• BIST 91.686
  • Altın 211,385
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 8 °C
  • Konya 8 °C
  • İzmir 19 °C

Adımız "müteşeyyih terbiyecisi"ne çıkmış sevgili okuyucularım!

Eşkıya

Hikâye

Bana bir şeyhler oluyor -V-

ic-a-004.png

 

Tasavvuf, tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar, bu şekilde “ayağa” düşürülmedi…

 

-I-

“Müteşeyyih terbiyecisi…”

 

Vaaz kürsüsünün saygınlığını belli ölçüde de olsa koruduk, fakat bu defa da bizim adımız, “müteşeyyih terbiyecisi”ne çıkmış sevgili okuyucularım… (Arkadaşlar yapmayın bu tür şeyler, lütfen!)

Hani size söylemiştim ya;

Vaaz kürsüsünün saygınlığını korumak da bize düştü…

Diye…

(Biz üzerimize düşen "uyarı" görevini yapalım, gerisi kendi bileceği iştir. (Sizler de bu nazik uyarıdan sonra dikkat edin bakalım, bu "vaizden bozma müteşeyyih" dilini ve üslubunu düzeltmiş mi, ağzından tükürükler saçarak, küfür ve sövmeyi bırakmış mı, yoksa daha mı azgınlaşmış? Bana da haber verirsiniz artık!)

Demiştik hatırlarsanız…

Bağımsız gözlemci sıfatıyla, bu “nazik uyarıdan” önceki ve sonraki kasetleri karşılaştırmalı olarak izleyen, dinleyen arkadaşlar haber verdiler;

-“Uyarı adresini bulmuş, bu uyarıdan sonra vaiz kardeşimiz, ağzından çıkanlara dikkat etmeye, biraz ağırbaşlı, ciddi davranmaya çalışmış… Bu net olarak görülüyor. Küfürlü kelimeleri –örneğin pezevenk diye bağırdığı yerleri- “P nokto nokta” diyerek, diline hâkim olmaya çalışıyor. Köpürmemeye dikkat ediyor, hoplayıp zıplama sayısında ciddi bir düşüş gözlemleniyor. Eşkıya’nın bu vaizden bozma müteşeyyıh için yaptığı uyarılar, belli ölçüde de olsa adresine ulaşmış” diye gözlemlerini aktaranlar oldu…

Telefonla arayan, tebrik eden, mail gönderen arkadaşlar oldu.

Bir kısmı işi abartıp, Eşkıya’yı “Kaplumbağa terbiyecisi” ile kıyaslamaya bile kalktılar;

-“Artık size “müteşeyyih terbiyecisi” diyeceğiz” diye ş’eettiler…

Tabii ki itiraz ettik ve onları da nazikçe uyardık;

 “-Arkadaşlar yapmayın bu tür şeyler, biz sadece “uyarı görevimizi” yerine getirdik, bunun etkisi olmuş, kendine bir çeki düzen vermişse, bozuk ağzını düzeltmişse tabii ki memnun oluruz, öyle “müteşeyyih terbiyecisi” filân, ayıptır! Yakışmaz bize bu tür lakaplar!..”

Demek ki isabet etmişiz, bunu böyle fuzuli yerlere çekmeyin lütfen!

Vaaz kürsüsünün tabii bir saygınlığı vardır, o kürsüye çıkan herkes o saygınlığa halel getirmemeye özen göstermelidir! Orası kudurmanın, hoplayıp zıplamanın, ona buna küfür etmenin yeri değildir, o kürsüye çıkan insan kendi kültürü ve seviyesince dini bilgileri paylaşır, öğretmeye çalışır! Lütfen buna dikkat edelim!

Hele “şeyhlik-mübareklik” iddiasındaysa daha çok dikkat etmelidir!

-II-

 

Bu maskaralığa ne zaman bir son vereceksin?

 

Bu çok önemli bir soru pek muhterem vaizden bozma müteşeyyih kardeşim, bu maskaralığa ne zaman bir son vereceksin? O’nu bilelim ki, biz de sürekli senin gibi bir “kudurmuş” salakla uğraşmak durumunda kalmayalım, kendi işimize gücümüze bakalım?

Daha önce de söylediğim gibi, düşük tabiatlı insanlardan, şeyh olmaz, mürid olmaz, dava adamı, mücadele adamı olmaz! Düşük tabiatlı insanlardan olsa olsa, fitneci, fesatçı, çıkarcı, yalancı, sahtekâr çıkar!

Pek muhterem vaizden bozma müteşeyyih kardeşim, çok terbiyesiz, ahlâksız ve utanmaz bir adamsın, 24 dört saat “keramet izhar” ediyorsun, tam yeter artık, bıktık usandık bu senin “kerametlerinden”, bir kişinin “keramet izhar etmesi, keramet gösterisinde bulunması, hayızlı bir kadının o halde iken kendini sergilemesinden farksızdır” diyeceğim, tam ağzımı açıyorum ki, Aaaa! Bunu da sen anlatmışsın… E sen osun! Onu anlatınca öyle olmamış mı oluyorsun?

Hem keramet izhar edip, hemen arkasından niye bunun “bir kadının kendini hayızlı olarak sergilemesi kadar çirkin” olduğunu anlatıyorsun?

Sen “kerametini”(!) izhar et, bırak başka biri de bunu anlatsın… Ki senin nasıl bir "düşük tabiatlı" olduğun görülsün! Yok, onu da sen anlatıyorsun ki, güya “sen o değilmişsin?..”(!)

E peki “berzahtan canlı yayın yapmak” çok olağan, sıradan günlük bir hadise mi?

Berzahtan canlı yayın yapan ben miyim…

Gidip  Yunanistan'ın ormanlarını yakmak normal, sıradan, günlük bir hadise mi?

Yunanistan’ın o güzelim ormanlarını yakan ben miyim…

24 dört saat “keramet”(!) gösterisi yapan ben miyim?

Yedi kat göklerden haber(!) veren, rical-ül gaybı dizlerinde hoplatan ben miyim?

Bunu yiyelim mi istiyorsun düşük tabiatlı vaizden bozma müteşeyyih kardeşim?

Lütfen terbiyeli bir şekilde cevap veriniz… Zira benim de sabrım taşmak üzere!

(Burada en çok zoruma gidenin, Yunanistan’daki ormanların yakılması olduğunu belirtmem lazım. Ne istiyorsunuz o ağaçlardan. O ağaçlar neticede havadaki kirli karbonmonoksit gazını alıp, temiz oksijeni havaya veriyorlar, biz de onu soluyoruz… Bunun nesine hasedleniyorsunuz? Bunu Yunanistan duysa ne olur hiç düşündünüz mü? İki ülke arasında diplomatik bir krize sebeb olacaksınız, maazallah savaş çıkaracaksınız. Binlerce masum insanın ölmesine sebeb olacaksınız, bunlar umurunuzda mı sizin pek muhterem vaizden bozma müteşeyyih kardeşim? Söyleyin bir umurunuz da mı?)

Not:

Biraz sonra "berzahtan canlı yayın" programının "kamera arkası" görüntülerini paylaşacağız sevgili okuyucularım, lütfen beklemede kalın!

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.