• BIST 104.539
  • Altın 163,690
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C
  • Konya 2 °C
  • İzmir 8 °C

Adalet Mutlak`a konferansını Abdullah Kiracı ile konuştuk

Adalet Mutlak`a konferansını Abdullah Kiracı ile konuştuk
Nabız Haber Genel Yayın Yönetmeni Şükrü Sak, Mirzabeyoğlu?nun Haliç Kongre Merkezinde, ?Adalet Mutlak?a-Yaşanmaya Değer Hayat için? başlıklı konferansı üzerine, Tertip Komitesi?nden Abdullah Kiracı ile konuştu?

 

Abdullah Kiracı:

?GENÇLİĞİN MİRZABEYOĞLU?NA İLGİSİ, KİMLİĞİNİ BULACAĞI İDEALİN BD-İBDA İDEALİ OLDUĞUNUN ANLAŞILDIĞINI GÖSTEREN AÇIK BİR İŞARET?

 

 

Şükrü Sak: -Gerçekten tarihî bir organizasyona imza attınız, Mirzabeyoğlu?nu yıllar sonra sevenleriyle, tüm Türkiye ile buluşturdunuz. Öncelikle bu konuda bir değerlendirmenizi almak istiyorum, neler söyleyeceksiniz?

Abdullah Kiracı: -Şimdi yıllar sonra.. Aslında değil. Mirzabeyoğlu, eserleriyle, fikirleriyle her zaman gündemde olan biriydi. Fakat onu 20-25 sene sonra, doğrudan sevenleriyle buluşturmak tabii ayrı bir heyecan? Başarılı bir organizasyon olduğu kanaatinde miyim?. Evet, başarılı bir organizasyon olduğu kanaatindeyim, eksikliklerine rağmen. Ama bundan sonra çok daha büyük organizasyonlar yapılabilir; yapılacağını da düşünüyorum zaten.

 

Şükrü Sak: -Siz biraz mütevâzı davranıyorsunuz, ama bu gerçekten muhteşem bir organizasyondu ve organizasyonun altında da tertip komitesi olarak sizlerin imzası vardı. Sanıyorum bu konuda fazla tevazuya gerek yok?.

Abdullah Kiracı: -Bu tevazu değil? Şimdi şöyle, ben hadiseye farklı bir yerden baktığım için. Bu, bugünlük bir iş değil. Bu sadece bir organizasyondan ibaret bir şey de değil. Bir iş yapılırken, o işin en iyi şekilde yapılması gerektiği kanaatindeyim; ne yapılırsa yapılsın! Odanı düzeltiyorsan bile, en iyi şekilde düzeltmek lazım. Sonuçta böyle bir organizasyonun gerektirdiği neyse onun en iyi şekilde yapılması gerekir. Bunu yapmaya çalıştık. Tüm eksiklerimize rağmen, samimi bir şekilde işimizi düzgün yapmış olmanın gururunu yaşıyoruz elbette komite olarak.

 

Şükrü Sak: -Bunu şu açıdan vurgulamak istedim; Mirzabeyoğlu?nun etrafında, gerçekten nitelikli, kaliteli ve vasıflı insanlar olduğu zaman, Mirzabeyoğlu, böyle büyük kitlelerle, Türkiye ile buluşabiliyor, bu organizasyon bunu gösterdi; özellikle böyle bir tertip komitesi, eseriyle ortaya çıkınca, Mirzabeyoğlu gençlikle, kitlelerle buluşabiliyor, bunu vurgulamak için?

Abdullah Kiracı: -Tabii anlıyorum da, ben burada önemli olanın Mirzabeyoğlu?nun kendisi ve misyonu olduğunu belirtmek istedim. Organizasyonun başarısından önce. Organizasyonun başarılı olması; zaten olması gereken bir şey. Biz Salih Mirzabeyoğlu'na yakışır bir konferans düzenlemek niyetiyle hareket ettik ve buna sahtelik bulaştırmama gayretinde olduk. Bu etapta bu hedefe ulaşabildiysek ne mutlu bize... Bu bir süreçtir, nihai gayesi Mirzabeyoğlu'nu Anadolu insanı gözünde meşruiyetin merkezine oturtmayı hedefleyen...

 

Şükrü Sak: -Peki organizasyon sırasında karşılaştığınız zorluklar oldu mu?..

Abdullah Kiracı: -Evet, bazı zorluklarla karşılaştık, fakat bunlar da öyle mevzu edilecek şeyler değil, hepsini aştık ve tüm Türkiye?nin büyük bir ilgi ve merakla bekleyip gördüğü o güzel tablo ortaya çıktı diyebiliriz?

 

Şükrü Sak: -Neydi o zorluklar, aksaklıklar?..

Abdullah Kiracı: -Birincisi aşırı katılım ve izdihamdan kaynaklanan sorunlar. Bir diğeri de, bir miktar ilk maddeyle bağlantılı, sahne ve kulisteki, aşırı ve gereksiz kalabalık. Ki bunun Mirzabeyoğlu?nu da rahatsız eden noktalara vardığını daha sonra gördük. Bir diğer husus, protokole gerekli ilginin gösterilememiş olması? Bunlar eksikliklerimiz ve bir dahaki seferde Kumandan'ın katılacağı böyle bir konferans veya benzeri bir faaliyet düzenleme görevi tarafımıza tevdi edilirse, dikkate alacağımız hususlar? Biz yapmasak da, düzenleyeceklere önerilerimiz.

 

Şükrü Sak: -Böyle bir katılım bekliyor muydunuz?..

Abdullah Kiracı: -Doğrusunu isterseniz, beklemiyorduk. Bizim tahminlerimizin iki-üç katı fazla bir katılım oldu. Bu da büyük bir izdihâma yol açtı?

 

Şükrü Sak: -Bir rakam verebilir misiniz katılımla ilgili?

Abdullah Kiracı: -Kabul edersiniz ki, kesin bir rakam vermek mümkün değil. Ama, dediğiniz gibi, tahmini olarak, yaklaşık on-onbeş bin civarında diyebiliriz? Buna, yola çıkıp da izdiham haberini alınca geri dönenleri veya kongre merkezine gelip de içeri giremeyenleri katmıyorum bile.

 

Şükrü Sak: -İnsanların büyük bir çoğunluğunun tekrar yollardan geri döndüğü konuşuluyor?..

Abdullah Kiracı: -Evet, dediğim gibi, bize de iletildi bunlar. Fakat, bizim tahminimizin iki-üç katı fazla bir katılım ve alâka olunca, ister istemez böyle bir sonuç doğdu?

 

Şükrü Sak: -Aydınların konferansa alâkası çok fazlaydı, bunu neye bağlıyorsunuz?..

Abdullah Kiracı: -Bunu Mirzabeyoğlu?nun ortaya koymuş olduğu dünya görüşünden, ortaya koymuş olduğu çözüm tekliflerinden bağımsız düşünmek mümkün değil. Bu alâka, doğrudan veya dolaylı olarak bununla bağlantılı diye düşünüyorum. Türkiye ve bölge olarak yaşadığımız zorluklar herkesin malûmu. Dolayısıyla bu badirelerden çıkış yolu noktasında da, Mirzabeyoğlu, bir tarih muhasebesi ve bir fikir sistemi ortaya koymuş. Böyle zor zamanlarda, bunun öneminin daha çabuk kavrandığı kanaatindeyim.

 

Şükrü Sak: -Başta medya olmak üzere, konferansa gençlerin gösterdiği yoğun ilgiye vurgu yaptılar. Gerçekten de gençlerin çok fazla ilgi gösterdiği bir konferans oldu. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?..

Abdullah Kiracı: -Evet, gençlik Mirzabeyoğlu konferansına büyük bir ilgi gösterdi. Biz de bunu çok net gözlemledik. Gençliğin Mirzabeyoğlu?na göstermiş olduğu bu ilgi, gençliğin, çözümün doğru adresini gördüğü şeklinde anlayabiliriz. Biliyorsunuz, Mirzabeyoğlu, genç insanı, ?ideal mevcelerini kapmaya mahsus anten? olarak vasıflandırıyor? Bu ilgi, gençliğin, kendi kimliğini bulacağı idealin de, Büyük doğu-İbda ideali olduğunu gösteren bir işaret bence? İçinde yaşadığımız çağın, zamanın idealsizlik-gayesizlikten kaynaklanan buhran içinde; gençliği de çok farklı arayışlara sürüklediği bilinen bir husus. Dolayısıyla, gençliğe, özellikle arayış içindeki gençliğe söyleyecek sözü olan bir hareketin, bir liderin, böyle bir ilgi görmesi de gayet normal bir durum?

 

Şükrü Sak: -Bu konferans vesilesi ile bir çok ?ilk? yaşandı, bunlardan biri de, bütün kesimlerin bu konferansa göstermiş olduğu ilgi. Bu kadar farklı kesimden insan, belki de ilk defa bu konferans vesilesi ile aynı salonda buluşmuş oldu, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?..

Abdullah Kiracı: -Evet, bu da gerçekten, bu konferans vesilesi ile yaşanan ilklerden biri. Bu durumun da Mirzabeyoğlu?nun kimliği, misyonu ve temsil ettiği dünya görüşü ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz, bu ülkede meşruiyetin kaynağı İslâm?dır. Mirzabeyoğlu, bu meşruiyetin kaynağından hissesini alıp bunu bir bütün fikir olarak ortaya koyan insandır. Konferansında da kendisinin ifade ettiği gibi, bütün kesimlere; ?Şimdi buyurun fikir konuşalım? diyen bir fikir adamıdır. Teklif ettiği dünya görüşüyle, meselelere teklif ettiği çözümlerle kendisini ortaya koyduğu içindir belki de bu kadar farklı kesimden insanı aynı salonda Mirzabeyoğlu?nu dinlemeye götüren saik? Yani bu durumun, doğrudan doğruya Mirzabeyoğlu?nun kimliği ve misyonu ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum?

Diğer yönden şu şekilde de değerlendirilebilir:

Mirzabeyoğlu sadece fikirlerinden dolayı uzun süre cezaevinde kaldı. Bu herkesin kabul ettiği bir durum. Davasından geri dönmemiş, mevzuları bütün derinliği ile ele alabilen bir isim. Tabii olarak bu durum, samimi olan herkesin ve her kesimin ilgisini çeker ve çekti. Orada insanların şu veya bu görüşten olması, şu veya bu gruba mensup olmasının bir ehemmiyeti yoktur. Söz konusu olan dava, milletin kurtuluşu ise ve kim bunun yolunu gösteriyorsa, onun yanında olmak, onu dinlemek doğru bir davranıştır ve samimiyetin gereğidir. Orada olan da budur!

 

Şükrü Sak: -Bütün bunlara rağmen çıktı ve bu konferansta da ifade ettiği üzere, bütün kesimlere hitaben; ?Buyurun şimdi fikir konuşalım? dedi?..

Abdullah Kiracı: -Tabii tabii? Mesele o zaten. Mirzabeyoğlu çok rahat o konularda biliyorsunuz? Buyurun fikir konuşalım? Bırakın basit itiş kakışları bir kenara.. Ne diyordu mesela konferansta, herkesin bir ?mutlak?ı vardır, son tahlilde herkes kendi ?mutlakını? tarif ve izah etmek durumundadır? O yüzden de ?mutlak var mı yok mu? diye ortaya konulamaz mesele? ?Mutlak?ın hangisi doğru?. Gelin onun üzerinde tartışalım? Burada da dikkat ederseniz, ?tartışmanın usûlü?nü getiriyor Mirzabeyoğlu? ?Tartışma ne üzerine yapılacak? onu getirip koyuyor Türkiye?nin önüne.. Bir tartışma olacaksa, karşılıklı belli prensipler çerçevesinde olur. Öyle sağırlar diyalogu gibi veya herkesin karnından konuştuğu bir vasatta tartışma olmaz. O yüzden de herkes kendi ?davasını? ortaya koysun ve onu nasıl temellendiriyorsa, onun üzerinden mesele konuşulup tartışılsın? Ve söylediği; Eğer samimi olarak bir şey söyleyecekseniz, konuşmanın usulü, metodu budur diyor.. Bu çerçevede benim de çok farklı kesimlerden aldığım tepkiler de bu yöndeydi, evet olması gereken budur diyorlar? Bir de bu kadar abuk sabukluğun arasında, bu kadar başıboş sapkın görüşün arasında, Ehl-i sünnet merkezli olarak insan ve toplum meselelerine çözüm getiren ve kendi içinde tutarlı bir sistem olarak meydan yerine dikilmiştir İbda!. Bunun kıymeti ve ehemmiyeti elbette tartışılamaz!

 

Şükrü Sak: -Bulunduğu yer itibari ile, buyurun fikir konuşalım derken, mesele sahibi insanları da mesele konuşmaya davet etti aynı zamanda?..

Abdullah Kiracı: -Dava üzüm yemekse eğer, dediğim gibi herkesle bütün meseleler konuşulur?

 

Şükrü Sak: -Bir de konferansta sanıyorum protokolle ilgili aksaklıklar olmuş?.. Örneğin Ferhat Kentel kapıdan dönmüş vesaire?. Bu konuda sizin bir gözleminiz, eleştiriniz veya size iletilen bir eleştiri oldu mu?.

Abdullah Kiracı: - Bu konuya röportajın başında temas etmiştim. İşin doğrusu, tertip komitesi olduğumuz için, o tür eleştirilerin doğrudan muhatabı biziz. O eksikliklerin sorumlusu da tabii ki biziz.. Şöyle, yoğunluk olunca, protokol sıralarına da bazı arkadaşlar birilerinin yerine oturtmuşlar, yani yer tutsunlar filan diye. Tabii protokole ayrılan yerler de bu şekilde dolunca? Sadece Ferhat Kentel değil, benim bildiğim kadarıyla, Hilal Kaplan, Esra Elönü, onlar da aynı şekilde..Yine HAMAS yetkilisi de ordaydı, o da oturamamış? Böyle, benim bildiğin on beş- yirmi kişi de kendisine yer bulamıyor? Sanki biraz savaş şartları gibi oldu bu iş, yer tutan bırakmama derdinde, yer için kavga etme gibi şeyler bile olmuş yani. Burada protokol konusunda çok dikkat etmek lazımdı. Bu iş için ayrı bir ekip görevlendirilmesi gerekiyordu ve bu tür durumlara müsaade edilmemesi lazımdı. Biz orada istemeden bir boşluk doğmasına yol açtık, dolayısıyla biz müsaade etmiş bu duruma ? Hata ettik yani. Orda o boşluğun doğmasına?  Sonradan hepsini tek tek arayarak özür diledik tabii. Katılımları için teşekkür ettik.

 

Şükrü Sak: -Siz konferanstan sonra da Kumandan?la beraberdiniz, Kumandan?ın böyle bir değerlendirmesi oldu mu konferansla ilgili?..

Abdullah Kiracı: -Evet, bir görüşmemiz oldu ama, konferanstan hemen sonra değil, daha sonra? Kumandan memnundu, katılımdan, ilgiden, alâkadan? Özellikle gençliğin göstermiş olduğu ilgiden? Kendisinin ortaya koymuş olduğu fikre gösterilen bir ilgi bu tabii olarak? Çünkü Kumandan?ın kavgası, ?fikir kavgası.? Bunun görülmüş olmasından memnun ayrıca. ?Allah?ın izniyle bu daha da büyüyecek! Rüzgar daha da kuvvetli esecek!? diyor. Bire bir ifadeler bu olmasa da mealen böyle?

 

Şükrü Sak: -Ama genel olarak memnuniyetini net bir şekilde ifade etti diyorsunuz?..

Abdullah Kiracı: -Tabii tabii.. Gayet memnun.

 

Şükrü Sak: -Kumandan?ın tertip heyetine takdirleri oldu sanıyorum, bir de onu soracaktım?.. Ayrıca Kumandan?ın konferansta yaşanan hadiselerle ilgili tenkidleri oldu mu, uyarıları?..

Abdullah Kiracı: -Şunu özellikle belirtmemiz lazım; tebrik etti Kumandan, ?teşekkür? etmedi.

 

Şükrü Sak: -Bu ikisi arasında bir nüans farkı var sanıyorum?

Abdullah Kiracı: -Tabii, tabii? Herkes yaptığını kendisi için, Allah rızası için yapıyor. ?Teşekkür?, şükür kökünden gelir. Neticede de o bakımdan, ?teşekkür? pek yerini bulmayan bir şey zaten. O yüzden ben özellikle ?tebrik ediyorum? ifadesini kullanmış; ?Allah mübarek etsin!? anlamında tabii? Yaptığınız işi, işlediğiniz ameli..

 

Şükrü Sak: -Uyarıları oldu mu?.

Abdullah Kiracı: -Şu oldu; kulis çok kalabalıktı, çok gereksiz bir şekilde!. Yani ?Bir daha olursa, bizzat ben böyle bir şeye müsaade etmeyeceğim!? dedi.

 

Şükrü Sak: -Sahne konusunda da sanıyorum?..

Abdullah Kiracı: -Evet, o konuda da rahatsızlığını ayrıca belirtti. Çok kalabalıktı. Öyle olmaması gerektiğini söyledi. Ama aslında en büyük sıkıntısı, arkada, kuliste, konferans sonrası yaşanan izdiham olmuş. Ben orada bulunmuyordum. Bir taraftan konferans heyecanı, bir taraftan neredeyse 48 saatlik uykusuzluk, bir taraftan telegramcı şerefsizlerin tazyiki. Hakikaten insan üstü bir direnç gösterdi Kumandan. Ama konferansın ardından, tam da dinlenmesi gereken bir zamanda neredeyse bir saat süresince kuliste bir keşmekeşle muhatap kılınıyor. Bundan son derece rahatsız olmuş. Kumandan hakikaten insan üstü bir efor sarf etti o gün.

 

Şükrü Sak: -Kulisteki kalabalıktan ciddi bir rahatsızlık yaşadığını beyan etti anlaşılan?..

Abdullah Kiracı: -Evet, evet. O fuzulî ilgiden rahatsızlığını tabii olarak beyan etti... Tabii ki insanlar ilgi gösteriyor ama, gösterdiği ilginin karşı tarafı rahatsız edip etmediğini de çok hesap etmiyorlar. Bu da tabii neticede bizim eksikliğimiz, orada o şeye müsaade etmememiz gerekirdi. Fakat oradaki arkadaşlar vazifelerini yerine getiremediler. Öyle bir vaziyet hasıl oldu. Bu da rahatsızlık verici bir durum olarak ortaya çıktı yani.

 

Şükrü Sak: -Yine bu konferans vesilesi ile yaşanan ?ilk?lerden biri de Sayın Cumhurbaşkanı?nın Mirzabeyoğlu ile görüşmesi oldu. Ve özellikle ?paralel medya? bu hadiseyi manipüle etmeye yeltendi. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?..

Abdullah Kiracı: -Bu paralel yapı ile Cumhurbaşkanı arasındaki husûmet biliyorsunuz, daha önceden başladıysa da, 17 Aralık?ta gün yüzüne çıktı. Aralarında bir kavga var ve bu kavgada ben kendi adıma Tayyip Bey'in yanındayım. Hele bu meselede sonuna kadar. Bu cemaat görünümlü örgüt, her türlü hadiseyi Cumhurbaşkanı?na saldırmak için bir bahane olarak görüyor. Sayın Cumhurbaşkanı bütün bir milletin cumhurbaşkanıdır; herkesle görüşür, Mirzabeyoğlu ile görüşür, şu cemaat lideriyle görüşür, Mahmud Efendi ile görüşür vs. Hatta gerekirse seninle benimle de veya her hangi bir vatandaşla da. Bundan tabii bir şey olamaz. Kaldı ki, daha önce bu konu ile ilgili Av. Hasan Ölçer?in yapmış olduğu açıklamada da belirtildiği gibi; Müslüman Türk devlet geleneğinde devlet başkanlarının fikir adamları ile, aydınlarla, sanatçılarla, şairlerle görüşmesi devlet için de bir prestij ve itibar kaynağıdır? Yani Mirzabeyoğlu gibi bütün davası İslâm olan biri ile görüşmek, Cumhurbaşkanı açısından şereftir ve Tayyip Bey de bunun gayet şuurunda bir insandır kanaatimce.

Bir de kendilerinin ?hocası? olan zâta bakın; adam şu kadar zamandır yurt dışında, Müslüman Türk milletine ne kadar düşman olan, Yahudi, mason, papa, patrik, FBI, CIA, Mossad dahil herkesle görüşüyor, sonra da dönüp Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı?nın Müslüman bir tefekkür adamıyla görüşmesini aklı sıra manipüle etmeye yelteniyor? Yemezler! Geçti o günler. Artık bu ajan yapılanma devlet ve millet tarafından fark edilmiş, yüzlerindeki maske düşmüştür!.

 

Şükrü Sak: -Cumhurbaşkanlığı da bu konu ile ilgili bir açıklama yaptı biliyorsunuz?.

Abdullah Kiracı: -Evet, gördüm o açıklamayı. Çok tabii bir açıklama. ?Ajan yapılanma? dediğiniz kesimlerin bundan ?rahatsızlık? duyması da normal bence. Rahatsız olsunlar!. Daha da çok olacaklar! Burada bu konferans vesilesi ile bir ?gong? çalındı, insanlar dönüp baktılar; ?Salih Mirzabeyoğlu ne diyor?? dediler. Bu konferansın bence en önemli yönü budur; gong etkisi... İleride belki de bu yönüyle anılacaktır. Biliyorsunuz daha önce yaşanmış olaylar var; ?Ademe mahkûm etme, sükût sûikastı? teşebbüsleri yaşandı, bunları biliyoruz. Bu durumları göz önüne aldığınızda, paralellerin kudurmasının sebebini anlayabilirsiniz. Gerçekten de konferansın önemli bir yönü de Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Mirzabeyoğlu?nun görüşmesidir. Ve bu tabii ki bu hasımlarımız açısından da çok önemlidir, tabii menfi yönden.

 

Şükrü Sak: Ortada apaçık mahkeme kararı olmasına rağmen, ?yasadışı örgüt lideriyle görüştü? filân diye yırtınmaları?..

Abdullah Kiracı: -Şimdi ben bunların asıl derdini çok iyi anlıyorum aslında; Türkiye?de egemen güçler, ?figüranlar? konusunda bir değişikliğe gitme kararı alarak, ?yumaşak bir geçiş? yapmayı düşündüler ve bu cemaati, ?ajan yapılanma?yı her neyse, idareyi teslim etmek üzere hazırladılar. Bu hazırlık biliyorsunuz, 30 yıldır sürüyor.

En sonunda da tam böyle idareyi ela alacaklarken, ilahî tecelli ile hesapları bozuldu. Tayyip Erdoğan bunlara karşı durdu, teslim olmadı. Bu yapı ne kadar içi boş olduğunu, sadece bir kişinin -Erdoğan?ın- karşı durmasıyla çözülerek gösterdi. Tabii bir kişinin karşı durması değil bu; arkasında Müslüman Anadolu halkı vardı. Bu halkın arkasında olduğunu bilerek karşı durdu. ?Müslüman Anadolu? tabirini bilerek kullanıyorum; bu duruş karşısında târümâr oldular. Bu tokadı yemiş olmanın acısıyla, ellerinden gelse, Erdoğan?ı bir kaşık suda boğmak istiyorlar.

 

Şükrü Sak: -Yani bunlara; ?Siz Mirzabeyoğlu?nun meşruiyetini sorgulayacak konumda değilsiniz!? diyorsunuz?..

Abdullah Kiracı: -Elbette!. Sen Pensilvanya?da oturup, CIA ile, Mossad ile fingirdeşip, papanın elini öpüp, burada Mirzabeyoğlu?nun Cumhurbaşkanı ile görüşmesini sorgulayacaksın? Bunu kimse artık, amiyane tabirle, yemiyor.

 

Şükrü Sak: -Mirzabeyoğlu yüzde yüz yerli, yüzde yüz millidir?

Abdullah Kiracı: -Cumhurbaşkanı da, Mirzabeyoğlu da bu ülkenin, bu toprakların insanıdır, bu ülkenin çıkarlarını düşünür önce, Amerika?nın, İsrail?in değil! Kendi çıkarından önce, bu ülkenin insanlarının menfaatini düşünür. Bir ülkenin insanları bu şuurda olmazsa zaten, o ülke ayakta kalamaz ki. Bir ülkenin ayakta kalabilmesinin yolu, o ülkede yaşayan insanların gerekli fedakârlık vasfına sahip olmalarıdır.

 

Şükrü Sak: -Bu konuda yapılan manipülasyonları çiğneyip geçeriz, bu tür manipülasyon girişimleri, İbda?ya, İbdacılara sökmez diyebilir misiniz?..

Abdullah Kiracı: -Kesinlikle!

 

Şükrü Sak: -Zaten Cumhurbaşkanılığı?ndan yapılan resmi açıklamada da ?Mirzabeyoğlu ile Haliç Kongre Merkezinde görüşülmüş, kendisine geçmiş olsun dileklerinde bulunulmuştur? diyor. Görüşmenin içeriği ile siz bir şey biliyor musunuz?

Abdullah Kiracı: -Ben çok şey bilmiyorum doğrusu. Sadece, Tayyib bey, konferansla ilgili, niçin daha büyük bir yerde yapmadınız diye sormuş? Daha büyük ve geniş bir yerde yapsaydınız daha iyi olurdu anlamında? Yani size zaten ciddi bir ilgi alâka var. Yani bunu öngörerek, böyle fiziki şartları daha iyi olan bir yerde yapılsaydı anlamında bir tavsiyede bulunmuş. Bir dahakine de, eğer tertib etmek bize nasib olursa, biz de öyle düşünüyoruz zaten.

 

Şükrü Sak: -Teşekkür ediyorum, bize vakit ayırdığınız için. En son şunu da söylemem gerekir dediğiniz bir şey varsa onu alalım?..

Abdullah Kiracı: -Şimdi ?meşruiyetin kaynağı? meselesi önemli bir davadır. Türkiye?de meşruiyetin kaynağı İslâm?dır. Anadolu insanı nezdindeki meşruiyetin kaynağı -ki Türkiye?nin omurgasını Anadolu insanı oluşturur, her ne kadar dışlanmaya çalışılsa da bu ortada- İslâm'dır. Buna en yakın duran, o meşruiyet merkezine en yakın duran kişi, kolay kolay yıkılmıyor. Tayyip Erdoğan bunun şuurunda; orada durmaya çalışıyor. Ama fikren eksik olduğunun, orada bu haliyle çok duramayacağının, savrulmasının mukadder olduğunun farkında. Mirzabeyoğlu'na yönelik ilgide bunun da hissesi var.

Dediğim gibi, meşruiyetin merkezi İslâm'a Anadolu halkı nezdinde en yakın duran kişi olarak Erdoğan görülüyor. Bunun tabii neticesi olarak, bugün bu malum cemaatin paçavra hali de ortada, bu komprador burjuvazinin istediğini yapamamasının sebebi de.

 

Şükrü Sak: -Kemalizmin tutmamasının sebebi de odur?

Abdullah Kiracı: -Evet, Kemalizm'in tutmamasının sebebi de odur, Anadolu?nun omurgası yerli yerinde duruyor. Bu omurga; Müslüman Anadolu insanıdır, onun her badireyi kader sırrı çerçevesinde bir şekilde atlatmasını sağlayan imanıdır. Dediğim gibi, onun nezdinde meşruiyetin yegane kaynağı İslâm?dır. Meşruiyetin kaynağına yaklaşan herkes onun kılavuzu olur, onun sözünü dinler.. Bu ve bunun gibi faaliyetler Salih Mirzabeyoğlu?nu meşruiyetin merkezine doğru taşıyacak faaliyetlerdir. Salih Mirzabeyoğlu meşruiyetin merkezine gittikçe, ona yönelik karalama kampanyaları, ona veya ibdacılara yönelik provokatif hareketler artacaktır. Samimi kesimlerin, samimi insanların, samimi cemaatlerin, samimi grupların burada uyanık olması gerekir. Burada Tayyib Erdoğan da o meşruiyetin kavgasını veriyor, orayı tutmaya çalışıyor, o da bunun bilincinde.

 

Şükrü Sak: -Meşruiyetin kaynağı İslâm olduğuna göre, İslâm davasının sembol ismi de Mirzabeyoğlu olduğu için burada bir sorun çıkmaz sanırım?..

Abdullah Kiracı: -Tabii tabii. İslâm davasının o anlamdaki doğrudan sembolü tabii ki Mirzabeyoğlu'dur! Şimdi tam anlaşılmasa da, çok yakın bir zamanda, hem de çok yakın bir zamanda bu net bir şekilde herkes tarafından görülecektir.Sembol isim olarak meşruiyetin merkezine geçtiğinde, oraya doğru yolculuğunu tamamladığında zaten bu ülkede bir çok şey değişmiş olacaktır; kendiliğinden veya başka türlü! Olayın özü burada yatar!

O yüzden de bunun farkında olan hasımlar, Anadolu insanının inandığı düzen içerisinde yaşamasını istemeyenler, bunu engelleyecek her türlü teşebbüse girecektir. Her türlü aletle karşı mücadeleyi yürüteceklerdir. Artık hadise biraz o mecraya doğru kayacak. İşte ?Mirzabeyoğlu Işıdçı?, yasadışı örgüt lideri vs vs. Asıl maksadları tabii Mirzabeyoğlu'nun etrafına senin de dediğin gibi yeniden duvarlar örmek, onu izole etmek, fikirleri ile milletin buluşmasının önüne manialar koymak. Bu gibi faaliyetler devam etsin, artsın, Salih Mirzabeyoğlu?nun, İbda?nın faaliyetleri işte şurada burada iyice artsın, bunların çok daha fazla olacağını göreceğiz. O yüzden tedbirlerin de buna göre alınması gerekir. Uyanık olmak lazım? Bütün İbdacıların bunun mesuliyetiyle davranması lazım.

 

Şükrü Sak: -Tekrar teşekkür ediyorum açıklamalarınız ve bize vakit ayırdığınız için?

Abdullah Kiracı: -Ben teşekkür ederim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.