• BIST 91.686
  • Altın 211,442
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 10 °C
  • Konya 9 °C
  • İzmir 20 °C

Adam "komedi dükkanı" açmış ama sürekli dram oynanıyor!

Eşkıya

Hikâye

Bana bir şeyhler oluyor -VI-

ic-a-005.png

Tasavvuf, tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar, bu şekilde “ayağa” düşürülmedi…

 

 

Adam, Çarşamba'ya "komedi dükkanı" açmış, ama sürekli dram oynanıyor!

-I-

Şaşkınlıktan küçük dilimi yutmuş vaziyetteyim sevgili okuyucularım…

Bu yaşa geldim böyle kepazelik, böyle rezalet, böyle düşüklük görmedim ben.

Adam, “haftalık olağan berzahtan canlı yayınlarına” ısrarla ve inatla devam ediyor, bunu da bir “metod” haline getirmiş…

Görüşen kim, görüşme talebi kimden geliyor, görüşme görüntülü ve sesli mi oluyor, yoksa sadece sesli mi, bunu bir türlü öğrenemedik… Ama “haftalık olağan(!) görüşme” rutine bindi.

Nerde görülmüş böyle bir düşüklük?..

Tasavvuf bu mu sevgili yoldaşlar, tarikat bu mu?..

“Ehlullah” hiçbir normal Müslüman tarafından bu derece “ağıza sakız” yapılmamıştır, yok bunun örneği…

Siz hiç; “O ve Ben”i okumadınız mı yahu, “Veliler Ordusu 333”ü, “Başbuğ Veliler 33”den, hiç mi haberiniz yok, oradaki ulviyeti, yüceliği, Allah’a yakınlığı, Şeriata olan en derin saygıyı görmüyor musunuz? "Tasavvuf Bahçeleri"ni, "Rabıt-i Şerife"yi hiç mi okumadınız?.. Bu kitaplardan birini okuyan bile, "tasavvuf ve tarikatın", bu müptezelin anlattığı gibi olmadığını hemen anlar!

Bunun haricinde kim, almış bu Allah dostlarını, çarşı pazar gezdiriyor, kendi çirkef seviyesine ve ağzına sakız yapıyor, kim?

Adam Çarşamba’ya “komedi dükkanı” açmış, ama dram oynatıyor her hafta!

Felâket bir şey bu!

*

"Berzahtan canlı yayın... Ne oluyor, nasıl oluyor?"

 

Sevgili okuyucularım, sizlere bahsettiğim, her hafta yapılan “berzahtan canlı yayın” programının, bu haftaki bölümünde, kamera arkasını göstereceğiz…

Eminim sizler de merak ediyorsunuzdur bu çok tutulan programın nasıl hazırlandığını, hangi zorluklarla bu canlı bağlantının gerçekleştirildiğini…

Nasıl oluyor da oluyor?” kısmını…

Ahiret yurduna intikal etmiş “ehlullahla” yaptığımız canlı yayın nasıl gerçekleşiyor?... Ruhlarla nasıl temas kuruyor, nasıl konuşuyoruz.

Onlara neler soruyor hangi cevapları alıyoruz? Sizlerle paylaşmadığımız daha başka neler var…

İşte sizlere bu hafta bunu göstereceğiz…

Hazırsanız başlayabiliriz… Evet, birazdan “berzahtan canlı yayınımız” başlayacak, sizler de programın kamera arkasını, yayının nasıl gerçekleştiğini buradan görebileceksiniz…

-Ruh çağırma seansları gibi mi abi?

-Yok canım, o daha sade ve kâfirlerin yaptığı bir yöntem… Bu yerli “mübareklerin” işi, aşırı derecede sofistike bir olay… Baş olma hevesiyle "kudurmuş bir nefsin", neleri nelere alet edebildiğini gösteren somut bir örnek...

 

Eveeet, başlıyoruz…

 

-Hazır mısın yiğenim, abdestini aldın mı, saçını taradın mı, makyajını yaptın mı, dişini misvakladın mı, kalbini temizledin mi, nefsini terbiyeledin mi, hah tamam…

Şimdi ben “transa geç!” dediğimde, fazla bekletmeden hemen geçeceksin… Hah, şöyle uzan bakalım, tamam… Soruları buradan ben sufle olarak vereceğim, aman dikkat et… “Transa geç” dediğimde de, geçiyorsun, biiiiir, ikiiiiii, üç; “Trans, trans, trans…  Hah tamam… Şimdi sor bakalım;

Bir; Bu hafta bizim mahalledeki bakkala hakiki köy yoğurdu gelecek mi?..

-Abi karıştırdın galiba, köy yoğurdunu İsmail abiye tembih etmiştin, o sorup öğrenecekti…

-Pardon ya, oğlum akıl mı bırakıyorsunuz lan adamda… Dur yeğen dur, bunu sorma, bu soruyu iptal ediyoruz, tamam… Şunu sor sen en iyisi;

Dövizdeki dalgalanma ne olacak, yükselir mi, düşer mi? Bizde ona göre ş’eedelim…

-Abi bunu da geçen hafta sormuştuk…

-Tabii ya, tuh, dur yeğen dur, bu soru da iptal… Şemşettin, bu hafta ne vardı gündemde?

(Transtaki kişi); -Abi bunu öbür tarafa mı soruyoruz, "gündemde ne vardı?" diye?..

-“Yok yok, dur, ben sana demedim, Şemşettin’e sordum, gündemde ne var diye…

(Şemşettin): -Abi bu hafta gündem zayıf, bir Havalimanı açılışı var, Kaşıkçı cinayeti var yine, ama onu geçen hafta sormuştuk, bir de artık çipli yaşama geçilecek diye bişey diyorlar…

-O ne lan?..

(Transtaki kişi): Abi bunu mu soracağım, böyle ayıp olmaz mı, “o ne lan?” tarzında yani?..

-Ya dur dedik sana bir dakka ya, öyle soru mu olur, sen şeyi sor en iyisi, dur aklıma geliyor şimdi, hah buldum; sor bakalım bizim vaazları nasıl buluyor, iyi mi, çok çok mu iyi, yoksa normal iyi mi? Kendileri de istifade ediyorlar mı?..

(Transatki kişi): -Cevap geliyor abi, yazın hemen, kağıt kalem hazır değil mi, yazın; Çok iyi, sizdeki çene kimsede yok, la o nasıl çene öyle, Aman ya Rabbim! böyle devam edin diyor… Sen de ne çene varmış diyor, çenen çekile diyor…

-Ya ne diyorsun sen, yanlış birine mi soruyorsun, benim “ehlullaha” soracaksın, öbür mahalleninkine değil!

-Abi “ehulullah”ın yanlışı doğrusu mu olur… Bak şimdi de, “defolun gidin!” diyor…

-Yanlış yere bağlandın sen galiba?

-Senin ne özelliğin var da sırnaşıp duruyorsun diyor?

-Kalbi pıt pıt ediyormuş de!

-Dedim…

-Ne diyor?

-Hiç söylemeyeyim istersen…

-İyi hoplar zıplar de, kalbi çok temiz de, ağzı iyi laf yapar de… Rical-ül gayble arası iyidir, yedi kat göklerden her türlü haber verir de...

-…….

-N’oldu?

-“Defol git” diyorlar abi… Derdiniz ne sizin diyorlar, sizde hiç utanma, arlanma, ahlâk, edeb, terbiye yok mu diyorlar. Başka ne sorayım abi?

-Ya sen abdest almadan mı transa geçtin yoksa?

-Yok abi aldım…

-Ağzına burnuna iyi su mu vermedin nedir?

-Abi üç kere sümkürdüm, üzerime de hiç su sıçratmadım…

-E niye böyle oldu o zaman? “Ehulullahları” mı karıştırdın nedir? Bizim “ehlullah” hiç böyle demiyordu, n’oldu ya?

-İnsanları dinden imandan çıkartıyorsunuz lan diyor abi!

-Sen yanlış “ehlullah”a bağlandın bence, şu kabloları bir daha kontrol edelim.

*

Dükkanı kapatıyoruz sevgili yoldaşlar... Meğerse (O), elli yıldır filân, "İsmailağa"ya mürid devşirmek için uğraşıyormuş... Pek muhterem vaizden bozma müteşeyyih böyle diyor...

"Sen kime bağlısın, Ahmet Efendi’ye mi Mahmut Efendi’ye mi?" diye sorduk, bir türlü şu soruya adam gibi cevap vememiştin…

Ama geçen günkü vaazında gayet açık bir şekilde, “İsmailağa’ya çağırdın…”

Ben de tamam dedim, madem “İsmailağa”ya çağırıyor, gidelim, bizde kayıt olalım diye düşünürken, daha ikinci cümlede, “tarikata çağırılmaz” dedin…

Yahu sen nasıl bir düşüksün?

Madem çağırıyorsun, sonra niye "çağrılmaz" diyorsun?.. Çağrılmaz, niye çağırıyorsun?

Bu vesile ile senin “İsmailağa”ya bağlı" olduğunu da öğrenmiş olduk, vay be!

E peki, Mahmud Efendi’de –haşa- ne gibi bir eksiklik gördün de, geldin burda bizim kafamızı mıncıklıyorsun?

Hayır, neyine yetmedi, dersini mi beğenmedin, tarikatını mı beğenmedin, seyr-i sülukunu mu az buldun, kalbini mi yeteri kadar temizleyemedin? Neyini eksik buldun da, “İbda”ya sümük gibi yapıştın?.. Üstelik hiç anlamadığın mevzularda bık bık edip duruyorsun?

E hadi diyelim, buraya sümük gibi yapıştın, ne diye sürekli “İsmailağa” sayıklayıp duruyorsun, burada ne eksik gördün, neyini beğenmedin, nerene yetmedi de, sürekli, “hadi gidelim ismailağaya bağlanalım” diye bık bık ediyorsun?

Sen nasıl bir düşüksün?..

(Bunların "istisnâi" durumlar olduğunu, özel şartlardan ve kişisel durumlardan-ihtiyaçlardan kaynaklanan hususlar olduğunu daha önce ifade etmiştik... Elbette isteyen istediği "tarikata" girer. Bunda hiçbir sıkıntı yok... Bu çerçevede bir İbda bağlısı da herhangi bir tarikata girebilir, ders alabilir vesair...)

Bırak, İsmailağa’ya bağlananlar oraya bağlansın, bırak “İbda”yı da kendi haline. Sen nasıl bir düşüksün de, iki tarafı birden aynı anda karıştırıp, iki tarafı böyle karşı karşıya getiriyorsun, getirebiliyorsun? Hem de hiç mevzu yokken?

Bunu niçin yapıyorsun? Sorunun ne senin, derdin ne?

(İsmailağa'yı "İbda"ya mı, "İbda"yı İsmailağa'ya mı?.. Buna niçin gerek gördün, böyle bir ihtiyaç nerden hasıl oldu. Bireysel durumları, böyle "külli kaide" gibi ne ortalığa saçıp kafa bulandırıyorsun?..)

Sonra, yine o güdük aklınla iddia ettiğine göre, (O’da) hayatını “İsmailağa”ya mürit devşirmek için” geçirmiş. (".....lik de hiçbir şey değil"den sonra, şimdi de bula bula bunu mu buldun?)

Hatta demiş ki; Yahu bu İsmailağa’nın sekiz milyon yediyüz elli bin dörtyüz on iki müridi var, bunlara bir elli yüz daha ilave etmemiz lazım, o yüzden hele şu “külliyatı” bir tamamlayalım, sonra gidip hep birlikte oraya üye olalım, yoksa bu vaizden bozma müteşeyyihin gönlü olmayacak demiş…

Sonra o bücür aklınla iddia ettiğine göre, oraya bağlanmak için haber göndermiş! (Dükkanı kapatın da demiş mi?)

Başka?

Ciğerinden kalemine kan çekerek, bütün insanlığı kuşatma cehdiyle bir fikir sistemi inşâ eden adama, "Kurtuluş yolu budur!" diyen dünya çapında beklenen, devrimci bir mütefekkire, şu yaptığına bak düşük tabiatlı vaizden bozma müteşeyyih kardeşim?

*

Basit bir “espri”den “vasiyet”(!) üreten ahmak!

 

Bu düşük tabiatlı vaizin (O’nu) nasıl anladığını(!) gösteren somut bir misâl…

Cezaevinde televizyon seyrediyorlar, televizyonda bir film oynuyor, komedi, korku drama türü bir film. Filimde bir sahne geçiyor, “öldü zannedilen” adam, mezara konuluyor. İşte o sırada, tabut gıcırdıyor vesaire… Yani adam ölmemiş… Ölmediği halde öldü zannedilen bir adam. (O) bunun üzerine orda bir espri yapıyor –bildiğiniz espri-;

“Bakın ben ölürsem, hemen gömmeyin, n’olur n’olmaz, bekletin” diyor…

İşte bu düşük tabiatlı vaiz, buradan “kendisine vasiyet”(!) ihdas ediyor…. Bayağılığın devamını biliyorsunuz, Şeriata da aykırı olarak “üç gün boyunca cenazeye işkence yapmasının” sebebi bu…

Ortada “öldü zannedilme” diye bir durum yok…

Ortada bir “vasiyet” yok… Bu düşük tabiatlı vaizin yanlış anlaması, -hiç birşeyi anlamaması- gibi bir durum var!

Ortada bir “vasiyet” yok, normal her insanın kolayca anlayabileceği, ortak izlenen bir sahne üzerinden yapılmış basit bir “espri” var…

Sen bu “espriyi” doğru anlayarak(!) Şeriata da uymayan bu durumu “bana vasiyeti var”(!) yalanı-salaklığı- arkasına saklanarak, üç gün boyunca cenazeye “işkence” yap!

Adiliği görüyor musunuz?

Bu adamın “neyi nasıl anladığını”(!) görüyor musunuz?

Dahası bütün Müslümanların bildiği-1400 yıldır bilinen- cenaze nasıl kılınır, nasıl kaldırılır mevzuunu bile kendi “kudurmuş nefsini” göstermenin vesilesi yaptın. Yaptın mı yapmadın mı?

Nerde görülmüş, “cenaze başında nutuk” adeti?

Şeriatın neresinde var?

Hangi İslâm büyüğü “cenazemin başında bana yağcılık yapın, pohpoh çekin” demiş, düşük tabiatlı vaiz…

Hadi bundan haberin yok; Üstad’ın vasiyetinden de mi haberin yok?

Cenaze başında nutuk”, laik-dinsiz-seküler kültürün yetmiş seksen yıllık adeti. İslâm kültüründe var mı böyle bir âdet. Cenaze nasıl kaldırılır, yeniden mi “keşfettin”(!) vaiz…

(Bu hadiseyi anlatmaktan maksat; bu düşük tabiatlı vaizden bozma müteşeyyihin "neyi nasıl anladığını?" göstermek... Diğerlerini de buna kıyas edebilirsiniz...)

*

"Dünyanın en güçlü istihbaratı sizde" öyle mi?

 

Yine buyurmuşsun ki;

“Dünyanın en güçlü istihbaratı bizde” diye…

Pardon, siz kimsiniz?

Tamam tamam, siz kimsiniz demiyorum, artırıyor, MİT, CIA, MOSSAD’ın elindeki bütün bilgileri de size veriyorum. N’apacaksınız?..

Sorununuz nedir, arşiv mi yapacaksınız, dedikodu malzemesi olarak mı kullanacaksınız?.. Magazine mi ihtiyacınız var, nedir?

Ahirete göç etmiş “ehlullah”a mı satacaksınız, yoka kendi pis işleriniz için mi kullanacaksınız. Nihayetinde beşinci sınıf bir STK şeysi değil misiniz?

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.