• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Danton`un Hatırlattıkları...

Salih Ahmet  SAK
Danton`un Hatırlattıkları...
 
Salih Ahmet SAK
 
1759 doğumlu, tam adı "Georges Jacques Danton". Taşralı bir ailenin çocuğu...Fransız İhtilalinin öncülerinden olan Danton, 1784?te Reims?de hukuk öğrenimini tamamladı ve avukatlık yaptı. 1787?de ise Kraliyet Konseyi?ne avukat olarak girdi...
 
İhtilal kadrosu içinde yavaş yavaş yükselmiş, ve ihtilal sonrası kurulan meclise başkanlık yapmıştır. Mecliste birbirlerini bölücülükle, Krallık sevdasıyla ve diktatörlükle suçlayan iki grup yani Jironden`ler ve Montanyar`lar arasında sürekli olarak arabulucuk yapmış, kelâm ustası bir deha... Talihsiz bir dehâ desek daha doğru olur sanıyorum; çünkü, meclis başkanlığı döneminde gözyumduğu ve desteklediği, "İhtilal Mahkemeleri"nin hakkında verdiği idam kararıyla katledilmiş, ilahî kaderin bilinmez esrarı içerisinde, bir nevi kendi katlinde başrolü oynamıştır... 
Danton, ihtilâlde öncü olmasına mukabil, yargılanmasıyla da hafızalarda yer etmiş, ve dünya çapında bir hukuk cinayetinin sembolü olmuş olması bakımından da mühim...  Öyle bir yargılama serüveni ki, fikirlerden ne derece korkulabildiğini tüm hatlarıyla gösterir nitelikte...
 
O dönem tüm ihtilalcilere atfedildiği gibi Danton`a da "Vatan Hainliği, yolsuzluk" gibi suçlamalar atfedilmiş ve Danton için başı-sonu belli bir tiyatroya benzer yargı süreci başlamıştır.
Danton, mahkemeye çıkarılmadan bir gün önce, tutuklu bulunduğu hücresinin hemen yanında "tadilat" bahanesiyle gün boyu gürültü yapılmış, o gün uyumasına hiç müsade edilmemiş, uykusuz olarak çıkarılacağı mahkemede savunmasını yapamayacak kadar takatsiz kalması hedeflenmiştir. Ama tam tersi olmuş ve gün boyu uykusuz bırakılan Danton mahkemede hazır bulunan savcıya hitaben;
"Bu adam, sesimi kısmak ve hakkımı savunmaktan beni alıkoymak için buraya yalnız cesedimi getirtti, ama ben onu cesedimle tepeleyeceğim!.." demiştir.
 
Aynen böyle oldu, mahkeme heyeti amacına ulaşamamış, kelam ustası Danton`u tüm gücüyle yine karşılarında bulmuşlardı. Bu halde bile, yaptığı savunmayla tüm salonu bir anda etkisi altına alıvermişti... Danton`u idam etmeyi kafalarına koyan, dönemin diktatörü Robespiyer başkanlığındaki heyet, son çare olarak hâli hazırda sürdürülen celseyi iptal edip, alelacele bir karar çıkardı. Karar şu;
"İhtilal mahkemesi, kendisine hakaret eden herhangi bir sanığın hakkında yargılamaksızın hükmedebilir..."
Ve ertesi günü hitabeti sanat haline getirip, kendinde heykelleştirmiş Danton hakkında karar: İDAM!..
 
Giyotin başında kendisinden önce infaz edilecek dava arkadaşıyla vedalaşmasına müsaade etmeyen cellada, "Budala, öbür Dünya`da da tokalaşmamıza engel olamayacaksın ya" diyecek kadar ölüme hazır, infazından hemen önce, "Kafamı kestikten sonra halka göster. Buna değer!.." diyecek kadar pervasız, bir ihtilalciydi, Danton...
Ve Danton`un başını alan giyotin, kendisinin ölümünden sonra adeta mezbaha gibi çalışacak, "Habis ruh" Robespiyer`in elinde birbuçuk ayda 8376 kelle daha alacaktır...
 
Pal Royal meydanının meşhur ve önde gelen hatiplerinden, "Millet üzerine ateş etmek istemeyen askerleri kurtaralım, haydi hapishaneye!.." diye bağırarak, halkı belki de ilk kez topyekun harekete geçirmiş, askerlerin kurtarılmasıyla muvaffak olmuş bir hareketin mimarı bir ihtilalci avukat (Kamiy Dömülen) o da giyotin başında...
Bir icat üzerindeyken hakkında çıkarılmış idam kararının, icadını bitirinceye kadar ertelenmesini istemesine rağmen, "Bu istek siyasi bir oyun olma ihtimaline karşı reddedilmiştir..." denerek keşfini tamamlayamadan infaz edilen, kimyager (Lavazye)..
 
Onun eceli de "ihtilal mahkemelerinin" kararıyla geldi...
Fikrin nezdinde bilime de tahammül yok!..
Daha nice ihtilal çocukları giyotin başındadır, ve artık gayesine erememiş ihtilal kendi çocuklarını yemeye başlamıştır...
Danton dahil olmak üzere ihtilalden sonraki bu kıyımın baş sorumlusu ise Robespiyer, 
Onun sonu ne oldu?...
Söyleyelim;
 
Danton idama götülürken, Rebospiyer`e: "Benimle birlikte kendi kelleni de giyotine sürdün, benden sonraki idam mahkumu SENSİN!.."
demişti... Ve Rebospiyer`in sonuda, aynen bu şekilde oldu...
Mecliste kendisine karşı zımni bir cephe oluşmuş, ve Biyo Varen`in şu meşhur sözleri Robespiyer`in de idamına adeta zemin olmuştur;
 
"Eğer fikir istiklaline malik olamayacaksak, sükutumla bir diktatörün cinayetlerini kolaylaştırmaktansa onun cesedime basarak zulüm tahtına oturmasını tercih ederim!..
 
Menfi yönden, büyük bir deha olan diktatör Robespiyer, kendisini savunmak istemiş, fakat Danton`a reva gördüğü gibi, kendisinin de konuşmasına müsade edilmeyerek, Mecliste "kahrol müstebit!.." nidalarıyla, alelacele bir kararla kardeşleri ile birlikte giyotin altına can vermiştir...
Ya Danton`un "cesedimle de olsa bu adamı tepeleyeceğim!.." dediği savcı (Fukye)?Kendisine her türlü savunma hakkı verildiği halde o da giyotinden kurtulamamıştır...
Devletlerin varlıklarına yönelik en ufak bir tehlike gördüklerinde yapabileceklerine ilişkin, şahısların nezdinde fikre olan düşmanlıkların pratiğini tüm hatlarıyla göz önüne sermesi bakımından Danton`un yargılanması başıbaşına bir semboldür...
Öyle ki, Üstad Necip Fazıl "İhtilal" adlı eserinde bu yargılama serüvenini anlattıktan sonra kendisininde yargılandığı "Malatya davasında" savunmasını elinde "Danton Katli" adlı kitapla yaptığını söyler...
 
Netice olarak,
Danton`un yargılanması;
1960`ların, 1980`lerin Türkiye`sini, 28 Şubat dönemini,
5 Aralık Metris direnişini, 25 Ocak Noel Baba operasyonunu,
12 Eylül`ün "bizim çocukları" nı, hatırlatmalı.
Brifingli yargıyı, fişlenmiş binlerce insanı, Batı Çalışma Grubu`nu, hatırlatmalı.
Kumandan Salih Mirzabeyoğlu`nun;
Dünya müminin zindanıdır hadisinin hakikatiyle geçmiş, işkence altındaki 16 senesini, "Devlet hukuk demektir, ve hukukun olmadığı yerde devlet değil, çete vardır.." ölçüsünü.. 
Silah sıkan askere karşı kendilerini korudukları için yıllarca hapse mahkum edilen gönüldaşlarımızı;
 
Yakup Köse`nin çocuk yaşta girip 10 yıl sonra çıktığı cezaevine gene bir hukuk cinayeti neticesi, tekrar gönderilişini;
Günlerce üzerine düşünülüp, tutuklu bulunan gönüldaşlarımızı topyekun katletmek amacıyla planlanmış Noel Baba ve Bandırma operasyonlarında Şehit düşen, Hasan Meriç ve Sancar Kartal ağabeylerimizi;
28 Şubat`tın brifingli yargısının esir ettiği, cezaevinde bulunan çoğu  "müebbet" hapis cezası almış, yıllarca tutuklu bulunan onlarca gönüldaşımızı, yani Metris`i, Kandıra`yı, Bolu F tipi`ni, Bandırma cezaevini, kısacası nerede "Hukuk", "Adalet", "Nizam" gibi üstün değerler ayaklar altındaysa orayı,
HATIRLATIR!.. 
En azından hatırlatmalı!..
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.