• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

Devrim çapında; Tarihî bir hamle!

Şükrü  Sak
Bu iddianame Türkiye'nin tam bağımsızlık yolunda attığı dev bir adımdır! Bu "İddianâme" Batı ve Batıcı dayatmalara karşı en hayâtî bir kurtuluş hamlesidir! Zehiri vücuttan söküp atma gayretidir! İhaneti hesaba çekme davranışıdır!

 

 

 

TAM BAĞIMSIZLIK YOLUNDA ATILMIŞ DEV BİR ADIM

Şükrü Sak

 

-I-

Bugüne kadar onlara kimse dokunamadı;

Askerler…

Bürokrasi…

Partiler…

Dev gibi kurumlar, kuruluşlar…

Sermaye grupları...

Savcılar hakimler…

Barolar…

Bu vatan bizim” diyenler…

Kendini “devlet” sanan ve kendilerine “devlet biziz” diyenler…

Hiç ama hiç kimse onlara dokunamadı

Tâ ki 17 Aralık’a kadar!

Türkiye’nin bir numarası Erdoğan’ı da “gözlerine kestirinceye”, onu da, ülkenin Başbakanı’nı da cezaevine atmaya yelteninceye kadar, onlara kimse dokunamadı!

O tarihte bir kişi…

Gördü büyük ihaneti…

iddianameden.jpg

 

VE “DUR!” DEDİ BU BÜYÜK İHANETE TEK BAŞINA!

Dikildi bu ajan yapılanmanın karşısına!

“Dur!” dedi bu ihanete; tek başına!.

Geçtiğimiz hafta Türkiye’de sessiz sedasız bir “iddianame” kabul edildi!

Bu “iddianame”nin önemi; ne “havuz medyası tesmiye edilen” –Ahmet abi pardon- medyada, ne “İslamcı” kesimde, ne de “Ulusalcı-milliyetçi” yapılarda her hangi bir “yankı” bulmadı…

Çok ilginç bir durum tabii bu?..

Halbuki bu iddianame bize göre tarihî bir öneme sahip!

Bu “iddianame” Türkiye’nin bağımsızlaşma yolunda attığı en büyük adımlardan biri!

Devrim çapında büyük bir hamle!

Neden?.

Türkiye’nin son kırk yılına damgasını vuran, Türkiye’deki “örtülü işgali”, cemaat kisvesinde yapılandırılmış bir “ajan kadro” ile sürdürme projesinin çöktüğünü gösteren bir iddianame bu!

Bu “Fetullahçı ajan yapılanma” esasen “Kemalizm” gibi bir projeydi;

Türkiye’de örtülü “Batıcı işgali” savaşsız silahsız sürdürme projesiydi…

En ince ayrıntısına kadar Amerika tarafından CIA karagâhında yapılandırılmış bir organizasyon…

 

BU İHANET ŞEBEKESİNİ BÜTÜN KESİMLER BİLİYORDU

İşin daha ilginç yanı Türkiye’deki bütün siyasî kesimler bu ajan yapılanmanın farkında ve onun bukelemun gibi renk değiştiren karakterini biliyordu!

Siyasî kesimler biliyordu…

Devlet bürokrasisi biliyordu…

Sol muhalefet biliyordu…

Kemalistler biliyordu…

Ulusalcılar biliyordu…

Kürtçüler biliyordu…

Bu “ajan yapılanma” o kadar “güçlüydü” ki; Ona dokunan yanıyordu

12 Eylül darbesi oldu; darbeciler memlekette kim var kim yok ezip geçtiler, ama bunlara dokunmadılar veya dokunamadılar…

28 Şubat darbesi oldu; Bütün bir İslâmi camiayı dümdüz ettiler, kokoreççiden tablacıya varıncaya kadar… Ama o dönemin astığı astık, kestiği kestik İslâm düşmanı paşaları-darbecileri bir tek bunlara dokunamadı veya dokunmadı!

2010’dan sonra bu “cemaatin” operasyonları müthişti:

Koskoca bir orduyu tek kurşun almadan rehin almış” etkisiz hale getirmişlerdi…

Onlarca generali uyduruk bahanelerle cezaevine attılar…

(Amaçları, Türk ordusunun komuta kademesini Amerika’nın istediği şekilde yeniden formatlamaktı. Bir diğeri de Irak’ın işgali sırasında “tezkereye” destek vermeyen, tezkerenin geçirilmesini sağlamayan askerlerden intikam almak, onları tasfiye etmekti.)

Koskoca Türk ordusunun Genelkurmay Başkanı’nı, dünyada bir örneği daha görülmemiş bir şekilde;

Terör örgütü lideri” suçlamasıyla cezaevine attılar!

Dünyada, dünya tarihinde görülmemiş bir tezgâhtı bu!

Dünyanın en büyük devrimci bir entelektüeli olan, 60’a yakın telif eser sahibi, İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’na 15 sene boyunca “terör örgütü lideri” diyerek idam cezası verdiler…

Cübbeli Ahmet Hoca gibi bir insanı en aşağılık bir iftira ile suçlayıp içeri attılar…

Tahşiye kumpası” malûm…

Dost tarikâtı kumapsı” malûm…

Daha kimlere nelerin yapıldığı en uç örneklerle malûm;

Otuz yıllık Emniyet Müdürünü bir gecede “Devrimci karargah örgütü üyesi” yapıp, 50 sene ceza kestiler!

Gazetecileri kumpasla, tehditle cezaevlerine doldurdular!

Şimdi; -sanki bütün bunlar 25-30 sene önce yaşanmış gibi- buralara bakan yok!

Daha kötüsü…

Daha garibi…

Daha vahimi:

Şimdi bu şerefsiz Fetullahçı ajan yapılanma “sütten çıkmış ak kaşık” hesabı bunların hiçbirini “üstlenmiyor…

Bundan daha kötüsü, daha garibi, daha vahimi;

Daha düne kadar, bu ajan yapının “kumpas kurup içeri attığı”, anasını ağlattığı:

Ulusalcılar…

Kemalistler…

Cehepeliler…

Mehepeliler…

Saadetçiler…

Büyük Birlikçiler…

Hepsi birden “Fetullahçı” kesildiler!

Hayret! Hayret! Hayret!..

Ne acayip bir tablo değil mi?..

CHP’nin “Ergnekon avukatı” Genel Başkanı bir anda Fetullah’ın savcısı oldu!.

İmamın ordusunu” yazarken tezgahla tutuklanıp içeri atılan gazeteci Ahmet Şık, Cumhuriyet’teFetullah’ın şakirdi oldu!

En çirkef “kaset kumpası”na maruz kalan MHP Fetullahçı oldu!

Fetullahçı ajan yapılanmayı kastederek, hatta adını ağızlarına almaya da biraz çekindikleri için, “F Tipi” diye bir dil geliştiren sol kesimler bile bir ânda Fetullahçı oldular!

Bu akıl almaz derecede ürkütücü tablo karşısında ben küçük dilimi yuttum!

Tamam; “siyaset-miyaset” de bir yere kadar değil mi?..

Aslında meseleyi uzatmadan söyleyelim;

Bak kardeşim, adamlar Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, devletin kilit noktalarındaki üst düzey bürokratların kriptolu telefonlarını dinleyerek yabancı bir ülkeye servis etmişler! Ne diyorsun şimdi sen?

Ne siyaseti, ne politikası, ne iktidarı, ne muhalefeti?.

Ortada iyi kötü bir “devlet” bırakmamışlar!

Böyle bir ihanet şebekesi “suçüstü” yakalanmışken, bunların hala, gazetesinin, dergisinin,  televizyonunun, okulunun, dershanesinin olması mümkün değil!

Hele bunların hala; gazetesinin, televizyonunun olması, oradan hala “hocaefendi” (!) diye yayınlar yapıp, yalan, iftira, küfür ve hakaretlerle, “psikolojik harp” yürütmeleri,  “ihaneti sürdürmeye, devam ettirmeye” çalışmalarına müsaade edilmesi?.. Anlaşılabilir ve kabullenilebilir bir durum değil! Demokrasi de bir yere kadar!

Sadece bu durum, bu cürüm, bu ihanet bile, bu ülkede hangi görüşten olursa olsun bütün kesimleri “milli bir eksende” buluşturması gerekirken, tam tersi oldu, malûm kesimler ajan yapılanmanın “kucağına” oturdular!

Yalan, iftira ve “timsah gözyaşları”na artık; “haber” diyorlar; bunlar yüzünden “medyanın” normal“haber dili” bozuldu!

Bu çirkef toplumun büyük kesimi tarafından görülüyor…

Burada, yukarıda söylediklerimiz açısından görülmesi gereken bir gerçek daha var:

Söylediğimiz gibi, bunlara “dokunan yanıyor”du; tâ ki 17 Aralık’a kadar!.

Bu zamana kadar, darbecilerin, cuntacıların bile “dokunmaya” cesaret edemediği bu ajan yapıya karşı, ilk defa bir siyasi lider meydan okudu;

-“Tamam! Dedi, “İhaneti gördüm!”…

Fakat bu defa da dediğimiz gibi düne kadar bu “F tipi yapılanmadan” muzdarip ne kadar kesim varsa, bir anda “kıvırdılar…”

Kendileri bilir…

Bizim anlatmak istediğimiz; bu iddianamenin Türkiye için önemi…

Bu iddianamenin:

Türkiye’nin tam bağımsızlığı yolunda attığı en ileri adımlardan, en ileri hamlelerden biri olması gerçeği!..

Dev bir adımdır! Bir devrim hamlesidir!

Bu ajan yapılanmayı bütün sinsi ve karakteristik özellikleriyle tarif etmiş; “Legal görünümlü illegal yapı” teşhisini koymuş;  “Opus Die ve Moon tarikatı” benzeri bir örgütlenme modeli olduğuna vurgu yapmış, uluslar arası düzeyde, emperyalizmin çıkarları doğrultusunda faaliyetler yürüttüğünü belirlemiş, bu “ahtapotu” bütün yönleriyle açığa çıkırmıştır!

Bu “ihanet şebekesi”nin;

Türk Milleti için…

Müslüman cemaatler için…

Türk devleti için…

Bu milletin gerçek değerlerine saygılı diğer “ideolojik ve siyasi gruplar” için, ne büyük bir tehlike ve tehdit olduğunu ortaya koymuştur!

İşte bütün bunlardan dolayı;

Bu iddianame; devrim çapında bir hamledir!

Türkiye bu “ahtapotu” devirdikten sonra; her türlü siyasi görüş, yapı, grup, istediği şekilde kendini ifade edebilecektir!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.