• BIST 103.072
  • Altın 272,126
  • Dolar 5,6668
  • Euro 6,2796
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 24 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 30 °C

Batı ihaneti; Gülen’in ‘ameliyatında’ siz de vardınız

Batı ihaneti; Gülen’in ‘ameliyatında’ siz de vardınız
Boşuna mı, Hiroşima atom bombasıyla haritadan silinirken “barış için”, Irak işgal edilirken “demokrasi için” denilmişti.

Gülen’in ‘ameliyatında’ siz de vardınız

AB'nin demokrasi, hukuk, insan hakları, velhasıl, yüksek insanlık idealleri adına tek söz söyleyecek yüzü var mı? 

Hayır, öyle çok eskilere gitmeye lüzum yok. 

Sisi darbesine karşı gösterdikleri duyarsızlığı da hadi bir kenara bırakalım.

Yıllardır “ev ödevi” vererek kapısında beklettikleri bu ülkenin insanlarının tanklarla ezildiği, savaş uçaklarıyla Meclis'in bombalandığı o 15 Temmuz gecesi için ne söylediler? 

Mesela, güçlü bir şekilde ve vakitlice kınadılar mı?

Sahi, korkunç bir hayal kırıklığından ibaret olduklarını ispat edercesine sessizliğe gömülmenin dışında ne yaptılar?

O halde şimdi “ev ödevi” verme sırası bizde değil mi? 

Çıplak elleriyle tanklara karşı direnen bu millettin vereceği “ev ödevini” eksiksiz yerine getirebilecekler mi bakalım…

AB'ye vereceğimiz “ev ödevi” şudur: Dünyanın neresinde olursa olsun bir ülkenin anayasası tankla tüfekle ilga edilmeye çalışılıyor, parlamentosu savaş uçaklarıyla bombalanıyor, seçilmiş demokratik iradesi silah zoruyla hiçe sayılıp o ülkenin insanları acımasızca katlediliyorsa, hulasa, demokrasi, hukuk ve insan hakları tanklarla çiğneniyorsa behemehal tepki göstermek şarttır. 

Bu şart, “demokrat” olmanın hatta “çağdaş insan” olmanın biricik koşuludur. 

En kısa sürede, gerekirse “hızlandırılmış eğitimle” bu hakikat fehmedilecek. 

Fehmetmekle de kalınmayacak ispat edilecek. Mesela, Sisi darbe hükümetine karşı tepki gösterip, FETÖ (ve PKK'yla) mücadele eden Türkiye'ye destek verilecek. 

Evet, “ev ödevleri” budur.

Bize de düşen, bu “ev ödevini kontrol için komisyon kurmaktır. Bu komisyonun başına da darbelere karşı mücadele “komiserleri” koymalıyız. E tabii, “ev ödevini” kontrol etmek için de “ilerleme raporları” falan hazırlamalıyız. 

Olması gereken buydu.

Fakat bu olmadığı gibi bakın nasıl “bambaşka” bir şey oldu: AB ilerleme raporunda, “Yargıtay yürütmenin etkisine girdi” şeklinde yazdı.

Peki…

Yargıdaki FETÖ yapılanması, Fetullah'ın ifadesiyle, “teknik nakavt” tesmiye ettiği seviyeye ulaştığında, hülasa, Fetullah'tan izinsiz yargıda yaprak kıpırdamadığı dönemde AB bir kez olsun “yargı Pensilvanya'nın etkisine girdi” dedi mi?

FETÖ yerine hâlâ “Gülen hareketi” dediklerine göre, böyle söyleyemezler diyelim.

Yargı Gülen hareketinin etkisine girdi” de mi diyemezlerdi?

Doğrusunu istiyorsanız, bunu da diyemezlerdi. 

Zira, etkisine girdiğini söyleyecekleri “yapılanmanın” ABD taşeronu olduğunu Türkiye'deki şebeleklerden iyi biliyorlardı.

Lafın düzünü edelim: Sorun, “güç etkisiyle” malul olmalarından kaynaklanıyor. 

O kadar ki, her daim güçlüden, güçlü networke sahip olandan yanadırlar. Haklı olan şayet güçsüzse, hiç umurlarında değildir.

Ne olursa olsun, FETÖ'nün birinci derecede yargı mensupları her şeyi bir bir itiraf ettikten sonra mahut açıklamayı yapmak nerden bakarsanız yine de utanç vericidir, diyeceksiniz.

Evet, öyledir, ama utanç duymak da algı peşinde koşanların derdi değildir.

Algı faaliyetinde birinci kuraldır: Cinayet işlerken bile “hayatını kurtarmaya çalışıyorum” diyeceksin.

Boşuna mı, Hiroşima atom bombasıyla haritadan silinirken “barış için”, Irak işgal edilirken “demokrasi için” denilmişti.

FETÖ de o ihanet faaliyetlerine “hizmet” dememiş miydi?

AB de 15 Temmuz'a karşı yüz karası duyarsızlığını örtmek için hukuktan, insan haklarından, yargının bağımsızlığından dem vurmuş çok mu?

Şayet 15 Temmuz'a karşı vakitlice tepki gösterselerdi, Prof. Atilla Yayla'nın Aydın Doğan'ın kıymetlisine yönelttiği, “Yürütme ve Yasama yargıdaki Cemaat yapılanmasına karşı harekete geçmeseydi yargıdaki Cemaat örgütlenmesi problemi nasıl çözülecekti?” şeklindeki sorusunu biz de AB'ye yöneltebilirdik.

Bununla da kalmazdık tabii… 

FETÖ'nün, Yargıtay başta olmak üzere tüm yargıyı baştan sona ele geçirdiğini 2013'ten beri haykırdığımız halde neden sesimizi duymak istemediniz?

Fethullah Gülen'in, “ameliyat başladı” dediği 17 – 25 Aralık “yargı darbesine” yardım ve yataklık ettiğiniz için mi? 

Salih Tuna-Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.