• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 2 °C
  • Konya 2 °C
  • İzmir 12 °C

Davası olmayanın omurgası olmaz!

Said Bulut

Bir insanın bu hayatta ilk önceliği kendi hayatına yön vereceği bir davasını idrak etmesi, kendi iç dünyasında bunu oturtması gerekiyor. İdealleri için yaşayıp, gerektiğinde idealleri için bedel ödemesi gerekiyor. Bu başlı başına insanda olması gereken en önemli bir mesele. Bu dava yemekten, barınmadan tüm dünyalık zevklerden daha önemlidir. Bugün vefatının sene-i devriyesi, Büyük Doğu Mimarı Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Mürşidi Esseyyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri derki: İnan yeter ki bir oduna da  olsa inan. Biz Müslümanların, adı üstünde MÜSLÜMANLARIN davası bellidir. Gaye ve idealleri bellidir. İlkelerimiz bellidir. İslam’ı günümüzde  sosyal hayata, siyasete, ekonomiye, anayasaya uygulama hedefimiz bulunuyor. Haykırıyoruz İslam Şeriatını sistem haline getirip hayata geçirme amacımız var, en azından kalpten bunu istiyoruz. Müslüman birisi zaten bunu istemek ve inanmakta mecburidir. Bu hedef için elimizden geleni yapmamız lazım. Büyük Doğu Mimarı Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in bu muazzam cümlesi tüm Müslüman fertlere hitap ediyor: ’’Ben, sizin sadece verdiklerinizi değil, verebilecekken vermediklerinizi de istiyorum!’’

Bu giriş faslından sonra son sürece biraz eğilelim.  Son dönemlerde öyle bir süreçten geçiyoruz ki ülkece ideolojik karmaşa yaşıyoruz. Buradaki en önemli neden bu şahısların her dönemin adamı olabilme kabiliyetini ortaya koymalarından kaynaklanıyor. Bu şahıslar menfaati için yeri gelir FETÖ’yü öve öve bitiremez, yeri gelir Kemalizm’e selam durur, yeri gelir en dindar kisveye bürünür ve en önemlisi yeri gelir devrimci havalarına girer. Son dönemde bir Kemalistleşme ve en kötüsü Kemalistlere şirin gözükme furyası başladı. Biri çıkar  Mustafa Kemalin ne kadar mübarek bir insan olduğunu anlatıp içki bile içmezdi der. Diğeri geçmişte FETÖ’yü öve öve bitiremediği gibi Bank Asya’dan zamanında eşiyle yüklü kredi çekmiş birisi, üstüne onca olaydan sonra çaktırmadan hala FETÖ güzellemesi yapmaya devam eder. Bunların rezilliğini başından beri biliyoruz, farkındayız. Ama daha da ahlaksızlaşarak, iğrençleşerek televizyon programında pornografik üslup kullanarak Boşnaklara ırkçı tabirler kullanır. Üstüne AK Parti İzmir milletvekili işi gücü yokmuş gibi çıkar bu ahlaksız herife sahip çıkmaya çalışır. İlk önce meselenin şu hassas noktasına eğilmek lazım: Bizler ne kadar Kemalistlere şirin gözükmeye çalışsak da, ne kadar onlardanmışız gibi davransak da Kemalistler ilk fırsatta 28 Şubat sürecinden beter bir devir yaşatır Müslümanlara. İçeride halen 28 Şubat kahramanları bulunurken, kabul etmek lazım ki FETÖ’cülerin FETÖ’cülere sahip çıktığı kadar, Solcuların solculara sahip çıktığı kadar, MÜSLÜMANLAR MÜSLÜMANLARA SAHİP ÇIKMIYOR. Hem siyaset alanında, hem adalet alanında, hem iş alanında. 28 Şubat kahramanlarının avukatı Hamza Uçan abinin dediği çok acı bir durum var: DHKP-C üyesi Semih ve Nuriye için solcular o kadar kendini yırttılar ki, binlerce avukatla davalarına müdahil olurken, içerideki beş yüze yakın 28 Şubat kahramanı için en fazla sadece 20 avukatın müdahil olması samimiyetsizliğimizi ortaya koyuyor. İşte ülkemizde karaktersizlik, şahsiyetsizlik zirve yapmış bulunmakta. Solcular arasında olsun, diğer ideolojilerde davasına samimi şekilde sahip çıkanlar kadar olamadı sözde içimizdekiler. Davası olmayanın şerefi yoktur, omurgası yoktur, namusu yoktur. Üstad Necip Fazıl, Türkiye tarihinde ki alimler, Mütefekkirler neyin mücadelesini verdi? Omurgasızlar Kemalistlere yalakalık yapsın diye bedel ödemediler. 15 Temmuz Şehitleri, Gazileri FETÖ’nün ekmeğine yağ sürsünler diye, Kemalistleşme furyası başlasın diye meydanlara inmediler.

Birde Şükrü Sak ağabeyin “riyakâr esnaf” dediği, her dönemde başka cenahlarda bulunabilme becerisine sahip olabilen, İslami kavramlarımıza suikast düzenleyen malum zat, 15 Temmuz öncesinde FETÖ’ye göz kırpmış, FETÖ’ye  twetlerde yaptığı şirinlikleri 15 Temmuzdan sonra silen bu zata basit iki soru sormak lazım: Bir kendini nasıl tanımlıyorsun? Birisi solcuyum der, birisi Milli Görüşçüyüm der. Nakşi geleneğinin şu cemaatini benimsiyorum der. Büyük Doğu-İBDA akıncısıyım der. Bu zat kendini tanımlamayıp biz vahdet yapıyoruz diyerek, yeri geldiğinde İsyanoğlu taifesine de göz kırpabiliyor. Geçenlerde yaptığı algı operasyonuyla, fitneyle dış mihrakları, FETÖ’cüleri sevindirmiş bulunmaktadır. FETÖ’cü bir baba ve anne Yunanistan’a kaçarken yanlarındaki üç çocuk  boğularak vefat ettiğini belirtip, İslami cenaha vicdanınız nerede diye sormuş. Bak o çocukların katili de FETÖ’dür. O aileyi o hale getiren ve bu vatana düşman edip, gavur topraklarında kurtuluşu arayan bu zihniyeti enjekte eden FETÖ’dür. Katili FETÖ’dür. O çocukların katili FETÖ’dür. Bak ben bu çocuklara bir Müslüman olarak acırım. Ama suçlayacağım ve lanet edeceğim hedef: FETÖ’dür. En önemlisi de bu olay yeni yaşanmış bir olay değil. 2014 yılında yaşanan bir olayı riyakar esnaf niye gündeme getiriyor? Amacı o çocuklara acımak değil, suyu bulandırmaktır. İkinci sorum neyi hedefliyorsun bu hayatta? En son ki amacın ne? İki aylık bir ceza aldı diye iyi reklamını yapan zat niye 28 Şubat kahramanları adına doğru düzgün bir çalışma yapmıyor? Hasbi değil hesabi hareketler bunlar.

Gelelim AK Parti teşkilatlarına. Her şeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bekleme hastalığını bırakamadılar. Erdoğan tüm şehirlerin teşkilatlarında ki FETÖ militanlarını bulup nasıl ihraç edebilsin? Arkadaş samimi olarak mücadele edip kendiniz ihraç edin. Cumhurbaşkanı dünya düzeninde ki çakallarla mı mücadele edecek, yoksa teşkilatlarda ki omurgasızlarla mı hainlerle mi mücadele edecek? Allah aşkına bu millet ne istediyseniz verdi. Oy mu oy, maddi-manevi destek mi destek ve can mı can verdi. Sizden sadece SAMİMİ adımlar, SAMİMİ bir mücadele bekliyor. En acısı Cumhurbaşkanının AK Partinin başına geçmeden önce teşkilatlardaki menfaatçilerin, hainlerin sayısında patlama gerçekleşmesi. Türkiye gibi bir ülkenin Cumhurbaşkanı çoban gibi hep başınızda mı duracak? Ya SAMİMİ mücadele, ya mağlubiyet. Bu saatten sonra bu halk üçüncü bir ihtimale yer vermez. Liderinizin sözünü dinleyip hasbi mücadele verin. Yoksa hepimiz kaybedeceğiz. Müslümanlar yine 28 Şubatlar yaşayabilir.

Başka bir fasla daha geçelim. Son dönemlerde Ehli Sünnet hocalara çekilen operasyonlar, hükümetin içerisinde bile destek görürken, kısa ve net bir şey diyeceğim: Siz daha Cumhurbaşkanımızın hangi davaya sahip olduğunu bilmiyorsunuz. Ehli Sünnet İslam’ın kendisidir. Burayı zayıflatmak bu vatanı ve insanlarını manen imha etmek demektir. FETÖ tehlikesi kadar MİTO (İsyanoğlu tayfası) tehlikesini hep boşuna dile getirmedik.

Son olarak niye böyle oluyor diye sorarsak cevabı çok basittir:  DAVASI OLMAYANIN OMURGASI OLMAZ. DİN, VATAN DİYE BİR DERDİ OLMAZ. İLK ÖNCE DAVAMIZIN NE OLDUĞUNU ÖĞRENMEK ZORUNDALAR.    

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.