• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Ali Bulaç gözaltında çok ağır işkence görmüş!

Şükrü  Sak

Akla, hayâle gelmedik işkenceler! Okurken bile insanın kanını donduran, tüylerini diken diken eden işkenceler!

11340.jpg

Ali Bulaç gözaltında çok ağır işkencler görmüş...

Hem de ne işkence!

Akla hayale gelmedik işkenceler;

Filistin askısı mı dersiniz, tazyikli su mu, çırılçıplak soyup hayalarını sıkma mı? Karısın çocuğunu getirip onlarla tehdit etme mi?

Günlerce, aç susuz, uykusuz bırakılma mı?

Küfür, tekme, tokat, hakaret mi?..

"İşkence" deyince, tabii olarak bunlar akla gelir...

Ben de “eski Türkiye”de defalarca gözaltına alındım, yukarda saydığım işkencelerden bir kısmını yaşayarak gördüm…

Bu işkence metodlarının tamamının uygulandığı arkadaşları gördüm…

Ayağı mengenede kırılanları gördüm…

Ayakta duramaz halde, yerlere sürüklenerek getirilip o karanlık hücreler atılıp, günlerce orda kalanlarla kaldık. Bu işkencelerin bir kısmına AB yetkilileri de tanıklık ettiler.

Gözaltında kaldığımız şartları, gördüğümüz işkenceleri gördüler…

Rapor yazıp gittiler…

Sonra aynı Fetullahçı polisler bize;

Müslüman Müslümanı elin gavuruna şikâyet eder mi? Kol kırılır yen içinde” diye, “hassasiyetlerini”(!) de ayrıca ifade ettiler… (“Müslüman müslümana bu işkenceleri yapabilir, ama AB’lilere söylemez, kol kırılır yen içinde” diyorlardı yani. İşkenceyi gayet meşru görüyorlardı…)

Yani tabii olarak “işkence” deyince insanın aklına bunlar geliyor

Çünkü "eski Türkiye'de" bu işkence yöntemlerinin hepsi, bir şekilde gözaltına alınmış hemen hemen herkese, az veya çok yapılmıştır!

Kimlere hangi işkencelerin yapıldığı, insanın aklına ve hayaline gelmeyecek işkence yöntemleri, gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanmıştır.

Çünkü “işkence” eski Türkiye’de, düzen muhaliflerini sindermenin bir metodu olarak, yıllar boyunca bir “devlet politikası” olarak uygulanmıştır

90’lı yıllardan sonra;

Bu işkencleri yapanların büyük bir çoğunluğu da Fetullahçı polislerdir...

-II-

bulac-daha-cok-suruneceksin-001.jpg

 

Malûmuz, Ali Bulaç FETÖ'den tutuklandı

Kendisi FETÖ'cü mü, değil mi, "her devrin adamı" mı, o ayrı bir konu...

Aslında "Saadetçi" olan, fakat sonradan CHP milletvekili olan, Mehmet Bekaroğlu Silivri Cezaevi’negitti. Tutuklu gazetecilerle görüştü.

 Bunların içinde Ali Bulaç da vardı tabii ki.

Bekaroğlu, Gazetecilerin talep ve şikâyetlerini dinledi.

Tabii, bu arada, “işkence ve kötü muamele gördünüz mü?” diye de sordu… Olmadığını bildiği halde…

Sonra da;

Bunları, basın aracılığıyla kamuoyuyla paylaştı.

Bekaroğlu’nun kamuoyuyla, paylaştığı bilgiler arasında;

Çok, çok acayip, milletin kanını donduran, tüplerini ürperten bilgiler de vardı;

“Ali Bulaç sorgudayken, içeri bir polis giriyor. Ağır hakaretlerde bulunuyor.

Sonra şunları söylüyor: “Ali Bulaç daha çok sürüneceksin. Sen Ahmet Taşgetiren gibi hareket etmedin. 
Bak o nerede, sen neredesin. Reisin kadrini bilemediniz, iyiliğini, dürüstlüğünü bilmediniz. Şimdi burada, bu yaşta, bu şekilde sürünüyorsun. Daha da sürüneceksin.”

Diyor…

Gördünüz mü işkenceyi…

Gördünüz mü ‘kötü muamele’yi

İşte Ali Bulaç’ın gözaltında gördüğü işkence buymuş!

Valla ne desek bilmiyorum;

İnsanın okurken bile kanı donuyor, tüyleri diken diken oluyor

Şu “diktatörlük”te yapılan zulüm ve işkencelere bakar mısınız sevgili okuyucularım!

-III-

Yukarda bahsettiğim gibi, o “eski Türkiye” döneminde, biz, yüzlerce arkadaşımız Fetullahçı polislerin işkence tezgahlarından geçti…

Bu işkenceler cezaelerinde devam etti…

Bunların çoğu, o zor şartlarda bile, “işkence raporları” ile belgelendi…

(-Kaldı ki, yukarıdad da söylediğimiz gibi, o dönemde, işkence hem bir devlet politikası olarak uygulanır, hem de devlet ve siyasî sorumlular;

Sistemli işkence diye bir şey yoktur, münferit vakıalardır, gören varsa isbatlasın, gereği yapılır!

Tarzında “resmî yalanlar” söylerlerdi…)

O süreçte Mirzabeyoğlu, hem kanunen yasak, hemde bir “devlet politikası olarak” uygulandığı herkesçe bilinen ve ayyuka çıkan işkenceler karşısında, verdiği bir konferansta vesilesi ile bu işkencecilere şöyle seslenmişti;

“İsbat edilemez işkence nasıl yapılır, gel ben sana göstereyim!

Daha sonra, İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’da bu ağır işkenclere maruz kaldı ve gördüğü işkenceleri, “İşkence” isimli bir kitapta yazdı…

Gözaltına alınan tüm İbda’cılara sistematik olarak işkence yapıldığı için de, İbda’cıların en temel sloganlarından bir tanesi;

İşkenceci köpekler hesap verecek!”ti…

İşin diğer ilginç yönü de şu tabii ki;

O süreçte İbda’cılara uygulanan işkenceler raporla belgelendiği halde, -şimdi palavradan FETÖ düşmanı siyasetçiler- bu hukusuzluğa seslerini çıkarmadılar. Cesaret edemediler veya göz yumdular…

Demek istediğim şu; bunlar bu kadar karaktersiz ve şerefsiz adamlar…

Ortalık biraz “ılımlı” hâle gelince de sergiledikleri rezillikleri görüyorsunuz!

Bunlar o süreçte, “işkenceci köpeklerle” ya birlik oldular veya sessiz kaldılar…

-IV-

Biz fikir ve düşünce olarak işkenceya karşıyız…

Sadece böyle, “sıradan” düzen muhalifi insanlara değil,-(düzen muhalifi de denmez bunlara gerçi ama) “düşmana” bile işkence yapılmasına karşıyız!

Kısas hakkı” müstesna!

Biz devletin sadece "adaletle var olabileceğine" inanırız! Adalet'in kaynağı da, "Mutlak Adil" olan Allah'tır!

Benim anlamakta zorlandığım bir diğer husus da şu:

Eski Fetullahçılar”la, “yeni FETÖ düşmanı”(!) olmuşların, hâla bu “Ajan yapılanmayı” bir “düşman” olarak değil;

Hata yapmış bir muhterem Hocfendi” olarak görmeleri…

Satır aralarına dikkat ettiğinizde siz de bunu göreceksiniz vesselâm!

 
Bu haber toplam 2266 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.