• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

"Boşluğa hitâben..." -II-

Faruk   Selim
Siyasette yeni bir çığır açan, boşluktan oy isteyerek bunu almayı başarabilen, siyaset sosyolojisini temellerinden sarsan, halkımızın bir kısmı için çok sıradan bir hadise gibi değerlendirilen bu olay üzerinde niçin bu kadar ısrarla ve inatla duruyorum?.

 

 

“BOŞLUĞA HİTÂBEN…” –II-

Faruk Selim

 

MESELEYE GİRMEDEN ÖNCE, KONU İLE İLGİLİ HABERİ

HEP BİRLİKTE OKUYALIM, SEVGİLİ OKUYUCULAR

Haber şöyle:

(Boş meydanlarda konuşan Ali Osman Demirtaş 504 oy aldı

Bursa’da, dün yapılan 26’ncı dönem Milletvekilliği seçimlerine bağımsız aday olarak katılan ve çoğu tek kişilik mitinglerinde en fazla 6 kişiye seslenebilen 67 yaşındaki Ali Osman Demirtaş 504 oy aldı

Demirtaş’ın eşiyle birlikte oy kullandığı sandıktan kendisine bir oy çıktı.

Bursa’da kesin olmayan sonuçlara göre 6 bin 14 sandıkta kayıtlı 2 milyon 82 bin 908 seçmenden 1 milyon 866 bin 575'i sandık başına gitti. Katılım oranı yüzde 89,61 olan Bursa'da en fazla oyu AK Parti aldı. 995 bin 756 oy alan AK Parti'yi, 488 bin 98 oy ile CHP, 226 bin 264 oy ile MHP, 81 bin 370 oy ile HDP izledi. AK Parti 11, CHP 5, MHP ise 2 milletvekili çıkardı.

Seçimde tek bağımsız aday olan Demirtaş, 504 oy kazanarak, partilerden sadece 15 oyu bulunan DYP'yi geçebildi. Demirtaş, bin 529 oyu bulunan DSP'nin 3'te 1'i, bin 8 oya sahip Millet Partisi'nin yarısı kadar oy topladı.

LDP bin 229, BTP 2 bin 402, Halkın Kurtuluş Partisi 3 bin 99, DP 3 bin 688 oyda kaldı.

Demirtaş’ın eşi Ayşe Demirtaş ile birlikte oy kullandığı Celal Bayar Anadolu Lisesi’ndeki 1065 nolu sandıktan AK Parti’ye 143, CHP 100’ye, MHP’ye 55, HDP’ye 19, Bağımsız aday olan kendisine de bir oy çıktı. Sandıktaki bir oy ise geçersiz sayıldı. Ali Osman Demirtaş, seçim kampanyası döneminde 24 meydanda konuşma gerçekleştirdi. En kalabalık mitingini 6 kişinin katıldığı Orhangazi’de gerçekleştiren Ali Osman Demirtaş, seçim sonuçlarının ülkeye hayırlı olmasını dileyerek, Balıkesir’de tatil yaparak kampanya yorgunluğunu atmaya çalıştığını söyledi.

Hizmet yapmak için aday olduğunu kaydeden Demirtaş, “Siyasi partilere ders vermek için aday olmuştum. Görevimi yaptım. Kazanıp, kazanmamam da hiç önemli değil, kaybeden Bursa olur.Benim İhtiyacım da yok. Oy veren herkese teşekkür ederim. Vatandaşlarımız mitinglerimde söylediğim şeyleri unutmasınhafızalarından çıkarmasınÖnemli olan halka anlatmaktı. Hırslı değilim,kazansaydım halk için devrim yapardım. Yapacağım reformları vatandaşa birebir aktardım” dedi. Haber Türk-DHA)

yedek-logo-faruk-selim.jpg

***

Haber bu…

Ben bu haberi güzelce çerçeveletip evimin duvarına astım… Her gün en az bir kere okuyorum…

Bu haberde çok çok çok önemli birkaç satır var ki, ilerleyen süreçte bunların vermek istediği derin mesajlara temas edeceğiz;

O cümlelerden bir tanesi:

Kazanıp kazanmamam da hiç önemli değil, kaybeden Bursa olur!..”

İkincisi:

Vatandaşlarımız mitinglerimde söylediğim şeyleri unutmasın, hafızalarından çıkarmasın…

Üçüncüsü:

Önemli olan halka anlatmaktı…

Dördüncüsü ve en önemlisi:

Hırslı değilim, kazansaydım halk için devrim yapardım…

Beşincisi:

Yapacağım reformları vatandaşa birebir aktardım…

faruk-selim-ic-resim.jpg

***

Bir kere, en başta “sevgili okuyucularıma” (Emin abi pardon) niçin bu olay üzerinde ısrarla ve inatla durduğumu açıklamak zorundayım…

(Bunu bir entelektüel zorunluluk olarak görüyorum…)

Bu kadar önemli gelişmeler yaşanırken…

Ben niye;

Israrla…

İnatla…

Pek sayın Ali Osman Demirtaş olayı üzerinde duruyor, bu hadiseyi gündemde tutmaya çalışıyorum?.. “Sevgili okuyucularımın” bunu bilmek en tabii hakları!

Şimdi şöyle bir düşünelim sevgili okuyucular;

Adam tarihte ilk defa görülen bir olaya imza atmış; tek kişilik mitingler düzenleyerek, boşluğa hitab ederek görüşlerini anlatmış, boşluktan “oy istemiş…

Ve, ve, ve; daha ilginç, daha garip, daha müthiş bir şey olmuş;

Boşluktan oy isteyen bu adam; 504 oy almış… Evet, yanlış okumadınız, adam boşluğa hitaben yaptığı konuşmalar neticesinde bu kadar oy almış!

(Bunlar resmî olmayan rakamlar, beş on güne kadar YSK resmî sonuçları açıkladığında her şey daha da netleşecektir…)

Böyle bir hadiseyi incelemek, araştırmak gerekmez mi?..

Anlamaya çalışmak” icab etmez mi?..

(Ki bu arada resmî olmayan duyumlarıma göre Harvard Üniversitesi, “Siyaset Sosyolojisi Kürsüsü”nden bir heyet, sırf bu olayı incelemek için Türkiye’ye gelme hazırlıkları yapıyormuş, ne kadar doğrudur bilemem artık…)

Bir kere olayın, başlı başına bir;

Sanat değeri var…

Estetik değeri var…

Siyaset açısından ibret alınması ve dersler çıkarılması gereken yönleri var…

Sosyoloji açısından, “niçin oluyor, nasıl oluyor?” gibi, bilimsel olarak analiz edilmesi gereken tarafları var…

Mistisizm açısından; “Boşluğa hitap” etmenin çok zengin çağrışımları, “içsel yolculuklar”a davet çıkaran bir tarafı var…

(Olay sadece, boş alanlarda miting yapıp, boşluğa hitap ederek seçim çalışması yürütmekten ibaret değildir. Olay; “boşluğa hitaben” yapılan ve “boşluktan istenen” oyların “gelmesidir”… Hem de 504 adet oy! -Bu 504 adet oy, beni, Ak Parti'nin aldığı yüzde 50 oydan daha fazla ilgilendiriyor-Tabii fizik kurallarına aykırı olan bu hadise nasıl olmuştur?. Zor bir soru bu! Bu hadise “siyaset bilimi ve sosyoloji açısından”, anlaşılması ve izahı en müşkül meselelerden biri haline gelmiştir…)

Deneysel psikoloji olarak; “boşluğa hitap ederek, boşluktan oy istemenin” sebeb ve sonuçları açısından insanı ve toplumu, en önemlisi “İslâmcı mücadeleyi” de ilgilendiren yönleri var mıdır?.. Varsa bunlar nelerdir?… Bu olayın, Müslüman kardeşlerimizi ilgilendiren tarafları nelerdir?. “Zahiren ve bâtınen” ayrıca incelenmesi gerekli midir?..

Bunlar gerçekten de cevablanması zor sorular! Ama bu sorulardan kaçmak “çözüm” değildir!

Bu olayı anlamak ve çözmek; hem bizim için, hem ülkemiz için, hem de geleceğimiz açısından çok, ama çok önemlidir!

***

(İşin bu kısmının “siyaset biliminin” ilgi alanına girdiğini söyleyenler olacaktır elbette, haklı olarak!.. Ama “siyaset biliminin” bu işin altından kalkabileceğini sanmıyorum ben… Çünkü, ilerde de göreceğimiz gibi, pek sayın Ali Osman Demirtaş, boşluğa hitab ederek, boşluktan oy istemiş ve gayrı resmi seçim sonuçlarına göre 504 adet oy almıştır! Bu “inanılmaz” bir olaydır” Elbette oyları “boşluktan” değil, çok kısa sürede mesajını ulaştırdığı insanlardan almıştır ve bu çok büyük bir rakamdır! Nice uzun zamandır, inanılmaz mücadele veren siyasi partiler bile bu rakama ulaşamamışlardır, 5-10 kişi ile sınırlı kalmışlardı!)

Neyse parantezi kapatalım; bu işin “İslâmcı mücadeleyi” de çok yakından ilgilendiren yönleri var demiştik;

(Örneğin Sosyal Medyada bir sayfa tedarik edip, uygun koşullarda boşluğa hitap ederek, memleket idaresine katkıda bulunma yöntemi gibi, -dahiyâne bir buluş- olarak kültürümüze kazandırdığı inanılmaz bir zenginlik var…Fakat burada “araçsal” yönden, yani “meydan, kürsü, mikrofon” bakımından ciddi bir evrimselleşme söz konusu olabilmekte, onun yerini, zorunlu olarak, netwörk bağlantısı, klavye ve okuma yazma biliyor olmak üçlüsü almaktadır! –Buraya, parantez içinde bir parantez daha açarak belirtelim ki; “Boşluğa hitaben” yazdığımız yazının birinci kısmında, güyâ biz sosyal medyada yazılıp çizilmesine karşıymışız gibi bir algı oluşmuş; -“Ne yani, sosyal medyayı gullanmayah mı şimdi, onu mu demek istiyon? Halgımızı şeyapmak için?!” şeklinde tepkiler de olmuş. Bilâkis, teşvikçisiyiz; sosyal medyayı “gullanmahta” herhangi bir sorun yok! Hatta gerekiyorsa hiç başında da galkmayah…)

Türkiye’de “inanılmaz” derecede tezat ve çelişkiye boğulmuş insanlar açısından“ufuk açıcı”…

Örnek” teşkil edici bir yönü var…

Strateji ve taktik dehâları açısından olayın bambaşka yönleri var…

Toplumsal mücadeleye ve “içtimâi şeye” getirdiği yenilik bakımından incelenmesi gereken tarafları,“insan” ve “topluma” ayna tutan yönleri var…

Örneğin, bu “tutulan ayna”ya sağlıklı bir bakışla elde edilecek sonuçlar, bundan sonraki yüz yıla ışık tutacak nitelikte olabilir?..

En azından benim kanaatim o yönde…

Sanıyorum yeterince izah edebildim, sevgili okuyucularım;

Bu hadiseye niçin bu kadar önem verdiğimi…

Bu hadisenin “bize ayna tutan” bir tarafı olduğunu…

O “aynanın” çok hayati görüntüler gösterdiğini?..

Bu vesile ile pek sayın Ali Osman Demirtaş’ı bir kere daha kutluyorum…

 

“SİYASETTE YENİ BİR ÇIĞIR…”

Pek sayın Ali Osman Demirtaş’ın “siyasette çığır açtığını” söylerken, kimseye de haksızlık yapmak istemeyiz!.. Daha önce de “siyasette yeni bir çığır açma”, siyasete yeni bir soluk getirme iddiasında çok önemli girişimler oldu; bunlar başarılı da oldular;

Örneğin; “Takke ve tesbih” gibi ibadet araçlarıyla, “okuma-üfleme yöntemiyle” siyasete yön vermeye çalışan siyasî dehâlar çıktı!

Hadise “yöntem” olarak çok orijinal bir buluş ve keşifti tabii ki; Düşünsenize; başınızda takke, elinizde tesbih, ver Allah’ım ver, oku, oku, üfle… Sonra bak “gidişât” nasıl istediğin yöne çevrilmiş. Her ne kadar bazı “gafiller” bu yöntemin başarısız olacağını iddia etmişlerse de; sonuç ortada!..

 “Çığır açma” demişken bunların hakkını da yememek gerektiğini düşünüyorum!

Zira; “siyasette yöntem” meselesi ciddi bir meseledir ve “yöntem” bakımından zenginlik kazandırır;

İnce siyaset” yöntemi..

İmâ yoluyla siyaset” yöntemi…

Parmaklama” yoluyla siyaset…

Yanaşma” yoluyla siyaset…

“Kıvırma yoluyla” siyaset…

Yazılma” yoluyla siyaset…

Çaktırmadan siyaset” gibi “keşif ve buluş”(!) sahiplerinin de hakkını yememek gerek tabii ki!..

Olayın “ehemmiyetini” bu şekilde bir kere daha vurguladıktan sonra hadisenin pratik kısmına geçebilir;

Siyasette boşluğa hitab yolu”nun açıcısı, kurucusu, hamisi ve bânisi, teorisyeni ve pratisyeni pek sayın Ali Osman Demirtaş’ın “1 Kasım zaferini” değerlendirebiliriz…

 

-II-

Sevgili kardeşim Ali Osman Demirtaş…

Türk medyası seni “anlamadı…

Senin “dahiyâne” mesajını görmedi…

Bir tek naçizâne ben bu konuya dikkat çekmeye çalıştım;

Bu müthiş tabloyu yüce Türk milletinin gözüne sokmaya uğraştım;

“Bakın” dedim, işte sizin yıllardan beri “ciddi ciddi” yaptığınız mücadeleyi, siyaseti…

Kendi kendinize “yazdığınız”, her biri toplumu derinden sarsan yazılarınızı…

Sizden başka kimsenin okumadığı “keşifler”inizi…

Sizden başka kimsenin çakmadığı “yüksek fikirleri”…

Sizden başka kimsenin düşünemediği inanılmaz “pratikler”inizi…

Sizden başka kimsenin bilmediği “siyaseti”, adam nasıl büyük bir sanatla harmanladı, felsefeyle yoğurdu, yazılı ve görsel olarak Türk siyaset tarihine, sanat tarihine, edebiyat tarihine, mizah tarihine eşi bulunmaz bir armağan olarak hediye eyledi:

Ama benden başka bu “somut gerçeği” gören olmadı maalesef, sevgili kardeşim Ali Osman Demirtaş;

Boşluğa hitâben” yaptığın o konuşmayı…

Boşluktan oy istemeni…

Buradaki çarpıcı felsefeyi, sanatı ve aksiyonu kimse görmedi…

Halbuki yıllardan beri “senin yaptığının aynısını yapan”, o kadar insan, büyük büyük birlikler, kocaman kocaman lâflar edenler, memleketi kendilerinin idare  ettiğini düşünenler?.. “Topluma dönük olarak” yapılması gereken bir şeyi, “kendine dönük olarak” ve büyük bir dehâ ile yürütenler?..

Hiçbirinden gık çıkmadı!

Ne olmuştu?..

Senin tuttuğun “ayna” gerçeği görmemizi sağladı, bizi aydınlattı; olan budur!

 

-III-

Aslında ben seçim sonuçlarını görünce büyük bir “şok” yaşadım…

Haber’de;

Eşinle beraber oy kullandığın sandıktan sana 1 (bir-tek) oy çıktığı yazıyordu ve;

Bağımsız adaya eşi bile oy vermedi mi?

Başlığı kullanılıyordu…

Bu başlığın bir manipülasyon ve “algı operasyonu” olduğu çok açık!.

Ne demek “eşi bile oy vermedi?.”

Muhtemelen sandıklarda büyük bir “hile” yapılmıştır; Kediler trafoya girmiştir, ne bileyim oylar çalınmıştır! Her şey olabilir bu “diktatörlük” ortamında yani?.. İnsanın aklına her şey geliyor doğrusu?.

PKK tehdit etmiştir! Senin varlığını çekemeyenler, sana hasedlenenler, boşluğun oylarının sana aktığını görenler, uluslar arası bir komplo kurmuşlardır. Bunların hepsi olabilir…

Hatta Ak Parti, tek başına iktidar olmak için savaş başlatmıştır?..

Beş ay gibi kısa bir süre gerekli seçim çalışmalarını yürütmek yeterli olmamıştır.

Veya bu yüce Türk milleti “nankördür”?..

Dehâların kıymetin sağlığında anlamamak gibi bir kusuru vardır?..

Halbuki ben senin;

Boşluktan oy isteyen” o mitingini gördükten sonra;

Kesinlikle, boşluğun bütün oylarını silip süpüreceğini ve tulum çıkaracağını düşünmüştüm…

Seni Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde göreceğimizden o kadar ümitliydim…

Büyük bir hâyâl kırıklığı yaşıyorum şu ân…

Belki de “kasıtlı” olarak son verilen “çözüm süreci”nden dolayı böyle olmuştur?..

Bilemiyorum…

Ama bildiğim bir şey var ki o da şu;

Zât-ı âliniz gibi, “sanat ve siyaseti” böylesine meczedebilen başka bir kişi daha çıkmamıştır yüzyılın bu ilk çeyreğinde!..

 

ALİ OSMAN DEMİRTAŞ’IN 1 KASIM ZAFERİ

Bir Kasım akşamı sandıklar açılmaya başlandığında, televizyonlar ve gazetelerden oluşan Türk medyası, Ali Osman Demirtaş’la ilgili sonuçları özellikle gizlediler, hiçbir televizyon canlı yayında Ali Osman Demirtaş’ın aldığı oy oranını açıklamadı. Tâ ki; 2 Kasım sabahına kadar…

Tabii ki bu durum ister istemez bir takım soru işaretlerine yol açtı!

Ama 2 Kasım sabahı artık mecburen Ali Osman Demirtaş’la ilgili sonuçları haber şeklinde verdiler:

Eşiyle birlikte oy kullandığı sandıktan kendisine 1 oy çıktı!” başlığı ile verilen haberde, pek sayın Ali Osman Demirtaş’ın “eşinin bile kendisine oy vermediği” imâ ediliyordu!

Fakat gerçekler daha fazla gizlenemedi ve günün ilerleyen saatlerinde, sonuçlar artık iyice netleştikten sonra;

Boş meydanlarda konuşan Ali Osman Demirtaş 504 oy aldı!” başlığı ile gerçeği yazmak zorunda kaldılar!

Haberin devamında;

Bursa’da, dün yapılan 26’ncı dönem Milletvekilliği seçimlerine bağımsız aday olarak katılan ve çoğu tek kişilik mitinglerinde en fazla 6 kişiye seslenebilen 67 yaşındaki Ali Osman Demirtaş 504 oy aldı” diyordu.

Pek sayın Ali Osman Demirtaş ile ilgili haber ilerleyen satırlarda daha da derinleşiyordu;

(Ali Osman Demirtaş, seçim kampanyası döneminde 24 meydanda konuşma gerçekleştirdi.

En kalabalık mitingini 6 kişinin katıldığı Orhangazi’de gerçekleştiren Ali Osman Demirtaşseçim sonuçlarının ülkeye hayırlı olmasını dileyerek, Balıkesir’de tatil yaparak kampanya yorgunluğunu atmaya çalıştığını söyledi.”)

Gördüğünüz gibi haberi veren Doğan Haber Ajansı?..

Burası ayrıca önemli tabii ki…

Daha sonra da haber ajansları pek sayın Ali Osman Demirtaş’la görüşmek için kuyruğa girdiler, özellikle Amerikan ve Batı medyası Ali Osman Demirtaş’la görüşme talebinde bulundular. DHA’yı, İHA,’yı, AA’yı saymıyorum bile, onlar zaten kuyruktaydılar!..

Neyse artık bunların pek bir önemi yok…

Bu olsa olsa Batı medyasının “sanata ve sanatçıya” gösterdiği duyarlılıkla açıklanabilir veya uzun soluklu projeler geliştiren Batı aklının ileriye dönük bir “ilişki geliştirme” stratejisidir, o kadarını bilmemiz elbette mümkün değil! Belki de “geleceğin lideri” olma istidadı gösteren Ali Osman Demirtaş’la şimdiden diyalog kurmak istemişlerdir!.. Şu ân için bu konularda bir şey söylemek elbette mümkün değil!.

HAMİŞ… (Ahmet abi pardon…)

İlerleyen süreçte, çerçeveletip evimin duvarına astığım pek sayın Ali Osman Demirtaş’la ilgili haberin “içeriği” ile ilgili, özellikle de, 5 madde halinde sıraladığımız, Ali Osman Demirtaş’ın; 1 Kasım sonrası yaptığı “balkon konuşması”ndan altını çizdiğimiz “5 Cümleyi”, bu cümlelerin hikmetini ve içerdiği “siyasal mesajı” anlama çabalarımızı sürdüreceğiz, sevgili okuycularım…)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.