• BIST 1.175
  • Altın 491,107
  • Dolar 8,0282
  • Euro 9,4808
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C
  • Konya 20 °C
  • İzmir 22 °C

"Bu gerçekte Allah'a açılmış bir savaş!"

"Bu gerçekte Allah'a açılmış bir savaş!"
Dinleri bir potada eriterek İslam’ı ortadan kaldırma operasyonu...

Kaostan düzen yaratma teşebbüsü

“… Her şeyi yaratan ve bir ölçüye göre düzenleyen Allah’tır” (Furkan suresi, 2)

İlkçağdan beri filozoflar tabiattaki düzenin, ahengin, uyumun sırrı üzerine binlerce yıl süren bir mesai harcadılar. Kâinattaki ahengin insandaki tezahürü üzerine de kafa bu filozoflardan örneğin

Rodoslu Kleobulos; “Ölçü en iyi şeydir.”

 Ispartalı Khilon; “Tutkularını dizginle ölçülü ol.” 

Leboslu Pittakos; “Ölçüyü göz önünde tut.” 

Miletli Thales ise; “Ölçülü ol”

Diyerek bu nizama vurgu yaptılar. Fakat insanoğlunun birinci gündem maddesi “Nereden geldik, nereye gidiyoruz? İnsanın amacı nedir?" sorularına cevap aramak oldu. 

Cern’de hala bu sorunun cevabını aramakla meşgul. Oysa cevap, Delphi’deki Apollon Tapınağı’nın girişinde yazılıydı “Gnothi seauton” yani “Kendini bil.” Hz. Muhammed’in (as.) “Kendini bilen Rabbini bilir” demesiyle anlam bulan bir cevaptı bu.

Dünya, insanlığın ürettiği ilahi kaynaklı bilginin, değerlerin, düşüncenin, kültürün, felsefenin harmanlandığı bir yer. İnsanoğlu tarih boyunca bu ortak hazineden beslendi. Örneğin birçok uygarlıkta çok yumurtlamasıyla bereketi, sürü halinde dolaşmasıyla da birlik-beraberliği sembolize eden balık Mısır dilinde N’r (Nar) seslenmesiyle ifade edilir.  N’r aynı zamanda Arapça’da Nur, ışık ve ateş, tanrısal ateş olarak kavramsallaştırılır.

Nar birçok kültürde de kutsal meyve olarak da simgeleştirilir. Kur’an-ı Kerim’de ebedi yaşamın simgesi Hristiyanlıkta İsa’ya ve ona inananların simgesidir. Yunanca Ichthys balık demektir örneğin. (i) esus (CH)ristos (TH) eu,(S) oter’in parantez içindeki ilk harflerinin kısaltılmışı olarak Tanrı-Oğul-Kutsal Ruh anlamların da İsa’yı tanımlar. Diğer taraftan Hind Tanrıçası Kali’de balık gözlüdür. Yunanca Rahim anlamına gelen Delphos sözcüğü aynı zamanda balık anlamına gelir. Yunus peygamberin bir balık tarafından yutulması kıssasını bilirsiniz.

Mısırların İsis’i Efes’in Artemisi, Yunan ve Roma’nın Demeter ve Afrodit’inin de ayrıca simgesel olarak Kara(siyah) renk ile gösterildiğini görüyoruz. Roma’nın yedi tepesinden biri olan Platin dağının üzerinde siyah küp şeklinde kara bir taş bulunur. Magna Mater’i(Büyük anayı temsil eder) ilginçtir aynı kara taşı Hacer’ül Esved adında Kabe’de de görürüz.

İlmin sanatın müziğin ilahı olarak adlandırılan Tanrıların kâtibi Tot’a Yunanlılar Hermes demişler. Bu isimler Hiramus, Hürmüz, Hermes-ül Hiramise, Hermis, İdris isimleriyle Ortadoğu’da ve Avrupa’da Anadolu’da ise Ermiş olarak adlandırılmıştır. Başka bir açıdan da bakmak gerekirse Yunanlılar tarafından Hermes olarak kodlandırılan bu sözcüğün aslı HRM”’dır. Haram, Hiram, Rahman, İhram, Ehram gibi anlamları da ifade eder. Antik Mısır’da en çok kullanılan simgelerden biri de gözdür. Uadjit; ilahi tanrısal göz, akıl ve idrakin gözü. Bir sembol olarak hala Anadolu’nun birçok yerinde kullanılan göz işte budur. Eski Mısır’da N’r olarak bahsini geçtiğimiz balık ise bugün Anadolu’da balıklı göl olarak varlığını devam ettirmekte ve yine Antik Mısır’ın Horus’u da(Horos-Horoz) Denizli’nin ve Fransa’nın simgesi olarak devam etmektedir.

Hititlerin Kumarbi ve Ullikumni destanlarının bir benzerini Yunan mitolojisinde(Yaratılış) görüyoruz. M.Ö 500’lü yıllarda yaşamış Buddha’nın “fena fin nefs” yolculuğu bize İbrahim Ethem’in yolculuğunu hatırlatır örneğin. Hindistan’ın kutsal kitaplarından biri olan Bhagavadgite(Tanrı’nın şarkısı) nefsi dizginlemekten ve ulvi bir amaca ulaşmaktan bahseder. Bu çerçevede örneğin Platon’un erdeme götüren beyaz atı, yanlışa sürükleyen kara azgın atı ile Gazali’nin nefs-i levvame(kötü nefis) nefs-i mutmainne( dizginlemiş, terbiye edilmiş nefis) ile Freud’un id(iç ben) ego(ben) üst ego(üst ben) birbirine benzerdir. Oguz Kağan’ın gördüğü rüyanın bir benzeri karşımıza Şeyh Edebali’nin gördüğü rüya olarak çıkıyor. La fontaine masallarını,Sadi’nin Bostan ve Gülistan’ından Daniel Defoe de Robinson Cruso’sunu  İbn-i Tufeyl’in Hayy bin Yakzan’ından almıştır. Buraya sığdıramayacağımız yığınlarca örnek bize medeniyetler arası kültür alış verişleri hakkında bir resim çizmektedir.

Nisa 119:  Allah’ın yarattıklarını kesinlikle değiştirecekler

Şimdi asıl meseleye gelelim. Sorunumuz şu; bugün dünyada var olan bir güç büyük bir cesaretle insanlık tarihinin bu akışını değiştirecek çapta ciddi bir müdahalede bulunmak istiyor. Allah Nisa 119. Ayette “Allah’ın yarattıklarını kesinlikle değiştirecekler” der. ”… Allah’ın koyduğu dini, düzeni, yaratılışa uygun özellikleri, kanunları, safiyeti, masumiyeti, yapılan taahhüdü, kurulan düzeni bozarak değiştirecekler.” Bugün CIA önümüzdeki 20-30 yıla damgasını vuracak iki teknolojiden söz ediyor. Bunlardan biri tıp özellikle genetik diğeri de nanoteknoloji… Nanoteknoloji atomlara müdahale edilerek sıfır maliyetle teknolojinin yeniden üretilmesi demek. En büyük hedef nano bir motor yapmak. Önümüzdeki yıllarda gözle görülmeyecek kadar küçük robotların üretimi düşünülüyor. Diğeri de gen transferleri, ırklar ve türler arasında yeni türlerin ve ırkların üretilmesi planlanıyor. Canlılar dünyasının laboratuvarlarda yeniden düzenlenmesi ile ikinci yaratılış hedefleniyor. Yani bambaşka mekanik bir dünyaya doğru gidiyoruz. Yapay zekâlar, yapay insanlar ve gözle görülemeyecek kadar küçük robotlar…

Diğer bir sorunumuz; iki yüzyıldır dünyada üst akıl tarafından planlanan bir kaos söz konusu. Dünyayı her geçen gün felakete doğru götüren bu planın 1. Dünya ve 2.Dünya savaşlarıyla ilk iki aşaması gerçekleştirildi. Bu geçen sürede milyonlarca masum sivil insan hayatını yitirdi. Müslüman ülkelere yapılan müdahalelerle ve iç savaş yöntemleriyle İslam coğrafyası kana bulandı. Bilhassa masum sivil halkı ve çocukları hedef alan bu acımasız savaş baronlarının marifetiyle bugün Suriye üzerinden giden bir 3. Dünya savaşının tam ortasındayız. 

Kaos sonrası yeni bir dünya nizamı yaratmak isteyenler aynı zamanda yeni dünya düzeni, ılımlı İslam, dinler arası diyalog, küreselleşme ve çok kültürlülük gibi kavramlarla da insanları bu düzene alıştırıyorlar. Bu bir bakıma yeni bir dünya hâkimiyeti demek. Kudüs merkezli tek dilli, tek bayraklı bir dünya federasyonu düşünülüyor. 3. Dünya savaşının yıkımıyla sarsılan insanların dinlerden soğuması amaçlanıyor. Dolayısıyla bugün Evanjelist destekli Bahai inancına göre dünyada yakında bir dinler birliği tesis edilecek. Ortak bir insanlık dili, tek dünya dili olacak. Milletleşme döneminin bittiğine dair müthiş bir algı operasyonu başlatılacak. Kadın erkek elitliğinden, eğitime, fakirliğin ortadan kaldırılmasından, barış ve esenlik dolu bir hayatın kurulacağı yeni bir dünya düzeninin inşası gündeme gelecek.

Bu nedir biliyor muşunuz?

Hz. Âdem’den bu yana kurulan ilahi nizama bir başkaldırıdır. Bu gerçekte Allah’a açılmış bir savaştır. Dinleri bir potada eriterek İslam’ı ortadan kaldırma operasyonudur. İnsanlığın ortak mirasını, birikimini ortadan kaldırmak ve mekanik yeni bir uygarlık yaratma teşebbüsüdür. Bugün bize sevimli gelen küreselleşme, halkların kardeşliği, çok kültürlülük, dünya kardeşliği vs gibi kavramlar arka planda yeni bir dünya yaratma teşebbüsü içinde olan üst aklın insanları yaratacakları yeni dünyalarına hazırlamak içindir. Allah yardımcımız olsun.

Ufuk Coşkun-Regınpost

@ufukcoskunn

Ufuk Coşkun'un notu: Yazıda faydalandığım kaynaklar: Gülnihal Küken’in İlkçağ Eğitim Felsefesi

Ramazan Kurtoğlu’nun Evanjelizm

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.