• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

"Derinleştirelim" bakalım..-IV-

Şükrü  Sak

"Derinleştirelim" bakalım...-IV-

Şükrü Sak

 

"Yolları dar" diye türküsü var ama yolları dar değil...

Belki biliyorsunuzdur;

"Evreşe" diye bir yer var.

Bu yerin;

"Evreşe'nin yolları dar" diye bir de türküsü var. Fakat yolları dar değil!..

(Organize İşler'i hatırlamışsınızdır, umarım?)

Neyse mesele o değil...

Sizin;

"Sosyal, siyasî, insan ve toplum meseleleri" konusundaki, "muhâkeme zaafı" ile malûl değerlendirmeleriniz:

"Erdoğan diktatör" diye bir türkü söylüyorsunuz, ama diktatör değil..

"Otoriterleşme var, otoriterleşmeden öldük valla" diyorsunuz ama, ortada, tam tersi ciddi bir "otorite zaafı" var!

(Cumhurbaşkanı "ölüm tehditleri" aldığını söylüyor! Bu da mı "demokratik bir tehdit"(!) yoksa?..)

"Aha, "yeni nizâm"a geçiyoruz, "Başyücelik" geliyor. Bundan sonra ya "kutsal dâvâya nefer olacaksınız, ya hain"...

Diyorsunuz ama, bu dil 2000'li yılların laik-kemalist yazarlarının "irtica geliyoooooor!" kalıplı "ispiyoncu dili"nden farksız!.. Ve, size hiç yakışmıyor doğrusu!..

Siz bir "sosyolog" olarak;

Eğer varsa böyle bir "sistem teklifi"; (Batılı olmayan, Batıcı olmayan, yüzde yüz orijinal, yerli, milli, kendi tarih ve köklerine bağlı, Doğu-Batı muhasebesini yapmış, bu milletin, bu halkın, bu toplumun kendi "özüne", kendi kimliğine, kendi tarihine dayalı böyle bir "sistem teklifi", siz bir sosyolog olarak, bunu "korkutma ve ispiyon amaçlı" değil, dayandığı "reel temel" ve hedeflediği "ideal" olarak değerlendirmeniz ve:

"Bu nedir?..

Nasıl bir sistem öngörmektedir?..

Ne gibi bir teklifte bulunmaktadır?..

Bildiğimiz anlamda demokrasiden farkı nedir?

Liberalizmle, Sosyalizmle, Kapitalizmle kıyaslandığında, farklı olan yönleri nelerdir?..

Mevcut durum açısından "uygulanabilirliği" var mıdır?

Hangi sorunlara hangi çözümleri getirmektedir?..

Nasıl bir dünya ve toplum öngörmektedir?..

Bunu nasıl gerçekleştirecektir?..

Kendi insanımıza ve toplumumuza uygun bir model midir?..

Hangi tarihî ve kültürel kodları taşımaktadır?

"Devleti aydınların yönetmesi gerektiği tezi" üzerine kurulu böyle bir sistemin başka bir örneği, benzeri var mıdır?..

Böyle bir sistem, Türkiye'ye, içinde bulunduğu bölgeye ve kendi dışındaki diğer ülke ve insanlara nasıl bir ilham kaynağı olabilir?..

Batı tarafından İşgale, vahşete, kan ve göz yaşına boğulmuş bu bölgenin "tek kurtuluş yolu" olduğu iddiasını taşıyan böyle bir sistem, mutlaka incelenmeli, araştırılmalı, tartışılmalı...

Diyeceğiniz yerde...

Bu ve benzeri soruların cevabını tartışacağınız, konuşacağınız, eleştireceğiniz yerde;

İktidardan daha da statükocu, daha da muhafazakâr bir yaklaşımla:

"Aha, yeni nizâm geliyor, Başyücelik'e geçecek bunlar!."

Diye bir korku ve paranoya oluşturmaya çalışıyorsunuz... Üstelik bunu da, gerçekten fasa fiso olan bir "ispiyon dili? kullanarak yapıyorsunuz.. Çok, ama çok ayıp!..

Bunu Hikmet Çetinkaya yapsa, tamam, anlaşılır?

Ceyda Karan yapsa hâkezâ... Sabih Kanadoğlu, Çevik Bir, Nuh Mete Yüksel, Fettoş ve avanesi, Adnan ve cicişleri yapsa neyse?.. Ama size gerçekten yakıştıramıyoruz!..

Size:

"Ben bir gül bahçesinde yaşamak istiyorum.

Bir gül bahçesinde yaşamalıyız...

Bunun için savaşmalıyız..."

Diyen birisine (bir sisteme, sistem teklifine) verilebilecek en kötü ve en bayağı cevab:

"Hayır, ben bu çöplükte mes'ud ve bahtiyârım... Hayır, ben bu çöplükte yaşamak istiyorum"

Demektir?

"Hayır, ben "sıradan bir fâniyim", sıradan ve özgür bir hayat sürmek istiyorum, istediğim şeye inanırım, istemediğime inanmam, "Ümmet beni ilgilendirmez, ben kendi hayatıma bakarım"

Demektir?

Adil ve özgür bir dünya...

Adil ve özgür bir toplum....

Adil ve özgür bir "insan" modeli sunan, bir "teklif  getiren" birine verilebilecek en kötü ve müptezel cevab: (Ki bu "adres" de yanlış, onu da "bilerek mi" yapıyorsunuz bilmiyorum? Başyücelik'in sahibi ve sembolü malûmunuz olsa gerek? Eğer, Erdoğan'da bundan esinleniyor anlamında bir şeyse o da ayrı bir konu...)

Adil ve özgür bir "insan" modeli sunan, bir "teklif  getiren" birine verilebilecek en kötü ve müptezel cevab:

 ("Yeni Türkiye dediğiniz proje benim aklıma yatmıyor", "Kusura bakmayın, ben kendimi "millet" diye tarif ettiğiniz bir "kütle"nin bir parçası olarak görmüyorum, "Benim vatanseverlik, siyaset, toplum, hayat anlayışım sizlerden ve dahi bu ülkenin çoğunluk nüfusundan farklı" diyemiyor.") demektir?

Siz, kendinizi "millet diye tarif edilen bir "kütle"nin parçası olarak görmeyebilirsiniz...

Siz, "Benim vatanseverlik, siyaset, toplum, hayat anlayışım, onlardan ve dahi bu ülkenin çoğunluk nüfusundan farklı" diyebilirsiniz...

"Ümmet beni ilgilendirmez" de diyebilirsiniz...

Nitekim bizi de "Nişantaşı'nın çöplüğü" ilgilendirmiyor...

Fakat bunu; sanki "Başkanlık sistemi böyle tartışılıyormuş gibi" yaparsanız, yukarıda çok "somut" bir şekilde örnek verdiğim duruma düşersiniz; "Hayır, ben bu çöplükte yaşamak istiyorum"...

Bunu daha da "derinleştirirsek";

Her insan ve toplum, "çöp üretir" fakat hiçbir insan ve toplum da "çöplük içinde yaşamak istemez", çöplüğü temizlemek ister, uzaklaştırmak ister; bu da "sosyolojik" bir gerçek, takdir edersiniz ki!..

Şimdi bu kriterler içinde tekrar dönüp bakabiliriz içinde yaşadığımız "çöplüğe" ve sorabiliriz:

"Yeni nizâm-yeni insan" mı?..

"Aman çöplüğümüze sahip çıkalım arkadaşlar" mı?..

*

Bir de sizin "şey" vardı:

Mevcut çöplüğün "kutsal vazgeçilmezi" olarak şeyettiğiniz:

"Türkiyelileşmek, laikleşmek, demokratikleşmek.." ihtiyacı diye kavramsallaştırıp, sırf "karşı olmak için karşı olmak" psikolojisi ile bocaladığınız, tutunmaya çalıştığınız "şeyler"?..

Bunlar bir şey değil, siz de biliyorsunuz, bunlar sadece "şey.." işte!

Yani, "yani" deyip bırakacağımız şeyler...

O sebebden;

"Bana ne sizin laikliğinizden, demokratikleşmenizden, ben sıradan bir fâniyim.." filân diye saçmalamıyoruz...

Bu meselenin -ki aslı "Başkanlık sistemi" meselesiydi- derinleştirilecek bir tarafı kaldı mı?..

Her insan "kendi kaygı ve korkularını" toplumsal bir meseleymiş gibi ortaya koymaya çalışırsa olmaz!

Yoksa; bu hastalıklı kafa...

Bu çelişkili yaklaşım:

"Yolları dar" diye türküsü var, fakat "yolları dar değil!" şeklinde sürer gider?

Bir de şu; "keyfime göre yaşamak istiyorum" yaklaşımınız...

Düşünün ki; herkes "keyfine göre" yaşamak isterse, o toplumda yaşayamayacak olan en başta sizler ve sizin gibilerdir! Bunu bir düşün istersen...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.