• BIST 96.861
  • Altın 238,344
  • Dolar 5,8057
  • Euro 6,5299
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • Konya 0 °C
  • İzmir 8 °C

Bana bir "şeyhler" oluyor!

Eşkıya

hikeyedeki-kisiler.png

Hikâye...

Bana bir "şeyhler" oluyor

 

Selâm aleyküm sevgili okuyucularım, nasılsınız görüşmeyeli…

Evet, bir süre ortalıktan kayboldum. Normal bir durum bu…

Bu arada bana bir “şey”(h)ler olmaya başladı, nedir anlamadım, böyle bir uçuyorum, bir kaçıyorum, bir havalanıyor, bir yere çakılıyorum, “gâh çıkıyorum gök yüzüne seyrediyorum âlemi, gâh iniyorum yer yüzüne, seyrediyor âlem beni” tuhaf durumlar yani…

Bu arada, Türk edebiyatına da bir katkımız olsun kabilinden meseleye “hikâye” formatında devam edelim diyorum ben, siz ne dersiniz bilemem artık. Aslında ben hep bir romancı olmak istemişimdir. Olamadım tabii… Bir heves olarak kursağımda kaldı. Romancı olamadık bari “hikâyeci” olmayı deneyelim, naçizâne Türk edebiyatına da bir nebze katkımız olsun…

Daha bismillah demeden, “böyle hikâye mi olur kardeşim” diye itiraz etmeyin hemen… Dedik ya, “hikâye formunda bir yenilik” olacak. Bu da Türk hikâyeciliğine armağanımız olsun!

-II-

Bekledik… Bakalım biri çıkıp itiraz edecek mi bu müptezelliğe diye…

Bekledik… Bakalım bu vaiz son verecek mi bu komediye diye…

Bekledik… Ola ki birileri çıkar da;

“Abi ne yapıyorsun sen, böyle maskaralık olur mu? El âleme rezil ediyorsun “bağlı olduğunu iddia ettiğin” adamı ve davasını. Nerde görülmüş, berzahtan böyle canlı yayın yapıldığı? Bu yaptığın “tasavvuf değil, tarikat değil, keramet değil, mucize değil, harika değil”, bu nasıl bir şarlatanlıktır, yapma etme, yazıktır, bu rezilliğe bir an önce son ver… Kırk elli yıllık mücadeleyi, kırk elli dakikada yerle bir ediyorsun, ahiretten canlı yayın yapmak da nedir yahu?”

Diyen olacak mı diye… Bekledik, bekledik… Yok olmadı, çıkmadı… Hiç mi kimsede bu müptezelliğe itiraz edecek “ilim”, “irfan”, “güç”, yok? Anlamadım onu da doğrusu…

İş yine bize düştü…

-III-

Soran kim, cevap veren kim?

Tablo net…

Olayı gözünüzün önünde canlandırın bir; adam “ahiret yurdu” ile daimi bir temas hâlinde, görüşmeler, konuşmalar, sorular, cevaplar havada uçuşuyor. Ölmüş insanları mezarında bile rahat bırakmayan bu “sırnaşıklık” karşısında çoğu zaman küçük dilimi yutuyorum ben! Sizi bilmem tabii ki…

-Hayırdır kardeş n’apıyorsun?

-Öbür tarafla konuşuyorum. Bunu bir metod haline getirdik elhamdülillah. Döviz kurlarının ne olacağından, Kaşıkçı cinayetine kadar, o haftanın aktüel politik gündemi neyse, soruyor, cevabını alıyor, sizlerle paylaşıyoruz…

-Peki, konuşan kim, öbür taraftan “cevap” veren kim?

-…..

-İlk başlarda söylüyordun kim olduğunu? Şimdi ben bu olay üzerine düşünüyorum, “berzahtan canlı yayın” yapıyorsunuz ve “Ehlullah’a soruldu” diyorsunuz;

Bir: Soran kim? Siz misiniz, arada başka bir aracı mı var?

İki: Kime soruyorsunuz? (“Ehlullah” deyince, bütün “ehlullah” öbür tarafta hazır sizi mi bekliyor,-yani ahirete göçmüş bütün “ehlullah”ı mı kastediyorsunuz- yoksa, “Ehlullah’dan biri”ne mi soruyorsunuz?

"Ehlullah ve döviz kurları..."

Eminim bu iki kelimeyi daha önce asla yan yana, aynı cümle içinde kullanan olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır. Düşünebiliyor musunuz; "Ehlullah ve döviz kurları..." 

Üç: Dolar fiyatındaki artıştan Kaşıkçı cinayetine kadar, berzahtaki “ehlullah”a sormanızdaki asıl sebeb nedir? Günlük siyaseti öğrenmek mi, “keramet satmak” mı, kendinizi göstermek-pazarlamak mı? Yoksa bu soruların cevabını niçin merak ediyor, soruyor ve bunları “canlı yayında” açıklıyorsunuz?

Dört: Dolar fiyatını öğrenmek için, niçin “berzahtaki ehlullah”ı rahatsız ediyorsunuz? Bunun için size en yakın döviz bürosuna uğrayıp bunu öğrenebilecekken, niçin “ehlullah ve dolar” kelimelerini yan yana kullanıyorsunuz? Hadi yakınınızda bir döviz bürosu yok diyelim, internetten kolayca bakıp öğrenebileceğiniz böyle bir hadise için, tâ berzahtaki “ehlullah”ı rahatsız etmek, en hafif kelimeyle ayıp değil mi? Siz de hiç mi utanma yok?..Sonra, bunu niçin canlı yayında açıklıyorsunuz? İnsanın aklına, “Bu acaba bütün paraları dövize mi yatırdı? O yüzden mi bu dolar kurunu merak edip duruyor?” diye deli sorular geliyor…

Tekrar soruyorum; Eğer amacınız “doların düşüp düşmeyeceğini” öğrenmek ise, bunun için piyasaları takip etmeniz yeterliyken, bunu niçin ölmüş, ahirete intikal etmiş “ehlullah”a soruyorsunuz, amacınız “keramet” satmak mı, kendinizin “büyüklüğünü”(!) göstermek mi, ahiret ile kurduğunuz teması anlatmak mı, yoksa döviz kurları konusunda biz fanileri bilgilendirmek mi? Lütfen kaçmayın, lütfen, birkaç sorum daha olacak! Utanmayın lütfen!

-Senden mi utanacağım lan! Biz burada biz bize konuşuyoruz! …tir git şuradan!

-Ayıp oluyor ama! (Bak hep bunu söyleyip duruyorsun, “Biz bize konuşuyoruz” diye, e peki siz size konuşuyorsunuz da ben bunları nasıl duyuyorum? Kaydedip youtube yüklediğiniz için olabilir mi?.. O zaman “siz size” olmaktan çıkıyor, biliyorsun değil mi?)

 

Bu "Haftalık olağan(!) görüşme" talebi kimden geliyor?

 

Az kalsın sormayı unutuyordum sevgili kardeşim;

Ahiret yurduna göçmüş bu “ehlullah” ile her hafta mutad görüştüğünüzü kamuoyuna ilânen ilân ettiğiniz için soruyorum, lütfen yanlış anlamayın, sizin âli makamınızda asla gözümüz yoktur!

Bir: Her hafta "olağan"(!) görüştüğünüze göre, bu “görüşme talebi”, karşı taraftan mı geliyor, yoksa siz mi “sırnaşıyorsunuz?...

İki: Eğer, siz sırnaşmıyor da, -bu “görüşme talebi”, ahiret yurduna intikâl etmiş “ehlullah”dan geliyorsa- neden bizi hiç ş’apmıyorlar da sizi tercih ediyorlar? Ne gibi bir vasfınız ve donanımınız, onları bu derece “cezbedecek” hangi özellikleriniz var? Neden "görüşmek" için sizi tercih ediyorlar?

 

Niye Mahmud Efendi'ye sormuyorsun?

 

Diğer bir husus; 

Denilmiştir ki; bu hususta; "Yaşayan kedi ölmüş aslandan yeğdir"... Şimdi buna göre, şu günlük aktüel siyasi-ekonomik konuları, yaşayan-hayatta olan birine (bağlı olduğunuzu idda ettiklerinizden biri olan Mahmud Efendi'ye) değil de, illâki "ahirete göçmüş" ehlullah'a soruyorsunuz?

Mahmud Efendi ile -yaşayan biri olarak- temas kurmak, ahirete intikâl etmiş "ehlullah"la temas kurmaktan daha mı zor?

Dahı mı imkânsız?..

Yoksa, yoksa,  Mahmud Efendi'yi bu konularda -haşa- eksik ve yetersiz mi buluyorsun?

Niye "diriler" dururken, ahiret yurduna gitmiş olanlara "sırnaşıyorsunuz?"

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.