• BIST 102.915
  • Altın 146,120
  • Dolar 3,5155
  • Euro 4,1901
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 16 °C
  • Konya 19 °C
  • İzmir 24 °C

Baykent: Sünni İslâm, Anti-Emperyalist, Anti-Siyonist Cephede Konumlanmalı!

Baykent: Sünni İslâm, Anti-Emperyalist, Anti-Siyonist Cephede Konumlanmalı!
Siyaset Bilimci Sinan Baykent Nabız Haber'e çok önemli açıklamalarda bulundu!

nabiz-haber-ozel-yeni-024.png

 

BAYKENT: “SÜNNİ İSLAM ANTİ-EMPERYALİST VE ANTİ-SİYONİST CEPHEDE KONUMLANMALI!”

 

Nabız Haber – Esselâmu Aleyküm Sinan bey. Öncelikle Nabız Haber okuyucularıyla yeniden buluşmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bölgede kartlar yeniden dağıtılıyor. Barzani 25 Eylül’de referanduma gitmekte ısrarlı gibi. Suriye’de iç çatışmalar devam ediyor. ABD ile AB Türkiye’yi artık açıkça tehdit ediyor. Öte yandan geçtiğimiz gün katıldığınız bir TV programında “Türkiye 25 Eylül’den önce Esed’la anlaşmalı” dediniz. Bu Müslüman kamuoyu için hazmı güç bir cümle değil mi?

 

baykent-ic-bir-001.jpg

"Türkiye ön cephededir"

Sinan BAYKENT – Ve aleykümüsselâm. Bu fırsatı bana verdiğiniz için esas ben size teşekkür ederim. Nabız Haber takipçileriyle buluşmak her zaman büyük bir keyif. Dediğiniz gibi Ortadoğu yine ve yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Maalesef Türkiye olarak biz söz konusu dizaynın merkezinde yer alıyoruz. Türkiye’yi istediğiniz gibi şekillendirmeden bölgeye de arzuladığınız çehreyi veremezsiniz. Bu anlamda Türkiye ön cephededir. Bahsini ettiğiniz cümleyi kullandım, doğrudur. Bir sorun bakalım içime sinerek mi kullandım? Hayır. Reel politik denilen illetin baskısıyla kullanmak zorunda kaldım desek daha uygundur. Geçtiğimiz aylarda Sayın Cumhurbaşkanı “İran Pers milliyetçiliği ve yayılmacılığı” yapıyor demişti hatırlarsanız. Bu son derece isabetli ve yerinde bir tespitti, sonuna kadar katılıyorum.

"Çok daha kararlı ve agresif bir siyasetimiz olmalıydı!"

Fakat o esnada şöyle düşündüm: “Bizim de aynı dönemde Türk yayılmacılığı yapmamız gerekmez miydi?” İran Suriye’de Kasım Süleymani gibi en önemli generallerini sahaya sürerken biz neyle meşguldük? Türkmen Dağı’ndaki mücahitlere iki tüfek, üç mermi gönderebilmek için atmadığımız takla kalmadı. Hep söylüyorum, bizim 2013-2015 aralığında çok daha kararlı ve agresif bir siyasetimiz olmalıydı. Suriye’nin küresel bir egemenlik mücadelesine döndüğü yıllardır bunlar. İşte kıytırık bir Tır silâh yollamaya kalktık, başımıza ne işler açıldı. Diğer taraftan bakıyorsunuz bugün itibarıyla ABD YPG’ye 1000’e yakın tır lojistik yardım yollamış. FETÖ’cü ekip o yıllarda çok aktifti, tüm adımlarımızı şu veya bu şekilde engellediler. O günlerde ABD’nin iki dudağı arasından çıkacak sözlere bakıyorduk. Ne zaman ki 15 Temmuz hain darbe girişimi püskürtüldü, biz Fırat Kalkanı’nı gerçekleştirdik.

"Muhaliflere yeteri kadar destek vermedik!"

Nabız Haber – O zaman siz muhaliflerin desteklenmesinde bir beis görmüyordunuz, öyle mi?

Sinan BAYKENT – Hayır tabii ki görmüyordum. Aksine, diyorum ki yeterince destekleyemedik! Fırat Kalkanı esnasında Türkiye Zekai Aksakallı diye bir paşayla tanıştı. Tarih neydi? 2015 yılının Ağustos ayı. Ben isterdim ki kamuoyu 2013 yılında tanısaydı bu ismi. Tabii sembolik planda konuşuyorum. Bizim çok nitelikli generallerimiz var, bu başka bir şahsiyet de olabilirdi. Önemli olan Kasım Süleymani’yle aynı döneme denk getirilmesiydi, olmadı. Biz muhaliflere yeteri kadar destek veremediğimiz için bugün bir PKK devleti olasılığından bahsediyoruz, bunun altını çizmeliyiz.

"Referandum Suriye'deki illegal yapıyı meşrulaştırır!"

Nabız Haber – Peki, Barzani referandumunun Suriye politikasıyla alakası nedir?

Sinan BAYKENT – Barzani referandumu sadece Kuzey Irak’ı ilgilendiren bir mesele değil. Orada başarıyla ulaşacak bir referandum, Suriye’nın Kuzeyinde “de facto” bir durum ortaya çıkarır. Süreçler aynı. Irak’ta savaş oldu, parçalandı ve bir bölgesel yönetim meydana çıktı. Barzani konjonktür gereği bağımsızlık opsiyonunu hep öteledi. Suriye’de ne oldu? Savaş ve ardından bölünme. Tıpkı Irak örneğinde olduğu gibi. Buradaki sözde yönetimin sabır gereksinimi yok, konjonktür lehine işliyor. Barzani referandumu yapar ve başarıya ulaştırırsa bu esasen Suriye’deki illegal yapıyı meşrulaştırır.

baykent-ic-uc-001.jpg

"Türkiye Afrin'e girmek zorunda!"

Nabız Haber – Buna mukabil siz de Esed’le el sıkışmalı mı diyorsunuz?

Sinan BAYKENT – Türkiye’nin önünde başka hangi seçenek var? Biz vaktiyle muhalifleri cesurca destekleyebilseydik bugün ortada PYD-YPG tehdidi olmayacaktı. Üzülerek belirteyim ki o tren kaçtı, geçmiş ola! Türkiye Amerika’ya karşı Afrin’e, Ayn el Arap’a askerî müdahale yapacaksa bunu birileriyle anlaşarak yapmak zorunda maalesef. O birilerinden biri de Esad. Bakın ben burada temennilerimi ifade etmiyorum, sahadaki somut gerçekliğin buz gibi bir tahlilini yapmakla yetiniyorum. Türkiye 25 Eylül’den önce Afrin’e bir operasyon düzenlemeli, bu elzemdir. Düzenlemezse, orada oluşacak statükoyu aşamayız. PYD sanki Barzani’yle eşgüdüm hâlinde çalışıyormuşçasına geçenlerde “federasyon ilân edeceğiz” açıklaması yaptı. Bu ne demek oluyor? Kuzey Irak’la ilgili referandumun Suriye’ye doğrudan etkisi ve izdüşümleri olacak demektir.

"Biz bu anlaşmayı Esad'la yapmazsak ve orada bir kukla Kürt devleti kurulursa..."

Nabız Haber – Türkiye’deki Müslüman kamuoyu böyle bir el sıkışmaya hazır mı sizce? İktidar böylesi bir durumda kitlesel tepkilerle karşılaşmaz mı? Her şeyin ötesinde biz vicdanlarımızla ters düşmez miyiz?

Sinan BAYKENT – Ben iktidar hesaplarını aşkın millî bir meseleden bahsediyorum. Vaktiyle ABD’nin emirlerine amade olmayıp, inisiyatif alabilseydik bu tabloyla karşılaşmazdık bakın tekrar ediyorum. O dönemlerde tıpkı Fırat Kalkanı öncesinde olduğu gibi Rusya’yla asgarî şartlarda anlaşabilseydik hem PKK devletinin önüne geçecektik hem de Sünnilerin menfaatlerini belli bir ölçüde muhafaza edebilecektik. Olmadı. Esad’la el sıkışmanın vebali vardır, olabilir. Ama asıl vebal 2013-2015 yılları arasında muhalifleri gerektiği gibi destek vermemekle alındı, onu söyleyeyim. Soruyu bir de tersinden soralım isterseniz: biz bu anlaşmayı yapmazsak ve orada bir PKK devleti kurulursa, yarın öbür gün Öcalan “sürgündeki Meclis Başkanı” ilân edildiğinde Birleşmiş Milletler baskısıyla onu İmralı’dan tahliye etmek zorunda kalırsanız bunun vebali ne olur? Türkiye’de şehitlerimizin aziz hatıralarına, onların acılı ailelerine ve gazilere ne cevap veririz? Bakın Suriye’de sıra İdlib’e geliyor. Biz şu aşamadan sonra İdlib mazlumlarına yalnızca Esad’la bir orta yol bularak sahip çıkabiliriz. 2013-2015 aralığında olsaydık şu cümleyi hayatta kurmazdım, bir umut vardı. Bugün o umutlar tükendi.

baykent-ic-iki.jpg

"Bu çift başlı ejderhanın amacı bölgede Müslüman kanı akıtmak!"

Nabız Haber – İdlib mazlumlarını bir katille masaya oturarak mı koruyacağız?

Sinan BAYKENT – Hatırlatmama gerek var mı bilmiyorum, bundan birkaç ay önce ABD Suriye’yi Tomahawk füzeleriyle vurduğunda bazı şuursuzlar bu eylemi tekbirlerle kutladılar. ABD YPG’ye 1000’e yakın tır silâh sevke etmiş durumda. Bu silâhlar Mehmetçiğe karşı da kullanılıyor ve kullanılacak. Aynı şarlatanlar o zaman ne yapacaklar bakalım. Çok açıkça ifade edeyim: Sünni İslam’ı emperyalizm ile siyonizmin yörüngesinden çıkarmadıkça bu tür kafasızlıkları biz çok yaşarız. “İran’la diyalog kuralım” diyorsunuz, bir anda Şii’ci oluyorsunuz. Ama diğer taraftan İsrail bayrağına secde eden Barzani’ye yüklenmeye kalktığınızda Kürt ve İslâm düşmanı oluyorsunuz. Var mı böyle bir saçmalık? Var mı böyle bir ahmaklık? Siz İran’la konuştuğunuzda Şii olmazsınız ama Barzani’ye kucak açtığınızda siyonizmin maşası olursunuz, fark burada. Bu çift başlı ejderhanın amacı bölgede Müslüman kanı akıtmak. Bunu hâlâ anlayamamış olanların vay hâline! Başardılar mı? Başardılar. Şayet İdlib’deki tek bir Müslüman’ın bile kanı bağışlanacaksa Esad’la değil bir gerekirse on kez masaya otururum. Burada artık elde edeceğiz sevaplar alacağınız veballerden büyük olur. Söz konusu benim şehitlerimin aziz hatıralarıysa keza aynısını yaparım. Devlet böyle yönetilir, Müslüman böyle olunur.

"Bugün bir adım atmazsak, yarın kendi sınırlarımız içinde birbirimizi boğazladığımızda..."

Nabız Haber – Peki Esed’in, Hizbullat’ın, İran’ın katlettiği Müslümanların aziz hatıraları? Onlar ne olacak?

Sinan BAYKENT – Onlar şehadet şerbetinden içtiler, Allah kabul eylesin yüce katında inşallah. Ne var ki biz ve diğer Sünni ülkeler ABD’ye ve dahi İsrail’e “cici” görünmek için çabalamak yerine Suriye Müslümanlarını etkin bir şekilde koruma yoluna girseydik bunca acı yaşanmayacaktı. İran Pers yayılmacılığı yaparken biz yerimizde saymasaydık bugün dengeli bir barışı düşünebilirdik. İran’ın generalleri savaş alanlarını teftiş ederlerken bizimkiler kışlalarında kalmasalardı bugün farklı bir senaryo konuşacaktık. Yaşanan acılar, dökülen gözyaşları unutulabilir şeyler değil. Unutmayacağız. Fakat bugün bir adım atmazsak yarın kendi sınırlarımız içinde birbirimizi boğazladığımızda feryat etmenin âlemi de olmaz, bunu bilelim.

"Ümmetin derdiyle dertlenen bugün bir tek Türkiye var!"

Nabız Haber – Sünni İslâm anti-emperyalist ve anti-Siyonist bir çizgiye gelmeli dediniz. Bunun yegâne yolu Rusya-İran-Esed üçlüsüyle ittifaktan mı geçiyor?

Sinan BAYKENT – Kiminle yapacaksınız? Sisi’nin Mısır’ıyla mı? İsrail’le örtülü görüşmeler yürüten Suudi Arabistan’la mı? Batı’ya para akıtmaktan başka hiçbir emeli olmayan yozlaşmış Körfez ülkeleriyle mi? Bakın Sünni İslâm emperyalizme ve dahi Siyonizme karşı bir ateş yakacaksa, bunun ilk kıvılcımı Türkiye’den çakılacaktır. Şii ajanları devlet kademelerine, Diyanet’e şuraya buraya yerleştirmeden İran’la diyalog geliştirmek mümkün. Keza Rusya’yla da öyle. Ama ABD-İsrail ajanlarınızı yatak odanıza kadar sokmadan onlarla diyalog kuramazsınız. Ümmetin derdiyle dertlenen bugün bir tek Türkiye var. Doğru mu? Doğru. Hilâfet makamının son meşru varisi Türkiye’dir. Doğru mu? Doğru? Batı merkezli oyunların merkezinde de biz varız. Doğru mu? Doğru. O hâlde Türkiye’nin omuzlarında büyük bir sorumluluk var demektir. Sünni İslâm’ın emperyalizm ve Siyonizm illetiyle mücadelesinde ön cephe Türkiye’dir. Ümmeti hâlihazırda bulunduğu utanç tablosundan kurtarmak için geçici ve konjonktürel birtakım adımlar atmak mı makbuldür yoksa bu ilâhî misyona yüzünü çevirmek mi? Hesabı siz yapın.

 

Nabız Haber – Sayın Baykent, vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz. Takdir şüphesiz okuyucularımızın olacaktır.

Sinan BAYKENT – Ben teşekkür ederim. Umarım meramımı doğru bir şekilde anlatabilmişimdir. Sürç-ü lisan ettiysek af ola. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.