• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Ankara saldırısı; terör sarmalı... "Demokratik nahiflik" kâbusu!

Faruk   Selim
Terör kuşatması ve "Demokratik nahiflik" kâbusu!

Ankara; bir…

Ankara; iki…

Ankara; üç…

Toplumda olağanüstü “panik ve dehşet uyandırmayı amaçlayan” ve bunu başaran üç saldırı!

Besbelli ki bu saldırılar “sıradan bir terör olayı” değil, Türkiye’ye yönelik dış kaynaklı yürütülen operasyonların bir parçası!

Ankara; bu çapta dördüncü bir saldırıyı kaldırır mı?..

İnsanlar artık bunu soruyor…

Burada; “istihbarat zaafı” görenler, “saldırı niçin önlenmedi” diye, siyasî iktidarı suçlayanlar, aşağılık propaganda savaşının bir parçası… Çünkü bu tür saldırıları önceden “önlemek” çok zor, hatta neredeyse imkânsız… O yüzden Ankara’daki saldırıyı bu yönüyle konuşanların amacı başka…

Burada asıl önemli olan şu:

Bundan önceki, 17 Şubat’ta gerçekleşen saldırıya Ankara gerekli refleksi göstermedi;

Böylesine büyük bir katliam gerçekleştiren teröristin, Meclisteki milletvekillerince sahiplenilmesi; en azbu saldırı kadar “korkunç” bir şeydi!

Bunu “es” geçtiler; “demokrasiyi” bahane ettiler!

Hâlbuki

Güvenlik refleksleri” böylesine zayıflamış bir devlet; her türlü terör saldırısına “açık davetiye” çıkarmış demektir!

Terörle birlikte aynı anda yürütülen “psikolojik savaş”ın, uçurumu derinleştiren kısmını görmediler veya görmek istemediler!

Böylesine büyük bir saldırı karşısında:

Acilen atılması gereken adımlar, alınması gereken kararlar nedir?” bu bile sorulmadı!

Karşısında “siyasi bir kararlılık ve tavır” görmeyen “terör” ve siyasi destekçilerinin “azgınlaşması” ise gayet tabii…

Doğrudan söyleyelim;

“Terörle mücadele” konusunda, “devlet” hiçbir zaman bu kadar “zaaf” içinde olmadı! Üstelik ülkenin sınırları böylesine bir yangın içindeyken…

Devlete silah çekmiş, ayaklanma başlatmış, hendekler kazan, “devrimci halk savaşı” yürüten PKK’ya karşı, “ilkel demokratik”(!) nahiflikler, ülkenin hem Doğusunda, hem Batı’sında, “devletin bu terörle baş edebileceği” kanaatini her gün biraz daha zayıflattı!

Üstelik bu savaşı sürdüren PKK’nın bir de Meclis’te ayağı vardı;

Devletten maaş alarak, devletle savaşan, devleti yıkmaya, bölmeye çalışan milletvekilleri?..

Canı yanan, canı giden insanların bu durumu kabullenmesi mümkün değildi ama, “devlet”, yine de ısrarla ve inatla; “demokratik nahifliklerle”(!) terörle mücadele ediyordu?..

En son;

Tarihte eşine benzerine rastlanmamış bir şekilde; PKK öncülüğünde, ne kadar örgüt varsa; hepsi birleştiğini ilân edip; Türkiye’ye karşı savaş başlattıklarını açıkladıklarında bile; “özgür medyada” bunların propagandası yapılıyordu!..

Bu saldırının temel bağlantısı buraya kadar uzanırsa şaşmamak lazım!

Terörist cenazelerinde, kaleşnikoflu ve yüzü maskeli grupların silahlı törenlerine bile gözlerimiz alışmıştı!

Terörist cenazelerinde saf bağlayan milletvekillerine de!..

Hiçbir “devletin” göz yumacağı şeyler değildi bunlar…

Hele hele bizler gibi; sadece “niyetlerinden” dolayı yargılanıp ceza almış insanların hiç anlayacağı şeyler değil!

Şunu demek istiyoruz; daha dün denecek kadar yakın zamanda:

Bu “devlet” bizleri, sadece “niyetlerimizden” dolayı; (“Bunların Şeriat devleti kurmak gibi bir niyetleri olabilir”) diyerek yargılayıp ceza vermişti…

Şimdi ise;

Bırakın “niyeti”, fiili olarak savaş ilân edip, halka ve devlete sıkan, askere, polisi öldüren insanlara bile gayet “nahif ve demokratik” davranıyor?..

17 Şubat’ta, Ankara’nın beynine gerçekleştirilen ve onlarca kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı korkunç saldırıyı gerçekleştiren şahıs; HDP tarafından –Ankara’nın Meclisinde, Ankara’dan para alan Milletvekilleritarafından sahiplenildi, taziye çadırları kuruldu…

Ankara ne yaptı?.. “Sert açıklamaların”(!) dışında hiçbir şey!..

Bir saldırıyı yapan kadar, onu sahiplenen, onu teşvik eden, saldırıyı yapanı koruyup kollayan da suçlu değil midir?.. Bunu için yeniden “Amerika”yı keşfetmeye mi çalışıyorsunuz?...

Diğer taraftan…

Terörün bütün “sebeb ve gerekçelerini” ortadan kaldırmış bir devlet

PKK’nın hiçbir “savaş gerekçesi” kalmamış olmasına rağmen, dış güçlerle işbirliğine giderek “çözüm sürecine” ihanet ettiği ortadayken…

Sol örgütlerin bu ülkede, hiçbir zaman “toplumsal bir tabanı” olmadı!

Bu “tabansızların” da birden PKK’ya yedeklenmesi ile Türkiye’nin –yine dış bağlantıları kabak gibi ortada duran-bir “terör sarmalına” alınmak istendiği, “devlet aklı” tarafından görülmüyor mu?..

Buna rağmen, toplumsal desteği olmayan, fakat “dış bağlantıları” kabak gibi meydanda olan ve medyada odaklanmış bazı “yapıların” alenen desteklediği ve doğrudan Türkiye’yi hedef alan bu saldırılar karşısında, niçin en tabii “devlet refleksleri” değil de, aptal bir “demokratik” ilkellik sergileniyor?

Bu aymazlık, bu gaflet, bu duyarsızlık ne ile açıklanabilir?..

Türkiye’de, “eski Türkiye”ye nazaran, baskı, zulüm, işkence, yargısız infaz gibi, devlet eliyle yürütülen politikalar geride kalmış, her görüşe ve her fikre kendini ifade imkânı tanınmışken?.. Türkiye’ye karşı “sol ve PKK” gibi örgütlerin temel savaş gerekçelerin bunlarken?..

Ankara’daki bu korkunç saldırının ardından gelen “yayın yasağını” kendine dert edinen ve bu sayede“diktatörlük” geyiği yapan aşağılık insanlara gelince;

O kadar insan ölmüş, o kadar insan yaralı, insanlar can derdindeyken, bunların “kandan beslenen” vatan haini, insanlık dışı yaratıklar olduğunu ve bu zihniyetin patlayan o “bomba” kadar tehlikeli olduğunu da“Ankara’nın görmesi” gerekiyor!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.