• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Barzani meselesi, can alıcı soru, asıl tehlike!

Said Bulut
Bu tuzağı görmeliyiz!

  Barzani Meselesini Doğru Okuyabilmek

Said Bulut

Dış politikada devletlerin dostlukları yoktur. Her an menfaat icabı politikaları değişir. Dış politika duygusallığa yer vermez. Böyle dedim diye de bir devlet kırmızı çizgilerinden de  vazgeçmez.  İşte Barzani’nin kendini boğdurma meselesini de buradan okumak daha doğru olur. İlk önce Barzani’nin sözde bağımsızlık referandumunu ele alırsak, bir kere arkasından güçlü bir destek olmasa bu referandumu gerçekleştirmezdi. İşin bu boyutunda İsrail’i ilk önce ele almamız lazım. İsrail Barzani’ye sonsuz bir destek veriyor. Müslüman Filistinlileri acımasızca öldüren İsrail, Müslüman Kürtlerin hakkını mı düşünecek?

İsrail, yüzyıldan fazladır yürürlüğe sokmak için uğraştığı, tüm politikalarını  bunun üzerine sürdürdüğü Büyük İsrail Projesini hayata geçirmek istiyor. Bu projede küstah Siyonistler, tüm bir Filistin toprağı ile beraber, Fırat’tan Nil’e kadar topraklarını büyütmek istiyor. Bilinçli her Müslüman bu sinsi projenin farkında. Bu proje Türkiye’nin güneyini de kapsıyor.

'İsrail tek kurşun atmadan amacını gerçekleştirmek istiyor'

İşte bu hedefler doğrultusunda İsrail, Suriye’de tek kurşun atmadan, bölge ülkelerinin, özellikle Türkiye, İran dahil enerjilerini burada harcamıştır. Şu sinsi Siyonistlerin planına bakın da, tehlikenin farkına varalım. İsrail’in tüm komşularında karışıklık varken, iç savaş acımasızca devam ederken, bu kaostan İsrail hiç etkilenmiyor. Bakın Mısır’da kendisine karşı bir güç olan Müslüman Kardeşleri uşağı Sisi tarafından ezdirildi. Irak’ta sevabıyla, günahıyla  İsrail’e gerçek düşman olan Saddam’ı tasfiye ettiler. ABD, Irak’ta soykırım gerçekleştirdi. İsrail’e bir tehdit unsuru olan Suriye, Esed ve İran’ın mezhep temelli katliamlarıyla tamamen parçalanmış hale geldi. Üstüne Neo-conların desteğiyle PKK-PYD’ye 3 bin tır ağır gelişmiş silah yollayarak, bölgede oturmaya çalışıyor.

Kürtlerin iyiliği İsrail'in umurunda değil!

Emin olun aklı olan bir Müslüman siyasetçi, bu işin içindeki İsrail tehlikesini sezer. Eğer art niyetli değilse. İşte bu İsrail terör örgütü (terör devleti demek bile, Siyonistlere bir değer katar, onları kabullenmiş oluruz. Çünkü Siyonistlerin yaptığı katliamları bir devlet aklı yapmaz. Ancak teröristler yapar. İsrail bir devlet değil, Mütefekkir Mirzabeyoğlu’nun dediği gibi ’’Ortadoğu’da İsrail diye bir devlete yer yoktur.’’  İsrail bir terör örgütüdür.) sinsi Büyük İsrail Projesini böyle sağlam adımlarla hayata geçirirken, referanduma destek veren İsrail, hiçte bazı müptezellerin dediği gibi Kürtlerin iyiliği adına vermiyor.

İkinci bir İsrail devletinin kurulması, Büyük İsrail Projesi adına uydu bir devlet daha hayata geçirmek adına, bu proje gerçekleştiriliyor.

Asıl Türkiye kuşatılıyor, bir sonraki hadef Türkiye!

İşte Türkiye, tarihi boyunca ilk defa böyle geniş bir şekilde kuşatılıyor. Kuzey Suriye’de PKK-PYD’ye verilen üç bin tırlık silahla beraber, tam bir devletin mühimmat seviyesine ulaşan teröristler, Türkiye’nin müdahalesine karşı güçlü bir savunma içerisinde, hatta Türkiye’ye müdahale planının bir parçası olarak yer alıyor. İşte Kuzey Irak’ta da Türkiye’yi kuşatmak adına referandum tiyatrosu oynanıyor. Barzani Necon-Siyonist işbirliğine, desteğine güvenerek böyle bir adım attı. Ya da sadece Neocon-Siyonist değil Batıyı da, İngilizleri de yanına alarak, böyle bir harakiri yaptı. Öbür türlü Barzani gibi birisi böyle bir adımı atamaz.

'Bağımsızlık' değil, İsrail'e bağlılık referandumu!

İşte bağımsız devlet dedikleri şey, tüm Emperyalistlere, Siyonistlere sırtını dayamış bir uydu devletten,  küçük İsrail’den farkının olmadığı bir kukla örgüttür. Şimdi İsrail, ABD, Emperyalistler  meseleye bu pencereden bakarken, İran gibi bir devleti bu denklemin dışında tutamayız. İran, Şii Farisi imparatorluğuhedefinde olan, bunun adına Yemen, Irak, Suriye, hatta Afrika’yı da içine alan bir yayılmacılık politikası içerisinde.

İran'ın derdi çok daha başka!

Bunun adına Irak’ta ABD ile işbirliği yaparak, yüzbinlerce Müslümanı katletmiştir. Ödül olarak da Şiilerin hakimiyetinde olan Irak hükümetini bir kukla devleti olarak güdümüne almıştır.  Suriye’de Rusya ile işbirliği yaparak, Müslüman kanına doymadan yine binlerce Müslümanı katlederek, kadim şehirlerimizi harabeye çevirerek, Şii-Farisi yayılmacılığını Suriye’ye taşıyarak, Suriye gibi bir ülke İran’ın uydusu haline gelmiş oldu. Yemen, Afrika ve diğer yerlerde de bu yayılmacılık aşkını sürdüren İran’ınBarzani meselesindeki tavrını nasıl okumalıyız? İran ve Türkiye Astana mutabakatından dolayı şimdi bölgede beraber hareket edecekler. İdlip’te beraber bir operasyon gerçekleştirecek. İran Kuzey Irak’a olan hava ve kara sınırlarını kapattı. Haşdi Şabi milislerini Kuzey Irak için operasyona hazır hale getirdi. İran’ın kuklası Irak ordusu operasyon için bölgeye sevk ediliyor. Can alıcı soruya gelelim: İran bunları Irak’ın bütünlüğü için mi yapacak yoksa Şii-Farisi imparatorluğu hedefi için mi yapacak? Kuzey Irak’a yayılıp, Şiileştirme hedefi mi güdüyor?  Kuzey Irak’ta İran’a yakın grupların bulunduğu da yadsınamaz. Goran hareketi tamamen İran’ın güdümünde. İşte İran’ın Kuzey Irak’a bir müdahalesinde ABD-İsrail nasıl bir tepki vereceği şimdiden kestirilemez.

İran’ın kendi emelleri adına Kuzey Irak’a operasyon yapacağından hiçbir kuşkum yok.

Gelelim Türkiye ne yapmalı meselesine. Artık diplomasi yolunun kapatılıp, kapatılmayacağı mevzusu ancak bizi oyalar. Tıpkı, Neo-conların PKK-PYD’ye üç bin tır silah verdiğinde, bizim ikili görüşmeler yaptığımız gibi. Şimdi bir askeri hareket planı kolay bir mevzu değil. Bizim burada yazmamız kadar hemen olabilecek bir şey değil. Bunun en büyük sebebi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en büyük kuşatmayı yaşıyor ve birçok cepheyle karşı karşıya.  Kuzey Suriye-Kuzey Irak hattına bir müdahaleden önce, artık müttefiklerimizin değişmesi lazım. NATO’dan Şanghay’a geçmemiz gerekiyor. ABD-İsrail bölgeden kovmak için, NATO’nun güdümünden tamamen çıkmak lazım.  Kuzey Irak’a bir askeri hareket  Irak ve İran’la beraber olması gerekiyor. Tabi herkesin haddini, hududunu bilecek şekilde. İran’ın Şii-Farisi emellerinden vazgeçip, Büyük İsrail Projesinin taşeronları PKK-PYD’yi tasfiye edip, Barzani’yi de hizaya getirmek icap ediyor.Tabi İran ne kadar samimi olur, orasını bilemem. Ama samimi olmazsak tüm bölgenin kaybedeceği gerçek. Peki Türkiye bu kuşatmayı delmek için, tek başına askeri harekette bulunabilir mi? ALLAH İMAN EDENLERLE BERABER. Tüm Emperyalistleri karşımıza alacak şekilde böyle bir askeri harekette gerçekleştirilebilir. Yeter ki niyetimiz halis ve samimi olsun. Sonuçta La Galibe İllAllah, ALLAHTAN BAŞKA GALİP YOKTUR. Çok kritik günlerden geçiyoruz. Bölgede sınırlar değişecek ve bölgede güç dengeleri de farklı bir noktaya gelecek.  3.Dünya savaşına gebeyiz. Allah yardımcımız olsun. Şimdi Barzani meselesinde Türkiye’nin içinden gelen tepkilere biraz eğilelim.

'Bir Kürt olarak diyorum ki...'

Medyanın Barzani meselesinde, Kürtleri çok ön plana çıkarması, sanki mevzunun bir Kürt meselesi haline getirmesi, Türkiye’de ki Kürtleri kırabilir. Aman buna dikkat etmek lazım. Medya etnik kimlikleri ön plana çıkarmadan, olayın aslını dile getirecek şekilde bir dil kullanmalı. Bir Kürt olarak diyorum ki meselenin Kürt meselesi olmadığı, meselenin Neocon-Siyonizm iş birliğiyle kurulacak bir uydu devletinin kurulması olduğu anlatılması gerekiyor. Medya bu ince noktayı ön plana çıkarması gerekiyor.

Hakan Albayrak; “Kardeşim, Türklerin bir devleti var, Arapların bir devleti var, Farisilerin bir devleti var da niye Kürtlerin bir devleti olmasın” demiş. Tamamen PKK’nın ekmeğine yağ sürecek bir üslupla bunu ele almış. Kürtleri tahrik etmek amacıyla, fitneye hizmet etmek amacıyla yazılmış bir yazı olduğu belli. Bildiğin Kürtleri ayaklandırmak istercesine kurulmuş cümleler.  Sosyal medyadan kendisine şu önemli cevabı verdim: “––BEN BİR KÜRDÜM, DEVLETİMDE VAR
O DEVLET:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ASIL AYRIŞTIRICI DİLİ HAKAN ALBAYRAK KULLANIYOR

Sosyal medyada binlerce FETÖ’cü ve Gezici tarafından bot hesaplar açılarak Türk-Kürt ayrıştırmasını fitillemeye çalışıyorlar aman dikkat. Anadolu irfanına sahip bu millet bu oyuna gelmez.

Tam sosyal medya demişken, Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci abinin bu uyarılarına kulak verelim:

1- Emperyalizm ve taşeronları propaganda yöntemiyle hedefine ulaşmaya çalışırken, pazarlama işini sosyal medya üzerinden yürütüyor.

2- Psikolojik açıdan toplumu birçok yönden olumsuz etkileyen bu durum, tehdit olarak karşımıza çıkmaya devam edecektir.

3- Ülkemizde kayıt dışı siyaset arayışı içerisinde olanlar emperyalizmin satrancında piyon olma yarışına da girecektir.

4- Küresel derin şebeke karşımıza terörün kaynağını ve iç dinamiğini yok etme kararlılığı gösterdiğimizde çıkmaktadır.

5- Dezenformasyonla yürütülen psikolojik savaşla toplumsal ayrışma peşinde olan şebeke, kutuplaşmayı körüklemek için hamle yapmaktadır.

6- Korkuyu beslemek, ırkçılıkla kamplaşmaya zemin hazırlamak isteyenlerin oyunlarını birlik ve beraberliğimizi koruyarak boza biliriz.

7- Provokasyon deneyen, nefret suçu işleyen hesapların manyetik alanına girmek yerine, araştırmak ve gerçeğin peşine düşmek asli görevimizdir.

Sosyal medyada fitneye geçit verilmemeli

Son olarak yazımı duayla bitiriyorum, hayra vesile olur inşallah.

ALLAHIM TÜRKİYE’Yİ VE TÜRKİYE VESİLESİYLE İSLAM ALEMİNİ MUZAFFER EYLE.

YA RABBİ NECONLARI, SİYONİSTLERİ VE BUNLARIN UŞAKLARINI KAHRET.

MÜSLÜMANLARA FERASET VER YA RABBİ.

Vesselam 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.