• BIST 99.547
  • Altın 237,445
  • Dolar 6,1013
  • Euro 7,1788
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 13 °C
  • Konya 15 °C
  • İzmir 18 °C

Barzani meselesi çok karışık; "Kırk katır mı? Kırk satır mı?"

Şükrü  Sak

Barzani meselesi çok karışık!

15210.jpg

Şükrü Sak

 

"Son ana kadar Barzani’nin böyle bir yanlışa düşeceğine ihtimal vermiyorduk, yanılmışız. İlişkilerimizin tarihin en iyi döneminde olduğu zamanda alınan bu karar açıkçası ülkemize de ihanettir…”

Bu sözü dün Cumhurbaşkanı Erdoğan söyledi…

Ortada büyük bir tuzak var…

Bunun “ne” olduğunu anlamak zorundayız, yoksa büyük bir felâket ve kaosun içinde kalacağız…

Bunu anlamazsak, 15 Temmuz’da başaramadıkları Türkiye’yi iç savaş-bölme- ve işgal saldırısını şimdi başaracaklar…

Bugün Türkiye’nin sıkıştırılmak istendiği nokta;

Kırk katır mı, kırk satır mı” noktasıdır…

Bugün Türkiye’nin sıkıştırılmak istendiği nokta;

Barzani ile savaşırsak; Kürdistan kurulacak/Barzani il savaşmazsak da Kürdistan kurulacak” açmazıdır…

Bu ikilemi aşmak zorundayız…

Kalıcı hatalar ve hasarlara meydan vermeden bu dayatmayı çözmek zorundayız!

 

ABD, sağ gösterip sol mu vurdu?

Öncelikle…

Bir: Kuzey Irak’ta bir Kürdistan kurulmasına müsaade etmeyiz!

(Kesinlikle doğrudur; Burada kurulacak ‘kukla bir devlet’ Türkiye’nin de parçalanması demektir… Türkiye 90’lı yıllardan başlayan “Çekiç Güç”ten bu yana bu dayatmaya direnmeye çalışıyor… Irak’ın işgali ile de bu plân aşama aşama bugüne kadar geldi… En sonra orda, Türk askerinin başına Çuval geçirmişti ABD…)

Bugün…

Gerçeğe bakalım; Bölgede en iyi ilişki içinde olduğumuz sınır komşumuz Kuzey Irak’tır…

(Kuzey Irak, bugün itibariyle sadece “tabelası” eksik bir Kürdistan’dır… Parlamentosu var, Cumhurbaşkanı var, Başbakanı var, ordusu var, vergi topluyor, sınır kapıları, havalimanları... Yani sadece “tabelası” eksik… Bunu yeni “keşfetmiş”(!) gibi laga luga yapmak akıl ve mantıkla izâh edilebilir bir durum değildir.)

İki: ABD-İsrail; sağ gösterip sol mu vurdu?

(Hatırlarsanız, biz Fırat Kalkanı harekatı bittikten sonra, asıl tehlikeyi bertaraf etmek için Afrin'e girecektik... ABD tanklarını getirip Afrini sınırına dizince, o mesele öylece kaldı...)

ABD, -gözümüzün içine baka baka-Türkiye’nin bütün itirazlarına, karşı çıkmalarına rağmen, PYD-PKK’yı tırlarca dolusu ağır silahlarla donattı. (Bu silahlardan bir kısmı, Türkiye’deki PKK operasyonlarında ele geçirildi!)

Biz Suriye’den bir saldırı bekler ve ona göre hazırlık yaparken, “ilişkilerimizin tarihin en iyi döneminde olduğu” Barzani’den böyle bir hamleyle karşı karşıya kaldık!

Barzani "kendini kurtarmaya" çalışırken tuzağa düştü!

Üç- Barzani, bu kararı –kuvvetle muhtemel- ABD-İsrail dayatmasıyla aldı..

Dört: Dördüncü ihtimal; Barzani’nin aslında –Bağdat ve İran tehdidi karşısında, -ABD ve Batı’nın da kendisini satacağı endişesiyle-  kendini korumak için böyle bir işe kalkıştı.

Bunu da Kurtuluş Tayiz 14 Haziran’da şu şekilde özetlemişti;

DEAŞ tehdidiyle PKK ve İran bağlantılı siyasi yapılar, Barzani’nin etkin olduğu alanlara yerleştirildi. PKK’nın Sincar’a yerleşmesi ve buradan Barzani’nin iktidarını tehdit edecek hale gelmesi DEAŞ sayesinde mümkün oldu.

ABD, İsrail ve İran, bir yandan Barzani ile ilişkileri korurken, diğer yandan da bölgedeki diğer aktörleri (Celal Talabani’nin başkanı olduğu KYB, Goran hareketi ve PKK) güçlendirmeyi tercih ediyor.

Batı sisteminin, kurulacak “Büyük Kürdistan”da Barzani’ye büyük bir iktidar/pay vermeye niyeti yok. Bunun birçok sebebi var; ama öncelikli olanı, Barzani ailesinin Türkiye ile düşmanca değil, dostça ilişkiler kurması. Ayrıca diğer siyasi yapı ve örgütlere göre Barzani yönetimi daha “İslamcı” ve “Sünni” bloka yakın. Batı’nın bölgedeki iktidarı bölüştürerek daha kullanışlı hale getirme arzusu da önemli etkenlerden biri.

“Bağımsızlık referandumu” hamlesiyle Barzani, Batı’nın kurmaya hazırlandığı “Kürdistan”da yerini ve iktidarını kurtarmayı arzuluyor. “Kürdistan”ı kuran güç Barzani değil; Barzani’nin derdi, “Kürdistan”ı diğer güçlere kaptırmamak.

*

Bu tespitlerde en önemli nokta;

“Kürdistan”ı kuran güç Barzani değil, Barzani’nin derdi, “Kürdistan”ı diğer güçlere kaptırmamak…

 

"Türk-Kürt" düşmanlığını 'kaşıyan', sosyolojiyi parçalamaya çalışanlar kim?

Beş: Parçalanan sosyoloji…

Biz Kürt halkıyla düşman değiliz, kelimenin tam anlamıyla kardeşiz, iç içe girmişiz… Türkiye’de emperyalizmin kuklası PKK’nın, Kürt halkının önderliğini onca dış desteğe rağmen ele geçirememiş olması ancak bununla açıklanabilir…

Şimdi bir “Türk-Kürt düşmanlığı” belli odaklar tarafından sürekli körükleniyor…

Üstelik bunun zemini de mevcut… Yüzyıllar boyu iç içe yaşamış, aynı dine, aynı kültüre, aynı inanca sahip iki milllet, birbirine “düşmanlaştırılıyor…

 -“ABD-İsrail-Batı”nın argümanları, dili ve söylemi ile ekilen “fitne” tohumlarını sulayıp büyüten ihanet odakları gözümüzün önünde… (ABD-İsrail; bunu yaparken her zaman olduğu gibi, “Batıcılaşmış” yerli işbirlikçileri kullanıyor!)

Ve şimdi bu ihanet odakları tekrar bu noktayı “kaşımaya” başladılar…

“Kürtler”, PKK ve YPG’den ibaretmiş gibi bir “dil” kullanıyorlar…

Türkler”, azgın üç beş şamanistten ibaretmiş gibi bir “dil” kullanıyorlar…

Yani; “Müslüman Türk, Müslüman Kürt, Müslüman Arab”ın arasına ihanet duvarı örmeye çalışan ABD-İsrail-Batı şeytanlığına “taş taşıyorlar…”

*

Kukla İbadi Hükümeti ABD'nin kucağında değil mi?

ABD'den "bağımsız" adım atabilir mi?

Beş: Yine yanlış yapıyoruz…

Mevcut durum içinde yine “doğru” adam attığımızı söyleyemeyeceğim maalesef…

Çünkü;

Bir: Türkiye’nin ve Türk halkının bugün fiilen parçalanmış Irak’ta müttefiki olacak olan, kukla İbadi, ABD ve Batı İşbirlikçisi Şiiler değildir! Eğer bir “ittifak” aranacaksa, Erbil, Musul, Kerkük gibi yerlerde aranmalıdır. Müslüman Sünni Kürt halkı bize daha yakındır ve onlarla Anadolu insanının geçmişten gelen bir “gönül bağı” mevcuttur…

Irak’ın bütün Sünni halkını “DEAŞ’çı” ilan edip, karşı çıkanları da katleden bir işbirlikçi kukla yönetim-ABD işbirlikçisi-, Türkiye’nin “ittifak” yapacağı bir yönetim olamaz!

Bu ABD ve İsrail’in bölgedeki “Kürdistan” projesine hizmet eder sonuçta!

Bu şartlar altında; “Türkiye ile bir sorunumuz yok!” diyen Barzani’yi ABD ve İsrail’in kucağına oturtmak, bir daha kalkamayacağı şekilde oturtmak, buna zorlamak –adeta itmek- ayrıca bir ‘tehlike’ değil mi?..

Bunun başka bir yolu  –Her türlü yol kullanılarak- mutlaka bulunmak zorundadır!

Kukla Irak Hükümeti –İbadi- ABD’nin kucağında değil mi?..

*

Şimdi; Barzani, geçmişi itibariyle, kesinlikle “güvenilecek” biri değildir! –Zaten devletler de böyle hayali bir ‘güven’ duygusuyla iş görmezler-görmemelidirler!

Abdülkadir Selvi’nin geçen gün kısaca özetlediği şu gerçeğe göre hareket etmek zorundayız;

Ortadoğu’da ABD’nin üç aşamalı Kürt planının üçüncü ayağına gelindi.

1- İşgal.

2- İç savaş ve kaos.

3- Kürt devletinin kuruluşu.

Birinci adım Irak’ta atılıyor. Onu Suriye takip edecek. Üçüncü sırada ise Türkiye var. PYD-YPG’yi Rakka operasyonunun tam 30 katı silahla donatmalarının tek nedeni DAEŞ olmasa gerek

Birinci Körfez Savaşı sırasında Gazeteci Güneri Cıvaoğlu, Amerikalıların komuta merkezinde bir yarbayın, Ortadoğu haritasının üzerinde elini gezdirerek, “Biz savaştan sonra buralardan çekileceğiz. Geride bıraktığımız silahlar özellikle kuzeyde Kürtler tarafından ele geçirilecek. Silahlanan Kürtler Türkiye’den toprak isteyecek. Ya istedikleri toprakları vereceksiniz ya da savaşacaksınız” dediğini aktarmıştı.”

Buradaki “iç savaş ve kaos” 15 Temmuz’da Türkiye’de denendi…

Şimdi Kuzey Irak ve Suriye üzerinden farklı yöntemlerle yineleniyor…

İşte, 15 sene sonra geldi kapıya dayandı; “Ya istedikleri toprakları vereceksiniz, ya da savaşacaksınız!

 

Düşmanın "beklediğinin" tersini yapmak!

Savaşmak mesele değil de….

Bizim “devlet aklı” nerde, gören var mı?

Son olarak dün sadece Salih Tuna’nın dile getirdiği bir hususun da altını tekrar çizmek gerek;

ABD-İsrail ve Barzani’nin “istediğinin” tam tersini yapmak lazım!

Tarihte en büyük zaferlerimizden birini böyle kazandık; Preveze Deniz Muhaberesini…

Tuna’nın anlattığına göre; Barbaros Hayreddin Paşa;

"Andrea Doria benim nasıl hareket edeceğimi düşünerek plan yapmışsa onun tam tersini yapayım..." 

Demiş ve bu zaferi kazanmıştır…

O hâlde;

Eğer “düşman” –ABD ve İsrail- bizim nasıl hareket edeceğimizi düşünerek plân yapmışsa, o plânı “boşa çıkarmanın” bir yolunu bulmalıyız!

Hedef, Erdoğan olabilir mi?

Son bir soru;

Türkiye’nin bu meselede böyle “Kırk katır mı kır satır mı?” aralığına sıkıştırılmasında, -baştan beri Erdoğan’ı düşürmeyi hedefleyen-emperyalizmin, kaderi Türkiye’nin kaderi ile birleşen Erdoğan’ı “düşürme” planına, “içerden destek veren” ve yanıltan “sinsî unsular” da olabilir mi?

Bence “en tehlikeli soru” bu!

(Erdoğan’ı kasıtlı olarak ‘yanıltan’, yanlış bilgilendiren, yanlış yönlendiren –sûret-i hak kisvesinde- hamaset yapan ‘sinsi unsurlar” olabilir mi?)

İnsanın aklına her şey geliyor doğrusu!..

Meseleyi "doğru" anlamak için bu soruyu da sormak zorundayız!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.