• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

Darbecilere "demokrasi", Millete ölüm!

Şükrü  Sak
Düşmana "düşman" demeyelim, onlara "demokratik" davranalım, başlarını okşayalım, karanfil uzatalım!

 

10493.jpg

 

DARBECİLERE “DEMOKRASİ”(!)

15 Temmuz saldırısının ne kadar korkunç ve vahşi bir saldırı olduğu ortada!

Bu saldırının Allah’ın yardımı, Müslüman Türk halkının kahramanlığı ve Reis’in siyasî liderliği ile püskürtülmüş olduğu da…

Bu saldırının, Türkiye’de bütün taşları yerinden oynattığı, artık hiçbir şeyin önceki gibi olmayacağını söylemek de sıradan...

Savaş şartlarında demokrasi olmaz” hakikati gereği, olağanüstü hal ilân edilmiş olması da çok önemli.

Fakat bütün bunlara rağmen, sanki bir “anlayış, yaklaşım” problemi var…

Ülkede “olağanüstü” bir hâl var ama sanki her şey olağan durumdakiler kadar “olağan…”

“Demokrasi… Demokratik hukuk kuralları…” gibi

Bu “yumaşak” tavır ve “kararsızlık” hepimizin sonu olacak, onu söyleyeyim…

15 Temmuz saldırısını gerçekleştirenlerin ifadelerini okuyoruz, onlara sorulan soruları, onların “dalga geçer” gibi verdikleri cevapları…

TRT’yi tanklarla basıp “darbe bildirisini” okutan adam:

“Darbe olduğunu, darbe bildirisine göz atınca anladım!” diyor…

Yani “darbeden” haberi yokmuş…

Dalga geçiyorlar anlayacağınız…

Aşağı yukarı tüm “ifâdeler” bu minvâlde…

Bir tanesi delikanlı gibi çıkıp;

“Evet biz yaptık, amacımız buydu!”

Demiyor…

Birkaç istisna hariç… Onlar da fotoğrafı bütünüyle ortaya koymuyor…

Baştan sona “çelişkili”, iler tutar tarafı olmayan kıvırmalar…

Bu durum bile başlı başına ürkütücü…

Bugün olmuş hâlâ;

Bu korkunç saldırıyı gerçekleştirenlerin “gerçek amaçlarının ne olduğunu?”, onların “ifâdelerinden”öğrenemiyoruz?..

Kimden emir aldılar?.

Darbe çarkı nasıl işledi?.

Ne zaman karar verdiler?. Nerde toplandırlar, bu işe ne için ve ne adına cüret ettiler, işin arkasında kimler vardı, başarsalardı ne yapacaklardı? Amerika ile irtibatları neydi, bu irtibatı kim sağlıyordu?

Önceki darbelerin -27 Mayıs, 12 Eylül- kendilerince “gerekçeleri” vardı;

“Atatürk ilkeleri, laiklik, irtica, anarşi, terör, demokratik laik rejimi korumak, demokrasiyi kollamak” falan filan gibi…

Önceki darbelerde, “Çankaya köşkünü” bombalamadı uçaklar, MİT binasının, Emniyet Müdürlüğünün, Özel Harekâtın tepesine bombalar yağdırmadı… Devletin temel kurumlarını yerle bir etmeye davranmadı. O yüzden diyoruz; Bu bir “darbe girişimi” değil, bu başka bir şey?

Devleti, vatanı, milleti hedef alan bir saldırı bu! Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir saldırı…

Nedir o şey?..

Saldırının üzerinden üç hafta geçmiş, biz hâlâ sokaklardayız…

Reis, “İkinci bir emre kadar sokakları terk etmeyin!” diyor…

“Tehdit” devam ediyor…

“2. Dalga”yı, suikastleri, beklenmedik başka saldırıları bekliyoruz?..

Niçin?..

Darbecilere “demokratik” davranmak gibi bir ‘akıl tutulması’ndan dolayı mı?..

Kaldı ki, “darbecilere demokrasi” demek, bir anlamda onlara karşı zafer kazanmış halka da “ihanet” anlamına gelir!

Yani, “Darbecilere demokrasi”, Millete “ölüm”, Türkiye’ye bölünme ve parçalanma, iş savaş, kaos, kargaşa demektir!

 

KENDİ DEĞERLERİNE-DEMOKRASİYE- HAİN BİR BATI

Aydınların, gazetecilerin, medyanın tavrı bir tuhaf?..

Müslüman Türk milletinin bambaşka bir “hassasiyeti” var…

Halk; “Vatan için, millet için, değerlerimiz için, İslâm için, “Reis” için ölümü göze aldık, öyle yürüdük tankların üzerine, vatanımıza sahip çıktık” diyor…

Bu korkunç saldırıyı böyle püskürten halka öncülük etmesi gereken başta “siyaset-siyasetçiler” ve medya; “demokrasi” sakızı çiğneyip duruyor…

Tamam da;

Hepimizi “demokrasiyle” öldürüyorlardı gördüğünüz gibi…

Bakın, hâla, “Avrupa” diyoruz, “Batı” diyoruz, “Batı değerleri, demokrasi” filân sayıklıyoruz…

Bırakın artık bunları!

Hangi Avrupa ülkesinde, uçaklar kendi devletinin kurumlarının tepesine bomba yağdırır?..

Bugüne kadar, tarihte böyle bir olay görülmüş müdür?..

Saldırsa, “saldırganlar” böyle bir “muameleye” mi tabi tutulur?..

Sıradan “terör saldırılarında” bile Batı’nın nasıl reaksiyon gösterdiğini biliyoruz.

Bırakın bunları…

Daha 14 Temmuz’a kadar, biz bunların;

Vatanı-milleti-devleti” koruduklarını sanıyorduk, ülkemizi, sınırlarımızı düşmanlara karşı koruyacak biliyorduk, maaş veriyorduk, güvenliğimizi sağlayacaklar diye düşünüyorduk değil mi?..

Değilmiş…

Adamlar kendi ülkesine, vatanına, devletine, halkına, milletine düşmanmış…

Kendi ülkesini, halkını, devletinin polisini, özel harekâtını, cumhurbaşkanını “düşman” olarak görüyormuş…

Şimdi, “olağanüstü hâl” ilân ettik…

Gözaltına alıyor, tutukluyor, içeri atıyoruz… Onlara bakacağız, besleyeceğiz…

Sonra;

“Bu insanları niye öldürdünüz?”

Devletin polislerini, ülkenin Cumhurbaşkanını, Cumhurbaşkanlığını, MİT’i niye bombaladınız, Genelkurmay Başkanını, Kuvvet Komutanlarını niye rehin aldınız?

Diye soracağız…

“Yurtta sulh”(!) için mi?

O yüzden 15 Temmuz saldırısı sanılandan çok daha büyük bir “çatlağı” ortaya çıkarmıştır…

Ve, ve, ve…

Eğer bu hainlere, hainlere layık bir muamele gösterilmezse, bu büyük çatlak kapanmayacak, aksine daha da derinleşecektir!

Daha net ifâde edelim;

17/25 Aralık darbe girişimiydi değil mi?..

Ve o tarihten sonra; Devlet, hükümet, siyasî irade, bu hain ajan yapılanma ile kıyasıya mücadele ediyordu, bu ihanet şebekesi “kırmızı kitab”a girmişti.

Düşünün ki; üç senedir böylesine mücadele ettiğimiz “örgüt”, buna rağmen 15 Temmuz’da, tarihte görülmemiş bu ihaneti, bu saldırıyı gerçekleştirdi?..

Ve; “Devlet”, devletin istihbarat kurumları bu çaplı büyük ve organize bir saldırıyı “haber bile alamadı”?...

17/25 Aralık sonrası;

Darbecilere karşı tek yol devrimci tavır!” demiştik, eğer darbecilere, hainlere karşı o zaman bu tavır gösterilmiş olsaydı, Türkiye 15 Temmuz ihanetini yaşamazdı! En azından bugün ilân edilmiş olan “OHAL” o gün ilân edilmeliydi?..

Tabii şimdi saldırı ve ihanet çok daha vahim boyutta…

Dolayısıyla ona verilecek karşılık da aynı şiddette olmalı!

Darbecileri, “darbecilerin yöntemiyle” cezalandırmazsanız, yukarda bahsettiğimiz o “çatlak” asla kapanmayacak, daha da derinleşecektir!

Halktan yükselen “İdam” talebi bu açıdan ayrıca çok önemli!

Düşünün ki, Paris’te beş on kişilik bir saldırı bile aylarca “sıkıyönetim ilân” edilerek karşılık buluyor! Sizin bütün devlet kurumlarınız, kendi uçaklarınızla bombalanmış, siz hâla “demokrasi” geveliyorsunuz?..

Bu, darbeci hainleri “ödüllendirmek” anlamına gelir!

Adamlar devletin ve halkın uçaklarıyla, helikopterleriyle, devleti, ülkeyi, halkı, cumhurbaşkanını bombalarken-bombalamışken “demokrasi” gevelemek, diğer hainleri ve gözaltındakileri de “cesaretlendirmek” demektir!

 

MISIR ÖRNEĞİ, İŞTE MURSİ!

Diğer yönden;

Batı’nın, ABD’nin bu hain darbe teşebbüsüne karşı hem alenen, hem de zımnen destek vermiş olması?..

Bu açık hainlik karşısında da Türkiye’nin tavrı çok net olmalıydı, onlara demeliydi ki –milletin dediğini-demeliydi:

-Kendi değerlerinize (demokrasi) ihanet ettiniz!

Türkiye’deki meşru yönetimi değil, darbecileri desteklediniz!

Demokrasi bize ait bir “değer” değildir!

Bu saatten sonra demokrasi filân tanımıyoruz!

İslâm ve kaynağını İslâm’dan almayan hiçbir değeri tanımıyoruz!

Aynı ihaneti Mısır’da da yapmıştınız!

15 Temmuzda yüzünüzdeki maske bir kere daha düştü!

Bundan sonra Türkiye Batı’nın bu hainliklerine göz yummayacak, “demokrasi maskesi” altında sergilenen hainlikleri de Tüm dünyaya ilân edecektir! Biz kendimize özgü yönetim modelimizi, kendi ruh ve tarih köklerimizde bulur ona göre atacağımız her türlü adımı da atarız!”

Böyle demeliydi!

Böyle durmalıydı!..

Milletin beklediği buydu, budur!

7 Ağustosta Yenikapı’da gerçekleşen tarihi mitingin adı da, bu yeni döneme geçiş olarak; “Tam bağımsızlık ve şehidler mitingi!” olmalıydı! Sonrasında da bu çerçevede atılması gereken adımlar!

Yani kısaca;

“Demokrasi”den midemiz bulandı, biraz “hakikat!” desek!

Evet, demokrasinin mide bulandırıcı bu “yaklaşımları” karşısında, halkın:

Allah için, vatan için, İslâm için, bayrak için, istiklal ve istikbali için, kendi değerleri için, kendi ülkesine, toprağına, bayrağına, seçtiği siyasi liderine sahip çıkmak için işgalcilere karşı verdiği mücadele ve kazandığı zafer,

“Demokrasinin zaferi” değildir!.

Sizin “demokrasinin zaferi”(!) dediğiniz şey, eğer 15 Temmuzda bu saldırıyı gerçekleştiren hainler başarılı olsaydı, onların “zaferi”(!) olacaktı!

*

Bir yanlışlık daha;

Zafer demokrasinin, meydanlar milletindir!” diye şeyetmişler!

Tamamen yanlış…

Doğrusu;

Zafer milletin, meydanlar sahiplenenlerindir!

“Demokrasi” zafer kazanamaz! Adı üstünde demokrasi her hangi bir şey değildir;

Üstadın söylediği gibi;

Hırsızın çalamadığı yerde, hırsıza göre demokrasi yoktur

Katilin istediği gibi adam öldüremediği yerde katile göre demokrasi yoktur!

Darbecilerin istediği gibi darbe yapamadığı yerde, darbecilere göre demokrasi yoktur!

*

BATI’DAN FAZLA “BATICI!”

Hülâsa;

Batı’dan fazla “Batıcı”, Amerika’dan fazla “Amerikancı” olmaya gerek yok!

*

Bir yanlış daha;

“Kin ve öfkeyle hareket etmeyeceğiz”… “Demokrasi ve hukuk içinde…”

Bu cümle, darbecilere “yumaşak muamele” kasdıyla kullanılıyor!

Saçma!.

Düşmana düşman gibi davranmayacağız” demek gibi, aptalca bir yaklaşım bu!

Ki bu yaklaşım değişmezse, 15 Temmuz’a benzer bir saldırı daha gelecektir!

Tıpkı;

17/25 Aralık darbe girişimi sonrası sergilenen “gevşeklik” gibi…

Kimseye “hukuk dışında muamele” edin demiyoruz, “hukukun” gereğini yapın yeter!

17/25 Aralık darbe girişimi sonrası, darbecilere “darbeci bir tavır” gösterilmiş olsaydı, 15 Temmuz yaşanmazdı…

Şimdi de aynı şey sözkonusu…

Darbecilerle mücadele ederken, daha büyük bir darbe yemek?”

Bunun sebeb ve sonuçları üzerine düşünmek zorundayız! Hani şu “devlet aklı” denilen şey… Varsa eğer tabii?

*

İDAM MESELESİ VEYA DÜŞMANA "DEMOKRASİ", MİLLETE ÖLÜM!

Bu konuda, milleti şaşırtan bir tuhaflık var…

"Düşmana" düşman demeyelim, onlara "demorkatik" davranalım, başlarını okşayalım, karanfil uzatalım?

Bu mudur yani!

Bunun anlamı; Düşmana demokrasi, millet ölüm demek değil midir?

Düşmana düşman gibi davranmayacağız

17/25 Aralık'ta böyle bir yaklaşım olduğu için 15 Temmuz saldırısı gerçekleşti!

"Düşmana" düşman gibi davranmayacağız!

Eee, peki ne yapacaksınız? Düşmana “dost gibi” mi davranacaksınız?..

Bu korkunç saldırıyı gerçekleştirenleri;

Tekrar güçlenip cesaret toplasınlar, yeni bir saldırıya hazırlanabilsinler diye, “demokratik demokratik” besleyip, başını mı okşayacaksınız?

Böylesine büyük bir saldırı ile karşı karşıya kalmış bir ülke, bir devlet, hâlâ;

“Bu saldırıyı yapanları asalım mı, yoksa besleyip büyütelim mi?”

Tartışmasını yapıyorsa, orda da bir “tuhaflık” var demektir?..

Düşmana” düşman demeyelimonlara “demokratik” davranalım, başlarını okşayalım…

Karanfil atalım…

Cumhurbaşkanlığını, MİT’i, Genelkurmay’ı, Özel Harekâtı, halkı iyi bombalayıp öldüremediniz, bir dahakine inşâallah

Diyelim?

Bu ne yahu, Allah aşkına!

Hani devlet aklı, devlet ciddiyeti, devlet kararlığı?

 

SON HAMLE

15 Temmuz işgal girişimi, ABD ve Batı’nın Türkiye üzerinde oynayabilecekleri son oyundu!

Son kozları buydu!

Oynadılar ve kaybettiler!

Bundan sonra ABD ve Batı’nın yapabileceği her hangi bir hamle kalmamıştır, doğrudan “savaş ilân etme”nin dışında!

Dolayısıyla artık bu saatten sonra Türkiye’nin yapacağı bellidir;

İncirlik’i kapatmak!

ABD konsolosluklarını kapatmak… Fetullah’ı verene kadar…

Batı ile de aynı şekilde;

Hiçbir şekilde onlara mahkûm ve mecbur olmadığımızı, onların da artık bu saatten sonra Türkiye’ye herhangi bir şey dayatamayacaklarını, “demokrasi”yle işimizin olmayacağını, kendi tarihimizden gelen bir kültür ve birikimle büyük bir millet olarak, farklı inanç gruplarıyla bir arada, tek bayrak, tek devlet, tek millet, tek vatan olarak kalabileceğimizi gösterebiliriz…

Artık ortaya çıkmıştır ki; bütün sorunların kaynağı “Batı” ve içerdeki Batı’dan fazla “Batıcılar”dır!

Biz bu sorunu çözersek, ABD ile de, Batı ile de, Milli menfaatler ekseninde yeniden ilişki kurulabilir!

*

MİLLETİ MAGAZİNE BOĞDULAR

Mamacı “İslâmcılık”(!)

Bu konudaki düşüncelerimizi daha önce ifade etmiştik…

Ekranları, sosyal medyayı, milleti “magazine” boğdular

Şu an bunun sistemli bir şekilde yapıldığını görüyoruz;

Sulandırıyorlar!

Müslüman Türk milletinin; Allah, vatan, millet, İslâm aşkıyla darbecilerin karşısına dikilmesini, yazılan kahramanlık destanını, “daha çok para, daha çok mama, daha çok mevki, daha çok makam, daha çok reklam, daha çok şöhret”e çevirmeye çalışıyorlar! Hiç utanmadan, yüzleri kızarmadan!

Tehlike umurlarında değil!

En ufak bir hakikat kaygısı, vatan duygusu taşımadan bütün her şeyi “mamacılığa” endekslemişler! Ne tehlikenin farkındalar, ne de yaşanan büyük felâketin…

Yıllarca, FETÖ’yü besleyip büyüten, reklam eden, pazarlayanlar, bir bakıyorsunuz ki ekranlarda en “keskin”(!) FETÖ düşmanı pozlarında yardırıyorlar!

Ama artık, “son pişmanlığın fayda vermeyeceği” günlerdeyiz!

 
Bu haber toplam 5661 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.