• BIST 98.455
  • Altın 219,689
  • Dolar 5,3279
  • Euro 6,0542
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 2 °C
  • Konya 1 °C
  • İzmir 9 °C

Beklenen sensin, özlenen sen...

Necdet  Kocataş
Türk milletinin midesi sizin yukardan aşağıya dayattığınız batı hayat tarzını kaldırmadı, kaldırmıyor!..

Beklenen sensin, özlenen sen!..

 

Değişmeyen tek şey sadece değişimin kendisiydi, hani ne oldu? “Buz kestiniz”, dondunuz kaldınız, devrimle devirdiniz ama yerine bir şey ikame edemediniz. Devirmekle kaldınız. Devrimin ateşi yakıldığı yıllarda söndü, İçine büzüldü. Kendi kendinden ibaret kaldı. Bünyeye dışardan enjekte edilen fikirlerle toplumu şaha kaldırmanın imkânsızlığı görüldü. Devrimi yapanlar kalktı yalnız, onlarda amuda kalktı. Sonuç bugünler… Yıktıklarınızdan başka bir şey yapılmadı, yapamadınız. Sanatta, edebiyatta, sinemada, ekonomide, sosyal ve askeri alanda tam bir fiyasko oldunuz. Taklitçilikten, intihalcilikten öteye geçemediniz. İçselleştirdiğiniz hazcı, konformist, hedonist hayat tarzıyla sahillere kamplar kurup milletin vergileriyle “vur patlasın çal oynasın” bir yaşantı sürdünüz. Devleti IMF’nin kucağına atıp, umarsız yiyici bir düzen kurdunuz. Faturasını millete ödettiğiniz resmi, yarı resmi “müesseselerde” gününüzü gün ettiniz. Halkın en ufak milli, manevi ve insani en küçük talepleri olduğu vakitte “laiklik elden gidiyor” diye avazınız çıktığı kadar bağırıp “ordu göreve” naraları attınız. Belki de korktuğunuz laikliğin gitmesi değil, milleti gırtlağına kadar borçlandırıp sürdürdüğünüz o “lüks” hayat tarzını kaybetme korkusuydu. Elleri nasırlı, üstü başı dökülmüş beli bükülmüş insanımız (kadınımız, erkeğimiz) yavan ekmeğe talim ederken siz sadece yediniz, yediniz, tıka basa yediniz… Hiç utanmadan tıkındınız.

 

"Birşey yitirildiği yerde aranır!"

 

Değişimden, devrimden anladığınız sadece bu oldu. Ve millet sizi 1950’de başlamak üzere kustu. Darbelerle bu kusmayı engelleyeceğinizi zannettiniz. Ama olmadı, olmuyor… Türk milletinin midesi sizin yukardan aşağıya dayattığınız batı hayat tarzını kaldırmadı, kaldırmıyor. Kusuyor, kusuyoruz… Millet bünyesine almak istemedikçe, devlet aygıtının bütün baskıcı mekanizmalarıyla zor ve şiddet de kullanarak dayattınız. Yolun sonuna gelindi… “Değişimin ve devrimin” ne idüğünü görmenin ve göstermenin şafak vaktindeyiz. Tersinden ibret oldunuz. Devrimin nasıl ve ne olmayacağına dair doğrusunun hakikate nispetle göstermekte, Anadolu’nun –vatanın- gerçek sahiplerine bir mecburiyet olarak kaldıBir şey nerde yitirilirse orada aranır bedahetiyle söylemek lazım ki (adalet, merhamet, vicdan, değer, fetih ruhu ve aşkı… vs. gibi) tüm kıymetlerin temsil mihrakı Türk milleti sahip olduğu tüm değerleri bu topraklarda kendi eliyle kaybetti. Tüm İslam âlemi ve insanlık, elbette en başta milletimizin kendisi, emperyalizmin oyuncağı oldu. Bu vatanda yine Türk milletinin kendisi bu değerleri kuşanıp (yani yitirdiğini bularak) mazideki misyonuna, yeni zaman ve mekân hususiyetlerinin de şuurunda olarak dönecektir, dönmelidir… İnsanlık Türk milletini bekliyor. Dünyada kötülük adına zulüm adına ne yaşanıyorsa bunun vebali (misyonunu idrak edip, aslına rücu etmediği için) bu millete aittir.

 

Sen "Türksün!" başka birşey değil!

 

Biz de diyoruz ki ey aziz Türk milleti “zincirlerinden başka kaybedecek neyin var?”… Senin sessiz kalman, kendine gelememen, istikbalde vadettiğin misyonundan kaçacağın, kurtulacağın mânâsına gelmez. Düşman seni tanıyor, sendeki potansiyeli biliyor, şu halinle bile sana ve sahip olduklarına saldırmaktan bir an bile geri durmuyor. Sana (bize) kendini unutturdular… Sen “Türk”sün! Başka bir şey değilsin!... Uyan! Kuşan sana unutturulan tüm değerleri! Sen İslam ümmetinin ve insanlığın olmazsa olmaz ümit vadedenisin.

Sen kedi değilsin! Bırak şu miyavlamayı!... Sen Türk’sün! Kendine gel!…

Doğudan Batıya, Kuzeyden Güneye senin atının ayak izleri, verdiğin canların “ruhu” duruyor, geziyor gökkubede.... Kır bu kendine, tarihine, değerlerine, dinine hayallerine yabancılaştırmanın prangalarını… Kır! Kır ki devletiyle milleti, milletiyle ordusu, gerçeklerimizle hayallerimiz birleşsin, yekvücut olsun! Uyan ki kovalım emperyalizmi vatan topraklarından! Kovalım NATO işgal gücünü. Uyan ki seni (Türk milletini) parçalayıp, kendi çıkarları için şu adla bu adla (FETÖcü, NATOcu, liboş, laik, vs.) kullanmalarını durduralım!

 

"İslâma Muhatap Anlayış..."

 

Evet, lakin bu işin “nasıl”ını, “niçin”ini  öğrenmemiz lazım. Bu işlerin hamasetle olmayacağını anlamamız lazım. İşin çilesini çekmemiz, zehirle pişmiş aşı yemeye talip olmamız lazım. Yani kısaca, “olmamız” ve “oldurmamız” lazım. Bu milletin “öz”ünden fışkırmış “İslam’a muhatap anlayış”ın dünya görüşünü kuşanmamız lazım. Düşünce nedir? Düşünce faaliyeti nedir? Dünya görüşü nedir? Niçin gereklidir? Vasıta sistem nedir? Sistem nedir? Ve bunları İslam’a nisbetle anlaman, anlamamız, kafa yormamız lazım. Kabuğuna (kendine) aşık, narsist duygu iklimlerinden kurtulup “öz”e dönmemiz, -öze dönecek- muhtevayı temin etmemiz lazım. O ruhu bünyeleştirmemiz lazım. Her şeyimizin tahrif edildiği, bozulduğu, dejenere edildiği, yozlaştırıldığı bu vasatta “hakikate” ulaşmakta başlı başına mesele… Öyle ise anla! Hakikate ulaşmanın vasıta sistemi bir mecburiyettir.

Son söz: Bütün önyargılarını yık! Prangalarını at! Zihnini ve kalbini özgürleştir! Özgürleş!... Büyük Doğu-İBDA- ile bütünleş!... Oku, tanı, anla!... Tanıyıp anladıkça tekrar oku… Sen varsın orda! Senin destanın, senin varoluş hakikatin, senin şiirin yazılı tam 160 ciltlik eserlerde!…

Selam ile…

19.12.2018

Necdet KOCATAŞ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.