• BIST 98.455
  • Altın 219,661
  • Dolar 5,3279
  • Euro 6,0542
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 2 °C
  • Konya 1 °C
  • İzmir 10 °C

Dilinizi eşşek arısı soksun!

Eşkıya

Hikâye

Bana bir şeyhler oluyor -II-

ic-a-002.png

 

Dilinizi eşşek arısı soksun!

 

Sevgili mübarek vaiz kardeşim… Son vaaz kasetlerinizden birini dinlerken bir ara çok heyecanlandım. Nasıl sevindim, mutlu oldum bilemezsiniz. Oturduğum koltuktan bir anda havaya fırlamışım şuursuzca, sonra sağı solu arayıp “müjde!.. müjdeee!” diye bağırasım geldi, gözlerim yaşardı, ağlayacak gibi oldum, ‘oh be nihayet kurtuluyoruz galiba’ diye gayr-ı ihtiyari iç geçirdim… Ağzımdaki baklayı çıkarmışım haberim yok!

Dilinize sağlık… Dilinizi eşşek arısı soksun…

Buyurmuşsunuz ki; “Bir şeyhe, bir mürşid-i kâmile bağlanmak şarttır.” Bunun “farz olduğunu, vacib olduğunu” kaynağından okuyarak, delil ve belgeleriyle, -gayet de güzel bir şekilde- izah buyurmuşsunuz…

Tekrar dilinize sağlık…

Ne güzel, ne güzel… Tabii ki ya. En güzeli, en doğrusu bu, abiciğim, ne o öyle, fikir-mikir, Başyücelik-maşyücelik ya!

Tekrar dilinize sağlık… Tekrar tekrar dilinizi eşşek arıları soksun, konuşamaz olun!..

Bu durumda yapmanız gereken şey, çok net:

Gidip bir Mürşid-i Kamile bağlanacaksınız.

Zaten daha öncede ortaya saldığınız üzere “…yücelik de hiçbir şey değil” olduğuna göre, gelip “(O’na-buna) bağlanmanıza” ne gerek var, bırakın o kitabı elinizden, “muzdarib” olmasın o da. Bakın nasıl ümitlendim şimdi… Burada beni üzen tek şey, bunu niye bu zamana kadar akıl edemediğiniz hususu olmuştur, ama o da önemli değil, geç olsun da güç olmasın!

Kendinize uygun bir mürşid-i kâmil bulursunuz umarım. Şunu bütün kalbimle söylüyorum, buna ben de en az sizin kadar sevinirim. Bunun “farz ve vacib” olduğunu söylediğinize göre, bu durumda yapmanız gereken tek şey o kişiyi bulmaktır, bundan sonra yapacağınız en tezatsız ve çelişkisiz davranış bu olacaktır!

Lütfen olabildiğince acele edin…

Bunu yaparsanız biz de sizin, hem doğru söylediğinize hem de “ihlasınıza” kanaat getireceğiz. Hakkınızda “yanıldığımızı” kabul edip, itiraf edip özür dileyeceğiz!

Yok, bunu söylediğiniz halde, gidip bir “kamile” bağlanmaz da hala ısrarla ve inatla, orada –İbda-nın hiç “anlaşılmayan” kitaplarını okumaya devam ederseniz, kendi kendinizle çelişkiye düşmüş, kendi kendinizi yalanlamış olursunuz, bu da bizi çok üzer. Neticede “kendi sözünü dinlemeyen, kendi dediğini yapmayan, ‘yapmadığınız şeyleri niçin söylüyorsunuz’ –âyetinde- belirtilen duruma düşmüş olursunuz ki, maazallah! Fi emanillah…

Bir “kamil” bulup, ona bağlanırsanız, sizin adınıza çok ama çok memnun olacağız… Bu sayede biz de biraz kafamızı dinleriz.

Eğer “Mürşid-i Kamil” bulma konusunda sıkıntı olursa, o konuda size seve seve yardımcı olmaya da hazırım. Bunu hassaten bilmenizi istirham ediyorum.

Hiç bulamasanız, bizim, şu uzay mekiklerinin cıvatalarını gevşeten Şeyh Ahmet Yasin Bursevi var… Çok kısa sürede, sizi âli mertebelere ulaştıracaktır. Bol bol cıvata gevşetir, ormanları filân yakarsınız. Naçizâne, uzay mekiklerinin cıvatalarını gevşetmenize bir şey diyemem ama, ormanları yakmanıza gönlüm razı değildir, bunu da bilmenizi isterim. Neticede “yeşili sev ağaçları koru” diyen bir kültürümüz var. Hayır, ormanları niye yakıyorsunuz güzel kardeşim, onu yakıncaya kadar oradaki “ajanları” –ormanları yakmadan- şeetmek mümkün olmuyor mu? Tabii biz anlamadığımız için, fazla da burnumuzu sokmak istemiyoruz ama, eğer mümkünâtı varsa, bir dahaki sefere, ormanları yakmadan, doğrudan zararlı şeylere yönelirseniz, bu da bizi ayrıca mutlu eder… Neticede ormanları yakabiliyorsanız, “ajanları” haydi haydiye yakarsınız diye düşünüyorum ben… Yanılıyor da olabilirim tabi, doğrusunu siz bilirsiniz, böyle ukalalık yapıp, size akıl veriyormuş gibi de olmayalım… Önemli olan sizin bir “kâmil” bulmanızdır… Diğer kısımları bizi ilgilendirmez! Bu "ümmetin" hayrına olacaktır diye inanıyorum. Neticede sizin bir mürşid-i kâmil bulmanız, herşeyden önce bizim sizden kurtulmamıza vesile olacaktır diye umuyorum!

*

Kendimi tutamıyor ve sizi tekrardan tebrik ediyor ve ilk defa hayranlığımı da itiraf ediyorum, yeniden yeniden dilinize ve kitabınıza sağlık –kaynağınız da çok güzel ve sağlam, bu arada onu da belirteyim- sevgili mübarek abiciğim… Ya bu “İbda” da ne öyle mürşid, ne “kâmil”, ne “şeyh”, ne takke tesbih, hiçbirşey yok abiciğim, tutturmuşlar bir fikir mikir, Başyücelik-maşyücelik… Neymiş o öyle ya?..

Bakın siz ne güzel söylediniz, “kamil bulmak farz!” Diye… Burda öyle mi, okuyacaksın, anlayacaksın, anlatacaksın, devrim yapacaksın, düzeni yıkacaksın, tehlikeli işler, haksızlığa ve zulme başkaldırı, meydan okuma, yok mücadeleymiş şu bu, ooo, ne zikir var, ne haller, makamlar, mertebeler, ne uçma var ne de böyle berzahla temas sağlayacak bir merdiven, hiçbirşey yok abi burda… Tekrar dilinize sağlık, nihayet gerçeği görmüş ve bu hakikati büyük bir yüreklilikle dillendirmiş olmanızdan dolayı sizi tebrik ve tebşir ediyorum. Kendimi tutamayıp, ayağa kalkıyor ayakta da uzun bir süre alkışlıyorum… Ya burada hiç öyle, “mürşid-i kâmil” filân, şeyhlik, meyhlik yok bunlarda abi, ne tekke, ne zaviye, ne takke-tesbih, ne ders mers hiiiç…

-II-

Vaaz bittikten sonra, içimize bir ferahlama geldi nedense, arkadaşlarla kendi aramızda konuşurken birisi;

-Ya inşallah tez zamanda bulur bir “kâmil” de, daha fazla perişan olmaz bu kardeşimiz dedi…

Ben de, “Bulur tabii dedim, ülkemizin o konuda ne kadar mümbit olduğunu bilmiyor musun, her mahalleye üç kamil düşüyor nerdeyse… Bu konuda sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum dedim… Hele Çarşamba, ooo, her sokakta en az bir “kâmil” vardır, yeter ki sen ihlasla ara!..

-Abi, her ihtimale karşı siz şaapsanız, n’olur n’olmaz?..

-Ben yardımcı olacağımı ilân ettim, sıkıntı yok.

O halde?..

 

-III-

(Burada şu durumu da belirtmek zorundayız sevgili okuyucularım… İnsandır, sıkıntıya düşer, daralır, bunalır, gerçekten bir “mürşid-i kâmil”e ihtiyaç duyabilir. Bu ihtiyacı duyan insan tabii olarak bir “Kamîl” arayışına girer, vaaz kürsüsüne koşmaz! Oraya koşup, “hadi bakalım hepiniz bir mürşid-i kamîle bağlanmak zorundasınız!” diye herkese bunu dayatmaz! O halde bu konuyu analiz ederken özellikle vaizin ne demek istediğini sormak, anlamak durumundasınız… Sizi “nereye çağırdığını” yani…)

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.