• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

"Derinleştirelim" bakalım -III-

Şükrü  Sak

Derinleştirelim Bakalım -III-

Şükrü Sak

 

"Perspektifinizde kayma varsa, tuvalde hiçbir obje, anlam, imge yerli yerine oturmaz. Yorumlarınızda zorlanır, hayalî unsurlara dayanmak zorunda kalırsınız."

Demiştik...

Bakalım şimdi, tuvalde hiçbir obje, anlam, imgenin nasıl yerli yerine oturmadığına ve, "yorumlardaki" zorlamalara, hayâli unsurlara dayanmak zorunda kalışına, Nuray Mert'in;

("Kendimizi kandırmayalım" Sıkıysa, "Bana ne tarihle yarışmaktan, sıradan bir faniyim, sıradan ve özgür bir hayat sürmek istiyorum, istediğim şeye inanırım, istemediğime inanmam" deyin. Sıkıysa, "Ümmet beni ilgilendirmez, ben kendi hayatıma bakarım" deyin.. Zaman içinde manevi linç, maddi ve yasal linçe dönüşür.")

Buyurmuşsunuz...

Nedir şimdi bu?.. Bu yazdığına sen inanıyor musun?.. (Bana ne tarihle yaşamaktan diyecekmişsin de, sıradan bir faniyim diyecekmişsin de, özgür bir hayat sürmek istiyormuşsun da, istediğime inanırım, istediğime inanmam? diyemeyecekmişsin de?.. "Ümmet beni ilgilendirmez, ben kendi hayatıma bakarım" diyecekmişsin de...

Bu ne ya Allah aşkına!..

Bu nasıl bir komedi, bu nasıl bir trajedi, bu nasıl bir zihin sefaleti?..

"Ümmet seni ilgilendirmiyor"sa, "ben kendi hayatıma bakarım"sa;

Bak kendi hayatına!..

"Kendi hayatına bakan" birinin bu mevzularla ne işi olur?.. (Sen "özgür müsün", istediğin gibi yaşıyor musun, tamam, mesele bitt!  Başkalarının "dâvâsı"ndan, davasızlığından, kutsalından, kutsal olmayanından sana ne?.. Değil mi ama!

(Burada bir meseleyi ele alırken, bütün toplumsal değer ve gerçeklerden kopuk, "kendi keyfini esas alan" bir bakış açısının, bütün meseleleri değerlendirmede "temel bir kritermiş" gibi kullanıldığına dikkat çekmeye çalışıyoruz...

Hiçbir gerçek aydın da böyle bir "usûl"le konuşup yazmaz, yazamaz!..

"Ben'ci ve hedonist" hiçbir yaklaşım, "insan ve toplum meseleleri" söz konusu olduğunda, söz söyleyemez; Çünkü onu ilgilendiren; "insan ve toplum" değil, kendi "ben"i ve hedonizmi-keyfi, keyifçiliği"dir! Bunu söylemeye çalışıyoruz...)

Nuray Mert'in;

"Ümmet beni ilgilendirmez, ben kendi hayatıma bakarım?"

Demesi...  Veya "bunu diyemiyeceğim" kaygısı ve korkusuna kapılması; sosyal, siyasi, toplumsal, insanî bir kaygı ve korku değildir;

"Ben kendi hayatıma bakarım" diyen biri, "kendi hayatına" bakmalı, "başkalarını" da ilgilendiren diğer konulara girmemeli;

"Başkanlık" meselesi gibi, "kutsal" meselesi gibi, "dâvâ" meselesi gibi...

 

KİMSE SANA BİRŞEY DEMEZ

Bir de "manevî linç"den söz ediyor...

"Manevi linç"?..

(Nedir, nasıldır, bir örnek verir misiniz filân diye sormuyorum dikkat ediyorsanız...)

Bu "manevi linçin" maddi ve yasal lince dönüşeceğini söylüyor?

"Sıkıysa böye söyleyin" diyor?

Faydası olur mu bilmiyorum ama, Nuray Mert'i biraz rahatlatalım;

Yok bacım öyle bir şey. Korkma! Kimse size bir şey demez...

Nasıl ki şu ân demiyor...  Başkanlık sistemine geçince de demez!

Nasıl ki şu an birilerine (topluma) "bir şey diyen" sensin! Üstelik topluma söylediğin bu "bir şey" gerçekten de "hiçbir şey" demek!

Yani, "bir şey söylemiyor olmak" demek!..

Bundan dolayı önce senin aydın sıfatıyla "utanman, utanç duyman" gerekir!.

(Çünkü toplum önüne çıkıp da, "ben size bir şey demeyeceğim" demek, gerçekten çok bayağı, müptezel bir durum; hem de sizin deyiminizle "Türk usûlü" bir müptezelliktir bu!.)

"Sıradan bir fani" olmak; politik kimliği, siyasî bir teklifi olmamak demektir!

"Özgür bir hayat sürmek istiyorum" demek, hiçbir şey demek değildir, topluma söylenecek bir söz değildir, hedonist bir çürümüşlüğün kendine yakıştırdığı çirkef bir kaçış yolu, bireyselliğin dibe vurmuş ahlâksız, ilkesiz bir çırpınışıdır!

"İstediğime inanır, istediğime inanmam" diyemeyecekmişsiniz!..

Buna ne diyeceğimi ben bile bilemedim, nasıl yani?..

Kafana silah dayayıp, zorla; "Şuna inanacaksın, buna inanmayacaksın!" diyeceklerini mi "hayâl" ediyorsun?.. (Bunun hastalıklı bir durum olduğunu takdir edersin her halde?)

Bu kadar "düzeysiz, seviyesiz" bir yaklaşımın neresini derinleştireceksin, onu da merak ediyorum doğrusu?..

Aslında bunlar beni "doğrudan" ilgilendiren hususlar değil...

Beni asıl ilgilendiren, "doğrudan" ilgilendiren;

Hem bu kadar "bireysel" -kendi zevkini, kendi keyfini, kendi hedonizmini- esas alıp, ona göre yazıp, ona göre konuşup,  ondan sonra da, içinde yaşadığı topluma:

"Bir şey teklif eden" gerçek bir mütefekkire...

Bir "ideolog"a...

Bir dünya görüşü örgüleştiren fikir adamına...

"Yaşanmaya değer hayat" teklif eden bir sisteme, bir fikre, "burun kıvıran" bir yaklaşım içinde olmak?.. Oldu mu şimdi bu Nuray Mert?.. Yakışıyor mu senin gibi, mevzusu "toplum" olan bir sosyolog bayana?..

"Yeni nizâm" istemiyor musun?..

Tamam, isteme!.

Zaten bu senin "isteyip istememene" bağlı bir ihtiyaç ve gereklilik değil, "insan-toplum ve devlet" olarak var olmak, var kalmak istiyorsak-isteyenlerin- tartışacağı bir konu!..

Bunun "insan ve toplum meselelerinin hallinde" nasıl bir anahtar rolü oynadığını anlamıyor olabilirsin!..

"İnsan ve topluma dair" yazıyor, konuşuyorsan,  bunun her şeyden önce bir "ideoloji?" meselesi, sistem meselesi, dünya görüşü meselesi olup olmadığını bilecek kadar bir "sosyoloji kültürü"ne sahip olduğunu biliyoruz...

*

Böyle bir "aydın" düşünülebilir mi:

"Kimyası" bozuk...

Genetiği değiştirilmiş...

"Milli kod"larıyla oynanmış...

"Aidiyetleri" dağılmış, param parça olmuş...

Artık kendini hiçbir şeye ve hiçbir yere "ait hissetmeyen"...

İçinde yaşadığı topluma ve toplumun değerlerine; "ne dost, ne düşman", ne kabul, ne red diyebilen?

"Yeni"yi?

"Değişmez"i?

"Solmaz ve pörsümez"i aramayan?

"Allah, varlık, insan, toplum, fert, ahlâk, hukuk" gibi hiçbir mesele hakkında derli toplu, sistematik bir bütünlük taşıyan fikri olmayan bir "aydın" düşünülebilir mi?..

Ne buyurmuştunuz biraz yukarıda;

(Bana ne tarihten, geçmişten, sıradan bir faniyim, sıradan ve özgür bir hayat sürmek istiyorum, istediğime inanır, istediğime inanmam) demiştiniz değil mi?..

"Sıradan bir fani"... Sıradan ve özgür bir hayat sürmek istiyor?.. Ama süremiyor öyle mi?..

Sıradan bir fâni, "başkasının" kutsalıyla, nizâmıyla, otoriterliğiyle, demokratikliğiyle filân niye ilgilensin, ne münâsbet?..

Ağzınızdan "Demokratikleşme" kelimesi alınsa, cümle kuramayacak kadar "çürümüş"...

Sürekli; "politik rüzgarların savurduğu yaprak" gibi sağa sola savrulan bu "zihinsel sefalet"ten yorulmuyor musunuz gerçekten?..

Bakın size bir sır fısıldayayım:

İnsan gerçekte, ya özgürdür veya değildir;

Sizin kastettiğiniz anlamda; "özgürlüğü", içinde yaşadığı toplum veya "devlet" değildir insana veren. (Eğer "sıradan bir fâni" iseniz tabii...)

Yani; "özgürlük" toplumdan veya devletten istenecek bir şey de değildir! (Bu sadece "işgal" vesair gibi istisnai durumlarda geçerli olur....)

"Özgürlük",  HAKİKATE esir olmakla başlar! (Mirzabeyoğlu'nun ifadesiyle...)

Fakat siz daha en başta;

"Benim hakikat diye bir kaygım yoktur" diye başlıyorsunuz lâfa, sonra da "otoriterleşme" falân filân? Ne kadar ayıp ya!..

Bakın ben asıl bu yazınızın başlığını "i'rab" edecektim, "irabda mahalli var" olduğu için;

Hani demişsiniz ya "ser levha" da:

"Bu seçim belki de son seçim olacak: Sonra ya "kutsal davaya nefer" olacaksınız ya da hain"...

Ayol, bu nasıl bir genelleme böyle?

En keskininden silahlı mücadele yürütenler bile sizin kadar "keskin" bir "propaganda dili" kullanmıyor maalesef Nuray hanım.. Bu nasıl bir paronoyadır anlamadım? Bir önceki yazıda da bunun için sormuştum zaten;

Bu "ideolojisiz ideolojiklik de neyin nesi?" diye?

Şu:

"Kutsal dâvâya nefer" olma ve "hainlik" meselesini de bilâhere ele alacağız...

(Devam edecek?

Yarın:

"Evreşenin yolları dar" diye türküsü var, fakat "yolları dar" değil...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.