• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

15 Temmuz; Yenildiniz! Kininizle geberin!

Şükrü  Sak
Korkunç iddialar, kanlı gerçekler!
Bir değil iki darbeci grup vardı. Plan bozuldu! Birinci grup "iç savaş" çıkarmak istiyordu, ikinci grup "yumaşak" bir darbe ile Erdoğan'ı tasfiye etmek istiyordu!

Yenildiniz! “Kininizle geberin!”

Şükrü Sak

Cumhuriyet tarihindeki ikinci büyük saldırı, Müslüman Türk halkına yönelik ikinci büyük “Batıcı hain saldırı” Allah’ın lütfu sayesinde atlatıldı!

Bu “saldırı” bize çok şey öğretmeli, çok şey söylemeli…

Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa darbecilere diz çöktürmenin öz güvenini duyduk!

Doğrudur!..

Allahsız darbecileri “derdest” etmenin zaferini yaşadık millet olarak, doğrudur!..

Onlar silah zoruyla, TRT’de “yönetime el koyduk” açıklaması okuturken, Müslüman Türk halkı bilek gücüyle, iman gücüyle; “sokaklara el koyduk” dedi!

Bu bir zaferdir!

Siyasî bir “lider” olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı tavrı, dik duruşu, halkı sokağa çağırmasıTürk siyasi tarihinde bir ilk olarak yerini almıştır!

Bu bir zaferdir!

Müslüman Türk halkının zaferidir…

Öz vatan savunmasıdır!..

Türkiye’ye düşman yabancı bir ülkenin yapamayacağı çapta, onlarla işbirliği yaparak gerçekleştirilen bir katliam, bir imha girişimidir bu!..

Adını doğru koyalım;

Bu bir “darbe girişimi” değildir!..

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan, 7 Şubat, 17-25 Aralık darbelerini görmüş bir millet olarak, bu kadar “darbe tecrübesi” olan bir halk olarak, diyebiliriz ki;

Bu bir “darbe girişimi” değildir…

Bütün bu yukarıda bahsettiğimiz “darbelerin” hiçbirinde böyle hain ve alçak bir saldırı olmadı…

Bu bir “iç savaş başlatma operasyonu”dur!..

Yaklaşık olarak üç yıldır, başta Salih MirzabeyoğluMahmut Efendi olmak üzere bütün büyükler tarafından “uyarısı” yapılan;

Türkiye’yi Suriye hâline getirme” operasyonudur!..

Biz darbeyi gözünden tanırız;

Bu bir “darbe girişimi” değildir…

Bu “Türkiye’de bir iç savaş başlatma operasyonu”dur!..

O yüzden;

Doğrudan “merkezî otoriteyi” çökertmeyi hedef alan saldırılar yapılmış;

Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, MİT, Emniyet, Özel Harekât, F-16’larla, jetlerle, skorskilerle bombalanmıştır!

Kabul etmek gerek ki; bu hain saldırıyı gerçekleştirenler, “dış düşman”dan daha tehlikelidir!

Kabul etmek gerekir ki; bu alçak saldırıyı gerçekleştirenler, Amerika, İsrail, NATO ile işbirliği içindedir!

Kabul etmek gerekir ki bu derece büyük bir saldırı, “dış destek” olmadan gerçekleştirilemez…

Kabul etmek gerekir ki;

Bu hain saldırıyı gerçekleştirenler;

Müslüman olamaz…

Türk olamaz…

Vatansever olamaz…

İnsan olamaz…

Bunlar en aşağılık cinsinden “hainlerdir…”

Bunlarla işbirliği yapan, bunlara “hoşgörü” ile bakan da bunlar gibidir!..

*

Bu saldırı bizim yıllardır, “örtülü işgal” olarak ifade ettiğimiz gerçeğin bütün çıplaklığı ile gün yüzüne çıkmış hâlidir…

Bir gecede bu çapta büyük bir saldırıyı “örgütleyip” gerçekleştiren “gücü”, halk olarak da, devlet olarak da, bürokrasi olarak da çok doğru tanımlamalıyız!.

 

ORTAYA ÇIKAN BÜYÜK ZAAFLAR

Bu saldırı vesilesi ile ortaya çıkan, başta güvenlik ve istihbarat zaafları olmak üzere, bütün zaafları da doğru tesbit etmek zorundayız!

Bir: Üç senedir FETÖ ile mücadele ediyoruz(!), FETÖ, Kırımız Kitap’a girdi, ama durum ortada! FETÖ, hâla, bütün kurum, kuruluşları ile, gazeteleri, televizyonları, dershaneleri, bankaları, kaymakamları, valileri, komutanları ile tıkır tıkır faaliyetteymiş… (Daha dün Konya’da üç vali yardımcısı görevden alınıp tutuklandı. Hani üç senedir FETÖ ile mücadele ediyorduk?..)

Bu aymazlığın, bu sorumsuzluğun, bu “kararsızlığın” sorumlusu kim, kimler?..

Bu mücadelenin önünü tıkayan, bu mücadeleye takoz koyan hangi görevliler? Hangi resmî kurumlar?..

Üç senedir yürütülen bu “mücadeleye” rağmen, adamlar bu kadar büyük çaplı bir saldırıyı örgütleyip gerçekleştirebiliyorlarsa?.. Gerisini söylemeye dilimiz varmıyor…

İki: Genelkurmay istihbaratı, MİT, Emniyet istihbaratı, Jandarma istihbaratı bu saldırıyı haber alamadıysa?.. Gerisini söylemeye dilimiz varmıyor…

Üç: Özellikle 17-25 Aralık saldırısından sonra, -bizim de “millileşmeye” başladığını düşündüğümüz MİT- bu denli büyük bir saldırıyı önceden haber alamıyorsa?. Bu korkunç bir şey… Haberi olduğu halde Reis’e bilgi vermediyse –ki vermemiş, Reis darbeyi “Enişte”den duyduğunu söyledi- bu daha korkunç bir şey! Ötesini söylemeye dilimiz varmıyor….

*

KORKUNÇ RİVAYETLER…

(Belki de, korkunç rivayetler yerine, “korkunç gerçekler” demeliyiz, bilemiyorum… Çünkü bütün işaretler aynı noktayı gösteriyor…)

Türkiye’de, belki de milyonlarca insanı öldürmeyi hedef alan bu saldırı karşısında;

Bizim de bir “anlam veremediğimiz”…

Cevabını bulamadığımız…

Açıklamasını yapamadığımız birçok husus var…

Birçok “karanlık” nokta var…

Bütün bu, “anlam veremediğimiz, cevabını bulamadığımız, açıklamasını yapamadığımız” hususları, kendince açıklayan, yine çok korkunç iddialar var ortalıkta…

Bu çok korkunç bir rivayet…

Bu müthiş derecede kafa bulandıran bir senaryo…

Bu inanılmaz derecede, “doğru olma ihtimali bulunan” bir “açıklama…”

Üstelik,

Bizim, “anlam veremediğimiz, cevabını bulamadığımız, açıklamasını yapamadığımız” hususların da, -yine kendince diyelim- açıklaması olabilecek iddia…

Kısaca şu:

Ortada bir değil iki grup darbeci vardı…

MİT ve Genelkurmay darbeyi biliyordu…

Birinci grup darbeciler, Amerikancı FETÖ’cüler…

İkinci grup darbeciler; içlerinde MİT, Fidan, Davutoğlu, A. Gül, Bülent Arınç gibi isimlerin de olduğu grup…Bunlar darbeyi biliyorlardı… Fakat böyle korkunç bir saldırı olacağını değil, “yumuşak bir darbe” olacağını –yapacaklarını- düşünüyorlardı…

Bu grubun amacı, “iç savaş” değil, klasik bir darbe ile Reis’i etkisiz hale getirip, Yüce Divan’a gönderecekler, Amerika, İngiltere, NATO vesaire ile de, “ilişkileri normalleştirecekler”, Türkiye “Başkanlık sistemine” geçmeyecek, Reis tasfiye edilecek, FETÖ, 17 Aralık öncesindeki haline gelecek, tutuklananlar bırakılacaktı, vesaire…

Birinci grup darbecilerin amacı; Doğrudan Türkiye’de “iç savaş çıkarmak” ve Türkiye’yi Suriye hâline getirmekti… Bunların arkasındaki grup, Amerika, NATO’ydu…

Bu yüzden bir çok tuhaflık yaşandı…

Hadiseleri takip edenler görmüşlerdir….

Sessiz kalanlar…

Sonradan taraf değiştirenler…

Bunlar “çok önemli işaretler” olarak ortada duruyor…

İkinci grupta yer alan darbeciler, “İngiliz ekolü”nün desteklediği darbecilerdi…

İddia, rivayet veya gerçek, işte bu…

*

Bu, “iddia-rivayet veya gerçek”…

Anlam veremediğimiz…

Cevabını bulamadığımız…

İzahını yapamadığımız birçok “karanlık” noktayı da aydınlatmaya yeter mi, bilmiyorum…

Hani şu, “darbe girişimi” boyunca “sessiz kalanlar… taraf değiştirenler…” vesaireyi açıklar mı?..

Ne diyelim:

Gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır…

Ya da İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’nun Aydınlık Savaşçıları’nda geçen;

"Bir kıvılcım akışına tersine çevirecek"

dediği gibi, Erdoğan'ın, ilahî bir lütufla saldırıyı atlatıp, halkı sokağa dökmesi, planları bozup, "akışı" tersine çevirdi!

 
Bu haber toplam 4592 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.