• BIST 1.331
  • Altın 461,382
  • Dolar 7,8023
  • Euro 9,4809
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C
  • Konya 5 °C
  • İzmir 18 °C

Devlet bu adamlara niye maaş veriyor, kendine sövdürmek için mi?

Devlet bu adamlara niye maaş veriyor, kendine sövdürmek için mi?
15 yıldır sahneye çıkmayıp maaş alan oyuncular var

İstanbul Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü Zafer Kayaokay, Hürriyet'ten Cengiz Semercioğlu'na çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İstanbul Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü Zafer Kayaokay, 15 yıldır sahneye çıkmayan tiyatrocuların olduğunu, bu kişilerin çalışmadan devletten on binlerce lira kazandığını anlattı.

Kayaokay, oynamayan her oyuncunun maliyetinin devlete yıllık 75 bin lira ek yük getirdiğini söyledi.

"EN ÇOK YAYGARA KOPARANLAR ONLAR"

Kayaokay, sayıları 50-60 kişiyi bulan bu oyuncu kitlesinin en çok yaygara koparanlar olduğunu vurguladı.

İstanbul Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü devamında şunları söyledi:

"TİYATRODA DEĞİL DİZİDE, REKLAMDA OYNUYORLAR"

"Onlara teşvik primi vererek kurumda rol alan, sahneye çıkan, ter döken oyunculara haksızlık yapıyoruz. Adam Devlet Tiyatrosu kadrosunda ama dizide oynuyor, reklamda oynuyor, hatta gidip özel tiyatroda sahneye çıkıyor, DT oyununda oynamıyor. Sonra teşvik primi kesildiğinde ortalığı yıkıyorlar..."

15 YILDIR SAHNEYE ÇIKMAYAN OYUNCU VAR

Zafer Kayaokay, bazı oyuncuların isimlerini de verdi. Buna göre; Tarık Ünlüoğlu 10 yıl, Nesrin Kazankaya 15 yıl, Deniz Akel 7 yıl, Meral Oğuz 8 yıl, Mustafa Avkıran 7 yıldır sahneye çıkmıyor.

Star'dan Bedri Acar da aynı konu ile ilgili yazdığı yazıda şunları söylüyor:

Şeytanın bile aklına gelmeyecek oyunlar bunlar!

İşine gelince Füsun Demirel gibi ‘Gerilla annesi rolünde oynamak istiyorum, gençliğimde zaten dağa çıkmak istemiştim’ diyeceksin, işine gelmeyince ‘Nuri Pakdil gibi bir şeriatçının oyununu oynamak istemiyorum’ diye Devlet Tiyatrosu koridorlarında terör estireceksin. Yetmedi hasta ayağına yatıp kapı gibi raporunla ortalıktan tüyeceksin. Sonra da ver elini dizi setleri...

Hani sen sanatçıydın, hani sanatçı dediğin ‘Adam değil, yalnızca rol keserdi!’

İstemediğin bir oyun olunca bin dereden su getireceksin, gerekirse istifa edeceksin, emekliliğini isteyeceksin, oyunun başlamasına bir gün kala ‘hoop vazgetim’ deyip dilekçeni geri çekeceksin. Hin oğlu hin olup mevzuatta ne kadar açık varsa hepsini ezberleyeceksin.

Çok mu zorda kaldın, kahretsin, mecburen sahneye mi çıktın, o zaman da sanki silah zoruyla oynatılıyormuş gibi gönülsüz, berbat bir oyunculuk sergileyeceksin. Ve bütün bunları milletin, devletin parasıyla yapacaksın. Sonra da utanmadan 3200 lira primim ödenmedi, ‘Çingene bunlar’ diye çemkirecek, magazin yazarlarına ağlayacaksın!

Bir yanda dizilerde, filmlerde boy gösterip, öbür yanda yıllardır sahnesine bile çıkmadığı Devlet Tiyatrosu’ndan çatır çatır maaşını alan Tarık Ünlüoğlu feryadı başmış: Devlet Tiyatrosu primimi ödemedi! Bu nadide sanatçımız, sirkatin söylerken şecaat arzediyor, kendisi söylüyor; 4-5 yıldır da oyun oynamıyormuş. Onu da eksik söylüyor, neredeyse 7-8 yıldır oynamıyor ama çatır çatır maaşını alıyor, primi de yeni kesilmiş... Eh yani Devlet Tiyatroları... Bazı adımları atmakta bu kadar mı geç kalınır!

Bu oyuncular nasıl oluyor da oynamadan maaş alıyorlar? Girişte bahsettiğim hin oğlu hin yöntemlerle... Kimbilir daha ne yöntemler; Şeytana bile pabucunu ters giydirecek ne numaralar var bunlarda. DT’de böyle de İstanbul Şehir Tiyatroları’nda farklı mı durum? Pek farklı olmadığını ‘Hastayım’ deyip oyun kabul etmeyen ama hasta haliyle (!) dizi setlerini mekan tutan Sema Keçik’in iş akdinin feshedilmesinden anlıyoruz.

Kültür Bakanı Mahir Ünal’ın ‘Memur sanatçı’dan yakınması boşuna değil. Geçen yıllarda Şehir Tiyatroları Necip Fazıl’ın ‘Para’ oyununu oynadı da, sanatçılar ellerinden gelen kötülüğü ardlarına koymadılar.

***

Yazık! Halbu ki içlerinde ne iyi insanlar var. Tiyatroya inanmış, gönül vermiş, işini ibadet aşkıyla yapan oyuncular var. Anadolu’da İstanbul’da onca tiyatro sevdalısı oyun sırası beklerken, tiyatroya çöreklenmiş ‘gerilla’ artıklarının Bizans entrikaları kulisleri çürütmekle meşgul.

17 yıldır edebi kurula çöreklenmiş bir Refik Erduran vardı. Bu zat, 7 Kasım seçimlerinin ertesi günü sevinç çığlıkları atıyor ‘Artık çok daha ferah atmosfer için kolları sıvama vaktidir’ diyordu. Ferah atmosferden kasıt ne mi? Devletin koridorlarında dilediğin gibi at koşturabilmek... Tiyatroya mütedeyyin insanları yaklaştırmamak... 20 yıldır oynanmayan Nuri Pakdil’in ‘Umut’ adlı oyununu mümkünse bin yıl daha ötelemek... Seyircinin ağlayarak salondan çıktığı ve hepimizin sevgilisi olan Neşet Ertaş gibi bir ‘yerli’yi anlatan ‘Neşe Derd Aşk’ gibi oyunlara prim vermemek... Sahneyi yabancı yazarların oyunlarıyla doldurmak... Başka?

‘İktidarı ayakta tutmak için ölene şehit değil ... yoluna giden niyazi denir’ diye hakaretler yağdıran Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncusu Tuncer Yığcı gibi tiplere yıllık primlerini ödeyebilmek için olmasın bu ‘ferah atmosfer’ özlemi?

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.