• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Abdülhamid Han ve Erdoğan

Faruk   Selim
Ve Erdoğan bunun farkında… “Batı”dan gelen saldırının, Amerika´dan, İsrail´den, Küresel sermayeden gelen saldırıların… Erdoğan içerdeki Fetullahçı hain yapı ile boğuşurken, Amerika ile, İsrail ile, Batı ile, “Küresel kraliyetçiler”le boğuştuğunun farkında

 

 

ABDÜLHAMİD HAN ve ERDOĞAN

Faruk Selim

 

/resimler/2015-6/16/2331060535823.jpg

 

-I- 

Şartlar; Ulu Hakan Abdülhamid Han´ın zamanı gibi… Türkiye içten ve dıştan hainler ve onların işbirlikçileri eliyle kuşatılmış, parçalanmak istiyor, yine yabancı ülkeler, onların gizli servisleri, yabancı sermaye, içteki hainler elbirliği etmiş her türlü saldırıyı yapıyorlar; şartlar hemen hemen aynı…

Tabii ki bire bir aynı değil… Fakat çok benziyor. O kadar çok benziyor ki, bunun medyadaki örneği birkaç gündür gündemde:

Batı medyası Erdoğan´a her türlü saldırıyor:

Durdurun bunu” diye ABD´ye NATO´ya çağrılar yapıyor!

Durdurulmazsa Türkiye elden gider” diyor!

O´nun da dört bir yanı “Batılı güçler”le kuşatılmış…

Hem içerden hem dışarıda büyük bir saldırı altında…

Hedef tek: Erdoğan!

Zaten projenin adı da buydu:

Erdoğansız Ak Parti…”

Erdoğan bertaraf edilirse, onlar açısından sorun bitiyor, “Ak Parti´yi” her türlü manipüle edebileceklerini düşünüyorlar, o yüzden de saldırı Ak Parti´yi değil, Erdoğan´ı tasfiye etme üzerine kuruldu…

Biz de meseleye “Ak parti” genellemesi içinde değil, “Erdoğan ekseninde” bakıyoruz!

Fetullahçı hain ajan yapılanmaya bakın; Doğrudan Erdoğan´a saldırıyor; “Yezid” diyor, “Firavun” diyor,“Tiran” diyor… “Diktatör” diyor…

Dehşet bir kokuşmuşluk içinde, hayvani bir içgüdüyle saldırıyorlar…

Her türlü yöntemi, yalanı, iftirayı, hileyi mübah görüyorlar..

40 yıllık hain bir ajan yapılanma; devletin bütün damarlarına sızmış, beş bin hakimi savcısı, on bin Emniyet mensubu, binlerce bürokratı, binlerce iş adamı, o kadar gazetesi, televizyonu, üniversitesi, bankası, sermayesi… Koskoca bir devleti tek kurşun atmadan “teslim almış” hain bir ajan yapılanma; devasa bir ahtapot… Kökleri; Amerika ve İsrail´de… Koskoca Türk Ordusu´nu yine “tek kurşun atmadan” boğup atabilecek kadar, Genelkurmay Başkanı´nı “terör örgütü lideri” yapacak kadar, örgütlü bir şekilde devleti, bürokrasiyi işgal etmiş hain bir yapılanma…

Sisteme tümüyle hakim oldukları dönem içinde, saldırmadıkları, zarar vermedikleri, susturmadıkları kesim kalmadı nerdeyse; TSK´dan, İslâmî cemaatlere, laiklere, Cumhuriyetçilere, Kemalistlere, Ulusalcılara, Milliyetçilere… Hemen her kesimi saldırıp, boğup etkisiz hale getirip, dizayn ettiler…

17 Aralık darbe girişimine kadar:

Asker bunlardan rahatsızdı…

Kemalistler rahatsızdı…

Ulusalcılar rahatsızdı…

Ana muhalefet CHP rahatsızdı…

MHP rahatsızdı…

Laikler rahatsızdı…

Kürtler rahatsızdı…

PKK rahatsızdı, KCK rahatsızdı, HDP rahatsızdı…

Solcular rahatsızdı…

Bu hain ajan yapılanmadan rahatsız olmayan hiçbir kesim yoktu…

Fakat n´oldu?..

Alçakca, haince, sinsice tezgahlanmış bir darbe teşebbüsü başarılı olamayınca, siyasî irade, devletle birlikte bu hain saldırıya karşı “teyakkuza” geçti…

Büyük bir “varlık-yokluk” mücadelesi, bir “ölüm-kalım” savaşına girişti…

Fakat bu defa da yine “akıl almaz” bir şey oldu:

Dün bu hain ajan yapılanmadan rahatsız olan ne kadar kesim varsa, bir ânda bu hain yapı ile kol kola giriverdi!

“Olacak şey değil!”di değil mi?..

Ama oldu; Aynen böyle oldu… (Peki bu nasıl oldu?.. Yani düne kadar bu yapıdan şikayetçi olan ne kadar siyasi kesim ve yapı, kurum, nasıl bir anda bu hain ajan yapılanma ile kol kola girdi?...)

Biz CHP´yi de anlarız…

MHP´yi de…

Saadeti de… BBP´yi de… Diğerlerini de…

Deselerdi ki:

“Tamam… Siyasî irade ve devlet, tarihinde ilk defa bu hain ajan yapılanmaya karşı harekete geçti. Bu tarihi bir olaydır. Biz de, devleti sinsice kuşatmış bu ajan yapılanmaya karşı, siyasi irade ve devletin yanındayız! Bu bir “ulusal güvenlik meselesidir”, bu sorun halledilsin! Bunun için ne gerekiyorsa yaparız! Sonra da herkes herkesle istediği gibi mücadelesini yürütür! Bu bir vatan meselesidir!

Hayır, demediler, diyemediler!..

İşte burası “filmin koptuğu” yerdir!

Türkiye gerçek bir “bağımsızlık” şansı yakalamıştı

Hayır dediler, biz Amerika´nın, İsrail´in, Batı´nın kölesi olmaya, onların bizim ülkemizde iç siyaseti istedikleri gibi dizayn etmeye devam etmesini istiyoruz!

Türkiye bu “hain yapılanmadan” kurtulduktan sonra;

Siyaset mi yapacaksın, muhalefet mi edeceksin, dövüşecek misin, barışacak mısın ne yaparsan yap!Değil mi?..

İşte böyle olmadı…

Bu hain yapı; bir birine zıt ve birbirine düşman ne kadar yapı varsa; hepsini bir araya getirmeyi başardı!(Bu müthiş bir şey değil mi?.. Düne kadar birbirleriyle kavgalı olan siyasi grup ve yapılar kol kola giriverdiler; maksat tek; Erdoğan´ı devirmek!”)

-II-

Şartlar Abdülhamid Han´ın boğuştuğu şartlara ne kadar da benziyor değil mi?..

Üstad; “Abdülhamid´i anlamak her şeyi anlamaktır!” diyordu…

Düşünün, Said-i Nursi hazretlerini bile Abdülhamid´e karşı “ikna” ettiler, Elmalı´yı…

Abdülhamid yedi düvelle boğuşurken, bir de sürekli içerden darbe alıyordu; yanındaki, sağındaki solundaki tiplerin İhanetine uğruyordu

Uzun hikâyesi, Üstad´ın Abdülhamid Han adlı eserinde… Ve, ve, nihayetinde “belirleyici” olan, Üstad´ın ifadesiyle, “Abdülhamid´in merhameti” oldu…

Ve, o “merhametin sonucu” koca bir “imparatorluğun yıkılışıyla” sonuçlandı, malûm…

İşte burada bir benzerlik kurup sorabiliriz, daha doğrusu kıyaslayabiliriz; Erdoğan´da o “merhamet” var mı?.. Göründüğü kadarıyla yok! İyi ki de yok! Hatta bu ajan yapılanmaya karşı bir keresinde, “Bunlara acırsanız, acınacak hale düşersiniz!” demişti! İşte Türkiye eğer bu parçalanma sürecinden sağ salim çıkacaksa, bunu “Erdoğan´ın merhametsizliği!” sayesinde başaracaktır! Diğer bütün ihtimallerde; Türkiye bir Irak ve Suriye olacaktır! Çünkü zaten Amerika, İsrail ve ajan yapılanmanın istediği de budur!.

Daha da önemlisi, eğer Türkiye 17 Aralık darbesini savuşturup, bugüne kadar ayakta kalabildiyse bu sadece Erdoğan´ın şahsıyla, mizacıyla, cesaretiyle ilgilidir, başka bir şeyle değil!.

 

-III-

Şartlar, Ulu Hakan Abdülhamid Han´ın devrine ne kadar benziyor…

O´na “yalnız adam” dediler…

“Düşmanları” onu anladı… Bu gerçek! Zaten “anladıkları” için tasfiye edilmek isteniyor Erdoğan!

Dostları?. Anlamadıklarından emin olabilirsiniz!. Onun yürüttüğü mücadeleyi… (Hele hele, “İslâmcı camia”nın klasik karakteristik özelliklerini göz önüne alırsanız bu durum çok daha somut olarak görülebilir!.. “Klasik karakteristik özelliklerini” saymaya kalksak,ooo…”Siyasi ve ideolojik bir şuur”dan yoksunluğa, ağlamaktan zırlamaya, yalvarmaktan, acındırmaya… Hatta sünepelerin bir kısmı, Erdoğan sayesinde kavuştukları rahat ortamdan dolayı acayip de “keskinleştiler”(!) Yardırıyorlar hergün valla… Gördükçe şok oluyorum!)

Ulu Hakan Abdülahamid Han´ın o zor yıllarda;

Yahudilerle… Masonlarla… Siyonistlerle, bankerlerle, yabancı istihbarat örgütleriyle, yabancı sermaye ile etrafındaki ahmaklarla nasıl boğuştuğunu hatırlarsanız, Erdoğan´ın da nelerle nasıl boğuştuğunu daha rahat görebilirsiniz!

Abdülhamid´e “kızıl Sultan” diyenlerle, Erdoğan´a “diktatör, yezid, tiran” diyenlerin, -yani Fetullahçı hainlerin- aynı soydan olduğunu görürsünüz!

Erdoğan karşısında, 40 yıllık liberallerin, demokratların, laiklerin, Kemalistlerin, solcuların nasıl bir anda “Fetullahçı olduklarını” görüp şaşkınlığa düşersiniz benim gibi!

Bu nasıl bir değişimdir, nasıl bir dönüşümdür, nasıl bir “siyasal kimliktir” ki, bir senede bu kadar savrulabilmektedir?.. Ama daha önce de dediğim gibi, bunun çok derin “sosyolojik açıklamaları” yok, bunun bir tek açıklaması var, o da; zübüklük!

 

-IV-

Şartlar, Abdülhamid Han´ın yaşadığı şartlara ne kadar da benziyor…

Ve Erdoğan, “düşmanları” tarafından, Abdülahamid Han´ın uğradığına benzer saldırılara uğruyor… (“Bebek maması” gibi aşağılık gerekçelerle asılan Menderes gibi, aşağılık CIA propaganda yöntemleriylevurulmaya çalışılıyor, “Saray´ın elektriği, avizenin fiyatı, klozetin kapağı” gibi)

Ve Erdoğan bunun farkında… “Batı”dan gelen saldırının, Amerika´dan, İsrail´den, Küresel sermayeden gelen saldırıların… Erdoğan içerdeki Fetullahçı hain yapı ile boğuşurken, Amerika ile, İsrail ile, Batı ile, “Küresel kraliyetçiler”le boğuştuğunun farkında!

Ve Erdoğan, “dostları” bakımından, Abdülhamid kadar yalnız!

Ve bir de, Abdülhamid`e ihanet edenlerin, sonradan yaşadıkları "pişmanlıklar" var tabii ki!

O`nun "Ruhâniyetinden istimdât" isteyenler...

(3.6.2015)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.