• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

"DARBECİLERE" KARŞI TEK YOL "DEVRİMCİ" TAVIR...

Şükrü  Sak

Karşınızdaki "güç" bir siyasî parti değil; iktidara darbe teşebbüsünde bulunmuş- bulunmaya devam eden- "bir çete-örgüt-ajan yapılanma” Yani?.. "Darbecilere" DARBECİ bir YÖNTEMLE karşılık vermezseniz; soluğu “Silivri”de” almanız kaçınılmaz!.. Türkçe söyle

 

 

“DARBECİLERE” KARŞI TEK YOL “DEVRİMCİ” TAVIR”

23 Ocak 2014 yayınlandı

Şükrü SAK (*)

 

Başbakan”ın konuşmalarından; “tehlikenin büyüklüğünü” gördüğü anlaşılıyor;

En ahlâksız darbe girişimi” demesinden, “virüs vücuda girmiş, vücudu esir almaya çalışıyor” demesinden…

Gizli örgütün devleti esir almaya çalıştığını gördük” demesinden…

“Ülkenin Millî istihbaratını, harici düşmanlar gibi, hasım olarak gördüklerini” söylemesinden

“Haşhaşîler gibi, gizli kapaklı bu örgütün, tasarlanmış ve ayarlanmış yargı mensuplarıyla, sahte delillerle suçsuz insanları mahkûm ettiklerini” söylemesinden

“Yargıyı bu örgütten kurtarmak” gerektiğinden

“Ülkesine değil, ülkenin düşmanlarına hizmet ettiklerini” söylemesinden

Millî olan ne varsa -Millî İstihbarat, Millî irade, Millî ordu, Millî banka- ona karşı yapılan” operasyonlardan…

Bu “örgütün” uluslararası bağlantılarından..

Çözüm” sürecini engellemek istediklerinden

“Mavi Marmara”nın, Mısır’da darbecilere karşı çıkmanın, Filistin”de vicdanî tavrımızın intikamını almak” istediklerinden…

Ve bu “ajan yapılanmayı” kastederek;

- “Acırsanız acınacak hâle gelirsiniz!..”

Demesinden, anlaşılıyor ki; Başbakan “tehlikenin büyüklüğünü” görüyor”

Darbeyi, darbecileri, bu darbede görev alanları…

Havada uçuşan “gizli belgeleri”, kasetleri, komploları, “kirli yöntemleri”, “karanlık odaları” görüyor

Fakat…

Görünen o ki; ”engellemekte” zorlanıyor

(İşte İHH”ya, göstere göstere kurulan kumpas” İHH Başkanı Bülent Yıldırım; bir- iki aydır -en son Yeni Şafak”ta manşetten- basbas bağırıyor:

- “Bizi tehdit ediyorlar, şantaj yapıyorlar; Derneğimizi El-Kaide ile bağlantılı gösteren operasyon yapacaklar”

Diye… Nitekim dediği gibi de oldu”)

O kadar Emniyet Müdürü, Müdür Yardımcısı, komiserin görev yerleri değiştirilmesine rağmen” Savcıların, Başsavcıların yerleri değiştirilmesine rağmen durup durup bir yerden “patlıyor”

Galiba sorun “Yöntemde”

Karşınızdaki “güç” bir siyasî parti değil; iktidara darbe teşebbüsünde bulunmuş- bulunmaya devam eden- bir “çete-örgüt-ajan yapılanma”

Yani?..

“Darbecilere” DARBECİ bir YÖNTEMLE karşılık vermezseniz; soluğu “Silivri”de” almanız kaçınılmaz!..

Türkçe söyleyelim:

DARBECİLERİ, -görevlerine, ünvanlarına, sıfatlarına bakmaksızın- (En azından bu darbede fiili ve aktif görev alan 300- 500 tanesini) TOPLAYIP SİLİVRİ”YE DOLDURMAZSANIZ, onlar aynısını SİZE YAPACAKLAR!..

Adamların “Hukuk” filân dinlemediğini, dış mihrakların TALİMÂTIYLA hareket ettiklerini siz söylüyorsunuz!.. (Biz 25 senedir söylüyoruz...)

 

DARBECİLERİ TOPLAYIP SİLİVRİ”YE DOLDURMAZSANIZ”..

Elinizde bu “güç ve imkân” varken…

Milletin bütün kesimlerin desteği arkanızdayken… (Solun hemen hemen tamamının, Kürtlerin, İBDA’nın, bütün Müslümanların, laiklerin, bu “çete”den dili yanmış bütün toplum kesimlerinin...)

Desteği arkanızdayken…

Eğer bunu yapmaz da…

“SEÇİMLERDEN SONRA”YA ERTELERSENİZ, tarihî ve dönüşü olmayan bir YANLIŞ yapmış olacaksınız!..

Yani?..

SİZ DARBECİLERİ TOPLAYAMAZSANIZ, ONLAR SİZİ TOPLAYACAK!..

(Fethullah’ın bedduasını gözünüzün önünden hiç eksik etmeyin. Düşünün ki, öylesine kin ve nefret dolu bir bedduayı size “Amerikan Büyükelçisi” bile yapamaz! İstese de yapamaz…)

Bu ortamda, bu şartlarda…

Sağ-salim seçimlere gidip, sağ-salim seçimlerden çıkacağınızı düşünüyorsanız; yanılırsınız…

Darbecileri “Darbecilerin yöntemiyle” BERTARAF ettikten sonra; seçimlerden kolay ne var?

Hergün nereden geleceği, kimi hedeflediği belli olmayan “şok operasyonlar” eşliğinde, “sağlıklı” bir seçim zaten olmayacak!..

Medyanın, sosyal medyanın, gazetelerin, televizyonların; “psikolojik savaş ve algı operasyonları”na kilitlendiği, bunların “uzaktan güdümlü füze”, tank- top, bomba gibi kullanıldığı… Yetmediği yerde; Yargıtay’ın, Danıştay’ın, HSYK’nın… Yetmediği yerde savcının, polisin birer “SAVAŞ ARACI” gibi kullanıldığı bir “DARBE SÜRECİ”NDE;

“Seçimlere gitmek” zor iş…

Darbecilerin amacı da zaten; “seçimler”, seçimlerin sonucu. Bunu değiştirmek için de “yargı çetesi” faaliyette…

Bu “yargı çetesi” ile bir “muhalefet partisi” gibi uğraşmaktansa, doğrudan, kendi yöntemleri ile üzerine gitmek tek çıkar yol olarak görünüyor!

Hukukî mânâda bunu yapmak için her türlü delil, belge mevcut!

Suç aşikâr…

Suçlular malûm…

 Yani?..

- “Adalet yerini bulsun da, isterse savaş çıksın!”

Şu aşamada;

- “TC Mahkemelerde kuruldu, dönüşüm de mahkemeler aracılığıyla oluyor” benzeri, entel yorumların kimseye faydası olacağını sanmıyoruz…

 

OPERASYONUN MERKEZİ

7 Şubat”da MİT Müsteşarı’na yönelik saldırı ile başlayan, 17 ve 25 Aralık darbe girişimi ile yürütülen darbe operasyonunun merkezinin;

Londra merkezli sermaye grubu, İsrail lobisi, Chicago'dan bir sermaye grubu ve Utah’taki bir akademi

olduğu, İmralı”daki Öcalan’dan, ona en “zıt ve karşı” olanlara varıncaya kadar; bilinen bir “müştereklikle” tesbit ediliyor;

“Dubai”de karargâh kuran” Malûm “uluslararası kirli ve karanlık” şebeke…

Bu uluslararası karanlık şebekenin karargâhını füzelerle uçaklarla vuracak, bombalayacak hâliniz yok!..

Ama, bu “kirli ve karanlık” yapının;

İçerideki uzantısı olan, adına “Cemaat” dediğiniz işbirlikçi “ajan yapılanma”yı; VATANA İHANET suçundan toplayıp Silivri”ye, sonra da gerçek HUKUKUN önüne çıkarmak, sadece;

Siyasî irade ve kararlılık” işi!.. Devlet ve “siyasî irade”nin görevi…

Bugün artık bizzat Başbakan tarafından;

Paralel devlet”, Yargı çetesi, virüs, haşhaşî” olarak da nitelenen bu “ajan yapılanma”ya, bu saatten sonra hâlâ “Cemaat” demek, bu “ajan yapılanmayı” perdelemek, gizlemeye çalışmak anlamına gelecektir…

Evet, ortada bir “cemaat” filân yok;

Tehlikenin boyutları aşikâr hâle geldi” diyen sizlersiniz;

“Bu örgütün gerçek yüzünün anlatılması gereken, deşifre edilmesi gereken” diyen…

“Virüs, Paralel yapı, Yargı çetesi, haşhaşîler” gibi gözü dönmüş, bu gizli örgütün, Ülkenin düşmanlarıyla işbirliği yapan bu örgütün…

Bütün bunları gördükten ve kamuoyu ile de paylaştıktan sonra...

Yapılması gereken tek şey:

“DARBECİLER”E KARŞI DEVRİMCİ BİR TAVIR!..

Bu “ajan” yapılanma ile başka türlü baş edilemez!

“Darbenin” nerelerde, hangi uluslar arası kirli ve karanlık odaklarla tezgâhlandığını, siz de biliyorsunuz…

(Hâdiseye bir de şu yönden bakmak lâzım; Türkiye'de, sağcısından solcusuna, İslâmcısından lâikine, Kürdünden Alevîsine varıncaya kadar BEDEL ÖDEMEYEN tek kesim yok!

Her kesim bir şekilde bedel ödedi, ödemeye devam ediyor…

Bir tek bu “sinsi ajan yapılanma” hariç… Bunların hiçbirinin bugüne kadar burnu bile kanamadı…

“Yargı çetesi” demiştiniz değil mi”..

Bakın Salih Mirzabeyoğlu; kitap yazdığı için idam cezası aldı… (Belki O”nun dosyası da “Yargıtay İmamı” tarafından okyanus ötesine sorulmuştur..)

Bakın; Genelkurmay Başkanı, “terör örgütü kurmaktan” müebbed aldı… Örnek çok.. -Bu arada, geçen gün, sizin bakanınız da söyledi; “DARBE YAPMIŞ olanları tahliye et, TEŞEBBÜS aşamasındakilere müebbed ver, bu nasıl bir yargı”..” diye”)

Demek ki, bütün o “demokrasi” söylemleri palavraymış, demek ki “askerî vesayet”in yerini bu “ajan yapılanma vesâyeti” almış…

Bu biliniyordu…

(Fakat, malûm ortalıkta dolaşan ifâdelere göre;

- Başbakan, cemaatin kendisini çok çok aşan bir güç olduğunu farketti)

Neyse…

Önemli olan geç de olsa fark etmiş olması diyelim ve hatırlatalım:

Cübbeli Ahmet Hoca, tutuklandığında kime mektup yazdı?.. -Tabi ki Erdoğan’a değil, Gülen'e…

ODA TV sanıkları kimi işaret etti?..

Aziz Yıldırım kimi gösterdi?..

“Bazı Ergenekon ve Balyoz sanıkları nereyi işaret etti?..

“ Bazı İBDA-C sanıkları doğrudan hangi adresi gösterdi?..

“Çözüm süreci”ne rağmen KCK operasyonları yürütülürken, Öcalan kimi işaret etti?..

Hrant Dink cinayetinin aydınlatılmasını isteyenler, nereye soru işareti koydu?..

Hanefi Avcı hangi örgütün şemasını çıkardı?..

Ahmet Şık, hangi imamın ordusundan bahsetti?

Liste böyle uzayıp gider...

Bunların hepsinde; oklar malûm “ajan yapılanma”yı HİZMETİ (!) gösteriyordu.

(Biz de saf saf artık darbe dönemlerinin kapandığını, artık iyice “demokrasi” filân olduğumuzu, HUKUK ve Adaletin yerini bulacağını (!) düşünmeye başlamış, az daha “iknâ” (!) oluyorduk…)

 

“YENİDEN YARGILAMA”

Madem ki; herşey bu kadar açık konuşuluyor...

Madem ki; ”Yargı paşaları”nın yerini “yargı imam(!)”ları aldı…

Madem ki; İstiklâl Mahkemeleri’nden bile daha beter bir yargı olduğu açığa çıktı…

Madem ki; “Emniyet ve yargı cuntası” suçüstü yakalandı…

O hâlde?..

En ufak bir “Hukuk ve  adalet” gözetmeyen bu “yargı kararları” ne olacak?..

Bu “yargı”nın katlettiği suçsuz insanlar?..

Bu “cemaat yargısı”nın katlettiği insanlar?..

Bütün kesimlerin, bütün toplumun;

“Hukuk ve adalete” güvenini kaybettiği bu durumda…

“Yeniden yargılama” belki bu durumu bir nebze hafifletebilir…

Bu arada:

Ergenekon ve Balyoz davaları için söylenen ve “yeniden yargılama”ya gerekçe olarak gösterilen “uydurma deliller” mevzuu var, olabilir, vardır, delil bulamayınca “uydurmuşlardır”… Bilemiyoruz…

Ama?

“Mirzabeyoğlu Davası”nda, ”uydurma” da olsa, DELİL nâmına bir şey yok!..

Diğer birçok İBDA-C dâvâsında da aynı durum;

Yani bu “yargı çetesi”, bu davalarda DELİL UYDURMAYA bile zahmet etmemiş, gerek duymamış:

“Metris isyanı” davasının dosyasına bakın. Ceza alan 35 kişinin dosyasına…

Bandırma isyanı” davasına bakın. Ceza alan 33 kişinin dosyasına…

“Benim de birlikte ceza aldığım 6 kişinin dosyasına… (Pardon bu dosyada DELİL var, yalan olmasın, en büyük delil; yasal kitaplar… Kitaplar suç delili?..)

“Seksen yaşında “felçli” bir Allah”a küfreden sapığın öldürüldüğü “İhsan Güven davâsı”nda, 5 kişiye verilen “ağırlaştırılmış müebbed” dosyasına…

(Sanırsınız ki, 5 kişi birden, ellerinde kalaşnikoflarla 80 yaşındaki bir adamı öldürüp, derisini yüzüp, -bir de “vahşice ve hunharca” diyor- ağırlaştırılmış müebbed vermek için- YALAN uyduruyor. TC hukuk tarihinde suç ve ceza arasındaki orantısızlık bakımından, ”delil uydurmaya” bile gerek görülmeyen bir dosya...)

Yahya Yıldırım’ın “bir örgüte nasıl iki kere üye olunur” dosyası…

Ve benzer dosyalar…

Bugün “Yeniden yargılama” konuşuluyorsa, bu dosyalar da göz önünde bulundurulmalı.

Başta “Mirzabeyoğlu Davası” olmak üzere….

(Aslında, bu dosyalardaki; hukuksuzluk, adaletsizlik, suç ve cezalar arasındaki orantısızlık, esas ve usûl hataları, hak ihlâlleri vesaire gibi delil ve ispat gibi hususlar; tek tek maddeler hâlinde işaretlenip bir metin hâline getirilebilir” Hem 28 Şubat”ın brifingli yargısının kararları, hem de daha geçtiğimiz günlerde bu malûm “Yargıtay imamları” tarafından ONAYLANAN “isyan davaları”“ Yani”.. Bir önceki sayıda belirttiğimiz gibi, “Darbe YAPMIŞ olanları tahliye edip, TEŞEBBÜSTE bulunanların müebbed” vermenin hukuka ve adalete sığmayacağını söylemek için “hukukçu” olmaya gerek yok!.. Fakat bir de “dosyaların içeriği” incelendiğinde; hem hukukî hatalar ve hem de teknik hataları tesbit etmek ayrı bir iş” Sadece bizim dosyada bu şekilde birçok, gayet açık hukuksuzluklar var” “Yeniden yargılama”nın konuşulduğu ve Adalet Bakanlığı”nın çalışma yaptığı bu konuda, söz konusu dosyalardaki hukuksuzlukların “ ve dahi DELİLSİZ isnatların- derli- toplu bir metin olarak ortaya konulması önemli bir mevzu. En azından bunların göz ardı edilmemesi gerektiğini uyarmak bakımından…)

Toparlarsak;

Bu saatten sonra, en ufak bir kararsızlık, en küçük bir geri adım siyasî iktidarın sonu olacaktır! Maslahatçı, muvazaacı yaklaşımlar yeni ve beklenmedik “şok operasyonlar”a davetiye çıkaracaktır!.

(Adamlar bir yandan ”Dubaî karargâhlarında” darbe tezgâhlıyor, bir yandan,”Koç’a rafineri ihâle” ediyor, diğer yandan da gazete ve televizyonlarında; “Bizim alâkamız yok, biz zenci çocuklara Türkçe şarkı- türkü öğretiyoruz” diye bütün bir toplumla “dalga” geçiyorlar…)

Yerseniz?...

Bu “sinsi virüsü” söküp atmak bu yüzden çok zor!..

 

(*)F Tipi Cezaevi

B2/7/40- BOLU

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.