandan zulme karşı çıkmak, diğer yandan başka bir zalim güce maşa olmamak için nasıl bir siyaset geliştirilmelidir?

 İsmail Cengiz: -Çok zor elbette. ABD?ye rağmen, ABD?ye maşa olmadan, ABD?nin desteği olmaksızın etnik bir sorunu küresel gündeme taşımak, küresel destek bulmak çok kolay bir hadise değil? Mesela biz ?Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti? olarak her ne kadar ABD Parlamento binası içinde kuruluşumuzu ilan etmiş olsak da, gelen yoğun tepkiler üzerine, ABD?nin maşası olmadan bağımsız, bağlantısız bir siyaset izlemeyi tercih ettik. Ancak bu tercihimiz, ABD?yi reddetmek olarak algılanmamalı. Çünkü günümüzde ABD gerçeğini gözardı etmek doğru bir siyaset tercihi olamaz. Neden? Çünkü Çin?e karşı durabilecek, Çin?in siyasetini eleştirebilecek bir kaç ülkeden biri ABD?dir. Ancak burada Amerika?nın gözünüz kapalı bağlanacağınız, güvenebileceğiniz bir ülke olmadığı hakikatini de paylaşmak ve vurgulamak gerekir. Amerika?nın her zaman, her şartta kendi çıkarları için siyaset yürüteceği gerçeğini unutmamak gerekir.

Şu bir gerçek ki, ABD, Çin?i kendisine rakip olarak görmekte olup; bu bölgedeki mevcut hoşnutsuzluğu ve istikrarsızlığı artırmak için çeşitli plan ve stratejiler peşindedir. Bunlardan biri, Çin karşıtı mücadelenin denetim ve kontrolünü elinde tutmaktır. İkincisi ise ABD kontrolündeki Çin karşıtı eylemlerin merkezini Türkiye?ye taşımaktır. Türkiye?yi Çin karşıtı propaganda merkezi olarak kullanmayı amaçlayan ABD için, onlarca Tibetlinin veya yüzlerce masum  Uygurun ölmesinin bir anlamı olmadığı gibi, ABD?nin umrunda bile değildir. ABD şu aşamada Tibet lideri Dalay Lama?yı ve Uygurları şimdilik ?propaganda malzemesi? olarak kullanmaktadır. Hatta, Uygurların bağımsız olma taleplerine ABD?nin çok da sıcak yaklaşmadığını, altını çizerek söyleyebilirim. ABD için, Doğu Türkistan?da yaşananlar, bir insan hakları ihlalinden  öte bir şey değildir. ABD; hem diasporadaki Uygurları, Tibetlileri, Moğolları, Mançuları ve demokrat Çinlilerin oluşturdukları Çin karşıtı örgütleri finanse ederek, ÇHC?nde sürekli huzursuzluğun oluşmasını sağlamakta ve Pekin?e bu şekilde rahatsızlık vermektedir. Dolayısıyla herhangi bir milli davanın gözü kapalı ABD?nin insafına terk etmenin intihar olacağını vurgulamak lazım. Ama bütün bunları söylerken, ABD?nin de küresel gücünü asla gözardı etmemek gerektiğini de hatırlatmak isterim.

Nabız Haber: -AK Parti iktidarı Doğu Türkistan konusunda nasıl bir politika yürütüyor?

İsmail Cengiz: -Irak Türkmeneli, Dağlık Karabağ, Batı Trakya, Kırım ve Kıbrıs gibi Doğu Türkistan da Türk dünyasının ortak milli davalarından biridir. Dolayısıyla öncelikle milli davaların, partiler üstü olması noktasındaki hassasiyetimizi anlayışla karşılayacağınızı ümit ve arzu ettiğimi söylemeliyim. AK-Parti iktidarının küresel politikaya direnen nazik bir siyaset izlediğini, zaman zaman duygusal tepki verdiğini belirtebilirim.

Mesela Dışişleri Bakanı iken sayın Davutoğlu?nun İstanbul?dan direk Kaşgar?a uçması, Kaşgarlı Mahmud Türbesi?ni ziyaret ederek, Çin ziyaretine başlaması, Ankara?nın Pekin?e verdiği önemli bir siyasi-duygusal mesajtır.

Ayrıca; AK-Parti içinde başta Başbakan Ahmet Davutoğlu olsun, TBMM Başkanı Cemil Çiçek olsun, Bülent Arınç olsun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olsun hepsi bire bir bu davaya vakıf olan insanlar?

Özetle; siyaset makamı, özellikle devlet makamı oldukça farklı olmakla birlikte, rahatsızlık verici bir siyaset uygulanmadığını belirtmeliyim.  Urumçi ile İstanbul arsında direk uçak bağlantısının açılması önemli bir gelişmedir. Urumçi?de Türk Çarşısı?nın açılması ve yakında Türk Organize Sanayi Bölgesi?nin kurulacak olması önemli gelişmedir. Daha yakın bir zamanda Urumçi?de Türkçe Öğrenim Merkezi?nin, TİKA Temsilciliğinin, Yunus Emre Enstitüsü?nün açılacak olması önemli bir aşama olacaktır. Şahsi kanaatime göre yakın yıllarda Türkiye?nin Pekin ile her konuda ?kazan ? kazan siyaseti? izleyeceğini düşünüyorum.

Bu arada sayın Erdoğan?ın, sayın Davutoğlu?nun, sayın Kurtulmuş?un ve özellikle Kayserili milletvekillerinin, kendilerini Uygurların temsilcileri(!) olarak ilan eden Ankara?daki iki Uygur ve Kayseri?deki bir Uygur tarafından Çin ve Doğu Türkistan?daki olaylar konusunda, Malezya-Tayland?daki Uygur göçmenler konusunda çoğu zaman yanlış bilgilendirildiklerini ve bu yanlış bilgilendirmeden dolayı iki ülke ilişkilerinin olumsuz etkilenebileceğini belirtmem de fayda var.

Nabız Haber: -Bütün dünyaya yayılmış sürgündeki Doğu Türkistanlılar hayatlarını nasıl yaşıyorlar? 

 

İsmail Cengiz: -Doğu Türkistan bölgesi dışında 3 milyon civarında Uygur?un, 500 bin civarında  da Doğu Türkistan doğumlu Kazak Türkünün yaşadığını söyleyebiliriz. Nüfus açısından sırayla Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Suudi Arabistan, Avustralya ve Türkiye?de toplu halde yaşam süren Doğu Türkistanlılar genelde ticaretle uğraşmaktalar.

 

Almanya, Hollanda, ABD, Kanada gibi Avrupa ülkelerine de yerleşen Doğu Türkistan kökenli Uygur ve Kazakların bu ülkelerde 50?nin üzerinde örgüt etrafında bir araya geldikleri görülüyor.

 

Dünya Uygur Kongresi ve Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti adıyla iki uluslararası siyasi örgüte sahip olan Doğu Türkistanlılar; Kazakistan, Özbekistan, Suudi Arabistan gibi ülkelerde, farklı rejimlerden dolayı ?cemaat?, ?birlik? şeklinde örgütlenmişlerdir. Bir de bu davanın sırtından geçinen, geçimini bu yolla sağlayanlar; Malezya ve Tayland?da dolaşan, bu davayı şahsi çıkarları için kullanan, milliyetçi duyguları suistimal eden şöhrestperest kişiler var, bunları da unutmamak lazım.

 

Ancak diasporada en aktif ve en etkin grubun Türkiye?de olduğunu belirtmeliyiz.

 

Nabız Haber: -Bu noktada Doğu Türkistan sorununda Türkiye?nin önemli bir ülke olduğunu söyleyebilir miyiz?

 

İsmail Cengiz: -Elbette, Türkiye?nin bu meseledeki rolü mühimdir. Türkiye?nin bu rolünün farkında olan Pekin yönetiminin gelecek stratejisinde de Türkiye?nin yeri, önem arz etmektedir. Çünkü gelecekte Türkiye ile Çin?in yollarının kesişebileceği görülmektedir.

Türkiye son yıllarda hemen her alanda ?küresel dengeler? çerçevesinde hareket etmektedir.  İç politikada Doğu Türkistan davasına destek veren Türkiye?nin dış siyasette ise daha farklı hareket ettiği, daha küresel düşündüğü görülmektedir.  Dolayısıyla Çin?i rahatsız edici bir politika uygulama yerine işbirliği içeren ikna etmeye yönelik bir siyaset izleyen Türkiye, küreselleşme yolunda Çin?i küstürmemeye özen ve dikkat göstermektedir.  Ancak hem Pekin hem Ankara şunu gayet iyi bilmektedirler ki, bölgenin geleceğinde anahtar rolü oynayacak ülkelerin başında Türkiye gelmektedir... 

Nabız Haber: -Teşekkür ederiz...

İsmail Cengiz: -Ben teşekkür ederim, bu meseleye göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı...

(30 Aralık 2014)

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.