• BIST 91.686
  • Altın 211,419
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 8 °C
  • Konya 6 °C
  • İzmir 19 °C

Bahattin Yeşiloğlu yazdı; "Gölgeler" etrafında seçim ve demokrasi...

Bahattin Yeşiloğlu yazdı; "Gölgeler" etrafında seçim ve demokrasi...
Salih Tuna abimiz şaşırıyor. Devletin kurucusu parti devleti bölmek isteyenlerle nasıl birlik olur aynı istikamette hareket eder. Salih Tuna abi şaşırma.

“GÖLGELER “ ETRAFINDA SEÇİM VE DEMOKRASİ

Bahattin Yeşiloğlu

“Gölgeler” mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu”nun bilinen kalıp ve alışkanlıkları yıkıcı yepyeni tarz ve üslupta romanının ismi. Bu fakir öğretmenlik vazifesini ifa etmekte olan Büyük Doğu-İbda sevdalısı olma derdinde bir garip. Gölgeler kitabının bende bıraktığı etkiyle hemen hemen her seçimde sandık görevlisi olarak başkanlık yaptım. 12 levhadan oluşan bu kitabın 1. Levhası “Kimlik Tesbiti” başlığı ve “Bir Seçim Günü” konusuyla başlar. 12 Eylül yani ihtilal sonrası yapılan bir seçimdir.Büyük bir ihtimalle 12 Eylül anayasa oylamasının yapıldığı seçim olsa gerek. Hani şu bizim Ak parti muhaliflerinin karşı geldiği lakin yeni anayasaya da karşı çıkarak karşı olduğuna teslimiyet gösterdiği anayasa. Sevgili mütefekkirimiz Salih Mirzabeyoğlu ne güzel demiş. Her daim karşı olduğun şeye alternafini kendi fikir nisbetini esas alarak has ve hususi bir edada göstermek zorundasın. Aksi taktirde mevcut fikri yaşatmaktan başka bir iş yapmış olmazsın. İşte muhaliflerin düştüğü en büyük çıkmaz bu… Çözüm sunmamakta bunun için gerekli insani diyalog ve yapıcılıktan uzak durmaktalar. Vermiş oldukları görüntü yapıcı olmaktan öte engelleyici bir tavır. Mahallede oynarken mızıkçılık yapan kötü çocuk pozisyonu. Sonuç arkadaşsız kalmak mutsuz bir dünyaya gömülmek. Şimdiki psikologlar görse dışlanmış çocuk der.. Doğru lakin önce dışlanmak için çaba harcayan ve bu menfi hareketlerden sonra kendini dışlattıran çocuk. Suçlu öncelikle mahalle çocuklarında değil mızıkçılık yapan çocukta. Fakat CHP başta olmak üzere bizim diğer muhaliflerle mızıkçı çocuk arasında süreç içinde ortaya çıkan büyük bir davranış farkı var. Mahallenin mızıkçı çocuğu o kadar yalnız kalır ki artık bu duruma katlanamaz ailesinin de arkadan desteklemesiyle eski hal ve hareketleri yapmayacağı kanaatini vererek yeniden arkadaşlarına katılır. Tekrar çocuğun ruh dünyasında derin tesirler bırakan oyun dünyasında yer alır. Kendi kendine muhasebe yapmış ders almış ve nihayet fert hakikatinin ancak cemiyetle birlikte olması gerektiği düşüncesi içinde yanlış davranışını düzeltmiştir. Acaba çocuğa şimdi böylesi müsbet bir tekamül sağlayan mahalle kalmış mıdır? Rant peşinde kentsel proje adında şehir katliamı yapan belediye başkanları bunların vebalini ahrette nasıl ödeyecekler. Zor,zor .zor…Evet bizim muhalifler maalesef yenik düşmenin sebebini bulmakta mızıkçı çocuk kadar maharetli ve keyfiyetli değiller. Yok zarflarda mühür yok …Yok evet mühürleri uçup Ak partiye gidiyor…Yok şu yok bu…Yok yok diye söylemlerde bulunurlarken ümmi tavrı bünyesinde mezcetmiş bu milletin bütün bu saçmalıklara karnı elbette tok.

**

Gölgeler” kitabı bir seçim başlığı ile başlar. Şah mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu bu eserde seçime giden insanların bir bakıma ruh tahlillerini yaparken bunu yanında demokrasiyi de ele alır. Kendi dünya görüşü zaviyesinden bu mefhumu değerlendirme cehdi gösterir… Elbette bu çabanın sonucunda demokrasiyi bir yere de otutturur …Demokrasi yirminci yüzyılın sosyalizmle birlikte en tılsımlı mefhumu .Yarım yamalak bir dünya görüşüne malik olanların önünde diz çöktüğü ,yenik düştüğü, apışıp kaldığı batı tandanslı bir kavram. Bütün nefslerin kendisine ram olup tapınacağı yunan tanrıçası Afrodit. Demokrat baba olmalı…Demokrasi de çareler tükenmez…demokrasi saygı ve hoşgörüyü gösterir…Bütün cümleleri demokrasiyle pişir pişir sun.. Bütün samimiyetsizlerin kalkanı olan bir kaypak anlayış…60 “lı yıllarda sosyalizm uyuz gibi ortalığı sararken Nurettin Topçu, Seyyid Kutup gibi ahrete intikal etmiş nice zatlar maalesef kendilerini bu mefhuma kaptırmışlar. İslamda da sosyalizm vardır diye ayet ve hadis tedarikine gitmişlerdir. Ayet ve hadis tedarikinde bulunurlarken aslolan İslam mı yoksa sosyalizm mi diye kendilerini sorgulama derinliğine ulaşamamışlardır. Ve bu sebepten bir çok insanımızı yanlış yola sevk etmenin müsebbibi olmuşlardır. Şuursuzlukları yüzünden iyi niyetleri kötüye çıkmıştır. Farkında olmadan sosyalizmi kutsamışlar. İslamı lokomotif olmaktan çıkarıp bir trenin vagonu durumuna sokmuşlardır. Seyyid Kutup “un daha sonra bundan döndüğü söylenir. Evet şimdide herkes “demokrasi” etrafında parendeler atmakta. Demokrat olmayı insan olmanın ve bütün durumlarda problemlerin tek çözüm yolu olarak sunmaktalar. İslamın yani mutlak hakikatin vasıta sistemi Büyük Doğu-İbda demokrasiyi ne kutsayıp baş tacı eder nede paçavra gibi ayağı altına alıp çiğner. İslamın bilenlerle bilmiyenler bir olur mu?...İşlerinizi iştişare ederek yapınız…Emanetleri ehline veriniz temel ölçüleri ışığında yerli yerine oturtur…Demokrasiyi bu temel ölçülerin ışığında kullanılacak ve kullanılmayacak yeri ve şahısları göstererek bir teknik kavram olarak düzenler. Evet siz rahatsızsınız bu rahatsızlığınızla ilgili bir doktor aramaktasınız. Komşunuz var Doktor Ali Bey... Komşunuz var Öğretmen Kadir Bey. Meramınıza çare diye kimden yardım istersiniz. İnatçı ve ahmak değilseniz adres belli Doktor Ali Bey…Peki sizce milyonlarca insanın yaşadıği, işlerinde işçi, memur ,çiftçi, mühendis, esnaf olmak binlerce değişik meslek ve grubu yönetmek onlar adına karar alıp uygulamaya tutmak sizce kolay bir iş midir? İnsaf ve vicdan ehli olalım. Devleti yönetmek mi doktorluk yapmak mı daha bir mükellefiyet isteyen bir durum. Elbette yönetici olmak . Yönetici çok daha insana muhatap ve onların vebali sırtında. Yönetici her ilimden pay sahibi olmalı ve çok daha enstrümanla birlikte hareket etmeli. Doktor ararken normal bir vatandaştan yardım beklemeyip yine o mesleğin erbabından yardım alep ederken yönetici seçimini niye normal vatandaşta tasdik ettiriyoruz. Onun ayağına giderek binlerce içi boş vaatlerle takla atıyoruz onların nefsini yalan ve dolanlarla okşuyoruz. Evet mütefekkir diyor ki yönetici nasıl olmalı onu da ben bilirim diyor. Yani Büyük Doğu-İbda sisteminde şahsiyet sahibi, kafa cehdi insanlar yöneticiyi seçer. Bir askeri harekette nasıl savaşılacağı savaşa katılıp katılınmaması kurmay heyetin kararı mı olmalı? Yoksa kurmay heyetiyle birlikte er ve erbaşların katılacağı bir oy sonucu mu gerçekleşmeli? Evet demokrasi her yerde uygulanmaz her yerde uygulanması hayatın asli karakterine uymaz. Mesela bir okulda müdür seçimi öğretmenlere bırakılsa. Ne kadar dıştan adil bir durum.Oysa bizim okulda kendimi en akıllı ben görmeme rağmen benim dünya görüşüm dışında ki insanların bana olan tutumu ve islama olan kudurganlıkları yüzünden ben asla müdür olamam. Müdürü çamurdan olsun bizden olsun anlayışıyla hep onlar kendilerinden seçerler.Veya şu kurumun başına adam seçilecek ve oylama yapılacak inanın şu anda ki sefil anlayışımıza göre hangi cemaat fazla ise çamurdan olsun bizden olsun diyerek kendi cemaat bağlılarını kuru kuruya seçeceklerdir. Mesele son tecritte ehil şahsiyet adil olma meselesi.Bunlar olmazsa teknik mana da uygulanacak demokrasi en büyük kıyımlara sebep olur.Mesela bir köyde bir öküz tiynetli biri on on beş çocuk sahibi çocuklarını köyden evlendirmiş. Yüzlerce torun sahibi ve akraba pozisyonu var. Muhtarlığa aday olmuş. Karşısında da köyünden dışarıda okuyup emekli olmuş köye hizmet etme sevdasıyla hareket etme niyetli bir öğretmen. Sonuç sittin sene öğretmen muhtar olamaz ve köy büyük bir boşluğa düşer.Bir çok köy ve kasabalarımız böylesi örneklerle idare edilmekte.Evet çürütücü ve öldürücü başıboş hürriyete paydos derken, demokrasiye tarafımızca layıkı ve gerektiği kadar tatbik imkanı tanınacaktır. Mutlak Adalet konferansında şah mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu”dan mevzuyu bir çırpıda halledici güzel bir misal :”Bir doktor olarak hastaya sorarım ameliyat olup olmayacağını olur derse tamam…Fakat nasıl ameliyat edeceğimi ameliyatta hangi alet ve edavatı kullanacağımı gidip ona sormam çünkü onu ben bilirim.. O iş benim saham.

**

Evet ,yirmi yıldır seçimlere görevli olarak katılırım. Bir memur niçin görevli olur…En büyük saik para kazanma, az değil başkansan bir günde 300 TL…Sonra başkan olmanın vereceği insanları yönetme ihtirası, güce sahib olma ve kendini önemli bir şahıs olarak gösterme…Sonra kendi partine zarar gelmesini engelleme…CHP “li isen elden geldiği kadar kendi partinin oylarının azalmasını engelle veya suistimale engel ol…Diğer partilerde de aynı şey söz konusu…Fakat kendilerini şuurlu ve seçkin seçmen olarak gören CHP “li elemanlarda bu daha da yoğundur.

…Sonra özellikle benim katılmama sebep hepsiyle birlikte insanları tahlil etme imkanını bahşetmesi…Düşünün bir günde 352 insanla yüz yüze ol onlara yol yöntem göster…Onların hal eda ve tavırlarına karşı hal ve ada takın…Müthiş bir keşif süreci. Asık ve tepeden bakan bir yüz beni Ak partinin gönderdiği bir insan müsveddesi olarak gören mutsuz bir CHP”li. Nur yüzlü zarfa oy pusulasını özenle aheste aheste koyan sandık başında dudakları kıpır dua ettikten sonra vatanımıza milletimize hayırlı temennisinde bulunan AK partili olma ihtimali yüksek nine…Karısıyla gelen lakin hiç konuşmayan mutsuz bir çift …Karısı ve çocuklarıyla düğün yerine gelir gibi gelen çocuklarının da bu süreci görmelerini isteyen mutlu bir çift…Önceki seçimde mağlup olmuş bu seçimde gününüzü göstereceğim edasında bir şahıs.. Say sayabildiğin kadar.Anlayacağınız başkaları için zor geçen süreç benim için bir çırpıda geçer.

Üstadımızın hayatına baktığımızda bir takım siyasi şahısları tenkid ve yine aynı şahısları meth ettiğine tanık oluruz. Bu bir tezad mıdır? Ahmak biri için elbet. Derin ve ince Müslüman için ise asla…Sebeb Üstad şahsın yaptıklarına göre tavır sergilemekte.Şahsın yaptığı müsbet harekette alkışlamakta menfi harekette ise zemmetmekte. Hiç birinde aşırı yüceltme ve kutsama gütmemekte. Hakikat çilesi içinde muhatabının yerini her daim hakikate göre göstermekte. İnsan olmanın gayesi elbette bu olmalı. Yirmi yıllık süreçte Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yaptığı her seçimden sonra daha başarılı seçim yapmakta. Tecrübeleri ve birikimleri ile daha güvenli bir şekilde yol almakta. Yiğidi öldür fakat hakkını ver. Mesela eskiden tahtadan yapılmış oldukça ağır oy sandıklarının yerine daha hafif şeffaf oy sandığını koydu…Oy verenlerin eli boyanıp başka bir yerde oy vermelerini engellemek gibi saçma hareketten vazgeçti…Zarflar ve oy pusulasının mührü ile oy verme mührü aynı iken bunları ayırdı…Oy verenler evet yazılı mühür kullanıyor. Bu bahis çok önemli. Oy verme kabinine oy verme mührü konurdu bu mührün mürekkebi bitince vatandaş çıkmıyor diye mürekkeb döktürür iyi çıksın diye güçlü vurur ve oy pusulasını ters katladığında maalesef mühür iki yerde birden gözükür. Bir çok defa okuldan görevli CHP”li sandık görevlisi öğretmenlerin AK partinin şu kadar oyunu geçersiz kıldım dediklerine şahit oldum. Bu duruma sandık görevlisi vazifelilerin itiraz etme hakları da yoktu. Niye çok basit mührü iki yere basmış, geçersiz. Oysa vicdani biri bunu görüp izah ettikten sonra pek ala oy geçerli oluyordu. Şimdi bu iki farklı mührün kullanılmasıyla tamamen engellendi.

Yine YSK”nın yaptığı en müsbet hareket seçime ait torbaları seçim sabahı seçim yapacağımız okuldan almamız…Eskiden YSK tarafında seçimle ilgili eğitim aldıktan sonra seçimden günler önce bu torba bize verilip evde endişe ile seçim gününe kadar bekletiliyordu. Bu arada eksik olup olmayacağına bakmamız isteniyordu. Bu bahis önemli.

Bu seçimde olmadı siz hiçbir seçimde AK partiye mühürle oy verilmiş oy pusulalarını çöplüklere atılmış gördünüz mü? Nedense basın tarafından her seçimden sonra CHP” ye ait çöpe atılmış oy pusulaları gösterilir. Bu AK parti var ya ne hain hırsız parti diye adeta insanlar isyana sevk edilir.Sebep oylarımız çöpe atılmış. Lan dangalak senin oyunu geçersiz kılmaksa derdim herkesin göreceği yere oyları niye atayım. Yaptığım hırsızlık gözükmesin diye yakar atarım. THKP” ci kökenli PKK ile birlikte batı ile hareket etmekten gocunmayan sözde antikapitalist militanların alevi vatandaşları galeyana getirmek için kapılarını işaretleyip boyadıklarına şahidiz. Bunu Sünniler yapıyor bizi katletmek için evlerimizi işaretliyorlar .Evet işaretleyenler THKP”ci kutsalı ve vicdanı olmayan militanlar çıktı.Gaye alevi-sünni çatışması çıksın bunlara da gün doğsun. Kurt dumanlı havayı sever ya. Devrim için her şey mübah. Burdan nereye geleceğim önceden seçim torbalarını eve götürdüğümüzde oy pusulaları ve konacakları zarf sayısı sandık seçmen sayısından oldukça fazla verilirdi. Bunu gören militan solcu bir sandık görevlisi evde sayıp fazla gördüğü oy pusulalarının CHP amblemine mührü basıp çöplüğe attığında ne olacaktı. CHP “li seçmen galeyana gelip isyan edecekti.Bu antikapitalist militanlar da haksızlığa kanaat getiren insanları ayaklandırıp devrim yapacaklardı. Böylelikle Marksist hakimiyet altında insanlar özgürleşeceklerdi. Yaşasın sermaye karşıtı işçi devrimcileri. Bunlar Marksist Belçika yardım eder Belçika natonun merkezi ,Fransa Almanya Yunanistan yardım eder nato üyeleri ve kapitalist zihniyetli ülkeler. Antikapitalist arkadaşlar kapitalist ülkelerin güvencesi ve koruması altındalar.Yesinler sizi ve çirkin yolunuzu.

**

Arkadaşlarla seçim tahmini yapıp kim en iyi tutturursa ona iyi bir yemek…En iyi tahmini ben yaptım…lakin zahirde bir yerde yanıldım HDP barajı kıl payı kaçırır dedim oysa aştı…Hakikatte yanılmadım şuurlu ve nitelikli(!) CHP seçmenini dikkate almadım. Bakın şuurlu CHP ülkeyi bölmek isteyen korucu asker ve kendilerine oy vermeyenleri öldürmekten kaçınmayan PKKHDP’nin meclise girmesi AK partinin daha az milletvekili çıkarması için İstanbul’un bazı bölgelerinde nasıl bir oy vermiş. Beyoğlu: Demirtaş %3.48 HDP % 16.67 Şişli: Demirtaş %5.54 HDP % 18.23 Beşiktaş: Demirtaş …Böylesine uzat git şuurlu ve seçkinci CHP seçmeninin yanında tarihin en büyük haini haçlıları işgal etmeye davet eden Yahudi –hristiyan köpeği kel mehdi bozuntusu fettöşün elemanlarıda yine barajı aşsın diye HDP”ye oy verdiler. Şaşırmadık. Küfür tek millettir. Fakat Salih Tuna abimiz şaşırıyor. Devletin kurucusu parti devleti bölmek isteyenlerle nasıl birlik olur aynı istikamette hareket eder. Salih Tuna abi şaşırma. İslam olmasında ne olursa olsun. Ortada İslam olmazsa birbirini parçalamaktan geri durmayacak kesimler ortada İslam varsa çok kolay işbirliğine gidebiliyorlar. Küfür tek millettir. Kuran-ı kerim’in büyük mucizesi tecelli ediyor. CHP” lilere göre devlet elden gidiyor bu kendi devletleri değil İslam olmasında ne olursa olsun. Gerekirse yılanla akreple yatarım diyor. İslam olmasında ne olursa ne olsun. Milyonlarca kişi ölsün evler yıkılsın umurlarında olmaz. İslam olmasında ne olursa olsun. Gök kubbe çöksün yıldızlar dökülsün İslam olmasında ne olursa olsun. Salih Tuna abi bak Üstad'ı ve Kumandan’ı seversin bu yüzden sana ayrı bir muhabbetimiz var. Onların kitaplarından bir tesbit yabancı birinin Türkiye gözlemi bizim artık İslam düşmanı eleman aramamıza gerek yok Türkiye’de ismi Ahmet Mehmet olan bizden çok daha İslam düşmanı bir zümre yetişmiş durumda. Evet yabancı biri bunu niye görüyor da biz hala görmemezlikten geliyoruz.61 devrimini 12 Eylül hareketini 28 şubatı kimler yaptı. Salih Tuna abi bak Üstad ne diyor. Bizde öyle birileri var ki kıçlarına kazık girse belki zevk alabilirler lakin İslam’a ait bir sembol gördüklerinde kudurmuş gibi acı çekerler. İslam olmasında ne olursa olsun. CHP” lilerin tavrı bizi şaşırtmıyor. Batı hakimiyetini kabul edip İslam düşmanlığı esasında batılıların izin verdiği kadar kurulan devlet gidiyor. Onlar o yüzden bunu engellemek için İslam olmasında ne olursa olsun diyerek ittifak ediyorlar. Salih Tuna abi şaşırmayalım. Bize düşen bu minvalde her an teyakkuzda ve uyanık mana ve madde şartlarına ererek hazır olmak.

Doksanlı yıllarda kürt kökenli köylerden HADEP”e oy çıkmazdı. Özel hareketçilerin korkusundan yoksa köy yakılır yıkılırdı. Şimdi ise demokrasi lafzını dilinden düşürmeyenlerin korkusundan bu köylerden HDP dışına oy çıkmıyor. Ağrı’da ülkücü kökenli öğretmen eniştemiz Bahattin önceki seçimde orda görev yaptım aynı şahıs tek tek geldi elinde başkalarının nüfus cüzdanlarıyla oy verdi. Hiç kimsenin gıkı çıkmadı niye parti görevlileri PKK’lı diğer memur korkudan altına edecek. Evimiz ailemiz orda. Hepsi ölüm tehdidi altında. Çaresiz kaldık ne yapalım. Nitekim bu hafta elektrik direğine öldürülüp asılan insanımızın hali tam bir insanlık dramıydı. Ayağı kesik köpek için feryad eden humanistlerden bir tek söz çıkmadı. Velhasıl CHP” li şuurlu ve seçkinlerin verdiği oylar ve doğuda baskı olmasaydı HDP asla baraj aşamazdı.

Kaynak: Baran Dergisi, Sayı: 599

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.