• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

"Derinleştirelim" bakalım...-II-

Şükrü  Sak

 

"Perspektif farkı, tabiî olarak değerlendirmede de fark yaratır. Zira bakış değişmekle görüş de değişir ve algı (tecelli) bu görüşe göre gerçekleşir. Vermek istediğimiz pek çok mesaj, anlatmak istediğimiz pek çok şey benimsediğimiz perspektife, tercih ettiğimiz yorumlama biçimine ve neyi açıklamaya çalıştığımıza bağlıdır. Perspektifinizde kayma varsa, tuvalde hiçbir obje, anlam, imge yerli yerine oturmaz. Yorumlarınızda zorlanır, hayalî unsurlara dayanmak zorunda kalırsınız.."

Bu satırlar Mevlüt Koç'un geçen ay Aylık'ta yayınlanan yazısının giriş kısmından...

"Perspektifinizde kayma varsa, tuvalde hiçbir obje, anlam, imge yerli yerine oturmaz. Yorumlarınızda zorlanır, hayalî unsurlara dayanmak zorunda kalırsınız."

"Otoriterleşme" iddiası gibi...

"Baskıdan ölüyoruz valla" saçmalaması gibi...

"Mesele Başkanlık sistemi değil, bize yeni nizâm getirecekler" safsatası gibi... (Burada safsata olan "yeni nizâm" gerçeği ve geleceği değildir?)

Aslında belli bir "dünya görüşüne" nisbetle yapılmış, kendi içinde tutarlı her eleştiri, tabîi şartlar içinde "sağlıklı düşünme" alâmeti, aydınlık bir "şuur" göstergesi olarak kabul edilebilir, ki öyle kabul ediyoruz;

Örneğin; mevcudun, "sosyalizm" açısından eleştirisi...

Liberalizm açısından tenkidi...

Kominizm açısından kritiği, neticede "doğru" veya "yanlış" olması bir  yana; bir "sisteme göre", diğer bir "sistemin eleştirisi" olarak kabul edilir ve her sistem kendini topluma teklif etmesi açısından ve nihayetinde de; "yaşanabilir ve adil bir dünyanın ancak bu sistemle mümkün olduğu" inancı bakımından bir değer taşır...

Bu ölçü ve değerlendirme açısından gelelim sizin yaptığınıza;

"Tek yol demokrasi" mi diyorsunuz?..

"Tek yol sosyalizim" mi, "liberalizm" mi, Kemalizm mi, laisizm mi?..

Hangisi?..

Yoksa; "Hepsinden bir çorba yapalım" mı diyorsunuz?.. (Ki eğer böyle diyorsanız, bu da yeni bir "ideoloji" anlamına gelir, teorisini sizin kurduğunuz bir ideoloji.. "Çorbacılık ideolojisi")

Ama sadece ve sadece;

"Keyfime göre yaşamak istiyorum" diye bir "ideoloji" olmaz!  (Takdir buyurursanız?)

Kendi kimliğinizi ve aidiyetinizi; "Yazarak" karşısına çıktığınız "topluma" açıklamak borcundasınız; "Sahici aydın" olmanın ön şartı olarak!

Şimdi bu söylediklerimize nisbetle sorabiliriz;

Peki, böylesine hayatî meselelerde sizi böylesine "pervâsız" kılan şey nedir?..

Bu "İdeolojisiz ideolojiklik" de neyin nesidir?..

Gerçekten bunu soruyoruz, başka bir şeyi değil?

(Bir "baskı" mı var, bir "dayatma" mı var, bir "otoriterleşme" mi var; ki bunların en şiddetlisi, en ceberrutu, en azgın ve vahşisi bugüne kadar "90 yıllık reklâm arası" boyunca bütün kesimlere şu veya bu şekilde uygulandı-Müslümanlara, Kürtlere, Türklere vesair?)

Gelinen nokta itibariyle bunların hiçbirinden söz etmek imkânsız olduğuna göre?..

"Şöyle yaşamak istiyorum, böyle yaşamak istiyorum, ister inanırım, ister inanmam? filân, nedir bu?..

(Siz de biliyorsunuz ki, "şöyle de yaşarsınız, böyle de yaşarsınız, ister inanır, ister inanmazsınız"...  Bu çerçevede "konuşup-yazmanınhedonistlere mahsus bir yaklaşım olmaktan öte bir anlamı olmaz! "Hedonizim" de zaten "toplumsal bir kaygı" taşımaz...)

"Başkanlık sistemi" tartışılsın mı, tartışılmasın mı?..

Mesele eğer buysa, bilen tartışır, bilmeyen de dinler öğrenir?

Buyurmuşsunuz ki;

("Tartıştığımız ise topyekun bir "yeni düzen" veya "yeni nizam"a geçiş.)

Bir ân için varsayalım ki öyledir;

Peki dünyanın neresinde görülmüş; "Aydın"ların, statükodan yana olduğu?.

Bu bile sizin için çok "garip" bir durum değil mi?..

Normalde; İktidarlar, yönetimler, statükodan yanadır, "değişimi" istemezler, mevcudu muhafaza etmek isterler. Aydınlar ise, daima statükoya karşıdırlar, eleştirirler,  değişimi, daha mükemmeli savunurlar...

Bunu da mı görecektik?...

Siz, "aydın" olarak "statükoyu" savunurken, iktidar, "değişimi, yeni nizâm"ı savunuyor öyle mi?.. "Başkanlık sistemi"ni veya sizin zannınız üzere; "Başyücelik"i?..

Bu garâbet sizi şok etmiyor mu?..

Ben ise "şok olmuş" vaziyette yazıyorum zaten...

Kaldı ki;

"Başyücelik" bir toplumsal sistemdir. Bir yönetim modelidir. Toplumu, "aydınların yönetmesi" gerektiği tezi üzerine kuruludur! "Doğru-Hakikat"in otoritesini hakim kılma gayesi güder...

Hangi aydın, "hakikatin otoritesine" boyun eğmez!..

Kaldı ki; "Demokrasi", külliyen bir "otoritesizlik" mi demek?..

(Tabii olarak her sistem kendi otoritesini kurar, bundan doğal ne olabilir?..)

"Başkanlık sistemi" ve "yeni nizâm"ın bu demek olduğuna peşinen nasıl karar verdiniz?..

Geçelim bunları da bir kalem;

70 Milyonluk bir toplumda, herkesin fert fert, "Ben keyfime göre yaşamak istiyorum" dediği bir toplumda, siz "keyfinize göre" yaşayabilir misiniz?..

Bu yaklaşımdaki gerçeklik ve "muhakeme zaafı" ilk önce sizi vurur; "İnsanı" yok eder, toplum diye bir şey bırakmaz ortada. Bunu da mı görmüyorsunuz?..

Gelelim o kadar ipe sapa gelmez, "sosoyoloji dışı", gerçeklerden kopuk;

(Geleceğimiz açısından en iyisi tartışmaya bu zeminde devam etmek ve bu zeminde fikir beyan etmek. Bakın, halihazırda, manevi linç korkusu galip geliyor; kimse çıkıp, "Yeni Türkiye dediğiniz proje benim aklıma yatmıyor??Kusura bakmayın, ben kendimi ?millet? diye tarif ettiğiniz bir "kütle"nin bir parçası olarak görmüyorum, "Benim vatanseverlik, siyaset, toplum, hayat anlayışım sizlerden ve dahi bu ülkenin çoğunluk nüfusundan farklı" diyemiyor.) Sözlerinize?

Niye diyemiyor, niye diyemesin?..

Diyorsunuz işte!

Adamlar "darbe teşebbüsü"nde bulundu, halen de bulunmaya devam bile ediyorlar, böyle bir ortamda "otoriterleşme"den söz edilebilir mi?..

Hangi "otorite" kendisine karşı girişilen bir "darbe teşebbüsü"ne böyle, hoşgörülü ve "hukukî zeminden" çıkmadan karşılık vermeye davranabilir?..

"Ajan yapılanma"nın kendi adamları itiraf ediyor; "Bu bir darbe teşebbüsüydü" diye, siz de "yok, yok değildir" filân mı diyeceksiniz?..

"Postmodernden de daha modern" bu darbe teşebbüsünü yapanlar bile, "keyfimize göre darbe yapamıyoruz, otoriterleşme var abi" diye hergün döktürüyorlar ya?

Daha nasıl bir "demokratik ortam ve özgürlüktür" sizin kasdınız?..

(Devam edecek)

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.