• BIST 107.529
  • Altın 269,891
  • Dolar 5,7140
  • Euro 6,3303
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 8 °C
  • Konya 6 °C
  • İzmir 18 °C

Bu "cinnet" hâli neyin nesi?

Necdet  Kocataş

“…Hammer’in tabiriyle bir (divane), bizim anlayışımızla ulvi bir Türk, elinde bıçak kalabalığın içine daldı. Ve gözleri kan çanağına dönmüş, çığlığı bastı:

-Alçaklar! Genç Osman’a ne yaptınız? Ona nasıl kıydınız?

Ulvi heyecan adamı yeniçeri ve sipahi yığını içinde, bıçağını rastgele savurdu, yeniçeri ve sipahi kılığında kim gördüyse yere serdi ve nihayet üzerine üşüştürdükleri kılıçlar altında yere yığılıp can verdi. TEK FERT, TEK SES, TEK HAREKET halinde olsa da bütün ıstırabını içine gömmüş bir cemiyetin RUHUNDAN FIŞKIRAN BU SAYHA, çok manalı ve değerliydi:

-Alçaklar! Genç Osman’a ne yaptınız? Ona nasıl kıydınız? (Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Mazlumlar)

Her zaman, her durumda olduğu gibi olayların arka planına, asıl sebebine inemeyen, inmek istemeyen veya böyle bir derdi olmayan insanlar ve “Babıâli”mizin çok kıymetli kalemşörleri bu mevzuyu da yanlış bir boyuttan sığ ve basit bir bakış açısıyla, vakayı “Bahtiyar” üzerinden değerlendirmeye kalkarak, “hayvan sever” konumunda kalmakla yetindi. Elbette ilk bakışta görünür “mağdur” o. Yani Bahtiyar!.. Hafif sır perdesini aralayıp şöyle bir “vaka”nın etrafında gezindiğimiz zaman, asıl “mağdur”un kim olduğu ve nasıl olduğu gözüküyor. Ve hemen “ıstırabını içine gömmüş bir cemiyetin ruhundan fışkıran bir sayha”halinde:

-Alçaklar! Bu insanları nasıl bu hâle getirdiniz, ona nasıl kıydınız? İlk haykırıldığı günden bu yana dört yüz yıl geçmiş olmasına rağmen bu vaka ve ülkemizde olup biten pek çok şey için sıklıkla haykırılması gereken bir motto hâline geldi:

-Alçaklar! Bize ne yaptınız? Bize nasıl kıydınız?.. Evet bize kıydınız! Muratlara, Fatımalara, kadınımıza, erkeğimize, kızımıza, oğlumuza kıydınız!.. Bizi bu hallere düşürdünüz. Sonra çareyi “akıl hastanesine” kapatmada buldunuz. Bugün yine bir haber vardı, bir şehrimizde kendisini terk eden kocasından intikam almak için öz çocuklarına işkence eden kadın-anne(!)… Kadın ve anne tabirlerini kullanmak bile insana giran geliyor değil mi? Evet kadına, annelere, babalara, kocalara ne yaptınız? Veya neleri yapmadınız da tüm toplum bir “cinnet” halindeyiz… Hadi buyurun söyleyin? Milli gelirin kişi başına 30-40 bin dolar olduğu vakit bu işlerin kendiliğinden çözüleceği fikrinde misiniz? Biraz daha Fransız, biraz daha İngiliz, biraz daha “Batı adamına”, Batı kadınına benzemeye, yani “çağdaş” olmaya mı ihtiyaç var? Ya da laikliği özümsetemediğinizden mi tüm bunlar? Ya da karşı devrimlerle sekteye(!) uğrayan mücadeleniz tamamlanamadığı için mi oluyor bunlar? Toplum bunlar yapılamadığı için mi topyekûn “cinnet” halinde?Ben size söyleyeyim, toplumda iyi kötü Osmanlıdan tevarüs etmiş, bir “muvazene”, bir “ahenk” vardı; siz onu da insanların elinden aldınız, ve bomboş bıraktınız. Bütün kutsallarını yıktınız insanımızın. Utanmadan dönüp ahkâm kesiyorsunuz. Hemen hayvan sever ve hemen hümanist sahillerde boy gösterip küfürler, hakaretler, eleştiriler yaparak, hemencecik de hayvan sever, kadın hakları savunucusu, çocuk seven ve de “hümanist” oluveriyorsunuz. Ülkede insani değerler çok ucuz, hemen al giyin, bir imaj yap. Yeni vakalar, yeni olaylar bekle… Bu mudur? Aynı kötülüklerin sürekli tekrarı seni de sürekli iyi insan(!) yapsın. (Hani şeklen “kötüye karşı” ya) Bu sahte tavırlar, bakışlar, teselliler, hiçbir derdimizi çözmedi. Bunu bilmemiz gerekiyor artık!

Herhangi bir cihazı dışarıdan ithal etmeye kalktığınızda, bandrol isteyen mevcut sistem düzeneği, lağım suyundan daha iğrenç, atom bombasından daha tehlikeli, milletimizin ahlaki ve insani değerlerini topyekûn kokutmaya ve imhaya yönelik -gerek basılı gerekse görsel olmak üzere sokulan- her şeyi “muhasebesiz” ve “murakabesiz” bir şekilde ülkeye almaktadır. Bu tür edepsiz ve ahlaksız basılı ve görsel yayınların içerdeki kopya ve taklitleri de işin cabası.

Tüm bu “muhasebesiz ve murakabesiz” faaliyetler devlet eliyle, mevcut sistemin karakterini kimliğini gösteren düzen eliyle, şuurlu bir şekilde yapılmıştır yapılmaktadır. Nasıl bir insan istiyorsun? “Nasıl bir kadın, erkek, genç istiyorsun?” Sorusuna bu sistem, “kovduğunu” iddia ettiği emperyalistlerin (kadın erkek genç) insan profilini “İDOL” olarak almış ve bizlere dayatmıştır. Kapitalistleşme süreciyle beraber tüm değerlerini kaybetmiş “para”dan başka (ona ulaşmak, ona sahip olmak, onunla mutlu ve huzurlu olmak) bir amacı kalmamış “Batı insanın” değerlerini(!) bize pompalamaya başlayarak bugünlere getirdi… Ta ki “insanî ve İslâmi değerlerden kopmuş Muratlar” yetişene kadar… Yani düzenin muradı da aslında Murat idi. (Her türlü insanî ve İslâmi değerlerden kopmuş “Muratlar” yetiştirmekti). Eee o zaman “şikayet niye?” diyesi geliyor… İstediğiniz oldu… Papağandan sana ne!.. O senin için görev zayiatından başka bir şey olamaz… Vicdan yapma(!)… Bütün bir milleti –insani ve islâmi bağlarından kopararak- katleden düzenin tahribatını, kıyımını görme, üç maymunu oyna… Sonra vicdan yap(!). İnsanımızı, Acun’a “sermaye” yap, kenardan seyret!.. Ruh, akıl ve ahlak muvazenesini, kurduğun kokuşmuş düzenle boz, yık sonra şikayet et!.. Ar damarın mı çatladı senin?

Baktım da, -sadece bu hadiseye mahsus değil- genel olarak insanın vicdanını yaralayan bu tür olaylar karşısında, ne iktidar kanadından ne de başta CHP olmak üzere muhalefet kanadından dişe dokunur bir açıklama yok… “Tık yok”… Sanki olanlar kendiliğinden, spontane olmuş, fevri ve tek bir vaka… Hadi diyelim bu tablo CHP zihniyetinin özlediği, hayalini kurduğudur, ya diğerleri? 16 yıldır iktidarda olup da “nasıl bir insan (hangi ahlaka hangi hayat tarzına hangi değerlere sahip) profili, tipi” inşa edeceğine karar verememiş iktidar partisi. 4.5G internet sistemi, akıllı tahta, yeni yapılmış okul binalarının bu iş için yeterli olduğunu mu düşünüyorlar yoksa?  Ülkemiz her alanda olduğu gibi ve hatta daha şiddetli “Batı kültür emperyalizmi”nin kuşatması, saldırısı altındadır. Bütün olan biten bu hadiseler, toplumun üzerine boca edilen emperyalist kültürün insanımızı tüketmesi neticesidir. Bu gerçeğin bir an önce fark edilip tedbirler alınıp, çözümler üretilmesi gereğidir. Şekilcilikten, goygoyculuktan kurtulup bir ân önce meselenin esasına neşter atılmalıdır. Kulağında küpesi, elinde gitarı, birası, cüzdanında uyuşturucu hapı, kotu, kolası, hamburgeri, müziği, sineması… “Türk’üm, Doğruyum, Çalışkanım, Yasam…” saçmalamayı bırakalım… Çocuklarımız elimizden kaybolup gitti…

Son Söz: Bu tür vakalar gerçekten etkili ve yetkili birilerinin vicdanını yakmış olsaydı “harakiri” yapmasını beklemiyorum ama, iktidardan ve muhalefetten ciddi özeleştirilerle beraber istifalar da bekliyor insan… İktidarı anladık da niye mi CHP? Çünkü; CHP zihniyeti bizi bu hale getirdi, ülkemizi ve insanımızı… Doğrusu ise CHP’nin “dükkanı” tümüyle kapatmasıdır. İktidarın derdinin ise sadece iktidar olmak, yenmek, kazanmak hırsından ibaret olmadığını göstermesi, yani “iktidar olmak için iktidar” olmadıklarını (kendi makam, mevki, şan, şöhret, hırslarını tatmin, ve dünyalık devşirmek olmadığını) göstermeleri gerekir. İş, zaman zaman Büyük Doğu’ya ve onun Mimarına selam çakmakla olmaz, olmuyor… Büyük Doğu Mimarının muradını kestirir bir yerde, Büyük Doğu ruh ve anlayışına ve idealine uygun insan ve onun toplumunu inşa etmek…  Ve bunun “nasıl?”ını “niçin?”ini anlamış olarak devlet ve millet planında göstermek… Selam ile…

21.12.2018

Necdet KOCATAŞ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.