• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

Bir yanlışa karşı çıkmak seni "doğru" yapmaz!

Şükrü  Sak
Bir "yanlışa" karşı çıkmak seni "doğru" yapmaz, ey demokrasi sapığı! Çünkü bütün kötülüklerin ve sapıklıkların anası sensin!

 

 

 

 

Bir yanlışa karşı çıkmak seni “doğru” yapmaz!

Şükrü Sak

 

Sapık?..

Türk Dil Kurumu’nun lügatine göre;

Sapık; “Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabiî, anormal”…

(Buradaki ‘anormal’ ifadesi, “normal”in malûm olduğu, bilindiği, herkesçe kabul edilen “ortak ölçü” olduğu varsayımına göre anlaşılıyor tabii olarak…)

Sapıkların” günlerdir tartıştığı aşağılık fiile-aşağılık adama göre, çok “masum” bir tarif bu;

“Normal olmayan”?..  Hepsi bu mu, bu kadar mı?..

En “kabul edilebilir” çerçevede “normal olmayan” o kadar şeyin içine bunu da katmak; bu “aşağılık fiili”, yani sapıklığı-sapkınlığı “normal” görmek kadar aşağılık bir duruma da yol açıyor!

Ortada aşağılık bir sapık var! Bu sapığın işlediği aşağılık fiil var…

Günlerdir bu “sapık” üzerinden konuşan, yazan, röportaj veren, haber dizen, gösteri yapan, saldıran, salya akıtan, genelleme yapan iğrenç bir “sapkınlıkla” da ayrıca boğuşuyoruz…

Bu sapıklık üzerinden;

Ensar Vakfı’na…

Dolayısıyla İslâm’a-Müslümanlara

Dolayısıyla hükümete-Ak Parti’ye, dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, saldırmaları da ayrı bir “sapkınlık”…

Olay bütün çıplaklığı ile meydanda olmasına rağmen, bu “yalanı” sürdürmek, hangi sapkın amaçlar için olabilir?..

Böyle bir hâdise üzerinden, “genelleme yaparak” gerçekten de dürüst ve namuslu insanlara saldırmak?..

Hem hiçbir “ahlâk fikrine” sahip olmamak…

Hem ahlâkın her türlüsüne “karşı” olmak…

Hem, aşağılık bir hadiseyi, siyasî muhaliflerine karşı bu şekilde istismar etmeye kalkmak için, nasılazgın bir “sapık” olmak gerekir düşünebiliyor musunuz?..

Daha basit soralım;

Toplumun; insanî ve İslâmi bütün değerlerine karşı…

İnsanî ve İslâmî bütün tercihlerine karşı, kuduz bir saldırganlık ve aşağılık bir “kirli propaganda” eşliğinde, her türlü melânete başvurduktan sonra, nasıl oluyor da hâlâ kendinizi “dürüst” olarak tanımlıyorsunuz?..

Nasıl bir “ahlâksızlıkla” donatılmışsınız ki;

Kendinizi; siyasî düşünce ve hayat tarzı olarak, “İslâm’a ve İslâmî değerlere karşı” konumlandırdıktan sonra, hiçbir “ahlâk ve değer” ortaya koymadan, bir çirkine, bir yanlışa, bir bayağılığa “karşıymış gibi” yaparak, “ahlâk ve değer” sahibi oluyorsunuz?..

Vatan duygusu yok…

Millet kimliğiniz yok…

Topluma karşı her hangi bir sorumluluk ve aidiyet yok…

Vicdan yok…

İnsaf yok…

Saldırdığınız değerlere karşı önerdiğiniz her hangi bir değer yok!

Aşağılık yalanlara sarılıyor, aşağılık yalanları yayıyor, yaydığınız bu yalanlara sonra kendiniz“inanıyormuş gibi” yapıyorsunuz… Ve her defasında “söylediğiniz yalanlarda boğuluyorsunuz!

Yalan söylerken “yüzünüz kızarmıyor”, utanmıyorsunuz!..

Kendi “siyasî amaçları” için böyle bir olayı, “genelleme yaparak istismar etmeye” yeltenmek için bir insanın, bir grubun, bir topluluğun ne kadar “düşük” olması lazım gelir?..

Bir “sapıklık” üzerinden “siyasî duruş üretmeye” çalışmak nasıl bir “sapkınlıktır”?..

İslâmî hassasiyetleri olan bir kesime saldırmak için, “bir sapığa sarılmak”, en az o sapık kadar bir “düşkünlük” belirtisi değil midir?.

Türk Dil Kurumunun tarifine göre değil de, bu sosyolojik kriterlere göre tekrar soralım;

Kimdir sapık?..

Topluma hiçbir “ideal ve değer” üretmeden-teklif etmeden:

 “Sınırsız bir demokrasi, sınırsız bir özgürlük” anlayışıyla, her türlü “sapkınlığa alan açmak” değil midir sapıklık?..

Topluma hiçbir şey vermeden, sürekli toplumla savaşmak sapıklık değil midir?..

Söyleyeceği bir şey olmadığı halde, sırf “görünme hevesiyle” kürsüye çıkmak değil midir sapıklık?.

 

En olmadık, en salakça, en aptalca “düşüncelerin”(!) bile zehir gibi ortaya saçılmasını –demokrasi ve özgürlük diye savunmak- değil midir sapıklık…

 

DEMOKRASİ VE SAPIKLIK

“Demokrasi” ve “özgürlük” bizim gibi toplumlarda aslında ve esasında “uygulanamaz” bir şeydi… Uygulanmadı da zaten… Her on yılda yapılan darbelerle ve hiçbir şekilde “demokrasi ile telif edilemeyecek” uygulamalar da;

Bize göre demokrasi”(!) kıvırmalarıyla geçti…

Yani, “fazla” gelen bir şey…

Son üç dört seneye kadar da zaten aslı ve esasıyla “demokrasi” diye bir şey yoktu. 17 Aralık’a gelinceye kadar da, “mevcut rejimi gizleyen bir paravan” olarak kullanıldı…

Bu tarih, “millet iradesi” kavramının hakikatiyle ortaya çıkmaya başladığı bir sürecin de başlangıcı oldu…

Uzatmayalım…

“Bizim gibi” toplumlarda derken kastımız malûm;

Mirzabeyoğlu; demokrasi için;

Bir teamül rejimidir” diyordu…

Bize gelince, böyle olmadığı ortada…

Çünkü bizim “tarih ve geleneğimizde”;

Her şeyin sınırının “kanunlarla çizildiği” bir devir ve dönem mevcut değil…

Zaten bu tarihe de sosyolojiye de aykırı bir durum…

Örf denen, gelenek denen, inanç denen, ahlâk denen o kadar şey var ve bunların hepsi, toplumsal hayatta, “kanundan” daha çok belirleyici ve sınırlayıcıdır…

90 yıllık reklâm arası”da  –devlet ve resmî ideolojinin-tarih ve gelenekle –toplumla- savaşmasından ibaret olduğu için, aslında gerçek anlamda demokrasiyle hiç tanışmadık da diyebiliriz…

O yüzden, “demokrasi” ve “özgürlük” bizde;

Yan etkileri” faydasından daha çok, zehirli bir ilâç tesiri doğurdu…

Hatta; “demokrasi”nin toplumda yol açtığı en somut tesir;

Aşağılık sapıklar üretmek oldu…

Cins cins, tür tür sapıklar;

Siyasî sapık, cinsî sapık, fikrî sapık, itikâdî sapık…

Çünkü, sistem 90 yıl boyunca, “ölçü”ye saldırdı, onu yok etmeye uğraştı, neticede de her cinsten bol bol “sapık üretti”…

Bu yüzden;

“Ölçü”nün olmadığı her yerde ve her alanda ölçüsüzlük…

“Kural”ın olmadığı her yerde ve her alanda kuralsızlık, yani bir çeşit “sapıklıktan” söz edilebilir!.

Hiçbir konuda, hiçbir “ölçü ve kural-ahlâk” önermeyen tek sistem ise; “demokrasi...”

Şimdi; bütün “sapıkların” kendilerine hayat hakkı bulduğu bir sistemi savunmak nasıl bir sapıklıktır? Diye sorabiliriz!

Ya da, “bir yanlışa karşı çıkmak” seni “doğru” yapmaz ey “demokrasi sapığı!..”

Bütün kötülüklerin ve sapıklıkların anası sensin çünkü!..

Şu son yaşanan;

Ahlâksızlık, bayağılık ve çirkefliğe bakınca bunun ne demek olduğunu görebilirsiniz…

(Devlet geleneğimiz, “Batıcı işgale” uğradığından bu yana, Müslümanlar açısından “demokrasi” her zaman“problemli” olmuştur –nimetlerinden bile yararlanamamışlardır- ama kendilerini “demokrasi ideolojisine” adayan laikler, liberaller, demokratlar, solcular açısından, şu son süreç tam bir;

Takke düştü kel göründü!” durumundan ibarettir…)

“Demokrasi” ve “özgürlüğü”, sınırsız bir küfür, sövgü, kara propaganda, yalan, hile olarak anladıkları da bu sayede ortaya çıkmış oldu; hem ana muhalefetin hem de “meclis dışı” muhalefetin…

Bu duruma; “Demokrasi ve özgürlük” ters tepti diyebiliriz… “Yan etkileri” faydasından kat kat fazla, “zehirli bir ilâç” hâline geldi…

Düşünebiliyor musunuz; “Çözüm sürecini” başlatan bir lidere; “diktatör” diyerek “savaş ilân etmeninhiçbir açıklaması olmadığı hâlde, her gün bu “öldürücü yalan”ın gürültüsüyle zehirleniyoruz?...

Cinsi bir sapık” üzerinden, “siyasî bir muhalefet” yürütmeye(!) kalkmak nasıl bir sapıklıktır?..

Uzatmayalım;

Sapıklık; “Ölçü”nün olduğu yerde söz konusudur… “Ölçü” burada; “sistem vaaz eden-ahlâk teklif eden” bir bütün sistem anlamında…

Her türlü ölçüye karşı” olanların, kendi ürettikleri sapıklıklar üzerinden, tekrar “dürüst”(!) olmaya çalışmaları da ayrı sapıklık!

Daha da açık:

Liberalizm, bir sistemdir ve kendine göre bir “ahlâk” anlayışı vardır…

Komünizm, bir sistemdir ve kendine göre bir “ahlâk” anlayışı vardır, vesaire… Diğerleri de bunun gibi…

Peki sen?..

Hem hiçbir “ahlâk anlayışın” yok, hem de “sapıklığa karşısın”(!)… Bütün “sapıklıklar” buradan ürüyor, yani senden!..

O yüzden tekrarlayalım;

Bir yanlışa karşı çıkmak seni “doğru” yapmaz, ey demokrasi sapığı;

Çünkü; bütün kötülüklerin ve sapıklıkların anası sensin!

 
Bu haber toplam 627 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.